Günümüzde böbrek taşlarının büyük çoğunluğunu ortadan
kaldırabilecek etkin tedavi yolları bulunsa da bu problem pek çok
insanı etkilemeye devam ediyor. Amerikan Üroloji Hastalıkları Derneği
yaşamı boyunca erkeklerin yüzde 12�si, kadınların %5�inin taş hastalığı
ile karşı karşıya kaldığını açıklıyor.
Acıbadem Hastanesi Kadıköy Üroloji Uzmanı Op. Dr. Bora Özveren böbrek taşı oluşumuyla ilgili şunları söylüyor:
“Kalsiyum,
oksalat, veya ürik asit gibi maddeler idrar içerisinde normalde
beklenenden daha yüksek yoğunlukta bulunursa böbrek taşı oluşur. Bu
maddeler kristaller halinde böbrekte çökelebilir ve zaman içerisinde
büyüyerek böbrek taşını meydana getirir. Taşlar yer değiştirerek veya
idrar kanallarından aşağıya doğru hareket ederek vücuttan atılabilir.
Ancak idrar kanalının herhangi bir düzeyinde takılarak idrar akışına
engel oluşturan taşlar genellikle korkulan, şiddetli tipik böbrek
ağrısına yol açar.”
RİSK FAKTÖRLERİ
Bazı
hastalıklar ve alışkanlıklar bir kişide böbrek taşı oluşum riskini
tetikliyor. Özellikle yaşamında daha önce kalsiyum taşı olan bir
hastanın tekrar taş hastalığına sahip olma riski çok daha yüksek. Öyle
ki geçmişte taş hastalığı olan hastalarda ikinci kez taş oluşma
olasılığı bir yıl içerisinde %15 iken 10 yıl içerisinde % 80’lere
çıkıyor. Dr. Özveren risk faktörleri konusunda şunları söylüyor:
“Bazı
hastalıklar kişinin taş hastalığı riskini arttırır. Gut hastalarında ve
idrarında yüksek ürik asit bulunanlarda da böbrek taşı riski fazladır.
Ayrıca kristallerin oluşumuna yol açan bazı ilaçlar taş hastalığı
riskini artırır. Sık veya sürekli ishal durumunda, ya da sıvı kaybı
sonucu yoğun, asidik idrar çıkaran kişilerde böbrek taşı gelişebilir.”
BESLENME ALIŞKANLIKLARINIZA DİKKAT EDİN
Taş
oluşumunda beslenme alışkanlıklarının de rolü büyük. Beslenme düzenine
dikkat ederek büyük ölçüde taş oluşumunu önlemek mümkün. Dr. Özveren
dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıralıyor:

Başlıca su olmak kaydıyla bol miktarda (günde 2,5 litre) sıvı alın.

Kola, gazoz gibi asitli içecekleri haftada 1 litreden fazla tüketmeyin.

Çay tüketimi azaltın.

Greyfurt suyu ve elma suyunun taş hastalığı riskini arttırabilir. Öte yandan saf limon suyu koruyucudur.

Süt ve süt ürünlerinin hiç tüketilmemesi taş oluşum riskini arttırır.
Kalsiyumdan yoksun diyetler uygulanmamalıdır. Süt, yoğurt, peynir gibi
besinler makul ölçülerde tüketilmelidir.

Bol lifli besinleri tercih edin.

Yüksek oksalat içeren pancar, soya, kara çay, çikolata, kakao, kuru
incir, karabiber, fındık, maydanoz, haşhaş tohumu, ıspanak, çilek,
böğürtlen vs besinleri aşırı tüketmeyin.

Taş hastalığınız varsa bira ve diğer alkollü içecekler, ançuez,
sardalya, sakatat, kuru bakliyat, mantar, ıspanak, kuşkonmaz,
karnıbahar ve et tüketimini kısıtlayın.

Tuz kullanımını azaltın.
BELİRTİLERİ
Taş
hastalığında görülen ağrı en sık rastlanan belirti. Böbrek ağrısının
şiddeti değişiyor. Bazı kişilerde belli belirsiz bir sızlama şeklinde
görülürken bazılarında son derece şiddetli, kıvrandırıcı ve hastaneye
yatmayı gerektirecek yoğunluğa kadar ulaşabiliyor. Dr. Özveren ağrının
şiddeti konusunda şunları söylüyor:
“Ağrı atakları taşın
üreter içerisindeki hareketi ve buna bağlı spazmlara bağlıdır. Şiddetli
ağrı atakları genellikle 20 - 60 dakika arasında sürebilir. Böbrek
ağrısı, taşın bulunduğu vücut tarafında olur. Ağrının yeri taşın yerine
ve hareketine göre değişebilir. Böbrekte veya üst üreterdeki taş,
kaburga ile kalça arasında yan (böğür) ağrısına sebebiyet verir. Alt
üreterde ve mesaneye yakın taşlar karın alt kısmında veya cinsel organa
doğru yayılan ağrıya yol açar.”
Böbrek taşı hastalığında tek
belirti ağrı değil. İdrarda kanama, bulantı, kusma, idrar yaparken
acı-yanma, ve idrar sıkışıklığı hissi de hastalarda görülüyor. İlginç
olarak belirti vermeyen böbrek taşlarına da rastlanıyor. Bu taşlar
ancak kontrol sırasında ya da başka amaçla çekilmiş filmlerde tesadüfen
saptanıyor.
TANI YÖNTEMLERİ
Böbrek
taşı tanısı için hastalık belirtilerinin yanında, laboratuar tahlilleri
ve radyolojik tetkiklerden yararlanılıyor. Dr. Bora Özveren tanı için
kullanılan yöntemleri şöyle sıralıyor:
Direkt Röntgen Filmi
Taşların
çoğu standart, yatarak çekilen röntgen filminde görülüyor. Ancak
bazıları, örneğin ürik asit taşları ve ufak taşlar saptanamıyor.
İntravenöz Piyelogram (IVP)
İlaçlı
böbrek filmi olarak da bilinen IVP’de röntgen ışını altında görülebilen
bir boya maddesi damar içine veriliyor. Bu boya böbrekten süzülerek
idrar kanallarına atılıyor. Boya böbrekler ve kanallardan geçtiği
esnada çekilen filmlerde tüm idrar yolu ve taşları görüntülemek mümkün.
Bilgisayarlı Tomografi (BT)
Özel bir tomografi
incelemesi olan “kontrastsız helikal BT”, yani damardan ilaç verilmeden
çok kısa bir süre içerisinde yapılabilen yöntem ile tüm böbrek taşları
saptanıyor. BT, idrar yollarındaki her boyut ve tipteki taşları
saptamada ve idrar yolu tıkanıklığını göstermede en hassas yöntem
olarak günümüzde altın standart olarak kabul ediliyor.
Ultrasonografi
Özellikle hamileler gibi radyasyondan uzak durması gereken hastalarda ultrasonografi tercih ediliyor.
TEDAVİSİ
Taş
hastalığının başlangıç ve acil (akut) safhasında tüm hastalar için
benzer tedavi uygulanıyor. Başlangıç safhada hastalara, taşın
kendiliğinden düşmesi beklenirken, sadece ağrı kesiciler ve su içmesi
öneriliyor. Ağrı kesici ve sıvı tedavisini ağız yoluyla alabilen
hastalar evine gönderilerek ayaktan takip ediliyor. Ancak ağrı çok
şiddetliyse ve hasta su içemiyorsa hastaneye yatırılması gerekebiliyor.
Taşın düşürülemediği durumlarda ise girişimsel tedavi yöntemleri tercih
ediliyor.
Halk arasında en çok bilinen yöntem olan taş kırma konusunda Dr. Özveren şunları söylüyor:
“Taş
kırma, girişimsel tedaviye ihtiyaç duyulan hastaların çoğunluğunda
uygulanabilen başlıca yöntem. Özellikle böbrek içinde ve üreterin üst
tarafında yer alan taşlar için iyi bir tedavi şekli olarak kabul
ediliyor. Buna karşın 2 cm’den büyük, sert, veya böbreği tümüyle
dolduran taşlarda uygun bir yöntem değil. Bu yöntemde direkt olarak
taşa yönlendirilen yüksek enerjili şok dalgası, cilt ve iç organlara
zarar vermeden ilerleyerek taş yüzeyinde kırılma etkisi yapıyor. Bu şok
dalga enerjisi ile taşlar küçük parçalara kırılarak idrar yolundan
kolaylıkla atılması sağlanıyor. Çok büyük taşlar içinse perkütan böbrek
taşı çıkarılması yöntemi kullanılıyor. Bu metotta çok büyük veya
komplike taşlar, ya da taş kırma tedavisine dirençli taşlar ciltten
böbrek içerisine yerleştirilen bir tüp yoluyla çıkartılıyor.”
Acıbadem Hastanesi Kadıköy Üroloji Uzmanı Op. Dr. Bora Özveren, üreteroskopi adlı operasyondan da söz ederek şöyle diyor:
“Üreteroskopi
ile üreterin alt ve orta kısmında tıkanıklığa yol açan taşların
çıkarılmasında kullanılıyor. Üreteroskopik girişimde, çok ince bir
teleskopik alet ile idrar borusundan ve mesaneden geçilerek üreterin
içerisine giriliyor. Bu ince ve esnek endoskop ile üreter içerisinde
ilerleyerek tıkanıklığa yol açan taşa ulaşılarak taş çıkartılıyor.”
İlk
taş olayından bir yıl sonra hastalar ultrason ve direkt film ile
kontrol ediliyor. Bu dönemde yeniden taş hastalığı yaşamamak için
hastaların özellikle sıvı alımına dikkat etmesi gerekiyor.