Okunma Sayısı : 874  |
Kanser nedeniyle gerçekleşen ölümlerin yaklaşık yarısının sigara kullanımına bağlı olduğunu bildirildi.
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kazım Uygun, yaptığı açıklamada, hücrenin kontrol dışı çoğalması olan kanserin ilk çağlardan beri insanoğlunun yaşam kalitesini düşürdüğünü ve yaşam süresini kısalttığını söyledi. Kanserli hastalarda hücrenin, canlının zararına çoğaldığını, organların işlevlerini yapmalarını engellediğini ifade eden Uygun, hemen her organda görülebilen kanserin yüzlerce çeşidi bulunduğunu, bunların yüzde 50'sini meme, akciğer, sindirim sistemi kanserlerinin oluşturduğunu bildirdi.
Sigara en önemli kanser etkeni
Kansere neden olan faktörlerin, kanser çeşidine göre değişiklik
gösterdiğini,
insan ömrünün uzamasına paralel olarak kansere yakalanma olasılığının
arttığını ifade eden Uygun, kanser hastalıklarında en belirgin etkenin
sigara kullanımı olduğunu, bununla birlikte beslenme ve sanayinin sebep
olduğu çevre kirliliğinin de riski artıran önemli faktörler arasında
yer aldığını dile getirdi. Yaş ilerledikçe kanser riskinin artığını
belirten Uygun, "Kadınlarda
meme ve üreme organlarına ait kanserler
ile erkeklerde prostat ve akciğer kanserleri ileri yaşlarda daha çok
görülüyor. Sigara kullanımı kanser hastalıklarının yüzde 30'luk
bölümünün nedeni olarak gösteriliyor. Kanser nedeniyle gerçekleşen
ölümlerin yaklaşık yarısı sigara kullanımına bağlı" dedi.
Fazla miktarda tuz da kanser etkeni
Sigara kullanımının daha çok akciğer, gırtlak, mesane, yemek borusu
gibi bölgelerde oluşan kanserlere neden olduğuna dikkati çeken Uygun,
kırmızı etin fazla ve posalı gıdaların az tüketilmesinin bağırsak
kanseri riskini arttırdığını belirtti. Sebze ve meyvelerin iyi
yıkanması gerektiğini, tarım ilaçlarının özellikle bilinçsiz kullanımının birçok kanser türü için risk faktörü olduğunu ifade eden Uygun, yine tuzun bol miktarda kullanıldığı
turşuların da kanser oluşmasında önemli olduğunu kaydetti.
Kanserin genetik özelliği
Doç. Dr. Uygun, bağırsak kanserlerinin yüzde 10, meme kanserlerinin
yüzde 18-20 kadarının genetik olarak ailenin diğer bireylerine
aktarılabildiğini belirtti. Böylesi bir hastalığın belirmesi durumunda
ailenin diğer bireylerinin de kontrolden geçirilmesi gerektiğine işaret
eden Uygun, ailesel olarak görülen hastalıkların önemli bir özelliğinin
hastalarda erken yaşlarda ortaya çıkması olduğunu vurguladı.
Erken tanı hayat kurtarır
Kanserin daha çok 50 yaş üstü insanlarda görüldüğünü dile getiren
Uygun, şunları söyledi: "Kanserde erken tanı hayat kurtarır. Bu yüzden
özellikle 50 yaşın üzerindeki herkesin yılda bir kez kontrollerden
geçmesi gerekiyor. Hastalığa göre değişen bu kontrollerde mesela
bayanların yılda bir kez mamografi yaptırmaları, cinsel olgunluğa
ulaşan bayanların yılda bir kez rahim ağzı kanseri için jinekoloğa
muayene olmaları gerekmektedir. Yine bağırsak kanseri için de yılda bir
kez kontrolden geçilmelidir.Kanserin erken fark edilmesi ve tedaviye
başlanması ile hastanın iyileşmesi daha da kolaylaşmaktadır. Yine
erkeklerde görülen prostat kanseri için de 55 yaşından sonra yılda bir
kez kontrol olması olası olumsuz bir durumu engellemek için yaşamsal
önem taşımaktadır. Bu nedenle erken tanı hayat kurtarır ve herkesin
kontrollerini geciktirmemesi, şüpheli bir durumun oluşması halinde
deneyimli merkezlerde tedaviye başlamaları gerekmektedir."
''Bilimsel yöntemlerin dışına çıkmayın''
Bilimsel yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılan kanserle ilgili çeşitli
öneriler sunan ve alanı olmayan insanların önerdikleri ilaç veya
bitkilerin
faydası olmayacağını vurgulayan Doç. Dr. Uygun şunları kaydetti:
"Maalesef tedavisine tam anlamıyla çözüm olmayan durumlarda hastalar,
umut tüccarlarının eline düşüyorlar. Maddi ve manevi anlamda kayba
uğrayan hasta yine bize geliyor ve aslında bıraktığından daha olumsuz
bir şekilde dönüyor. Bu yüzden hasta ve yakınlarının bu konuya
özellikle dikkat etmesi gerekiyor. Hastalığın tedavisi kadar kontrolü
de önem taşıyor."
kanser
sigara
tiryaki
|
kabss
Yazan:: idris (Misafir) Tarih: 02-12-2007 16:49