İnsanların, gergin, sinirli, mutsuz anlarında yemeğe karşı aşırı
istek duymalarından yola çıkan uzmanlar, obezitenin değersizlik
duygusuyla birlikte seyrettiğini bilimsel araştırmalarla kanıtladılar.
Ne şekilde izah edilirse edilsin, ruh bilimciler aşırı yemenin ve
şişmanlamanın temelinde sıkıntı, özgüven eksikliği ve hatta depresyonun
yattığında hemfikir. Uzmanların ortak tezi, şişman kadınlarda,
kızgınlık, öfke hali, sıkıntı ve suçluluk duygusunun, şişman erkeklerde
ise, öfke hali ve cinsel kaygıların çok daha güçlü olduğu.
TEDAVİSİ MÜMKÜN
Aşırı yeme hali ve beraberinde getirdiği şişmanlık, hipofiz
bezinin fazla uyarılmasıyla ilgili. Bu kimyasal bir olay, obezite de
tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Burada devreye beslenme uzmanları
ve yardımcı güç olarak da psikologlar giriyor.
13 yıl önce kurulan Davranış Bilimleri Enstitüsü'nden Klinik
Psikolog Dilek Doğu'ya göre, aşırı şişmanlığın kökeninde ebeveynlerin
hatalı tutumları yatıyor. Çocuklarını küçük yaşlardan itibaren, şekerli
besinlerle ödüllendirmeyi tercih eden anne ve babalar, günümüzün şişman
insanlarının yaratıcısı. Şişman nesillerin önüne geçmek için, beslenme
alışkanlıklarının değişmesi gerektiğini belirten Dilek Doğu, yeme
kültürünün bebeklik döneminden itibaren oluştuğunu söylüyor.
İştah konusuna gelince, bazı dönemler insanların iştahını
kabartıyor. Kadınlarda regl dönemleri, soğuk havalar, hamilelik
bunlardan bir kaçı. İştahı açan bir diğer etken ise, yasaklar. Çok katı
bir diyet, aslında iştahı kapatmak bir yana, açıyor. Psikoloji alanında
çok özgün araştırmaları olan Schacter'ın yaptığı bir deney, şişman
insanların davranış biçimini gözler önüne seriyor. Bu deneyi, Dilek
Doğu şöyle aktarıyor:
‘‘Bu uzun süreli sınava, hem zayıflar, hem de şişmanlık sorunu
olan insanlar alınmış. Hepsinin önüne sandviçler konmuş. Sandviçlerini
yiyenlerin, makinelerden ücretsiz olarak tekrar sandviç alabilecekleri
söylenmiş. Şişmanlar, sandviçlerini bir çırpıda, zayıflar ise ancak
acıkınca yemişler. Şişmanlar ikinci kez makineden sandviç almamışlar
ama, zayıflar tekrar almışlar. Bunun çözümlemesi şu: Zayıf insanlar,
açlıklarının, iç uyaranların farkındalar. Şişmanlar ise, görsel, dış
uyaranlarla uyarılıp, yiyeceğe yöneliyorlar. Zayıflar ancak acıktıkları
zaman yiyorlar. Şişmanlar ise, bir yiyecek gördükleri zaman iştahları
kabarıyor. Doğru olan tez: Acıkınca yemek. Felsefe Uzmanı Erol
Coşkuner'e göre, çok yememek için, çok yememe savaşını bırakmak şart.
Beslenme bozukluklarında psikolojik yardımın faydalı olduğunu
söyleyebilirim.’’
ZAYIF KADIN MODELİ
Şişmanlık cinselliği de olumsuz yönde etkiliyor. Şişman
kadınların cinsel orgazmı yaşayamadıkları bilinen bir gerçek. Çünkü
şişman kadın, vücuduna güvenemiyor, rahat olamıyor, bu yüzden
cinsellikten kaçıyor. Kendini sevilmeye değer görmeyen şişman kadın,
sevilebileceğinin de farkına varmıyor. Kendisine bir çok kişinin arka
planda yatan şişmanlık sorunuyla geldiğinden söz eden Klinik Psikolog
Dilek Doğu, yaratılan ‘‘Güzel kadın zayıftır‘‘ yargısının, bir tür moda
olarak görüldüğüne dikkat çekerek, şöyle konuşuyor:
‘‘4-5 kilo fazlası olan insanlar bundan etkileniyor. Şişman
kişilerin ruh hali, toplumdan dışlanmışlık duygusuyla içiçe. Mutlu
değiller, kendileriyle barışık değiller. Ergenlik çağındaki gençler, bu
konuda çok yaralı. Kadınlar erkeklere oranla çok daha hassas. Terapiye
de kadınlar çok daha açık. Şişmanlık her şeyden önce bir sağlık sorunu.
4-5 kilo fazla için hayatı zehir etmeye değmez. Ama aşırı kilolu
insanların tedavi olmaları şart. Herkes manken gibi olmak zorunda
değil. Ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Çocukların midesini gereksiz
yiyeceklerle doldurmasınlar.‘‘
Obezite Uzmanı Dr. Haluk Saçaklı
Mide açlığı ve duygusal açlık
Son 13 yıldan beri şişmanlık sorunuyla ilgilenen Dr. Haluk
Saçaklı, obezite üzerine doktora yapmış. Halen hem Transmed'de, hem de
Bodrum Dedeman Oteli'nde faaliyete geçen Life Style Sağlık Merkezi'nde
yöneticilik yapan Saçaklı, sözlerine ‘‘Her kilo problemi olan obez
değildir’’ diyerek başlıyor. Saçaklı, obeziteyi vücuttaki yağ oranının
belli yüzdelerin üstüne çıkması olarak tanımlıyor. Kadınlar, yağ oranı,
vücut ağırlığının yüzde 30'unu geçiyorsa ‘‘obez‘‘ sınıfına dahil
oluyor. İdeal rakam, kadınlarda yüzde 23, erkekler için yüzde 17.
Erkekte, yağ oranı yüzde 25'in üstüne çıkıyorsa, obezite kapıyı çalmış
demektir.
Neden kilo alıyoruz? Bir kere bütün suç genlerde. Anne ve babası
kilolu olan çocukların yüzde 80'inin kilolu olma ihtimali çok yüksek.
Anne kiloluysa bu risk yüzde 40'larda. Şişmanlık, 6'ncı kromozomdaki
bir hatanın sonucu gelişiyor. Oburluk geni 8 yıllık bir çalışma sonucu
1996'da tanımlandı. 6'ncı kromozomdaki bu hatalı gene, ’’ob-geni’’ adı
verildi. Şişman insanların yaklaşık yarısında aşırı kiloların nedeni
kalıtımsal.
Mide açlığı ile duygusal açlığın birbirinden ayırt edilmesi
gerektiğini vurgulayan Dr. Haluk Saçaklı, bunun yorumunu şöyle yapıyor:
‘‘Bir kere 90-60-90 diye bir ideal vücut ölçüsü yok. Her insanın
yapısı farklı. İstekle ihtiyacını ayırt edebilen kişi, şişmanlıkla olan
sorunlarının yüzde 50'sini halleder. Bazı insanlar vardır ki, gerçekten
aşırı kiloludurlar. Bazıları da 3-5 kilo fazlalarını görünüm güzelliği
kaygısıyla vermek isterler. Aslında amaç kilo kaybı değil. Önemli olan
beslenme kültürünü değiştirmek. Kilosundan rahatsız olan insanları
yemeye iten faktörleri anlamak lazım. Ondan sonra da tedavi geliyor.
Kimseye sihirli bir formül veremeyiz. Bize yol gösteren modelin birinci
unsuru, yeterli ve dengeli beslenme. İkinci unsur, bilinçli ve düzenli
egzersiz, üçüncüsü ise, davranış düzenleme teknikleri. Kesinlikle diyet
yok. Çünkü insanlar rejim kelimesini duyar duymaz dehşete
kapılıyorlar.’’