Grip Tedavisi

Sağlık Konusu: istanbul on Kasım 4, 2009 | Yorum Yok

Grip Tedavisi

Grip Tedavisi

Grip Tedavisi

Grip kış mevsiminde görülen nefret edilesi bir hastalıktır. İnsanlar daha çok soğuk havalar da grip olabilirler. Gribin doğal ya da ilaçlarla çözüm yolu bulunmaktadır. Fakat eski sağlıklı halinize kavuşabilmeniz en az 3-4 günü bulmaktadır. Bu süreyi daha aza düşürmek tamamen sizin ya da doktorunuz uygulayacağı tedavi biçimine bağlıdır.

Grip tedavisi için öncelikle temizlik ve tüketilen yiyeceklerin sağlığa yararlı olması gerekir. Soğuk algınlığına yakalandığınız da burnunuzda salgılar oluşacaktır. Her saatte bir burnunuzu lavaboda mikroplardan arındırın. Aynı zaman da gribinizin geçmesi için sıcak ortamlar da bulunmanız gerekir. Ihlamur kaynatın ve için. Sıcak su sizin soğuk algınlığından kurtulmanızı sağlayacaktır.

Gribal enfeksiyona yakalandığınız da yediklerinize de dikkat etmelisiniz. Öncelikle soğuk yiyecek ve içeceklerden uzak durmalısınız. Çay ve ıhlamur içmek sizin sağlığınıza kavuşmanızı sağlayacaktır. Aynı zaman da grip olduğunuz da portakal ve mandalina gibi bol c vitaminli meyveler tüketmeyi ihmal etmeyiniz.

Rahat bir kış nasıl geçirilir?

Sağlık Konusu: admin on Mart 4, 2009 | Yorum Yok

Rahat bir kış nasıl geçirilir?

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesirahat bir kış Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, tüm yurdu etkisi altına alan soğuk havaların özellikle akciğer hastalarını etkilediğini vurgulayarak, astım ve KOAH gibi akciğer hastalarının rahat bir kış geçirmek için çok gerekli olmadıkça soğuk, yağmurlu, karlı ve rüzgarlı havalarda sokağa çıkmamalarını önerdi.

Prof. Dr. Küçükusta, tüm yurdu etkisine alan soğuk havalara dikkat çekerek, soğuk havadan en çok etkilenen ve hastanelerin acil servislerine giden kişilerin akciğer hastaları olduğunu söyledi.

”Astım, KOAH gibi hastalığı olanları en çok rahatsız eden şey, havanın soğuk ve kuru olmasıdır. Soğuk hava, bronşları daraltarak öksürük, hırıltı ve nefes darlığına neden olur” diyen Prof. Dr. Küçükusta, ayrıca kışın ev, işyeri gibi kapalı mekanların havasının da ısıtmaya ve pencerelerin kapalı tutulmasına bağlı olarak daha kuru olmasının da, bronşların daralmasına ve salgıların kurumasına yol açtığını bildirdi.

Prof. Dr. Küçükusta, insanlar kışın zamanlarının neredeyse tamamına yakınını kapalı mekanlarda geçirdikleri için, bu ortamların havasının kirliliği ve alerjenlerle daha yoğun karşılaşmalarının da astım krizlerini tetikleyen önemli bir neden olduğunu dile getirerek, kışın en çok rahatsızlık yaratan alerjenlerin ise ev akarları, evcil hayvanlar ve küf mantarları olduğunu kaydetti.
Bu alerjenlerin ev ortamında yılın her mevsiminde bulunduğunu, ancak kış aylarında söz konusu alerjenlerin miktarlarında önemli artışlar meydana geldiğine işaret eden Prof. Dr. Küçükusta, sözlerine şöyle devam etti: ”Kış aylarındaki astım krizlerinin ve KOAH ataklarının diğer önemli bir nedeni de, grip, soğuk algınlığı gibi viral ve bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlardır. Çünkü soğuk havaya maruz kalınması, solunum yollarında mikroplarla savaşma gücü azalır. Solunum yollarına ulaşan mikroplar, akciğerlere yerleşerek, bronşit atakları ve zatürree gibi hastalıklara neden olurlar.”

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, akciğer hastalarının rahat bir kış geçirmeleri için dikkat etmeleri gerekenlere ilişkin de şunları kaydetti:
”Astım ve KOAH gibi akciğer hastaları, rahat bir kış geçirmeleri için çok gerekli olmadıkça soğuk, yağmurlu, karlı ve rüzgarlı havalarda sokağa çıkmamalı, dışarı çıkması gerekenler çok kalın tek giysi yerine, daha sıcak tutan kat kat giyinmeyi tercih etmeli, dışarıda dolaşırken, ağız ve burun önüne bir kaşkol tutularak solunan havanın ısıtılması ve nemlenmesi sağlanmalı, soğuk havada astım krizine girenler de sokağa çıkmadan 15-20 dakika önce nefes açıcı spreylerini kullanmalıdır.

Astımlılar için ideal ısınma sistemi kaloriferdir. Katalitik ve borusuz sobalar uygun ısınma araçları değildir. Odun ve kömür sobalarının tütmemesi için gerekli önlemler alınmalıdır. Evde gazla çalışan ısınma, yemek pişirme araçlarından gaz kaçağı olup olmadığı kontrol ettirilmelidir. Ev düzenli olarak temizlenmeli, duvardan duvara halılar, özellikle de beton üzerinde bulunanlar kaldırılmalıdır. Yatak takımları haftada bir sıcak su ile yıkanmalı, yatak ve şilteler özel kılıflarla kaplanmalıdır. Kuştüyü yastık kullanılmamalıdır. Yatak odasında kumaş kaplı mobilya (koltuk, kanepe, sandalye) olmamalıdır. Kedi, köpek gibi hayvanlar mümkünse ev dışında beslenmeli ve kesinlikle yatak odasına alınmamalıdır. Hayvan, haftada bir yıkanarak barındırdığı alerjenler azaltılmalıdır. Evde sigara içilmemelidir. Gripten korunmak için her yıl Ekim-Kasım aylarında grip aşısı yaptırılmalıdır. Grip ve diğer solunum yolları salgınları sırasında, zorunlu olmadıkça toplum içine girilmemelidir.”

Elleri yıkamak önemli

Sağlık Konusu: admin on Mart 4, 2009 | Yorum Yok

Kış aylarının derdi üst solunum yolu hastalıkları… Öldürmeyen ama süründüren, solunumla dokunmayla bulaşıp; yaşamı zehir eden öksürükler, aksırıklar… Uzmanlara göre kolayca yayılan enfeksiyonlardan korunabilmek için nefes almama gibi bir seçeneğimiz yok. Ama en azından ellerimizi sık sık yıkayabiliriz.

Marmara Üniversitesi Nöroloji Enstitüsü Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alev Üneri üst solunum yolu enfeksiyonlarının kış mevsiminde artış göstermesinin en büyük nedenini insanların kapalı mekanlarda bir arada olmasına bağlıyor. Üneri’ye göre herkesin bir arada olması, enfeksiyonu olan bir kişinin diğerlerine de enfeksiyonu bulaştırmasına neden oluyor. Ayrıca havalandırmaları ve toplu taşıma araçlarının daha sık kullanılmasını da enfeksiyonları yayan diğer nedenler arasında sıralayan Üneri sorularımızı yanıtladı;

Üst solunum yolu enfeksiyonları için risk grupları kimlerdir?
Kişisel faktörler çok önemli. Bünyede doğuştan gelen özellikler varsa, alerjik yapı, ya da anatomik bir takım özellikler. Mesela burun kemiğinde eğrilik, devamlı ağızdan nefes alıp vermek gibi… Bunlar enfeksiyona yakalanmayı kolaylaştırır. Bozuk uyku, yemek düzeni enfeksiyonlarına yakalanmada önemli. Bir de stres faktörü var. Yani, stresli kişiler, diğer kişilere göre daha sık enfeksiyonlara yakalanabiliyor.

Korunma yolları neler?

Düzgün yaşam, iyi beslenme, iyi dinlenme, spor yapma. Bir de el yıkama. Üst solunum enfeksiyonlarının hep solunum yoluyla bulaştığı düşünülür ama el yıkamak da enfeksiyonlardan korunmakta çok önemli.

Tavuk suyunun iyi geldiği söylenir?
Bizim yayınlarda özellikle balgam söktürücü olarak tavuk suyu geçer. İlk karşılaştığımda bana da çok şaşırtıcı gelmişti. Bir kaç şekilde etkili olduğu düşünülüyor. Birincisi, içindeki bir takım maddelerin öksürük şuruplarındaki balgam sökücü ile aynı olduğu. İkincisi ise tuzlu ve sıvı veriyorsunuz hastaya. İçindeki bir takım mineraller, eklem ağırlığınızın ve kırıklıklarınızın geçmesine neden oluyor. Sonuçta ben hastalarıma günde en az bir kupa tavuk suyu öneriyorum. Limonlu ve biberli, tavuğun herhangi bir yerinden kaynatılarak. İlla çorba haline getirmek de şart değil, düz olarak da içilebilir.

Erişkinlerdeki boğaz enfeksiyonları neden olur?
Bir yığın hastalık boğaz enfeksiyonu zannedilir. Mesela kronik faranjit var. Erişkinlerde özellikle mide sorunları, kronik boğaz yangılarına sebep olabilir. Mideyle yemek borusu arasındaki kapakçıkta bir gevşeklik olması gibi özel bir rahatsızlık var. Reflü bile akciğerlere kadar gidip kronik öksürüklere neden olabiliyor. Ağız kokularına neden olabiliyor. Ve siz ateşiniz olmadan da devamlı boğaz ağrısı, kırıklık, antibiyotik alıyorsunuz, düzeliyor gibi oluyor. Bir iki gün sonra tekrar boğazınız ağrıyor. Halbuki altındaki sorun farklı. Antibiyotik aldığınız zaman ona iyi geliyor. Ama esas sorun başka.

Sinüzit sık mı görülür?
Eğer, doğuştan gelen anatomik bir yatkınlığımız varsa, burun kemiğimiz eğriyse, burun içindeki dokular biraz iriyse, alerjiniz varsa, sigara içiyorsanız, genel durumunuz düşükse, atlattığınız sinüzitlerden birini atlatamayıp, bilinen sinüzit enfeksiyonu haline dönebilirsiniz. Çocuklarda sinüzit ağrı yapmaz, genellikle iyileşmeyen öksürükle kendini gösterir. Bronşit zannedilir. Antibiyotik verilir. Antibiyotik süresi de kısa tutulduğu için, 5 gün, 1 hafta, iyileşir gibi olur. Arkadan tekrar öksürük başlar. Bir ay, bir buçuk ay öksürür çocuk. Başka hiçbir belirti yok. Bir de anne dikkatliyse, sabah ağız kokusu fark eder. Bu şekilde ortaya çıkabilir. İlla başağrısı yapması şart değil. Devamlı geniz akıntısı, kokulu akıntı, renkli balgam, devamlı öksürük, sinüzitin belirtilerindendir.

Sinüzitin tedavi yöntemi nedir?
Cerrahi alternatiften önce medikal tedavi düşünülmeli… Sinüzitte antibiyotik tedavisi uzundur. 10-15 gün, hatta 20 gün süreyle antibiyotik kullanılması gerekir. Eğer eminseniz, tomografi çektiyseniz, enfeksiyonu görüyorsunuz, 20 gün süreyle antibiyotik kullanılması gerekir.

Kış Hastalıkları

Sağlık Konusu: admin on Mart 4, 2009 | Yorum Yok

Üst solunum yolu enfeksiyonları tehlikeli mi? Zatürreenin ilk belirtileri neler? Nane limon içmek işe yarıyor mu? Bitki çayı içmenin faydası var mı? Soğuk algınlığı ile grip karışırsa ne olur? Zatürree için risk grubunda mısınız? Grip aşısı ne zaman yapılmalı? Tavuk suyu çorbanın mucizesi nedir? Her kış hasta olmaktan bıkanlar, bu dosya tam size göre…

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Prof. Dr. Küçükusta, son günlerde tüm yurdu etkisi altına alan soğuk hava ve karın hastalıkları da beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, şunları söyledi:
”Soğuk hava, kar ve yağmura maruz kalanlarda çok sık rastlanan bir rahatsızlık, soğuk ürtikeri ya da kurdeşendir. Bu durum, soğuk hava dışında soğuk cisimlerle temas veya soğuk yiyecek ve içeceklerle de ortaya çıkabilir. Nedeni, soğuğun etkisiyle derideki mast hücrelerinden histamin salgılanmasıdır.”
Soğuk ürtikerinin, daha çok soğukla doğrudan teması olan yüz ve ellerde dakikalar içinde ortaya çıktığına işaret eden Prof. Dr. Küçükusta, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Bunlar, şiddetli kaşıntıya neden olan kızarıklık ve kabarmalar şeklinde görülür. Soğuk suda yüzerken olduğu gibi vücudun büyük kısmının soğuğa maruz kalması durumunda tansiyon düşüklüğü, bayılma ve ölüme kadar gidebilen yaygın reaksiyonlar da gelişebilir.

Soğuk ürtikeri, daha çok 15-30 yaş arasındaki gençlerde görülen bir rahatsızlıktır. Genellikle 5-10 yıl sürdükten sonra kendiliğinden geçer, ancak bazı kişilerde ömür boyu da devam edebilir. Hastaların yüzde 90′ında soğuk ürtikerinin nedeni belli değildir. Yüzde 10 hastada ise neden, kanda bulunan ‘kriyoglobülin’ ismi verilen ve soğukta çökelme gösteren proteinlerdir. Bu proteinler, mikroplazma ve mononükleozis gibi bazı enfeksiyonlarda, lupus, romatoid artrit gibi oto-immun hastalıklarda ve bazı lösemi ile lenfomalarda ortaya çıkarlar. Soğuk ürtikerinin sağlam insanlara kan nakli ile geçebileceği de ileri sürülmüştür.”

AİLESEL SOĞUK ÜRTİKERİ
Prof. Dr. Küçükusta, soğuk ürtikerinin çok ender olarak bazı ailelerde görülen bir formu da olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:
”Buna ‘ailesel soğuk ürtikeri’ ismi verilir. Bu hastalık çok küçük yaşlarda belirti verir ve tüm ömür boyu devam eder. Ürtiker bunlarda soğuğa maruz kalındıktan hemen sonra değil, 1-5 saat geçtikten sonra gelişir. Oluşan kabarıklıklar da kaşıntılı olmaktan çok ağrı ve yanmaya yol açar. Bir atak genellikle 1-2 gün sürer ve çoğu zaman ateş, titreme, eklem ağrıları, baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı gibi şikayetlerle birliktedir.”

Soğuk ürtikerinin klinik bulgularının çok tipik olduğunu da ifade eden Prof. Dr. Küçükusta, kesin tanı için ”buz-küp testi” uygulandığını, bir buz küpü veya 0-4 derece soğukluğundaki cismin deriye 4-5 dakika süreyle temas ettirildiği testte, derinin daha sonra ısıtılmasını takiben o kısmın kızarıp şişmesi ile tanının kesinleştirilmiş olduğunu vurguladı.

TEDAVİ…

Hastalığın tedavisine de değinen Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, soğuk ürtikeri olanların ani ısı değişikliklerine karşı çok dikkatli davranmaları gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Küçükusta, ”Soğuk havada yüz bir atkı ile kapatılmalı, eldiven, yün çorap, bot veya çizme giyilmeli. Bu kişiler, soğuk havada efor yapmaktan özellikle kaçınmalı. Tedavide antihistaminiklerden yararlanılır. Duyarlı kişilerin, soğuğa maruz kalacakları zaman önceden antihistaminik ilaç almaları gerekir. Çok duyarlı olan hastaların, iklimi daha sıcak olan yerlere taşınmaları önerilir” dedi.

Kış Hastalıkları ve Korunma Yolları

Sağlık Konusu: admin on Mart 4, 2009 | Yorum Yok

Kış mevsiminde ülkemizde yaşanan soğuk havaya bağlı olarak nezle, grip, faranjit, larenjit, sinüzit, orta kulak iltihabı, bronşit, zatürre gibi hastalıkların görülme sıklığı artıyor. Enfeksiyonlar özellikle, çocukları, yaşlıları, hamileleri, kronik sağlık sorunları olanları olumsuz etkiliyor.
Kış mevsiminde soğuk havaya uyum sağlamak için vücudun daha fazla enerji harcadığına dikkat çekiliyor. Bu enerji ihtiyacı karşılanmadığında da vücut direnci düşüyor, enfeksiyonlara yatkın hale geliyor. Soğuk kış iklimde yaşayan ve yıllarını geçiren insanların soğuk havaya uyumuyla ılıman iklimde ve zaman zaman soğukta yaşayan insanların uyumunun farklı olduğu belirtiliyor. Soğuk, özellikle akciğerin akut veya kronik tüm hastalıklarını tetikler. Bronşit, astım gibi sağlık sorunları daha sık görülür. Ayrıca kronik böbrek ve diyabet hastaları, kalp hastaları, by-pass geçiren kişiler aşırı soğuklardan çok daha fazla etkilenirler. Kışın ortaya çıkan hava kirliliği de soğukla birleştiğinde sorun büyür.
Zatürreye dikkat
Kış mevsiminde artış gösteren ve iyi tedavi edilmediğinde ölüme bile yol açabilen hastalıklardan biri de zatürre. Akciğerlerin iltihabi bir hastalığı olan zatürrede, akciğerlerde bulunan hava kesecikleri, iltihabi bir sıvıyla dolar. Akciğerlerin görevi olan oksijen alış veriş fonksiyonu bozulur, kanda oksijen düzeyi azalır. Bunların sonucunda hücreler normal fonksiyonlarını yerine getiremez ve hatta bu nedenle ölüm bile görülebilir. Amerika’da bile halen ölüme yol açan hastalıklar arasında zatürre altıncı sırada yer alıyor.
Zatürre
Zatürreye yol açan 30′un üzerinde mikroorganizma tanımlanmaktadır. Zatürrenin oluşumunda bakteriler ve virüsler önemli rol oynar. Bakterilerden kaynaklanan enfeksiyonlar yenidoğan bebeklerden yaşlı kişilere kadar her yaş grubunda görülebilir. Alkolikler, yeni ameliyat olmuş hastalar, kronik akciğer ve kalp hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde pnömoniye yakalanma riski daha yüksektir. Ateş, titreme, öksürük, sarı veya yeşil renkte balgam çıkarma, göğüs ağrısı ve terlemeyle gelişir.
Zatürrelerin yarısı da virüslerden kaynaklanıyor. Virüslerden kaynaklanan zatürrelerin kısa sürede iyileştiğine dikkat çekiliyor. Ancak grip virüsü ağır zatürreye yol açabilir, altta yatan kalp , akciğer hastalığı olanlarda ve gebelerde ölüm nedeni bile olabilir. Belirtileri ateş, başağrısı, kuru öksürük, kas ağrısı ve halsizlik gibi gripal infeksiyonlarda görülen belirtilerdir.
Zatürre nasıl tedavisi edilir?

Zatürre tedavisinde antibiyotiklerin yanı sıra ağrı ve ateş için parasetamol veya nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar, balgam söktürücü ilaçlar kullanılıyor. Eğer hastanın kanında oksijen düzeyi düşerse oksijen tedavisi de öneriliyor. Genç hastalar, iyileştikten sonra 1 hafta içinde normal yaşantılarına dönebilirler. Orta yaşlı kişilerde eski sağlıklarına kavuşmaları ve kendilerini iyi hissetmeleri haftaları alabilir. Zatürre gripal infeksiyonlar sırasında veya sonrasında oluşabildiğinden grip aşısı yaptırmak zatürreden de korunmayı sağlar. Grip aşısı senede bir kez sonbahar ayında yapılır.
Kış hastalıklarından nasıl korunabilirsiniz?
Kış mevsiminde enfeksiyonlar ağır geçtiği için korunma tedbirlerine özen gösterilmesinde yarar var. Yaşlıların, çocukların, kalp, astım, diyabet gibi sağlık sorunları olan kişilere havanın çok soğuk olduğu günlerde mecbur kalmadıkça sokağa çıkmaları önerilmiyor. Giyime özen gösterilmeli, soğuktan koruyacak biçimde giyinilmesinin yanısıra aşırı terlememeye dikkat edilmelidir.
-Kış ve soğuk diye fazla enerji almak iyi olur. Ancak aşırı yağlı yemek ve az hareket, kilo almaya neden olur. Bu yüzden öğünler muntazam yenilmeli. Sabah kahvaltılarına ve enerji verecek mevsim meyve ve sebzelerine de ağırlık verilmeli.
-Soğukta özelikle hamileler mevsim hastalıklarına yakalanmamaya özen göstermeli, toplu yerlerden uzak durmalı, maske ile korunmalı.
-Astımı olanların ilaçlarını düzenli almaları, mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamaları, hava kirliliğinden, soba ve kömür etkisinden sakınmaları gerekiyor.
-Kalp hastalığı olanların çok soğukta yürümemelerini öneriyoruz
-Yüksek tansiyonu olanların da ilaçlarını titizlikle kullanmaları, direnç artsın diye diyeti bozmamaları, tuzlu yememeleri büyük önem taşıyor. Kış hastalıkları korunma yolları .

 


Sağlık Fotoğrafları

Sağlık Video

Sağlık Etiketler

Sağlık Siteleri

Sağlık Sayfaları 1 den 2 e Kadar12