Okunma Sayısı : 1162  |
Modern
çağın getirdiği yeni bir hastalık hızla yayılıyor: ''İnternet
Bağımlılığı'' Bir düşünün, gününüzün kaç saati bilgisayar ve internet
başında geçiriyor?
Hiç kuşkusuz
internet, yaygın olarak kullanılan ve hayatımızı kolaylaştıran çok
önemli bir bilgi kaynağı. Ancak başta sorduğumuz soruya yanıtınız,
hayatınızın büyük kısmında bir şekilde internetle iç içe olduğunuz
hatta size doyurucu gelen sosyal ilişkiler kurabildiğiniz tek alanın
internet olduğu yönündeyse, siz bir "internet bağımlısı" olabilirsiniz
Aslında
bu konu hala tam olarak açıklığa kavuşmuş değil. Çünkü internet
bağımlılığı henüz psikiyatri literatüründe kabul edilmiş bir tanı
değil. Ama batı ülkelerinde 1995`ten, Türkiye`de 1999`dan bu yana bir
sorun alanı oluşturuyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde toplumsal bir
sorun olma yönünde hızla ilerliyor. Bugün Çin`de bağımlılık ciddi
boyutlara ulaşmış durumda ve sadece internet bağımlılığının yarattığı
sorunları çözebilmek için yataklı tedavi klinikleri kurulmak zorunda
kalınmış. Ancak internet bağımlılığı konusunda henüz net araştırma
verileri bulunmadığı için yaygınlık konusunda farklı rakamlardan söz
ediliyor. Kimler bağımlı?
Peki internet bağımlılığı nedir ve yoğun internet kullanıcılarının hepsi bağımlı mı?
Psikiyatrist
Dr. M. Banu Büyükkal internet kullanımı ile bağımlılığın farklı
kavramlar olduğunun altını çiziyor. Kullanıcıda, genel anlamda bir
bağımlılıktan söz edebilmek için bazı kriterlerin bulunması gerekiyor.
Belirleyici olan faktörlerin başında internete girilen saatten ziyade,
internetin kişinin işlevlerini ne derece etkilediği, toplumsal ya da
akademik yaşamını ne kadar sekteye uğrattığı veya insan ilişkilerinde
ne kadar bozulma yarattığı geliyor. Dr. Büyükkal`ın verdiği bilgiye
göre internet bağımlılığı, patolojik kumar, patolojik hırsızlık gibi;
bağımlılık ile zorlantı arasında kalan "dürtü kontrol bozukluğu" olarak
ifade edilebilen bir kategoride yer alıyor. İnternet bağımlılığı
yaşayan kişilere bakıldığında gündelik yaşantılarındaki eksiklikleri bu
şekilde kapatmaya çalıştıkları görülüyor. Dr. Büyükkal`ın belirttiğine
göre, burada anahtar sözcük "zannediyor olmak." Kişi internet
başındayken belli bir doyum aldığını zannetse de ihtiyacı olan doyum bu
değil. Kişinin bu davranışları zamanla kendini tekrarlamaya götürüyor.
Her seferinde bu kez gerçek doyuma ulaşacağını, tatmin olacağını
zannediyor. Bu davranış şekli bir kısır döngü halinde devam edip
gidiyor
Yoksunluk hissi yaratıyor
İnternet
bağımlılığının henüz tanı olarak kabul edilmiş bir hastalık olmadığının
altını çizen Dr. Banu Büyükkal, yine de giderek daha fazla insanın
toplumsal, akademik ve aile yaşantısını etkilediği için mutlaka dikkat
edilmesi gereken bir durum olduğuna dikkat çekiyor. Dr. Büyükkal, bir
kişide internet bağımlılığı olup olmadığını anlayabilmek için dikkat
edilen birkaç tanı kriteri olduğunu belirterek, bu kriterlerle ilgili
şunları anlatıyor: "Tanıda diğer bağımlılıklara uyarlanan kriterlere
bakılıyor. Bunların başında tolerans geliyor. Yani kişi her geçen gün
daha fazla internet kullanmak istiyor. Örneğin günde bir saat internete
girerken zaman içinde bir saat yetmez oluyor ve zorlantının doyurulması
amacıyla daha fazla zaman geçirmek durumunda kalıyor. Zamanla
doyumsuzluk artıyor, isteğin artarak devam ettiği görülüyor. Tıpkı
diğer bağımlılıklarda olduğu gibi." İnternetin bağımlılık olup olmadığı
tartışılırken bakılan ikinci belirti, yoksunluk hissi oluyor. Dr. Banu
Büyükkal, tolerans gelişmesi ve yoksunluk belirtilerinin ortaya
çıkmasının diğer tüm bağımlılıklarda da belirleyici olan işlevsel
bozukluklara neden olduğuna işaret ederek, kişinin göstereceği davranış
değişiklikleri hakkında şunları anlatıyor; "Örneğin internetin herhangi
bir nedenle kesildiği durumda kişide sinirlilik, yerinde duramama, o
sırada neler kaçırdığı ile ilgili bir takım saplantılı düşünceler
ortaya çıkabiliyor. Kişinin düşlerine girebiliyor, hatta internet
ortamında olmasa da hareketleri internet kullanımını taklit edebiliyor.
Bu durum bir anlamda alkole aş ermek olarak tanımlanabilecek özlem
davranışlarına benziyor. Zamanla öncelikler değişiyor. Üniversiteye
hazırlanmak zorunda olan bir öğrenci, ders çalışmayı ikinci plana
atabiliyor." Bağımlılık kriterleri arasında bir başka davranış ise,
internete olan bağımlılığının farkına varıp, kısıtlamaya yönelme ve bir
anlamda kendi kendini tedavi etmeye çalışma oluyor. Dr. Büyükkal, bunu
sadece sosyal ve aile yaşamındaki etkilenmeyi fark eden bazı kişilerin
uyguladığını, ancak onlarda da bağımlılık bir zorlantı haline geldiği
için bu kişilerin genellikle kendi başlarına başarılı olamadıklarını
anlatıyor. Dr. Büyükkal, artık internet bağımlılığından söz
edilebilecek olan kişilerde gözlenen eksiklikler ve durumun ilişkilere
yansımasının farklı şekillerde ortaya çıktığını belirterek,
bağımlılığın gündelik hayat üzerine olan etkileri konusunda şunları
anlatıyor; "Bazı kişilerde bağımlılık belli bir süre sonra öyle bir hal
alıyor ki, kişi bilgisayar başından kalkıp yemek yemiyor,
beslenmesinden geri kalıyor. Sosyal ilişkileri bozuluyor, evliliğinde
problemler yaşamaya başlıyor. Bağımlılığı yaşayan ergenlik yaşındaki
bir gençte ise anne ve babasıyla yaşadığı sorunların boyutları daha da
artıyor. Çocuk bu kullanımı zaten kontrol edemiyor ve bunu bir zorlantı
şeklinde yaşıyor. Ebeveynler, çocuğun okuldan ve derslerinden geri
kalması ve asosyal olmasından dolayı çocuğu kontrol etmeye
çalıştıklarında ise yaşadıkları problemler artıyor. Çünkü örneklerden
görülüyor ki, kimi aileler telefon hattını kestiriyor, kimileri
bilgisayarı, kimi internete girmeyi yasaklayarak bir şekilde kontrolü
sağlamaya çalışıyor. Ama böylesine `bıçak gibi kesme` çabası özellikle
ergenlerde olumlu sonuç vermiyor. Yaşanan sorunların büyümesine neden
oluyor."
Neden tedavi ilişkisi
İnternet bağımlılığı olarak
tanımlanabilecek bu sorunla ilgili olarak kişileri uzman desteği alma
konusunda yakınları ve çoğunlukla da varsa eşleri ikna ediyor. Çünkü
asıl sorunları ancak onlar dışarıdan gözlemleyebiliyor. İnternet
bağımlılığının altında yatan psikolojik gerekçelerin aynı zamanda
tedaviyi de şekillendiren nokta olduğunu söyleyen Dr. Banu Büyükkal,
"Tek başına internet bağımlılığının tedavisi söz konusu değildir. Hemen
her zaman, kişiyi bu bağımlılık ve davranışa yönlendiren altta yatan
bir etken söz konusu olduğundan bunu bulmaya çalışıyoruz. Altta yatan
nedenin bulunması bir anlamda tedavinin de seyrini belirliyor." Dr.
Büyükkal, bu nedenle internet kullanımının ne zaman sağlıklı, ne zaman
patolojik olduğunu tespit ederken, birden çok etkenin bir arada
bulunduğu son derece karmaşık bir durum olduğunun hatırlanması
gerektiğine işaret ediyor. "Türkiye`deki psikiyatrist ve klinik
psikologlar bu kişilere gerekli desteği verebilecek durumdalar, yeter
ki farkındalık artsın" diyen Dr. Büyükkal sözlerine şöyle devam ediyor;
"Bugün internet bağımlılığını had safhada yaşayan ülkelerin başında Çin
geliyor. Ülkede, bağımlılığın tedavisine ilişkin yoğun çalışmalar
sürdürülüyor. Türkiye için bunun gerekli olduğunu sanmıyorum. Ancak
özellikle ailelerin konuyu bilerek, uyanık olması gerekiyor.
Çocuklarında bu alışkanlıkların arttığını gördüklerinde sınır
koymalarında yarar var. Biz, tedavide altta yatan psikopatolojiyi
anlamaya, kişinin neyin eksikliğini hissederek böyle bir davranış içine
girdiğini tespit etmeye çalışıyoruz. Neden gerçek insan ilişkileri
yerine sanal bir hayatı tercih ediyor? Bu nedenle çocuklarında,
eşlerinde ya da arkadaşlarında bu durumu tespit eden ya da
kuşkulananların, bu kişileri bir uzmana yönlendirip, profesyonel destek
almalarını sağlamalılar."
Bağımlı mısınız?
İnternet bağımlısı olup
olmadığınızı anlamak için birkaç soruyu net olarak yanıtlayarak ipucu
elde edebilirsiniz. Bu sorulardan alınan yanıtlar internet bağımlılığı
konusunda direkt bir tanı olmasından ziyade yol gösterici oluyor. Kesin
tanı ancak bir uzman tarafından konabiliyor. Örneğin; İnternet başında
kendinize koyduğunuz zaman sınırını ne kadar aşıyorsunuz, bilgisayar
başında geçirilen zaman yüzünden ev işlerinin ne kadarını ve ne
sıklıkla ihmal ediyorsunuz? İnternetteki heyecanı eşinizle
geçireceğiniz zamana ne kadar tercih ediyorsunuz, gerçek hayattaki
ilişkileriniz size daha mı sıkıcı geliyor? İnternet nedeniyle
çocuklarınızın dersleri ne kadar aksıyor? Aileniz sizi internet başında
geçirdiğiniz zamandan ötürü ne kadar sıklıkla uyarıyor?
|
|
|