Demir zehirlenmesine dikkat!

Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok

Kansızlığı önlemek için verilen demir ilaçlarının belirtilen dozun üzerinde alınması zehirlenmelere yol açıyor.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Küçüködük, kansızlığı önlemek için verilen demir ilaçlarının belirtilen dozun üzerinde alınmasının zehirlenmelere neden olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Küçüködük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuklada demir zehirlenmelerine sıkça rastlandığını söyledi. Demir eksikliğinin kansızlığa yol açtığını ifade eden Küçüködük, çocuklarda kansızlığın önlenmesi ve tedavisinde demir ilaçlarının kullanıldığını belirtti. Belirtilen dozdan fazla ilaç alımının zehirlenmelere yol açacağını vurgulayan Küçüködük, şunları kaydetti: “Kansızlığın önlenmesi ve tedavisinde demir preparatları sıkça kullanılır. Bu preparatlar rengarenk olduğu için çocukların dikkatini çeker.

——————————————————————————–
Demirin emilimi çok hızlıdır. Yüksek dozda alındığında hızla emilerek dolaşımda serbest halde bulunur ve bütün dokularda özellikle karaciğerde birikerek hücre ölümüne yol açabilir. Sonuçta karaciğer yetmezliği gelişir ve çocuğun kaybedilmesine neden olabilir.” Demirin yakıcı olup mide yüzeyinde belirgin zedelenme ve kanamaya yol açabileceğini bildiren Küçüködük, “Yüksek dozlarda kalp yetmezliği ve şoka neden olur. Çocuklarda demir zehirlenmelerine sıkça rastlanmakta, ciddi zehirlenmeler ölüme bile neden olmaktadır” dedi. Demir zehirlenmelerinde belirtilerin kusma, solukluk, halsizlik, karnın üst bölümünde ağrı, uyku hali, şok olduğunu belirten Küçüködük, “Bu durumda çocuk kusturulmalı ve hastaneye götürülene kadar karın masajı yapılmalıdır. Tüm zehirlenmelerde mutlaka hastanın tam teşekküllü bir hastaneye götürülmesi gerekmektedir” diye konuştu. Prof. Dr. Küçüködük, çocuklarda kansızlığı önlemek için, ilk 6 ay anne sütü verilmesini ve ek gıdalara geçildikten sonra tavuk, karaciğer, kuru baklagiller, balık, üzüm pekmezi gibi demir yönünden zengin gıdalarla diyet uygulanmasını tavsiye etti.

 

Kategorisi: Çocuk Sağlığı

Sporcu çocuk nasıl beslenmeli?

Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | 1 Yorum

Spor yapan çocukların beslenmesi daha da önem kazanır. Günde 1.5-2 saatten fazla egzersiz yapan çocuk, ekstra besinlere ihtiyaç duyar.
Tüm çocuklar için dengeli ve yeterli beslenme önemlidir ancak çocuğunuz sporla uğraşıyorsa büyüme ve gelişmesiyle spor performansının kalitesi için bu konuda daha dikkatli olmak gerekir. Çocuğunuz, aktivite düzeyine göre ekstra besinlere ihtiyaç duyulabilir. Genç sporcular hangi besin öğelerine ihtiyaç duyar? Eğer çocuğunuz her gün yeterli ve dengeli olarak her besin grubundan tüketiyorsa ihtiyacı olan tüm besin öğelerini alıyor demektir. Ancak günde 1.5 - 2 saatten fazla yüzme veya koşu gibi egzersiz yapan çocuğun artan enerji ihtiyacını karşılamak için daha fazla besine ihtiyacı vardır. Çocuğunuzun yeterli besin tüketip tüketmediğinden emin olun ve aşağıdaki besin öğelerini alıp almadığını kontrol edin.

——————————————————————————–

Vitamin ve mineraller:
Çocuğunuzun çok çeşitli vitamin ve minerallere ihtiyacı vardır. Yeşil yapraklı sebzeler, havuç, biber, meyveler çok sayıda vitamin ve mineral sağlar. Ayrıca yeterli seviyede kalsiyum ve demir alması da önemlidir. Kalsiyum sağlıklı ve güçlü kemikler için gereklidir. Bu şekilde kemik kırıklarının oluşumu da önlenebilir. Kalsiyumdan zengin besinler süt, yoğurt, peynir, brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler ile kalsiyumla zenginleştirilmiş besinlerdir. Demir vücutta ihtiyacı olan yerlere oksijen taşınmasına yardımcı olur. Kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, kurutulmuş meyveler, yeşil yapraklı sebzeler ve tam tahıllar demirden zengindir.

Protein:
Düzenli idman ve egzersiz yapan çocuğunuzun kaslarını geliştirmek için yardımcıdır. Ancak çok fazla ekstra miktarda protein almaya gerek yoktur, çünkü bu dehidrasyona ve kalsiyum kaybına neden olabilir. Balık, et, süt ürünleri, tavuk, yumurta, yağlı tohumlar proteinden zengindir.

Karbonhidratlar:
Vücuda enerji sağlar. Genç sporcu için karbonhidratlar çok önemli yakıt kaynağıdırlar. Bu nedenle müsabaka öncesi mutlaka karbonhidrat depolarını dolu tutmalı, böylece müsabaka sırasında performans düşmesini engellemelidir. Esmer pirinç, bulgur, makarna, tam tahıllı ekmek ve kahvaltılık gevrekler gibi tam tahıl ürünleri az işlem görmüşlerdir ve lif bakımından zengin besinlerdir. Lif kolesterol seviyesini düşürürken, diyabet ve kalp hastalıklarına karşı da koruyucu etki yaratır.

Sıvı alımı çok önemli
Dehidrasyona girmeden (vücudun susuz kalması), performans düşüklüğü yaşamadan yeterli sıvı alımı mutlaka sağlanmalıdır. Gün içinde su içmek en iyi yoldur. Ancak egzersiz öncesi, esnası ve sonrasında da mutlaka su içilmelidir. Fiziksel aktivitede her 20 - 30 dakikada bir bardak (200-240 mililitre) su içilmelidir. Egzersiz sonrasında terle kaybedilen sıvı yerine konulmalıdır.

Sporcu gençlerin bazı durumlarda en yüksek performansa ulaşmak için kilo kaybetmeleri veya kilo almaları gerekebilir. Bu durumda sağlıksız yeme alışkanlıkları, konsantrasyon güçlüğü ve performans azalmasına neden olabilir. Sağlıklı yeme alışkanlıkları ve doğru kilo kaybı için mutlaka diyetisyen yardımı alınmalıdır.

Ana ve ara öğün tavsiyeleri
Müsabaka günü genç sporcunun iyi beslenmesi gerekir. Kahvaltı düşük yağlı yoğurt ile muz olabilir. Öğle yemeği ise düşük yağlı peynir, domates ile hazırlanmış sandviçten oluşabilir. Akşam yemeği, ızgara tavuk, pirinç, sebze veya domates soslu makarna ve yağsız biftek beraberinde salata olarak ayarlanabilir. Ara öğünlerde kuru üzüm, kuru kayısı gibi kuru meyveler veya taze meyveler tüketilebilir.

Müsabaka günlerinde nelere dikkat etmeli?
Müsabaka günlerinde çocuğunuzun iyi beslenmesi çok önemlidir. Ancak müsabakadan iki saat önce yemeğin bitmiş olmasına dikkat edilmelidir. Bu şekilde müsabakadan önce sindirim için yeterli zaman olur. Müsabaka öncesi normal zamanlardaki beslenmesinden çok farklı besinler tüketmemelidir. Beslenme içeriği protein ve karbonhidratan zengin olmalıdır. Aşırı yaÇ tüketilmemlidir, çünkü yağların sindirimi daha zordur ve mideyi rahatsız edebilir. Müsabakadan sonra iyi dengelenmiş bir öğün çocuğunuz için uygun olacaktır. Çocuğunuzun, egzersizden sonra devam eden 24 saat boyunca kas dokuları yeniden yapılanır ve karbonhidrat depoları yeniden dolar. Bu esnada sıvı alımı da önemlidir.

 

Kategorisi: Çocuk Sağlığı

Altını ıslatma ciddi problem!

Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok

Beş yaşındaki çocukların yüzde 20’si, 7 yaşındaki çocukların yüzde 10′u ve ergenlik çağındaki çocukların ise yüzde 2’si altını ıslatma problemi yaşıyor.
Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Çocuk Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Işık Ağras, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gece idrar kaçırmanın çocuklarda sık görülen bir sorun olduğunu söyledi.Beş yaş üstündeki bir çocuğun, uyku sırasında ayda ikiden fazla istem dışı idrar kaçırmasının bir sorun olarak kabul edilebilineceğini belirten Ağras, bazı çocukların gündüz uyanıkken de idrar kaçırabildiğini kaydetti. Ağras, “Beş yaşındaki çocukların yüzde 20’si, 7 yaşındaki çocukların yüzde 10′u, ergenlik çağındaki çocukların ise yüzde 2’si altını ıslatma sorunu yaşıyor” diye konuştu.

——————————————————————————–
Ailelerin, çocuklarını doktora götürmede bazen geç kaldıklarını dile getiren Ağras, “Ailelerin, çocuklarının altını ıslatmasını doğal karşılaması ve ailedeki diğer altını ıslatan çocuklar gibi bir yaşta düzeleceğini umması ve çocuğun ya da ailenin olayı utanç verici bulması gibi nedenlerden dolayı, doktora getirmekte geç kalabiliyorlar” dedi.

Ağras, çocukların, doktora geç başvurulması yüzünden yıllarca idrar kaçırmanın yarattığı çeşitli sorunlarla karşılaştıklarını anlattı.

Altını ıslatmada, birden fazla etkenin söz konusu olduğunu belirten Ağras, idrar kaçırma sorunu olan her çocuğun, öncelikle idrar yolu enfeksiyonu, böbrek hastalıkları, mesane ile ilgili problemler veya çocukluk çağı diyabeti gibi tedavi edilmesi gereken başka bir hastalığın varlığı açısından değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi. Ağras, bu nedenle, altını ıslatan çocukların mutlaka çocuk sağlığı hastalıkları uzmanlarınca değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Çoğunlukla olayın psikolojik olduğu düşünülerek psikiyatri uzmanlarına yönelindiğinde yukarıda sayılan hastalıkların tanı alması güçleşiyor” diye konuştu. Ağras, altını ıslatma tedavisine gerekli testler yapılarak başka bir hastalık olmadığından emin olunduktan sonra
başlanabilineceğini söyledi.

Ailelerde de idrar kaçırma öyküsü var

Altını ıslatmada, birebir genetik geçiş olmadığını belirten Ağras, çocukların aileleri incelendiğinde yüzde 60-80 oranında idrar kaçırma öyküsü ile karşılaşıldığını kaydetti. Ağras, anne ve babasında çocukken altını ıslatma problemi olan çocukların yaklaşık yüzde 75′inde, sadece bir ebeveynde altını ıslatma problemi olan çocukların ise yüzde 40′ında hastalığın ortaya çıktığını söyledi.

“İdrar kaçırmada psikolojik etkilenme ikincil bir neden” diyen Ağras, hastalardaki en belirgin sorunun çocuğun uykuda mesane doluluğunu hissedememesi ve tuvalete gitmek üzere uyanamaması olduğunu dile getirdi.

Tedavi yöntemleri

Ağras, sorunun tedavisinin tek bir ilaçla mümkün olmadığını belirterek, tedavideki başarının, çocuğun tedaviye katılması, duyduğu utanç ve suçluluk duygusundan uzaklaşması ve bu sorundan kurtulmayı istemesine bağlı olduğunu kaydetti.

Tedavi yönteminin, çocuğun anlayabileceği şekilde anlatılmasını öneren Ağras, “Çocuk, asla bu sorun nedeni ile cezalandırılmamalı ve düzelme konusunda attığı her adım ödüllendirilmeli” dedi.

Ağras, tedavide öncelikle gündüz tuvalete gitme alışkanlığının düzenli olmasının sağlanması, idrar tutma alışkanlığının kırılması, iki saatte bir mesanenin düzenli olarak boşaltılması gerektiğini söyledi. Uyku öncesi iki saatlik dönemde, sulu gıdaların kısıtlanmasının, gece uyanmalarını azalttığını ve tedavinin başarısını artırdığını ifade eden Ağras, “Hastanın mutlaka işeme günlüğü tutması istenmelidir. Bu, hem tedavi başarısının izlenmesi hem de çocuğun olaya katılımı açısından önemlidir” dedi.

Ağras, günümüzde, tedavide en çok “alarm” yönteminin kullanıldığını belirterek, “Bu yöntemle, çocuğun gece mesane doluluğu hissi ile uyanmasını öğrenmesi sağlanıyor” diye konuştu. Hastanın, bu tedavi ile en az 3-6 ay izlenmesinin önemli olduğunu anlatan Ağras, bunun yanı sıra gece idrar miktarını azaltmaya yönelik hormon tedavisi ve “imipramin” gibi mesane üzerine etkili ilaçların da kullanıldığını kaydetti. Ağras, bu ilaçlar kesildiğinde idrar kaçırmanın tekrarlama sıklığının oldukça yüksek olduğunu, bu nedenle çok tercih edilmediğini de söyledi.

 

Kategorisi: Çocuk Sağlığı

Sigara hiperaktiviteyi tetikliyor!

Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok

Hamileyken sigara içen annelerin çocuklarının hiperaktif olma ihtimali yükseliyor. Hiperaktivite tedavi edilmezse ciddi sonuçlara neden olabiliyor.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun zekâ seviyesiyle bir ilişkisi var mı? Hastalığın ortaya çıkmasında hangi faktörler rol oynuyor? Hangi içecekler tetikleyici etkiye sahip?Toronto Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü ve Scarborough Hastaneleri Psikiyatrik Araştırmalar Direktörü görevlerini sürdüren, Scarborough Hastaneleri’nde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Kliniği, Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Direktörlüğü ile Psikiyatri Bölümü Araştırma Direktörü ve Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevlerini yürüten, Kanada Dikkat Eksikliği Eğitim ve Araştırma Örgütü Kurucu Üyesi ve Eğitim Direktörü Prof. Dr. Atilla Turgay, merak edilenler hakkında sorularımızı yanıtlamayı sürdürüyor.

——————————————————————————–

DEHB bir beyin hastalığı mı?

Kesinlikle bir beyin hastalığı. Özellikle son 5 yıldır bu çocukların beyinlerinde nerede, ne gibi değişiklikler olduğunu görebiliyoruz. Bu hastalarda, iki beyin merkezini birleştiren yerlerde bozukluklar var. Green cevherinde azalmalar var. Bunlar doğumdan gelen sorunlar. Ayrıca beyinde glukoz yani şeker kullanımında bozukluklar ve elektrofizyolojik anormallikler var.

Teşhis için hangi tetkiklerin yapılması gerekiyor?

Beyindeki değişiklikler MR’la görüntülenebiliyor.

DEHB’nin zekâ seviyesiyle bir ilişkisi var mı?

Genel kanı olan ‘hiperaktif çocuk zekidir’ anlayışı çok yanlış. Aynı şekilde hiperaktif çocuk eşittir geri zekâlıdır diye düşünmek de çok yanlış.

Hastalığın ortaya çıkmasında sigara, alkol kullanımı gibi çevresel faktörler etkili mi?

Harvard Tıp Fakültesi’nde yapılan bir çalışmaya göre sigara içen annelerle içmeyenleri karşılaştırdığınızda sigara içen kadınların DEHB’li çocuk doğurma olasılığı daha fazla. Anne aşırı alkol kullanıyorsa, çocukta fetal alkol sendromu dediğimiz bir beyinsel bozukluk görülüyor. Bu sendromun olduğu çocuklarda DEHB olma olasılığı da yüzde 90′ları buluyor. Türkiye’de yok denecek kadar az olan bu oran, Kuzey Amerika’da çok yüksek.

Hastalığı tetikleyen yiyecekler var mı?

Renkli, asitli içecekler DEHB’li çocuklarda tetikleyici rol oynuyor. Kafein de çarpıntı yaparak çocukların büyük bir çoğunluğunda hastalığın belirtilerini artırabiliyor veya ona benzer belirtiler gösterebiliyor.

Okul öncesi ve okula başlayan dönemdeki DEHB’li çocukların belirtileri nelerdir?

Erken çocuklukta, anaokul çağındaki çocuklarda en fazla görülen belirtiler yerinde duramama, oyuncak paylaşamama, kavgacı ve geçimsiz olma, arkadaşlık kuramamadır. Oysaki okul çağına gelince sınıfta oturamama, dersini bitirememe gibi belirtiler görülür.

DEHB’i olan çocuk okulda başarılı olabilir mi?

İlaçlar çocuklarda başkaldırı, agresiflik gibi davranışları da ortadan kaldırıp sosyalizasyonu sağladığı gibi okul başarısını da artırıyor. Yaptığımız çalışmada bir yıl içinde çocuğun eğitiminde, okul notlarında çok ciddi düzelmeler olduğunu gördük.

Eğer çok akıllı bir çocuk üniversite sınavlarına giriyor, kazanamıyorsa ve DEHB sorunu varsa, bu, çocuğun belirli bir süre içinde sınavlarını çok iyi yapamadığı anlamına gelir. Bu nedenle bu çocuklara sınavlarda daha fazla zaman verilmesi gerekiyor.

İlaçlar iştahı keser mi?

DEHB’in dört tipi var. Bir tanesinde hiperaktivite olmaksızın dikkat eksikliği bozukluğu var. Bu çocuklarda şişmanlık varsa uyarıcı ilaçlar, özellikle kısa etkili metilfenidat günde 3 kez ve yemeklerden bir saat önce alınıyorsa iştahı kesici etkileri var. Bu ilacı kullanan çocuklarda bir iki kilo kaybı olabiliyor.

Bu çocukların suç işleme riskleri var mı?

Saldırganlık, yangın çıkarma, hırsızlık gibi suçlara karışan, davranış bozuklukları gösteren ve hapse giren çocukların yüzde 80′inde DEHB bulduk. Ama bütün bu sorunu olan çocuklar kötü olacak diye ebeveynleri korkutmuyoruz. Büyük çoğunluğu devlet adamı, bilimadamı, sanatçı, müzisyen olabiliyorlar, bu da bir gerçek. Ama çocukta DEHB varsa ve bunun yanında saldırganlık, çalma gibi davranım bozukluğu görülüyorsa, bu çocukları izlediğimiz zaman iki yıl sonra baktığımızda ciddi sorunlar ortaya çıkıyor.

DEHB’e başkaldırı gibi isyankârlık, söz dinlememe eşlik ediyorsa bu çocuklarda bir yıl sonra kanunları çiğneme, hırsızlık, vurma kırma, yangın çıkarma gibi bozuklukların ortaya çıktığını görüyoruz.

 

Kategorisi: Çocuk Sağlığı

Hiperaktivite kader değil

Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda tedavi, davranış sorunlarında olumlu sonuç veriyor.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), çocuğun gelişimini, anne-çocuk ilişkilerini, öğrenmelerini olumsuz etkileyen ve diğer çocuklardan geri kalabilmelerine yol açabilen önemli bir sorun. Buna rağmen tedavi, DEHB sorunu olan çocukların büyük bölümünde yarar sağlıyor. Hastaların yaklaşık yüzde 80′inde 4 - 5 hafta gibi kısa bir süre içinde çok belirgin düzelmeler görülüyor.
Toronto Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü ve Scarborough Hastaneleri Psikiyatrik Araştırmalar ve Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Kliniği Direktörü, Kanada Dikkat Eksikliği Eğitim ve Araştırma Örgütü Kurucu Üyesi Prof. Dr. Atilla Turgay, sorularımızı yanıtlamaya devam ediyor.

EHB tedavisine ilaçların en büyük yararı nedir?

En belirgin yararı, ilaç kullanan çocukları normal çocuklardan farklı olmayacak şekilde düzeltebilmemiz.

Peki tedavideki son yenilikler neler?

Son 5 yıldır olan çalışmalar gösteriyor ki DEHB’de kullanılan metilfenidat ve uzun etkili metilfenidat, sosyal davranımı düzeltiyor, saldırgan davranışı büyük ölçüde önlüyor. Aynı zamanda anne babayı dinlememe gibi başkaldırıcı davranışları da düzeltebiliyor. DEHB olsun olmasın saldırgan davranışlar gösteren çocuklarda bir tek bu ilacı kullanırsanız, söz konusu davranışlarda da düzelme görüldüğü saptandı. Ama bu ilaçların yan etkileri konusunda ailelerin endişesi var…
Önümüzde maalesef olumsuz önyargı var. Aileler çocuklarına ne kadar az ilaç verirlerse o kadar iyi anne baba olduklarını düşünüyorlar. Bu çok yanlış bir tutum. Halbuki ne zaman çocuğun olumsuz davranışlarını tedaviyle giderirlerse o zaman iyi anne baba olurlar.

DEHB, eğer erken yaşlarda tedavi edilirse bu çocuklardaki alkol kullanımı tehlikesi çok düşük oluyor. Ama tedavi edilmezse yüzde 40′ında alkol ve yabancı madde kullanma olasılığı var. Bu uyarıcı ilaçlar alışkanlık yapmıyorlar. Kötü alışkanlıkların gelişmesini önlüyorlar.

Hastaların yüzde kaçı tedaviyi devam ettirebiliyor?

Ne yazık ki hastaların büyük bir çoğunluğu altı ay ya da bir yıl sonra ilacı kullanmamaya başlıyor. Bunların en önemli nedenlerinden biri, ne yazık ki Türkiye’de bu daha da fazla, ilacın gereken dozundan çok daha düşük kullanılması. Örneğin metilfenidat 5 miligram veriliyorsa, bu başlangıç dozudur. Hastaların yüzde 10′u kadarı buna cevap verir. 10 miligram verirseniz yüzde 25 - 30′u cevap verebilir. 15 miligram verirseniz hastaların büyük bir çoğunluğu ilaç tedavisine iyi cevap verir. Dolayısıyla ilaçtan aldıkları yanıtın etkisiyle ilaç kullanımını sürdürürler. İşte bu nedenle anne babaların ‘Ne kadar az ilaç verirsek o kadar iyi’ demesinin bir anlamı yok. Eğer düzenli ve yeterli dozda ilaç kullanılırsa, ilk kullandığımız uyarıcı ilaca hastaların yanıt verme oranı yüzde 80′dir.

Bu tedavilere yanıt vermeyen çocuklara hangi ilaçlar öneriliyor?

Türkiye’de kullanılan ilaçlardan biri imipramin dediğimiz antidepresan. Kısa ya da uzun süre etkili metilfenidata hasta cevap vermediyse imipramine cevap verme olasılığı yüzde 60 - 70′i buluyor. Onu kullanabiliyoruz. Hastada saldırganlık varsa, davranış tedavisine cevap vermiyorsa, Türkiye’de var olan ve çok iyi kullanılan ilaçlardan biri de risperidon. Hem DEHB hem de otistik bozukluğu olan hastalarda da çok iyi sonuç veriyor. Risperidon’un da aşırı saldırganlığı düzenleyici etkileri var.
Bu ilaç metilfenidat ve uzun süreli metilfenidata cevap vermeyen, hâlâ ciddi saldırganlık ya da kendini incitici davranışlar gösteren hastaların yüzde 90′ında hem DEHB’i, hem de aşırı davranış bozukluğunu düzeltebiliyor.

Tedavideki en önemli gelişme ne sizce?

Eskiden bu davranışların yüzde 50’si düzeldiğinde çok mutlu oluyorduk. Son 2 - 3 yıldır biliyoruz ki uygun dozda ilacı verdiğimiz zaman bu hastaların en az yüzde 50’sinde bir normalleştirme oluyor. İlaç kullanan çocukları, normal çocuklardan farklı olmayacak şekilde düzeltebiliyoruz.
Diğer yüzde 30′unda ise çok belirgin düzelmeler görebiliyoruz. Okul ve evdeki davranışlarında, öğrenmesinde, sosyal ilişkilerinde, saldırganlığında çok belirgin düzelmeler görebiliyoruz. Diğer yüzde 5 - 10′unda ise hafif düzelmeler görüyoruz. Hâlâ daha yüzde 10 - 15′inde ilaca cevap vermeme durumunu görebiliyoruz.

İlaca cevap vermeme durumu neden kaynaklanıyor?

O çocukların galiba kalıtsal olarak kimyasal farklıları var. Bu şekilde ilaca cevap veremeyen çocuklar çok farklı ilaçlara cevap verebiliyorlar.

Ne yazık ki Türkiye’de ikinci ve üçüncü ilaç seçeneği olmadığı için bu çocuklara çok fazla yardım edilemiyor. Çok rahatlıkla ikili ilaçları ve yeni geliştirilen ilaçları kullanarak bu düzelmeleri yapabiliyoruz.

İlaçlar 3 yaş sonrası kullanılabilecek

DEHB tedavisinde ABD’de onaylanma aşamasında yeni bir ilaç var. Yeni ilaçlarla etkinliğin 16 saatten 24 saate kadar devam etmesi hedefleniyor. 24 saat etkinliği gösterilen ilaçlar var.
En yeni gelişme ise, ilaçlar ne yazık ki 6 yaşından yukarı çocuklarda kullanabiliyordu. Fakat metilfenidatın aslında 3 - 6 yaş arasındaki çocuklarda da etkin ve güvenilir bir şekilde kullanılabileceği çok merkezli çalışmalarda gösterildi. Artık ABD’de FDA’ın bu ilacı o yaşlarda da onaylaması bekleniyor.

 

Kategorisi: Çocuk Sağlığı

Bebeğiniz çok mu ağlıyor?

Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok

Bebeğinizin ağlama nedeni yalnızca hasta olması, acıkması olmayabilir. Belki de ihtiyacı olan şey sevginizdir!
Ailelerin, çocuklarıyla ilgili en fazla yakındıkları sorunların başında gelen “ağlamanın”, herhangi bir biyolojik rahatsızlık değil, sevgisizlikten de kaynaklanabileceği bildirildi.Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Acil Tıp Birimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hayri Levent Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bebeklerin sadece hastalandıklarında değil, duygusal yönden açlık hissettiklerinde ve ilgisiz kalındığında da ağlayabildiklerini söyledi.Doç. Dr. Yılmaz, hiçbir rahatsızlığı olmamasına rağmen günde 3 saatten daha uzun süren, haftada 3 günden daha fazla tekrarlayan bebek ağlamasının mutlaka dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Doç. Dr. Yılmaz, “Ağlayan bebek yakınması, çocuk acil polikliniklerinde sık karşılaşılan, hem anne ve babayı endişelendiren hem de hekime dedektiflik görevinde genellikle faili meçhul dosyalar açıp kapattıran bir yakınma” dedi.

——————————————————————————–
Ağlamanın genellikle fiziksel sağlık açısından sorun oluşturmadığını belirten Doç. Dr. Yılmaz, “Bu durumlarda hekimin ağlayan bebeğin ağlama nedenini çok dikkatli bir öykü, fizik inceleme ve yakın gözlemle bulması ve tedavi etmesi gereklidir” dedi.

Doç. Dr. Yılmaz, ağlama nöbetlerinin bebeklerde genellikle yaşamın 2 ve 3. haftasında başladığını, saatlerce sürebildiğini, ağlamanın çoğunlukla ikindi zamanı, akşamları ve gece yarısında tetiklendiğini, 4′üncü aydan sonra ise genellikle ortadan kalktığını, ancak günde 3 saatten fazla süren ağlamanın mutlaka nedeninin araştırılıp çözüm yoluna gidilmesi gerektiğini kaydetti.

Dikkat çekme isteği

Hiçbir neden bulunmamasına rağmen ağlayan bebeğin, sevgisiz kalıp dikkat çekme isteğinde olduğunun akla getirilmesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Yılmaz, şunları söyledi:

“Aileler, bebekleri ağladığında önce hasta oldukları akıllarına geliyor, oysa sevgisiz kalmış olabileceği düşünülmüyor. Bebeği rahatlatmak sadece altını temiz tutmak, karnını doyurmakla olmaz, sevgiyi de hissettirmek zorundayız. Bebeğin hafif dokunuşlarla saçının okşanması, vücuduna yine hafif dokunuşlarla masaj yapılması ona inanılmaz bir mutluluk verir. Onunla ilgilenmek, gülmesini sağlamak, küçük hediyelerle şaşırtmak ya da ilgisini çekecek ortamlarda bulunmasını sağlamak bebeği duygusal yönden besler.”

Doç. Dr. Yılmaz, bebeğin gelişiminde uyku, beslenme ve iyi bakım ne kadar önemliyse sevgi ve güven gibi ona ilk yıllarda aşılanabilecek duyguların da büyük önemi bulunduğuna işaret ederek, annelere şu önerilerde bulundu:

“Annenin sıcaklığı, kulağa fısıldanan tatlı sözler, kucağa alınıp okşanması, bebeğe hayattaki ilk dersi olan sevgiyi öğretir. Bebeğiniz daha ilk doğduğunda, onu kollarınızın arasına aldığınızda, kendisine değer verdiğinizi hisseder. Zaman içinde bu sıcak duyguları iyice öğrenen bebeğiniz, sevginizi karşılıksız bırakmayacaktır. Sevgi bir annenin bebeğine öğretebileceği en güzel duygudur. Aslında tanımlanması zor olan bu duyguyu ona dokunarak, konuşarak, sarılarak öğretebilirsiniz. Bu duygunun kendisi için önemli olduğunu anlayan bebeğiniz, sizin yokluğunuzda bu duyguyu arayacak, sevgiyi böylece öğrenmiş olacaktır.”

Doç. Dr. Yılmaz, bebeğin ilk aylarda öğrenebileceği bir başka duygunun ise güven olduğunu belirterek, şöyle dedi:

“Her zaman yanında olduğunuzu bilmek, ağladığında kucağınıza almanız, onu önemsediğinizi gösterir. İlk aylarda aşılanan bu güven duygusu, ileride onun yaşantısını önemli ölçüde etkiler. Kendine güvenli bir birey olarak yetişmek için, güven duygusunu hissetmelidir.”

 

Kategorisi: Çocuk Sağlığı

Güvenli oyuncak nasıl olmalı?

Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok

Çocuğunuzun oyuncaklarının güvenliğini tehdit etmemesi için oyuncak seçiminde nelere dikkat etmek gerekiyor?
Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’nde (RSHM) güvenli oyuncak için analiz yapabilecek bir laboratuvar kurulacak. RSHM Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği desteğinde yürütülen “Oyuncak Güvenliği Projesi” çerçevesinde aileler, miniklerin devam ettiği ana okullarında görevli eğitimcilerle üniversitelerin çocuk gelişimi bölümlerine devam eden öğrencilerin eğitileceğini bildirdi.Bu proje çerçevesinde ilgili çevrelerin bilgilendirilmesi amacıyla bir web sitesi hazırlandığını belirten Ertek, eğitim için bazı materyaller de temin edildiğini söyledi.

——————————————————————————–
Oyuncak güvenliğinin önemine de işaret eden Ertek, bunun için bir “Oyuncak Laboratuvarı” kuracaklarını bildirdi.

Burada kullanılacak cihazlardan bazılarının alındığını kaydeden Ertek, şunları kaydetti:

“Bu laboratuvarda oyuncak güvenliği için analiz yapabileceğiz. Uzak doğudan ülkemize çok sayıda güvenilir olmayan oyuncak giriyor. Biz de kurulacak laboratuvarda piyasa denetim ve gözetim yetkisi olan kuruluşlarca gönderilen oyuncakları inceleyebileceğiz.”

10 adımda oyuncak güvenliği

Ertek’in verdiği bilgiye göre, “10 adımda oyuncak güvenliği” için şunlara dikkat edilmeli:

“-Oyuncak çocuğun yaşına uygun olmalı,

-Etiketinde güvenlik uyarıları bulunmalı ve bunlar mutlaka okunmalı,

-Kullanma kılavuzu olmalı ve dikkatlice incelenerek çocuğa bilgi verilmeli,

-Çocuğun oyuncağın ambalajı ve poşetiyle oynamasına izin verilmemeli. Bunlar çocuğun yüzüne yapışınca nefes almasını engelleyip boğulmasına neden olabilir,

-Büyük çocuk için alınan oyuncaklar küçük çocuk için tehlikeli olabilir. Bu nedenle oyun sırasında çocuklar gözetim altında tutulmalı,

-Çocukların bakımını üstlenen bakıcı ve aile büyükleri oyuncak güvenliğiyle ilgili bilgilendirilmeli,

-Oyuncaklar için güvenli saklama koşulları sağlanmalı, -Oyuncaklar sık sık gözden geçirilip tehlike arz edecek şekilde kırılmış ya da bozulmuş olanlar atılmalı,

-CE (Ürünün AB teknik mevzuatına uygunluğunu belirten resmi işaret) işareti olmayan oyuncaklar satın alınmamalı,

-Güvenliği tehdit eden ürünler Sağlık Bakanlığının internet sitesindeki “Ürün güvenliği şikayet ve ihbar formu” kanalıyla bildirilmeli.”

 

Kategorisi: Çocuk Sağlığı

Eski Konular  


Sağlık Fotoğrafları

Sağlık Video

Sağlık Siteleri

 Sağlık Sayfaları 1 den 3 e Kadar  1  2  3 »