Sağlık Konusu: istanbul on Ekim 25, 2009 | Yorum Yok
Burun Kanamasının Nedenleri

Burun Kanamasının Nedenleri
Burun insanların en önemli vücut organlarından biridir. Buruns sayesinde koku ve nefes alabiliyoruz. Burun sağlığı insanlar için oldukça önemlidir. Çünkü burnumuzda yaşayacağımız en ufak sorunlar dahi hayati önem taşıyabilmektedir. Burun kanaması insanlarda en çok görülen sağlık sorunlarından biridir. Burun kanamasının bir çok nedeni vardır. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde ileride ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir.
İnsanların kötü alışkanlıklarından birisi burun temizliğini parmakla yapıyor olmalıdır. Tırnakların burun içerisindeki deriyi yırtması sonucunda burun kanamaya başlar ve bununla birlikte iltihap oluşur. Psikolojik sorunlar, travmalar burun kanamasına neden olur. Fakat bu burun kanamaları kısa sürelidir. Her ihtimale karşı doktora başvurulması gerekir.
Burun temizlenmesi için üretilen bazı maddeler burun içerisinde yaralanmaya neden olur. Bu nedenle burun temizliği için doğru ürünleri seçiniz. Özellikle burun temizleme aletinizin ucu kesinlikle sivri olmamalıdır. Can sıkıntınızda burnunuz ile oynamanız kemikleri zedeleyecektir. Kesinlikle burun kemiğinize basınç yapmayınız.
Sağlık Konusu: admin on Mart 4, 2009 | Yorum Yok
Anüs,kalın bağırsağın dışa açılan ucu olup, bağırsaklarda emilen besinlerin artıklarının boşaltılmasına en uygun anotomik yapıya sahiptir .Vücudun bu bölümü, normal bir cinsel ilişki için gerekli olan özelliklere sahip değildir.Cinsel ilişkide penis dışardan içeri doğru hareketle kadın bedenine giriş yapar.Bu girişin maksimum zevk katsayısı ve kolaylığı için giriş bölgesinin kayganlaşması gerekir.Anüsde (makatta ) kayganlaşmayı sağlayıcı salgı bezleri olmadığı gibi, dışardan içeri girişi sağlayacak şekilde değil, aksine içerdeki dışkıyı dışarı atacak anatomik yapı vardır.Bu yüzden anal birleşmeler zor, travmatik ve kadın için acı vericidir.Anal birleşmelerde, bağırsaklarda normal olarak bulunan ve bulundukları yerde zararsız olan mikroplar, bedenin başka yerlerine taşınarak, hastalık nedeni olabilirler. Bunun en yaygın biçimi, anal birleşmeyi izleyerek kurulan vajinal birleşmede, bağırsaktaki mikropların vajinaya kolayca taşınabilmesidir. Ayrıca tekrarlanan anal birleşme, anüsün sfinkterinin bozulmasına, anüs kaslarının kasılıp gevşeme yeteneğinin bozulmasına ve gaz -dışkı kaçırmalara yol açabilir.
Özellikle internette para kazanma amacıyla kurulmuş sex sitelerinde normal bir ilişki gibi lanse edilen anal sex, kadınlarında zevk aldığı bir ilişki gibi gösterilmesine karşın, ciddi araştırmalarda anal sexin kadınlar tarafından psikolojik ve fiziksel olarak çok rahatsız edici bulunduğu tespit edilmiştir.( ABD de yapılan bir araştırmada anal sex den zevk alan kadın oranı Yüzbinde 2 olarak bulunmuştur.)
Partneri tarafından anal sexe zorlanan,istemediği bir cinsel eylemi yapma ile evlilikte huzursuzluk yaşama tercihleri arasında bocalayan kadınlarda ciddi psikolojik problemler ve depresyonlar görülebilir.
Anahtar kelimeler: ters ilişki, anal seks, anal sex.
Farklı Kaynaklardan ANAL SEKS
Neden bir insan anal seks yapmak ister?
Bir çok insan için, anal seks büyük bir tabudur. Popodan yapılan seks kulağa kaba ve çirkin gelir ve cinsel sapıklık izlenimi verir. 1990′lar da, AIDS hastalığına yol açan HIV virüsünü anal yolla daha kolay bulaştırdığı düşünüldüğü için anal seks kötü bir etki bıraktı.
Ancak bazı insanlar anal seksi sever, bazıları da nefret eder. Bazıları da henüz anal seksi denememiştir ve merak etmektedir. Çoğu insan da böyle tabu haline getirildiği ve gizemli kaldığı için anal sekse karşı ilgi duymaktadırlar.
Analingus ne demektir?
Kimi insanların yalamaktan hoşlandığı veya yalanmaktan hoşlandığı, vücudun diğer bir bölgesi anüs (makat)’dür. Bazı insanlar ona dokunmayı seksuel anlamda tahrik edici bulurlar. Buna rağmen, biz burada, henüz güvenli anal seks hakkında bir açıklama yapmadık. Anus ve anat¹, partnerinizin sindirim sistemindeki bir çok hastalığı size taşıyabilir ve ağzınızda veya midenizde acılara sebep olabilir. Anal seks yapmak, çeşitli bakteriyal enfeksiyonlara yol açabilecek oldukça riskli bir davranıştır. Eğer siz veya partnerinizin anal seksten zevk almasını istiyorsanız güvenli seks tekniklerinden birini denemelisiniz.
Anal seks canınızı acıtır mı?
Anal seks canınızı acıtmamalıdır. Eğer acıtıyorsa, yanlış (hatalı) şekilde ilişki kuruyorsunuz demektir. Anal seksin, seks yaşamınızın dopdolu ve güvenli bir parçası olabilmesi için, yeterli miktarda yağlayıcı madde kullanmak ve biraz da sabır göstermek önem kazanmaktadır. Buna rağmen bazı insanlar, anal seksten hiç bir şekilde hoşlanmazlar. Sizin partneriniz de bu tip insanlardan biriyse, onun isteklerini saygı göstermeli, anal seks için onları zorlamamalısınız.
Anal seks gerçekte haz ve zevk verir mi?
Anal seksten haz bir çok şeyden alınabilir. Özellikle seks hakkında “tiksindirici” bir şey yapmak bir kısım insan için hoşa giden bir şeydir. Seks hayatınıza değişiklik katmanın da bir yolu olabilir. Anal seks süresince ortaya çıkan fizksel hisler, diğer herşeyden daha farklıdır. Sinirlerin sona erdiği yerdeki anat, ilişki esnasında beyne iyi sinyaller yollayarak, sizi ödüllendirir. Erkekler için, hazzın artmasına neden, prostat bezi olabilir. Penisin anüs halkasına içinde hareket etmesi yeni ve güçlü bir hoşlanma duygusuna neden olabilir.
Anal seks yapmak için neye ihtiyacınız Var?
Anal seks yapmak için birine verilebilecek önemli tavsiyeler şunlardır: Yağlandırıcılar, prezervatifler ve sabır. Alacağınız yağlandırcının prezarvatifle uyum sağlayacağından emin olunuz. Vaselin veya bebe yağı gibi yağlandırıcılar, sevişmeniz sona ermeden prezarvatifi devre dışı bırakacaktır. Ayrıca bu tarz yağlandırıcılar makat bölgesinde de enfeksiyon yaratabilirler.
Prezervatif kullanmak zorunda mısınız?
Siz ve partnerinizin herhangi bir hastalığı olmadığından emin olsanız bile prezarvatif kullanmanız gerekir. Anat, bir çok bakterinin ve enfeksiyonun evi gibidir. Bu da peniste yanmaya ve idrar yolu iltihabına yol açar. Anal seksten sonra temizlenmenizi de kolaylaştırır.
Anal seks etrafı çok kirletmez mi?
Anal seks böyle olmamalıdır. Tuvalete gitme ihtiyacınızı partnerinize söylediğinizde, bu sorun ortadan kalkacaktır.
Anal seks için nasıl hazırlanmalısınız?
Anal seksi uygulamak için üçüncü ve son şey sabırdır. Anal seksteki en zor aşama, penisin makat bölgesine girmesinde yaşanır. Makat halkası çok sıkıdır. Partnerizin sakin olması ve penisin girişinin yavaş yavaş yapılması gerekmektedir.
İlk etapta parmağınız veya ince bir dildoyla başlangıç yapabilirsiniz. Bu durumda en gerçekçi dildo kullanmak olur. Parmaklarınızı kullanmanızın avantajı ise, parmaklarınız makat bölgesinin içini hissedip o bölgeyi, daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir. Parmağınızı yavaş yavaş makat bölgesine sokun. Her aşamada partnerinizin kaydedilen aşamaya alışmasına önem gösterin. Parmanığınız tamamen içeride olduğunda, parmağınızı çıkartıp tekrar sokun. Partnerizin makat bölgesini böylece bu harakete alıştırmış olursunuz. Bu aşamadan sonra, aynı hareketleri iki parmağınızla deneyin.
Anal seks için hangi pozisyonlar uygundur?
Anal seksi gerçek anlamda yapıyorsanız hangi pozisyonda olduğunuz önemlidir. Bir çok kadın üstte olmak ister. Diğerleri midelerinin üzerine uzanmaktan hoşlanır. Sizin için en iyisi olduğuna inandığınızdan başlayın. Daima kendinizi kontol edin. Acele etmeyin ve çok miktarda yağlandırıcı kullanın. Anal seks yapan insanlar der ki” çok fazla yağ neredeyse yeterlidir”. Partneriniz size acıtmaya başladığını söylerse geri çekilin. Sevişme sırasında partnerinizin anüsü penisin başını alacak şekilde genişleyecektir… Eğer tamamen genişlediyse, tamamen acısız şekilde içine girebilirsiniz. Onun vücudunun alışabilmesine zaman tanıyın. Daha sonrasında daha ileri gidebilecek kadar hazır olacaksınız.
Anal seksten hamile kalınır mı?
Teknik olarak anal seksten hamile kalmak imkansızdır. Buna rağmen anal seks, doğum kontrol için hala iyi bir metod değildir. Boşalma sonrasında meni, anusten vajinaya doğru kayabilir ve “Sıçrama Konsepsiyonu” olarak bilinen olaya neden olabilir.
Her yıl anal seks yapan çiftlerden %8′i bebek sahibi olmaktadır.
Eğer anal seksi sevmezsem?
Anal seksin size göre olmadığını düşünüyorsanız ve sevmediyseniz, istemediğiniz ve sevmediğiniz birşeyi yapmamalısınız.
Sağlık Konusu: admin on Mart 4, 2009 | Yorum Yok
Uyku apnesi uykuda hava akımının 10 saniyeden daha fazla süreyle kesilmesi ile karakterize bir hastalıktır. Merkezi sinir sistemindeki bir problem nedeniyle (santral uyku apnesi) veya solunum yollarındaki bir tıkanıklık nedeniyle (obstrüktif uyku apnesi-OSA-) oluşabilir. Bazen de her iki durum birlikte olmaktadır. Bu hastalığın değerlendirilmesinde sadece solunumun durması (apne) değil aynı zamanda solunumun azalması (hipopne) da hesaba katılmalıdır.
Bulgular: Tipik olarak horlama, huzursuz uyuma, sabah dinlenemeden kalkma ve sabah baş ağrılarıdır. Bunun dışında hastalar gece rahat uyuyamadıkları için gündüz uyuklama hali ve uyuma isteği, çarpıntı ve hipertansiyon gibi dolaşım sistemi şikayetleri, sinirlilik, cinsel yetersizlik ve isteksizlik gibi yakınmalar da sıklıkla görülmektedir. Özellikle gündüz uyuma isteği hastanın sosyal yaşantısını etkilemekte ve otomobil kullanırken uykuya dalma tehlikeli sonuçlara neden olabilmektedir. Uyku bozukluğu sadece hastayı değil aynı zamanda yatağını paylaştığı eşini de rahatsız etmekte ve boşanma gibi sosyal sonuçlar doğurabilmektedir.
Muayene: Hastalar genellikle aşırı kilolu, kısa boyunlu ve altçenesi biraz geride kişilerdir. Başta burun olmak üzere solunum yollarındaki tıkanıklar çok iyi değerlendirilmelidir.
Testler: Polisomnografi (uyku testi) tanıda kullanılan önemli bir testtir. Bu testte hasta uykudayken beyin elektrografileri, EKG, göz hareketleri, kandaki oksijen düzeyleri ve hava girişleri devamlı kaydedilir. 5-8 saat süresince kaydedilen bu bulgular değerlendirmeye alınır. Eğer solunum durması ve hava akımı azalmaları (apne ve hipopneler) belli bir sayının üzerindeyse Uyku Apnesi tanısı konulur.
Tedavi :Öncelikle kilolu hastalarda kilo verme teşvik edilmelidir. Alkol ve kullanılan bazı sakinleştirici ilaçlar mutlaka kesilmelidir. Basit bu yöntemlerle tedavi sağlanamıyorsa ileri tedavilere geçilir.
CPAP: Bir maskeyle hastaya devamlı olarak basınçlı hava veren bir cihazın kullanılmasıdır. Bu tedaviyle hastaların büyük bir kısmı tedavi edilebilmektedir. Ancak kullanım zorluğu nedeniyle hastaların yarıya yakını cihaz kullanmayı bırakmaktadır.
CERRAHİ TEDAVİLER
Cerrahideki ilk adım solunum yolları tıkanıklığına neden olan burun problemlerinin (septum deviasyonu, konka hipertrofisi) düzeltilmesidir. Hastaların 1/3 ine yakını bu tedavilerden fayda görebilmektedir. Ancak şiddetli apne vakalarında farklı cerrahi teknikler uygulanmaktadır.
● Uvulupalatofaringoplasti: Damağın bir kısmının, bademciklerin ve küçük dilin çıkartıldığı tekniklere UPPP adı verilmektedir. Bu teknikle aşırı derecede yer kaplayan bölgeler küçültülür ve damağa bir gerginlik kazandırılır. Böylece bu bölgede havayolu genişliği arttırılır ve damağın aşırı hareketleri engellenir. Bu cerrahi laser veya radyofrekans yöntemiyle de yapılabilmektedir.
● Özellikle dilin aşırı büyük olduğu durumlarda dil köküne ve alt çene kemiğine yönelik cerrahi işlemler de gerektiğinde yapılabilmektedir. Bu cerrahi girişimlerde dilin arkaya doğru giderek havayolunu kapamasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Bu cerrahi girişimler diğer tekniklerle birleştirildiğinde iyi sonuçlar alınmasına karşın yapılan ameliyatın diğerlerine göre daha büyük ve risklerinin fazla olması nedeniyle ancak seçilmiş vakalarda uygulanması düşünülebilir.
● Radyofrekans yöntemi ile damak gerilmesi ameliyatında damak dokusu içine girilerek özel bir aletle radyofrekans dalgaları damak içerisine verilir. Bu işlem sonucunda doku reaksiyonu olarak birkaç hafta içerisinde damakta bağ dokusu gelişerek damağın hacminde azalma ve gerilme ile horlamaya neden olan hareketlerinde bir azalma oluşur. Uygulanması basit olan bu yöntemde bazen 2-3 seans gerekmektedir. Başarı oranı %50 nin üzerinde olan bu yöntemde hasta uyumu oldukça iyidir. Ancak birkaç seans gerektirebilmesi, uzun dönemde etkisinin azalması ve uyku apnesi tedavisinde başarı olasılığının düşük olması dezavantajlarıdır.
● İlaç injeksiyonuyla damak gerilmesi (injection snoreplasty) girişiminde damak dokusu içine dokuları sertleştiren bir ilaç verilir. Radyofrekans yöntemiyle hemen hemen aynı sonuçları veren bu yöntemin avantajı daha kolay ve ucuz olmasıdır.
● Pillar damak implantı: En son olarak geliştirilen yöntemlerden biri olup kullanımı giderek yaygınlaşmakta ve büyük kabul görmektedir. Bu teknikle damak içerisine tıpta uzun süredir kullanılan ve doku ile uyumlu bir maddeden yapılan 3 adet çubuk yerleştirilerek damağın geriye düşmesi engellenir ve ve aşırı hareketleri azaltılır. Damağa konulan bu implantlar 6-8 hafta içerisinde doku ile bütünleşerek etkisini göstermeye başlar. Hekim için uygulaması çok kolay hasta için de oldukça basit bir girişimdir. Bu girişimden sonra hasta rahatsızlığı en alt düzeydedir. Sadece 1 kez uygulanmasının yeterli olması da büyük avantajdır. Uygulanması basit, hasta için zahmetsiz ve sonuçlarının hem basit horlama hem de uyku apnesi hastalarında iyi olması ve etkinin uzun dönemde de davam etmesi yanında diğer tekniklere göre gerektiğinde çıkartılarak eski haline dönüştürülebilme olanağının olması avantajlarıdır.
Sağlık Konusu: admin on Mart 4, 2009 | Yorum Yok
Rinoplasti (Estetik Burun Cerrahisi) nedir: Burun iskeleti ve yumuşak dokularının yeniden şekillenerek uyumlu ve orantılı bir hale getirilmesi ameliyatıdır. Hastaların burun şekil bozukluklarının yanında genellikle burun içerisinde septum deviasyonu gibi bozuklukları da vardır. Bu nedenle KBB hekimi rinoplasti ile birlikte burun septumunu da aynı seansta düzeltmelidir bu durumda ameliyatın ismi Septorinoplasti olarak adlandırılır.
Niçin rinoplasti yapılır: İnsan yüzünde her bölüm belli bir orantı içinde yer almaktadır. Bu orantı yüzyıllardan beri oluşan estetik görüşü oluşturmuştur. Amaç burnu diğer yüz bölümleriyle tekrar orantılı ve uyumlu bir hale getirmektir.
İdeal burun nasıl olmalıdır? Herkes için ideal bir burun tipi yoktur. Genel söylenişiyle yüze giden burun, yüzün diğer bölümleriyle orantılı ve uyumlu olan bir burundur. Tek başına incelendiğinde mükemmel gözüken bir burun o kişinin yüzünde güzel durmayabilir. 20 yıl önce herkese aynı ve tek bir teknik uygulanarak, tek tip burunlar oluşturulurken artık doğal görünümlü (natürel) burunlar amaçlanmakta ve çok çeşitli teknikler uygulanmaktadır. Sonuçtan öncelikle cerrah tatmin olmalı ve hastayı deneyimleriyle yönlendirmelidir.
Ameliyat süresi nedir? Ameliyat, genellikle genel anestezi altında bazen de sedasyon destekli lokal anestezi altında yapılmaktadır. Yaklaşık 1-3 saat arasında sürmektedir.
Ameliyat sonrası dönem nasıldır? Ameliyat sonrası bir lokal soğuk tatbiki şişliklerin azalmasına yardımcı olur. Ağrı genellikle çok azdır ve ağrı kesici ilaçlar etkilidir. Buruna konulan tamponlar ertesi gün alındıktan sonra hasta taburcu edilir ve birkaç gün sonra kontrole çağrılır. Birkaç gün süreyle ev istirahatı önerilen hastanın burun üzerine yerleştirilen bir alçı 7-10 gün sonra çıkartılır. Hasta işinden en az 10 gün ayrı kalmalıdır. Ancak bu dönemde ağır olmayan her türlü aktivitesini yapabilir.
Ne zaman tam şekil oluşur: Burun şekli hakkında ameliyatın hemen sonrasında bir fikir alınabilirse de kemiklerin iyileşmesi 6 hafta, yumuşak dokuların iyileşmesi ise aylar sürer. Bu nedenle burun son halini yaklaşık 6 ayda almaktadır. Gereksinim duyulabilecek herhangi bir cerrahi düzeltme için en az 6 ay beklenmelidir.
Tekrar ameliyat gerekir mi? Tüm yapılan ameliyatların %20-30 unda az veya çok bir düzeltmeye gereksinim duyulmaktadır. Bu ikinci müdahaleye olan gereksinim 6. ayın sonunda değerlendirilmeli ve daha sonra uygulanmalıdır.
Op. Dr. Yakup Avşar
www.yakupavsar.com
Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok
Septum nedir?
Septum, burnu içeride normalde iki eşit parçaya bölen bir duvardır. Önde kıkırdak ve arkada da ince bir kemik parçasından oluşur ve üzeri deriye benzeyen mukoza olarak adlandırılan bir örtü ile kaplıdır. Burun boşluğunun her iki tarafında ise konka adı verilen, burun salgılarını sağlayan ve burun fizyolojisinin devamı için gerekli olan etler bulunur. Bu organlar her iki yanda üçer tane olmak üzere 6 adettir. Bazı kişilerde daha fazla da olabilir.
Normal burunda septum orta hatta ve konkalar normal büyüklüktedir. Septum deviasyonu varlığında hava geçişi daralır ve konkalarda büyümeler oluşur
Septum deviasyonu nedir?
Basitçe eğri duran septum denilebilir. Septumun tamamı veya bir parçası orta hatta değildir ve eğri olduğu tarafta burun hava geçişini daraltır. Genellikle doğum sırasında veya daha sonra olan darbelere bağlıdır. Deviasyon ne kadar fazlaysa burun tıkanıklığı da o kadar fazla olmaktadır. Tıkalı olmayan taraftan soluk alınabildiği için hastalar genellikle bunun farkına varmazlar. Ancak zaman içinde normal tarafta reaksiyon olarak ödem ve et büyümeleri (konka hipertrofileri) oluşur ve burun tıkanıklığı belirgin hale gelir.
Septum deviasyonu başka nelere yol açar?
Akciğerler için gerekli hava mutlaka burundan geçmelidir. Bu geçiş sırasında hava ısıtma, nemlendirme ve temizlenme gibi işlemlere tutularak akciğerlere uygun hale getirilir Deviye septum sonucu burundan hava geçişi azalır. Ağızdan alınan işlenmemiş hava üst solunum yolları ve akciğerlerde problemlere yol açabilir. Deviasyon ve hipertrofiler nedeniyle hava geçişinin bozulması aynı zamanda normal burun salgılarının da hareketini bozarak bunların daha koyu bir hale gelmesine neden olur. Hasta bunu geniz akıntısı olarak algılar. Bu salgıların koyulaşması ve özelliklerini kaybetmesi sonucu rahatsızlık daha da artarak sinüzit ve polipler gibi hastalıkların oluşması kolaylaşır.
Bir diğer sorun da burunda bulunan koku alma bölgesinin tıkanmasıyla koku moleküllerinin bu bölgeye ulaşamaması sonucu koku almanın azalmasıdır.
Nasıl düzeltilebilir?
Uygulanacak tek tedavi bu eğriliğin bir ameliyatla düzeltilmesidir. Septoplasti adı verilen bu cerrahi teknikte mukozaya zarar vermeden eğri olan septum bölgeleri kıkırdak desteği korunarak düzeltilir. Bazı cerrahlar tarafından uygulanan tekniklerde ise septum kıkırdaklarının tamamen çıkartılması sonucu burun sırtında düşmeler ve şekil bozuklukları görülmektedir.
Bu yöntemde tüm işlemler burun içerisinden yapılır ve dışarıda herhangi bir kesik izi görülmez. Anestezi lokal veya genel olabilir. Donanımlı ameliyathanelerde uygulanan genel anestezinin riski bugünkü olanaklarımızla oldukça düşüktür. Ameliyat sonrası buruna yerleştirilen burun tamponları genellikle 1-2 gün tutulmaktadır. Günümüzde kullanılan tamponlar burnu zedelemeyen ve biriken kanları emen yumuşak özelliktedir. Uygulanması ve çıkartılması ağrıya neden olmaz.
İyileşme ne kadar sürer?
Yüzde herhangi bir şişme veya morarma görülmez. Hasta genellikle aynı gün evine yollanır. Ertesi gün her türlü faaliyetini yapabilir ve birkaç gün içerisinde işine dönebilir. Ancak tam olarak burun dokularının iyileşmesi 2 haftayı bulmaktadır.
Konka hipertrofisi nedir?
Burun içerisinde her iki tarafta yanlarda bulunan konkalar (alt, orta, üst konkalar) burun fizyolojisinde önemli rollere sahiptir. Ancak bazı durumlarda reaksiyoner olarak büyüyebilirler (hipertrofi). Böylece burun tıkanıklığına neden olurlar. Aslında burnun bir boru gibi tamamen açık olması istenilen bir durum değildir. Solunan hava bu konkalara çarparak gerekli işlemlerden geçirilmelidir (ısıtma, nemlendirme, temizlenme gibi). Bu nedenle bu konkaların tamamen çıkartılarak burun hava geçişinin açılması başlangıçta hastaya faydalı ve rahatlatıcı gibi görülürse de zamanla burun fonksiyonlarının bozulmasına bağlı olarak hastanın şikayetleri daha fazla artar ve tedavisi imkansız bir hale gelir. Bu konkaların ilaç kullanılarak ve özellikle piyasada halk tarafından iyi bilinen burun damlaları kullanılarak küçültülmeye çalışılması ileride yakınmaların daha da artmasına neden olur. Rinitis medikamentosa adı verilen bu durumda tedavi başlangıcında bu tür ilaçların öncelikle kesilmesi gerekir.
Tedavisi
Öncelikle konka hipertrofisinin nedeni anlaşılmalıdır. Bir alerji varlığında uygun tedavi başlanmalıdır. İlaç tedavisine yanıt alınamayan durumlarda bazı cerrahi uygulamalar yapılmaktadır. Birçok hekimin başvurduğu total konka rezeksiyonu (kesilip çıkartılması) tercih edilen bir yöntem değildir. Ancak fonksiyon kaybına yol açmayan kısmi çıkartmalar yapılabilir. Konka hipertrofisi tedavisinde son kullandığımız yöntem radyofrekansla küçültme ameliyatıdır. Bu yöntemde radyo dalgaları veren bir cihazla konkaların içine girilerek dokuyu bozmadan yeterli küçültme sağlanır. Bu girişim lokal anestezi altında rahatlıkla yapılır ve ameliyat sonrası kanama ender olduğu için bir tampon da konulmaz
Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok
Akut Otitis Media: Genellikle bir üst solunum yolları infeksiyonunu takiben infeksiyonun orta kulağa ilerlemesi sonucu akut orta kulak infeksiyonu gelişir. Genel hastalık belirtilerinin yanında kulak ağrısı ve işitmede azalma bulunur. Östaki tüpünün tam gelişmemesi sonucu çocuklarda daha sık görülen bu hastalık iyi tedavi edilmezse ilerler ve orta kulakta infeksiyon (iltihap) birikir. Daha ileri aşamada ise kulak zarı delinerek iltihaplı bir akıntı oluşur. Uygun bir tedaviyle tamamen iyileşebilen bu infeksiyon iyi tedavi edilmediğinde veya çok şiddetli bir infeksiyon varlığında kulak zarındaki bu delik kalıcı hale gelebilir. Böylece zaman zaman iltihaplı akıntı ile karakterize kronik orta kulak infeksiyonları (kronik otitis media) gelişir.
Akut orta kulak infeksiyonunda kulak zarının görünümü -Resime tıklayın-
Kronik Otitis Media: Kulak zarında delinme ve iltihaplı kulak akıntısı ile karakterize infeksiyonlar yıllar sürebilir ve ilaç tedavilerine direnç gösterirler. İnfeksiyon ilerleyerek orta kulağın tamamına, kafa kemiklerine, boyuna, beyine ve yüz siniri gibi önemli sinirlere yayılabilir. Bu durumda yüz felci, menenjit ve beyin apseleri gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Kronik otitlerin kesin tedavisi cerrahidir. Yapılan ameliyatla infekte bölgeler temizlenir ve kulak zarındaki delik bir yama ile kapatılır. (timpanoplasti ameliyatı).
Kronik orta kulak infeksiyonunda zardaki perforasyon (delik).
Efüzyonlu (Seröz) Orta Kulak İnfeksiyonları
Orta kulak içerisinde kulak kemikçikleri (örs, çekiç ve üzengi) olan hava ile dolu bir boşluktur. Bu kemikçiklerin sesi iletebilmesi için orta kulak boşluğunda sıvı olmamalı ve içerisindeki hava basıncının dengeli ve dış basınca uyumlu olması gerekir. Bu basınç ayarlamasını geniz ve orta kulak arasında bağlantıyı sağlayan Östaki tüpü yürütür. Östaki tüpünün bazı nedenlerle (genizeti ve infeksiyonlar gibi) işlevini görmemesi sonucu orta kulakta basınç bozularak kulak zarında çökme ve orta kulak boşluğunda sıvı birikmeye başlar. Bu sıvı zamanla koyulaşır ve yapışkan bir hale gelerek kemikçiklerin hareketini engeller. Böylece bir işitme kaybı ortaya çıkar.
Seröz otitis mediada kulak zarında çökme
Ventilasyon tüpü (Kulağa tüp takılması)
Uzun süren seröz otit sonucu orta kulakta biriken sıvı yapışkan bir hale gelir ve kulak zarındaki çökme daha da ilerleyerek işitme kaybı belirgin bir hale gelir. Birkaç aylık tedaviye karşın bulgular düzelmiyorsa kulak zarına basıncın ayarlanması ve sıvıların boşaltılması için makara şeklinde bir tüp yerleştirilir. Ortalama 6 ay kadar kalan bu tüp iyileşme sonucu genellikle kendiliğinden atılır. Bazen tekrar tüp takmak gerekebilir. Çocuklarda sıklıkla adenoid vejetasyon da bulunduğundan birlikte adenoidektomi ameliyatı da yapılabilir.
Kulak zarına takılan ventilasyon tüpü -Resimlere tıklayın-
Ventilasyon tüpü uygulanması geçmişte sık rastladığımız bazı komplikasyonların önüne geçmiş ve erken müdahale sonucu kronik orta kulak infeksiyonlarının azalmasına yardımcı olmuştur. Uygun yere yerleştirilen ve uygun bir tüp kullanılan vakalarda komplikasyon oranı çok azdır