Okunma Sayısı : 1902  |
|
Soğuk algınlığı ve grip hep karıştırılır
|
Soğuk algınlığı ve grip hep karıştırılır
Kış mevsimine girerken soğuk algınlığı ve grip hastalığının sayısında
önemli artışlar gözlenir. Sık sık karıştırılmakla birlikte ikisi ayrı
rahatsızlıklardır. Soğuk algınlığı ve grip arasındaki en önemli fark,
soğuk algınlığında yüksek ateş ve genel durum bozukluğu gözlenmezken,
gripte çok yüksek ateş, genel durum bozukluğu ve araya giren seconder
(ikincil) bakteriyel enfeksiyonlar görülebilir. Soğuk algınlığı burun
tıkanıklığı, burun akıntısı, boğazda yanma hissi ve öksürük ile başlar.
Genellikle halkın dediği gibi soğuk algınlığı ilaçla bir haftada,
ilaçsız yedi günde iyileşir.
Soğuk algınlığına neden olan çok sayıda virüs vardır. Bunlar rinovirüs,
adenovirüs, solunum yolları sinsisyal virüsleri, korona virüsü ve
enterovirüslerdir. Bu virüslere dünyanın her yerinde rastlanabilir.
Rinovirüsler sonbaharda bazen de ilkbaharda salgınlar yapıyor. Korona
virüsler kış aylarında, enterovirüsler ise sonbaharda salgınlara neden
oluyor. Her virüsün çoğalma koşulları farklı olduğundan havanın ısı ve
nem derecesine göre değişiklik gösterebiliyor.
Soğuk algınlığı hasta kişinin aksırık-öksürük sırasında havaya saçtığı
virüs taneciklerinin solunması sonucu; bunun dışında tokalaşma, öpüşme
ve kalabalık ortamda bulunma durumunda da bulaşabilir. Soğuk algınlığı
belirtileri başladıktan sonra insanlar çoğu kez dinlenmeksizin ayakta
geçirebiliyor. Ancak, araya giren sinüzit veya orta kulak iltihabı
oluştuğu zaman mutlaka dinlenmek gerekir.
İstatistiki değerlendirme yapılmadığı için, ülkemizde soğuk
algınlığının görülme sıklığı kesin olarak bilinmiyor. Çünkü, bir çok
kişi, soğuk algınlığını ciddiye alıp doktora gitmiyor. Eczaneden
aldıkları burun damlası ve burun açıcı ilaçlarla kendilerini tedavi
ediyorlar. Araya bir komplikasyon girdiği zaman ancak doktora
başvuruyorlar.
Her ne kadar soğuk algınlığı ile aynı anlamda kullanılsa da grip
tamamen farklı bir hastalık. Gribal enfeksiyonun etkeni enflüanza
virüsleridir. Enflüanza her yıl bazı farklılıklar göstermekle birlikte,
çoğunlukla kış mevsimine girerken dünyanın her yerinde salgınlara yol
açıyor. Virüs solunum yollarından girdikten 2-3 gün sonra kana
karışarak tüm organları etkisi altına alıyor. Aniden titremeyle
yükselen 39-40 dereceyi bulan ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik
ve genel durum bozukluğu görülen başlıca belirtilerdir. Ateş 3-4 gün
sürdükten sonra yavaşça düşmeye başlar ve hastanın genel durumu
düzelir. Ateş düştükten sonra ikinci kez yükselirse bu, araya sinüzit,
orta kulak iltihabı veya bir pnomoni (zatürree) geliştiğinin
ifadesidir. Bu durumda kesinlikle bir doktora başvurmak gerekir. Gribal
enfeksiyonun seyri sırasında enflüanza virüsleri kalp zarı
iltihaplanması, beyin zarı iltihaplanması, akciğer ve karaciğer
iltihaplanması yapabilir.
Gribal enfeksiyonun tedavisi için yaklaşık bir hafta dinlenmek gerek.
Hasta bol sıvı gıdalar almalı. B ve C vitamini hastaya destek sağlar.
Ancak, vitaminler tedavide yararlı olmakla birlikte korunma esnasında
faydalı olduğu gözlenmemiştir. Gripten korunmanın en etkin yöntemi grip
aşısı yaptırmak. Grip aşısı her yıl Eylül-Kasım ayları arasında
yapılıyor. Koruma süresi bir yıl kadar. Aşılanmış bazı kişilerde
hastalık görülebilir ancak, belirtiler hafiftir. Önemli bir iş gücü
kaybına yol açmaz. Prof.Dr. Murat Dilmen
İstanbul Tıp Fakültesi
İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı
|
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|