Okunma Sayısı : 974  |
Bu
gün dünyada 350 milyon Hepatit B, 150 milyon Hepatit C taşıyıcısı
olduğu düşünülüyor. Türkiye'de ise bu sayı toplam 5 milyon...
Türk
Gastroenteroloji Derneğinden Prof. Dr. Hakan Şentürk, tüm dünyada viral
hepatitlerin önemli bir sağlık sorunu olmaya devam ettiğini
belirterek, "Dünyada 350 milyon kişinin hepatit B, 150 milyon kişinin
de hepatit C virüsü taşıdığı düşünülüyor. Türkiye'de toplam 5 milyon
hepatit taşıyıcı olduğu tahmin ediliyor" dedi. Prof.
Dr. Şentürk, "1 Ekim Dünya Hepatit Günü" dolayısıyla AA muhabirine
yaptığı açıklamada, aşılama programlarının yeni hepatit B, hijyenik
kurallara uyulmasının da yeni Hepatit C vakalarının
sayısını azaltığını, ancak hastalıkların insan sağlığı üzerindeki
olumsuz etkisi ve sağlık harcamalarındaki paylarının giderek artığını
söyledi. Şentürk, bunun Siroz gibi hastalıkların 20-30 yıl gibi uzun
bir süre sonra ortaya çıkmasından kaynaklandığını vurguladı.
Akut
hepatit B enfeksiyonunun hala Türkiye'de sık karşılaşılan bir hastalık
olduğunu, haftalar süren ve yatak istirahati gerektiren bu hastalığın
nadiren karaciğer yetersizliğine yol açabildiğini dile getiren Hakan
Şentürk, akut hepatit C'nin ise, genellikle Sarılık olmadan ortaya
çıktığından teşhis konulmasının güç olduğunu bildirdi.
Prof. Dr. Hakan Şentürk, şunları kaydetti:
"Bu
bir şanssızlıktır, çünkü akut safhada tedavi edildiğinde
neredeyse yüzde 100 oranında kronikleşme önlenebilmektedir. Dünyada 350
milyon kişinin hepatit B, 150 milyon kişinin de hepatit C virüsü
taşıdığı düşünülüyor. Türkiye'de toplam 5 milyon hepatit taşıyıcı
olduğu tahmin ediliyor. Kronik aktif hepatiti bulunanlarda şu anda
çeşitli tedavi metotlarına sahibiz ve siroz ile karaciğer kanseri gibi
komplikasyonları büyük ölçüde önleyebilmekteyiz. Hastaların bir
kısmında tedavi sonrasında Hepatit B enfeksiyonu tamamen ortadan
kalkabilmektedir. Hepatit C için son 5 yılda kullanıma giren tedavi
metotları, başarı şansımızı birkaç kat arttırmıştır. Ancak bu hastalığı
bulunanların önemli bir kısmında tanıyı geç devrelerde koyabilmekteyiz.
Çünkü erken evrelerde hastalık çoğunlukla sessizdir ve tanı tesadüfen
yapılan bir tetkik sonucu konulmaktadır."
Kronik Hepatitli
Karaciğerinde hasarı
ciddi boyutlarda olan bir hastada dahi hiçbir yakınma
bulunmayabileceğine işaret eden Prof. Dr. Şentürk, "Yani yakınma
olmaması bir emniyet faktörü değildir. Kronik hepatitli her beş kişiden
birinde hastalık Siroz'la sonuçlanmaktadır. Ancak Siroz'un
erken devrelerinde hastalık hala tıbbi olarak tedavi edilebilir
durumdadır. Ancak ilerlemiş Siroz'da tek tedavi metodu karaciğer
naklidir. Siroz'un en tehlikeli komplikasyonu karaciğer kanseridir ve
kronik Hepatit B ve C'ye bağlı Siroz'u bulunan hastaların her yıl yüzde
3'ünde karaciğer kanseri gelişmektedir" diye konuştu.
Hepatit B ve C'ye karşı yapılması gerekenler hakkında bilgi de veren Prof. Dr. Hakan Şentürk, şunları kaydetti:
"Hastalığı
erken tanımak zorundayız, bunun için ülkemizde yaşayan herkesin HBsAg,
Anti-HBs, Anti-HBc, ve Anti-HCV testlerini yaptırması gerekir. Hepatit
B ile karşılaşmayanlar aşılanmalı, virüsü kronik olarak taşıyanlar ise
ileri tetkike tabi tutulmalıdır. Hepatit B taşıyıcılarının birinci
derece akrabaları da teste tabi tutulmalıdır. Gerekli tedbirler
alınırsa Hepatit B anneden bebeğe bulaşmaz. Ancak hamile kalma ihtimali
olan herkesin Hepatit B testine tabi tutulması gerekmekte. Hepatit B
veya C tanısı konulan kişilerin psikolojilerinin bozulması için hiçbir
neden yoktur, bu enfeksiyonların günümüzdeki tedavisinde başarı oranı
çok yüksektir."
|
|
|