Okunma Sayısı : 1038  |
Allerji
sadece genetik yatkınlıkla ilişkili değil. Hava kirliliği, beslenme
alışkanlıklarının değişmesi, şehir yaşamı, temizlik şartları allerjik
Son
yıllarda artış gösteren hastalıklardan biri olan allerji özellikle
gelişmiş ülkelerde daha sık görülüyor. Bunun en önemli nedenlerden
birisi olarak 'hijyen teorisi' gösteriliyor.
Göğüs
Hastalıkları ve Allerjik Hastalıklar Uzmanı Dr. Gülden Paşaoğlu Karakış
bu teoriyi şöyle açıklıyor:Köylerde yaşayan, kreş ya da anaokuluna
giden veya kalabalık çok çocuklu ailelerin çocuklarında bazı mikroplar
veya parazitlerle daha sık karşılaşma bağışık sisteminin daha iyi
gelişimine neden olmaktadır. Böylece bağışık sisteminde var olan denge
daha iyi korunmakta ve sonuçta bu çocuklarda allerjik hastalık daha az
görülmektedir. Şehirde yaşayan daha hijyenik ortamlarda büyüyen
çocukların mikroplarla daha az karşılaşması sonucu savunma sisteminin
dengesi bozularak allerjik hastalıkların gelişimi kolaylaşmaktadır.
Dr.
Karakış Ancak bu teori tüm enfeksiyonlar için geçerli değildir.
diyerek bir uyarıda bulunuyor: Erken yaşlarda geçirilen alt solunum
yolu enfeksiyonları koruyucu olmayıp tersine çocuklarda daha sonra
astım gelişimi için risk olabilmektedir. Evler allerjiye davetiye çıkarıyor
1990'lı
yılların başlarından itibaren ev içi ortamın hızla değiştiği bir
gerçek. Eskiden evlerde yaz ayları geldiğinde mevcut halılar
kaldırılırken, son yıllarda bu alışkanlık neredeyse hiç kalmadı. Evler
özellikle yatak odaları tümüyle duvardan duvara halılarla kaplı. Bu
durum ev içinde ev tozu akarlarının seviyesini arttırıyor. Ayrıca evler
eskiden sobalarla ısıtılırken, genellikle yatak odası daha soğuktu ve
soğukta akarlar üreyemiyordu. Ancak kaloriferlerin yaygın kullanımı
yatak odalarında ısısının artmasına, dolayısıyla ev tozu akarlarının
daha kolay üremesine neden oluyor. Şehir hayatının gelişimi ile iç
ortamlarda daha fazla zaman geçiriliyor. Dolayısıyla ev tozu akarları
ve küf mantarları gibi iç ortam alerjenlerine daha çok maruz kalıyoruz.
Evlerde kedi, köpek gibi hayvan besleme alışkanlığının artması da
allerjenlerle karşılaşma oranını yükseltiyor. Yeni yaşam koşulları olumsuz etki yaratıyor
Allerjinin
artmasının tek nedeni hijyen teorisi değil. Diğer etkenler konusunda
Dr. Karakış şunları söylüyor: �Özellikle kadınlar arasında sigara içme
alışkanlığının artması, annelerin hamilelikte ve emzirme döneminde
sigara içmiş olmaları, kapalı ortamlarda sigara dumanına maruz
kalmaları dış ortamda çoğalan arabaların egzos dumanları allerjik
hastalık riskini arttırıyor. Bununla birlikte sanayi bölgelerindeki
atıkların neden olduğu dumanın dış ortamdaki hava kirliliğini
arttırması sonucu solunan kirli havada var olan karbon monoksit,
nitrojen dioksit, ozon, sülfür dioksit gibi gazların solunması astım
gibi solunum yolu hastalıklarının görülme sıklığını artırmaktadır.
Endüstrileşme ile birlikte diyet alışkanlıklarını değişmesi, doğal
gıdalar yerine hazır, katkı maddeleri içeren allerjen düzeyi yüksek
gıdaların tüketiminin artması besin allerjilerine neden olmaktadır.
Ayrıca günümüzde hastalıklar arttıkça bunlara yönelik çok fazla ilaç
üretilmekte ve çoğu zaman bu ilaçlar bilinçsizce, belki de gereğinden
daha fazla kullanılmaktadır. Duyarlı kişilerde bazı ilaçların fazla
tüketilmesi de zamanla ilaçlara karşı allerjilerin ortaya çıkmasına
neden olabilmektedir. Allerjiye karşı önlem alın
Bu hastalıkların
oluşumunu engellemek için öncelikle korunmak gerekiyor. Peki bunu
gerçekleştirmek için ne yapmalı? Dr. Karakış bu tedbirleri 3 başlık
altından toplayarak şöyle diyor: Birincil önlemler: Vücudun
duyarlanmasını önlemeye yönelik olandır. Bu konuda elimizdeki veriler
oldukça çelişkilidir. Kesin olmamakla birlikte annenin gebelikte ve
emzirme döneminde sigara içmesinin engellenmesi ve allerjik gıdaları az
tüketmesi, en az 6 ay anne sütü ile beslenmesi ve bebeğe allerjik
besinlerin örneğin inek sütünün 1 yaşından önce, katı gıdaların 6 aydan
önce verilmesinin allerji ve astım gelişimini engelleyebileceği
belirtilmiştir. İkincil önlemler: Duyarlı kişilerde hastalık gelişimini
önlemek amacıyla çevresel alerjenlerle temasın azaltılması, sigaraya ve
kirli havaya maruziyetinin azaltılması bu önlemler arasında yer alıyor.
Üçüncül
önlemler: Allerjik hastalığın tedavisinde ilk yapılması gereken
hastanın duyarlı olduğu allerjenlerle temasını önlemek. Birçok allerjik
hastalıkta yakınmalar genellikle allerjenle teması takiben ortaya
çıkıyor. Örneğin ev tozu akarlarına duyarlılık sonucu burun nezlesi
gelişen hastanın evinde akarlara maruziyeti önleyecek korunma
yöntemlerini uygulaması yakınmalarını azaltabiliyor. Tedavide, aşının yeri var mı?
Günümüzde
oluşan hastalığın belirti ve bulgularını kontrol altına almak için
oldukça etkili olabilen ilaçlar kullanılıyor. Bu ilaçlar mevcut
bulgulara göre değişiyor. Dr. Karakış bu durumu şöyle açıklıyor: Örneğin burun nezlesinde antiallerjik ilaçlar ve burun spreyleri,
astımda hava yollarını genişletici ve tedavi edici ağızdan spreyler,
derideki lezyonlarda antiallerjik ilaçlara ilaveten kremler etkili
olabilmektedir.
Allerjinin tedavisinde aşının yeri var. Ancak
aşı tedavisi konusunda değişik yaklaşımlar söz konusu. Dr. Karakış aşı
tedavisi konusunda şöyle diyor: Hastanın duyarlı olduğu allerjenler
gittikçe artan dozlarda enjekte edilerek ya da dil altına damla
şeklinde verilerek uygulanır. Böylece vücudun o allerjene karşı
duyarsızlaştırılması sağlanarak hastanın allerjik olduğu maddelerle
karşılaştığında reaksiyon oluşturması önlenebilmektedir. Ancak riskli
bir tedavi yöntemi olup immünoterapi yapılma kararı ve nasıl yapılacağı
konu hakkında uzmanlık eğitimi almış allerji uzmanları tarafından,
mutlaka hastane ortamında uygulanmalıdır.
|
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|