Okunma Sayısı : 1056  |
Şişmanlık genini bularak dünya çapında üne kavuşan Harvard Üniversitesi
Prof.Dr. Gökhan S. Hotamışlıgil, besinlerin vücuda tahribat yapmasına
engel olan geni buldu.
Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü Başkanı
Prof.Dr. Gökhan S. Hotamışlıgil ve ekibi, besinlerin vücuda tahribat
yapmasına engel olan ve karın içi yağlarında metabolik koruma görevi
yapan gen ortaya çıkardı. Harvard Üniversitesi Kamu Sağlığı Bölümü’nde,
genetik ve metabolik hastalıklar konusunda yaptığı çalışmalarla adını
dünyaya duyuran Türk bilim adamı Prof.Dr. Hotmışlıgil'in son
çalışmasının tıp dünyasında çığır açabilceği belirtildi. Hotamışlıgil,
5 yıl süren çalışma sonucunda elde ettikleri yeni buluşa ilişkin DHA'ya
şu bilgileri verdi:
“Bu
projenin sonunda karın içindeki yağlarda bulunan STAMP2 adında bir gen
ortaya çıkardık. Bu gen, vücuda gelen gıdalar ve buna bağlı
oluşabilecek hasarlara karşı korumakla görevli. İşin ilginç yanı, bu
gen sadece karın içi yağlarda bulunuyor. Fonksiyonunu sadece o bölgede
gösteriyor ve bir yemek yediğinizde, vücuda kalori girdiğinde hemen bu
gen uyanıyor ve fonksiyonunu göstermeye başlıyor. Adeta, bu gelen besin
öğelerini karşılamak için yağ dokusunu hazırlıyor.
STAMP2 adlı
genin, şimdiye kadar var olduğu bile bilinmeyen bir mekanizma olduğunu
vurgulayan Prof.Dr. Gökhan S. Hotamışlıgil, STAMP2 geninin
zayıflatılarak yada güçlendirilerek besinlerin vücuda getirebileceği
hasarların önlenebileceğini ifade etti.
En çok karın içi
yağlarda üretilen STAMP2 geninin, yemek yenildikten sonra artıp öğün
aralarında düştüğünü dile getiren Türk bilim adamı, yeni keşfettikleri
genin, besin saldırısıyla başa çıkmada yağ hücrelerine yardımcı
olduğunu ve böylece besinlerin vücutta tahribat yapan etkilerini yok
ettiğini anlattı. Prof.Dr. Hotamışlıgil, şöyle devam etti:
“Bu
öngörüyü ispatlamak için bir dizi deneyler yapıldı. Bunun için de
STAMP2 genini genetik mühendislik uygulamalarıyla deneyde kullandığımız
farelerden çıkarttık. Bu gen olmadığı zaman az miktarda gıdaya bile bu
hayvanların tepki vermelerini bekliyorduk ve bu gerçekleşti. Daha da
ilginç olanı, herhangi bir şişmanlık olayı bile gelişmeden, yani normal
bir vücuda girebilecek gıdalar düzeyinde bir gıda alımıyla; bu
hayvanlarda şişmanlarda görülen bütün arızaları görmeye başladık.
Yüksek kan basıncından tutun, yüksek tansiyon, kan şekerinin
yükselmesi, insülin hormonunun çalışmasında bozukluklar, kandaki
kolestrol miktarının yükselmesi, karaciğer yağlanması, iltihaplanma
gibi hastalıkların belirtileri yavaş yavaş denek hayvanlarında ortaya
çıktı. Bu da bize gösteriyor ki, bu sistemi kontrol eden çok önemli,
anahtar bir mekanizmayı ortaya çıkarmış olduk.”
STAMP2 geninin
çalışma yöntemini, sel baskınını engelleyen bir sete benzeten Prof.Dr.
Hotamışlıgil, “Bu set alçaldığı zaman sular taşıyor ve problem ortaya
çıkıyor. Önemli olan, biyolojik veya genetik olarak bu seti
yükseltebilir miyiz yada daha güçlü hale getirebilir miyiz?
Çalışmaların odak noktası şu anda bu” dedi.
ŞİŞMANLIKLA KANSER ARASINDAKİ BAĞI ORTAYA ÇIKARABİLİR
Prof.Dr.
Hotamışlıgil, STAMP2 geninin, beslenme bozuklukları veya şişmanlıkla
şeker hastalığı, kalp hastalığı gibi hstalıkların yanısıra, çok ilginç
bir olasılık daha ortaya çıkardığını, bu genin şişmanlıkla kanser
arasındaki bağlantının anlaşılabilmesi için yeni ve çok önemli ipuçları
vereceğini söyledi. Geçtiğimiz 15-20 yıl içerisinde şişmanlığın,
önlenebilir kanser riskleri arasında en büyük unsur olarak
gösterildiğini vurgulayan Prof.Dr. Gökhan S. Hotamışlıgil, “Özellikle
sindirim sistemini döşeyen hücreleri ilgilendiren kanserlerde, ağızdan
bütün bağırsak sitemine, karaciğer kanserlerine kadar, şişmanlık kanser
riskini çok yükseltiyor. Fakat bunun neden olduğu, nasıl ortaya çıktığı
ya da önlenebileceği konusunda hiç bir fikir yoktu. Bu genin ortaya
çıkarılması, bu konuda da bize bir ipucu veriyor. Birbiriyle çok
ilgisiz gibi görünen iki sahayı bir araya getiriyor” dedi.
Prof.Dr.
Gökhan S. Hotamışlıgil, yeni bulunan gen konusunda, Norveç'te yaşayan
Türk bilim adamı Fahri Saatçıoğlu ile birlikte çalışmalarını
yürüttüklerini belirterek, şunları söyledi:
“Çalışma arkadaşım
ve dostum Fahri Saatçıoğlu, bu geni prostat kanserinde düzeyleri artan
ve hormonlarla kontrol altında bulunan bir gen olarak ortaya çıkarıyor.
Aynı zaman diliminde de bizim laboratuvarımızda bu gen besinlere karşı
direnç gösteren bir gen olarak ortaya çıkıyor. Biz bu geni görünce,
hemen Fahri Saatçıoğlu ile irtibata geçtik ve bu çalışmayı beraber
tamamlayıp yayımladık.”
Prof.Dr. Hotamışkıgil, tıp dünyasında
yeni ve farklı görüşleri ortaya çıkardığı için STAMP2 geninin tüm
dünyada ilgi gören bir buluş olduğunu belirtti. Hotamışkıgil’in
çalışmaları, biyolojik ve yaşambilim alanında dünyanın en önde gelen
bilim dergilerinden biri olan ‘Cell' de yayımlanmıştı.
|
|
|