Okunma Sayısı : 548  |
Herkesçe kabul gören ölçülerin üzerinde
kilolu olmak, “şişmanlık” adını alır genel anlayışa göre... Basit
manada şişmanlık, vücutta yağ birikiminin artmasıyla normal ağırlığın
%15 civarında aşılmasıdır. Gövdesi aşırı yağ bağlamış kimseler için bu
tabir kullanılır. Ancak, kilosu estetik açıdan belirlenen sınırların
üzerinde olanlarla
normal kabul edilenlerin sağlığı arasında
çok da önemli farklılıklar ortaya konamamıştır. Şişmanlık, çoğu kez bir
ameliyattan, yetersiz beslenme yönteminden, beslenme değişikliğinden,
ruhsal bir şok sonucunda veya gebelik hallerinin devamıyla ortaya
çıkabilir. Sorun, beden kitle indeksi 30’un üzerine çıktığında
başlamaktadır, ama aslında bu, zayıflama uğraşlarının getirdiği sağlık
sorunlarından daha önemli değildir.
Şişmanlık, oluşumundan tedavisine kadar çok yönlü bir süreçtir, üstelik bireysel ayrıcalık gösterir.
Ortaya
atılan bir formül, kendisini şişman olarak nitelendiren herkes
tarafından kullanılmaya kesinlikle uygun değildir. Hızlı kilo verme
çabaları aynı hızla kiloların geri alımı ile sonlanacağı gibi, geri
dönüşü olmayan ciddi rahatsızlıklara da yol açabilir. Pek çok insan,
kişiliğini belirleyen diğer çok önemli özellikleri unutup kendisinde
belirlediği fiziksel kusurlara saplanır kalır. Bu saplantılarda en
kolay dile getirilebilen unsur da kilodur. Çoğu kişi, karşısındakinin
fiziksel yönden kusurlu bulduğu yanlarını ifade etmekten kaçınırken,
kilosu üzerine konuşmakta bir sakınca görmez. Çünkü kilo,
kurtulabilecek bir durum olarak görülmektedir. Birey kilolardan
kurtulunca birden zihinlerdeki güzel tanımına oturuverecektir. Bu
düşünme tarzı en travmatik etkiyi genç kızlarda göstermektedir.
Unutulmamalıdır ki, şişmanlık aynı zamanda birçok kişi için bir kazanç
kapısı olmaktadır. Medyada da şişmanlığın ürkütücü ve korkunç bir durum
olduğu imajı işlenerek söz konusu anlayış pekiştirilmektedir. O noktada
kilo ile mücadele başlar ve çeşitli yöntemler, ilaçlar, egzersizler,
aletler vs. ile hem masraflı hem de yorucu bir çabaya girişilir...
Mücadeleyi en uygun şekilde
yapmak ve beklenmeyen rahatsızlıklarla karşılaşmamak için bilinçli bir
uygulama gerekir. Onun için de öncelikle beden kitle indeksi (BKİ)
bilinmelidir. BKİ, “bedenin taşıyabileceği kilo” anlamına gelir.
Yaş,cinsiyet,boy,kemik yapısı günlük hareketlilik gibi öğeler bu
belirlemede önemlidir. BKİ, kilonun boyun karesine bölünmesi ile elde
edilir. Örneğin, boyu 1.60, kilosu 75 olan kişinin BKİ’i 29.7’ dir. (75
/1.60x1.60)
Yetişkinlerde
30 ‘a kadar olan rakamlar normal kabul edilir. 30 üzerinde ise
şişmanlıktan söz edilebilir; ancak bu bile kişinin kilo vermesinin
gerekip gerekmediği konusunda verilecek karar için yeterli değildir.
Fazla kiloların tümü yağdan ibaret değildir.
Yapılan
araştırmalara göre, şişmanlama ile artan vücut kitlesinin %75’i yağ,
25’i yağsız doku kitlesidir. Yağ dokusu, yağın yanı sıra hücreleri, kan
damarlarını ve destekleyici dokuları da içerir Bu arada adale dokusu da
artan yağ dokusunu desteklemek üzere artmaktadır.
Kilo kaybı
nedeniyle yağsız doku kitlesi azalacağından, bazal metabolik hız
yavaşlayacaktır. Bu durumda kişi kendisi ile aynı ağırlıkta olan normal
birine göre daha az gıda tüketmek zorunda kalacaktır. Hızlı zayıflamada
yağsız doku kitlesindeki azalma daha fazla olmakta, %75-%25 oranı
%50-%50 ‘ye ulaşabilmektedir. Bu da formun korunmasını
zorlaştırmaktadır.
Uzun vadeli, kalorisi çok kısıtlı olmayan
diyet ve egzersizi gerektirmektedir. İşte bu aşamada bir çıkmaza
girilmektedir. Şişmanların çoğu bir an önce zayıflamak istemekte ve
hızlı kilo verdiren diyet uygulamalarını yeğlemektedir. Ama, hızlı
verilen kilo da yine hızla geri alındığı gibi, diyete başlanan kilonun
üzerine dahi çıkılabilmektedir. Artık kısır bir döngüye girilir ve
dejeneratif hastalıkların ortaya çıkışı hızlanır. Şişmanlıkta temel
etkenler şu şekilde sıralanabilir:
1. Kilolu kişilerin % 66 ‘sı gece boyunca yemek yeme alışkanlığı geliştirmişlerdir.
2. Çoğunluk, yemeği ağzına tıka–basa doldurarak yemektedir.
3. Çoğu, duygusal bir sorun yaşamaktadır.
4.
Çocukluğunda kilolu olanlar, ileri yaşlarda da kilolu olmaktadır. Tüm
bunlar göz önüne alındığında “Davranış Değiştirme Tedavisi” olarak
adlandırılan yöntem devreye sokulmadan şişmanlık tedavisinden sonuç
almak mümkün değildir.
Bu yöntem, deneysel olarak kanıtlanmış
davranış prensiplerinin, sorun olan davranışa uygulanması olarak
tanımlanmaktadır. Genellikle kliniklerde uygulandığında davranış veya
şartlandırma tedavisi olarak tanımlanır ve vasıtalı şartlandırma
yöntemi ile eşdeğer anlamda kullanılabilir.
Daha açık bir
ifadeyle, beyin yıkama, zihni kontrole alma işlemi değil, yeni beceri
ve bilgilerin öğrenilmesi, istenmeyen reaksiyonların elenmesi ve
kişinin değişiklik için daha iyi motive olmasıdır. Pek çok davranışın
öğrenilmesinde önemli olan, bireyin motivasyonudur. Öncelikle, hastaya
uygun olmayan beslenme davranışları belirlenir ve bunların birer birer
bırakılması istenir. Şişmanların çoğu, bu yöntemi uzun ve sıkıcı bulsa
da başka seçenekler, hem sağlıklı olmamakta hem de imkânsızı
önermektedirler. Alışılmış davranışları değiştirme konusunda pratik
birkaç öneri sıralarsak:
1. Canınız yemek istediğinde, kendinizi ince olarak hayal edin,
2. Yemeğe başlamadan önce yavaş yavaş elliye kadar sayın,
3. Her lokmadan sonra çatalı bırakıp bir yudum su için,
4. Yemek süresini uzatın. Unutmayın tokluk hissi en erken onuncu dakikada oluşur.
5. Her gün en az on beş dakika yürüyüş ya da egzersiz yapın. Unutmayın, ancak uzun sürede verilen kilolar geri alınmaz.
hormon
şişmanlık
|
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|