Okunma Sayısı : 2163  |

Uyku Apnesi ve Horlama
Uyku apnesi
uykuda hava akımının 10 saniyeden daha fazla süreyle kesilmesi ile
karakterize bir hastalıktır. Merkezi sinir sistemindeki bir problem nedeniyle
(santral uyku apnesi) veya solunum yollarındaki bir tıkanıklık nedeniyle
(obstrüktif uyku apnesi-OSA-) oluşabilir. Bazen de her iki durum birlikte
olmaktadır. Bu hastalığın değerlendirilmesinde sadece solunumun durması (apne)
değil aynı zamanda solunumun azalması (hipopne) da hesaba katılmalıdır.
Bulgular:
Tipik olarak horlama, huzursuz uyuma, sabah
dinlenemeden kalkma ve sabah baş ağrılarıdır. Bunun dışında hastalar gece rahat
uyuyamadıkları için gündüz uyuklama hali ve uyuma isteği, çarpıntı ve
hipertansiyon gibi dolaşım sistemi şikayetleri, sinirlilik, cinsel yetersizlik
ve isteksizlik gibi yakınmalar da sıklıkla görülmektedir. Özellikle gündüz uyuma
isteği hastanın sosyal yaşantısını etkilemekte ve otomobil kullanırken uykuya
dalma tehlikeli sonuçlara neden olabilmektedir. Uyku bozukluğu sadece hastayı
değil aynı zamanda yatağını paylaştığı eşini de rahatsız etmekte ve boşanma gibi
sosyal sonuçlar doğurabilmektedir.
Muayene:
Hastalar genellikle aşırı kilolu, kısa boyunlu ve
altçenesi biraz geride kişilerdir. Başta burun olmak üzere solunum yollarındaki
tıkanıklar çok iyi değerlendirilmelidir.
Testler:
Polisomnografi (uyku testi) tanıda
kullanılan önemli bir testtir. Bu testte hasta uykudayken beyin
elektrografileri, EKG, göz hareketleri, kandaki oksijen düzeyleri ve hava
girişleri devamlı kaydedilir. 5-8 saat süresince kaydedilen bu bulgular
değerlendirmeye alınır. Eğer solunum durması ve hava akımı azalmaları (apne ve
hipopneler) belli bir sayının üzerindeyse Uyku Apnesi tanısı konulur.
Tedavi
:Öncelikle kilolu hastalarda kilo verme teşvik edilmelidir. Alkol ve kullanılan
bazı sakinleştirici ilaçlar mutlaka kesilmelidir. Basit bu yöntemlerle tedavi
sağlanamıyorsa ileri tedavilere geçilir.
CPAP:
Bir maskeyle hastaya devamlı olarak basınçlı hava veren bir cihazın
kullanılmasıdır. Bu tedaviyle hastaların büyük bir kısmı tedavi
edilebilmektedir. Ancak kullanım zorluğu nedeniyle hastaların yarıya yakını
cihaz kullanmayı bırakmaktadır.
CERRAHİ TEDAVİLER
Cerrahideki ilk adım solunum
yolları tıkanıklığına neden olan burun problemlerinin (septum deviasyonu, konka
hipertrofisi) düzeltilmesidir. Hastaların 1/3 ine yakını bu tedavilerden fayda
görebilmektedir. Ancak şiddetli apne vakalarında farklı cerrahi teknikler
uygulanmaktadır.
●
Uvulupalatofaringoplasti:
Damağın bir kısmının, bademciklerin ve küçük dilin çıkartıldığı
tekniklere UPPP adı verilmektedir. Bu
teknikle aşırı derecede yer kaplayan bölgeler küçültülür ve damağa bir gerginlik
kazandırılır. Böylece bu bölgede havayolu genişliği arttırılır ve damağın aşırı
hareketleri engellenir. Bu cerrahi laser veya radyofrekans
yöntemiyle de yapılabilmektedir.
●
Özellikle dilin aşırı büyük olduğu durumlarda dil
köküne ve alt çene kemiğine yönelik cerrahi işlemler de
gerektiğinde yapılabilmektedir. Bu cerrahi girişimlerde dilin arkaya doğru
giderek havayolunu kapamasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Bu cerrahi
girişimler diğer tekniklerle birleştirildiğinde iyi sonuçlar alınmasına karşın
yapılan ameliyatın diğerlerine göre daha büyük ve risklerinin fazla olması
nedeniyle ancak seçilmiş vakalarda uygulanması düşünülebilir.
●
Radyofrekans
yöntemi ile damak gerilmesi ameliyatında damak dokusu içine
girilerek özel bir aletle radyofrekans dalgaları damak içerisine verilir. Bu
işlem sonucunda doku reaksiyonu olarak birkaç hafta içerisinde damakta bağ
dokusu gelişerek damağın hacminde azalma ve gerilme ile horlamaya neden olan
hareketlerinde bir azalma oluşur. Uygulanması basit olan bu yöntemde bazen 2-3
seans gerekmektedir. Başarı oranı %50 nin üzerinde olan bu yöntemde hasta uyumu
oldukça iyidir.
Ancak birkaç seans gerektirebilmesi, uzun dönemde
etkisinin azalması ve uyku apnesi tedavisinde başarı olasılığının düşük olması
dezavantajlarıdır.
●
İlaç injeksiyonuyla
damak gerilmesi (injection snoreplasty)
girişiminde damak dokusu içine dokuları sertleştiren bir ilaç verilir.
Radyofrekans yöntemiyle hemen hemen aynı sonuçları veren bu yöntemin avantajı
daha kolay ve ucuz olmasıdır.
●
Pillar damak implantı:
En son olarak geliştirilen
yöntemlerden biri olup kullanımı giderek yaygınlaşmakta ve büyük kabul
görmektedir. Bu teknikle damak içerisine tıpta uzun süredir kullanılan ve doku
ile uyumlu bir maddeden yapılan 3 adet çubuk yerleştirilerek damağın geriye
düşmesi engellenir ve ve aşırı hareketleri azaltılır. Damağa konulan bu
implantlar 6-8 hafta içerisinde doku ile bütünleşerek etkisini göstermeye
başlar. Hekim için uygulaması çok kolay hasta için de oldukça basit bir
girişimdir. Bu girişimden sonra hasta rahatsızlığı en alt düzeydedir. Sadece 1
kez uygulanmasının yeterli olması da büyük avantajdır. Uygulanması basit, hasta
için zahmetsiz ve sonuçlarının hem basit horlama hem de uyku apnesi hastalarında
iyi olması ve etkinin uzun dönemde de davam etmesi yanında diğer tekniklere
göre gerektiğinde çıkartılarak eski haline dönüştürülebilme olanağının olması
avantajlarıdır.
 
|