Okunma Sayısı : 1718  |
Artık iki kişi olduğu halde kendisini yalnız hisseden hamilelere soruyorum: Nasıl bir hamilelik isterdiniz?
Tam 16
hafta oldu. Çalışma arkadaşlarımdan göbek farkıyla öndeyim artık.
Herkes şaşırıyor. Çünkü bu fark, son bir haftada "oluştu!" Asansörde
Çetin bey, yemekhanede de Şener abi göbeğimi kastederek önce
"Hayrola?", sonra da "Hayırlı olsun" dediler. Aile ve arkadaş
çevresinin bana karşı geliştirdiği yeni davranış modeli, göbeğimi
okşamak şeklinde.
Haftanın benim için bir diğer sürprizi, kendimle ilgili yeni bir keşif
yapmış olmamdır: Hayatımın hiçbir döneminde olmadığı kadar sık, çeşitli
markaların kataloglarına bakıyorum. Elbiseler şahane de olsa çoğu kez
elbiselere değil, mankenlere bakıyorsunuz. Hamile ama inceler çünkü!
Şükür, gerçekten hamile olduğuna hükmettiğim bir manken gördüm
kataloglardan birinde de rahatladım.
Bir de, hamileliğimin bitmesine sadece beş ay kaldığını fark edip
paniğe kapıldım. Hâlâ hayal ettiğim gibi bir hamile değilim! Sakin
olmak isterdim; etrafa derin bir huzurla bakmak isterdim. Ama...
Artık iki kişi olduğu halde kendisini eskisinden daha da yalnız
hisseden ya da iki kişilik bedeninin kendisini yarım kişilik bir
performansa mahkûm ettiğine inanan hamile kadınlara soruyorum: Siz
nasıl bir hamile olmayı tasarlıyordunuz?
Her kadının doğurmak için bir nedeni vardır sanırım. Mesela Latife
Tekin sessizleşmek için doğurmuş ikinci çocuğunu. Sessizlikle
kuşatılmayı isteyen kadınlardanmış. "Hamilelik süreci benim için
büyülüdür, tadıyla yaşadım o zamanı. İçine girdiğim sessizlikten
hoşlandığımı, mutlu olduğumu söylemek isterim. Öyle, sessizlik içinde
yaşadım o dönemi. Biraz yazının dışına çıktım, hamilelik, doğum,
kadınları unutkan yapar, her şeyle ilgili ayrıntılar silinir, sanki,
anne artık sadece bebeğe ait olsun diye..."
Belki de Pınar Kür gibi hayatın tam ortasında ve dimdik duran bir
hamile olmayı tasarlıyordunuz. Kür kötü giden evliliği sırasında karar
vermiş doğurmaya: "Evlilik o kadar da iyi gitmiyordu. Günün birinde
ayrılacağımız belliydi. Ama şimdi ayrılacağım, başkasını bulacağım,
tekrar evleneceğim... Ben ne zaman çocuk yapacağım? Bari bu beş yılın
bir anlamı olsun dedim ve doğurmaya karar verdim."
Önce karar verin
Hamileliğe bir de erkeklerin açısından bakalım. Hamdi Koç'un "Kalpten
Parçalar" romanında erkek kahraman, hamile karısından giderek uzaklaşır
çünkü karısı sürekli yer. Cildi çirkinleşir, sivilcelenir,
elleri-ayakları şişer, yediği ağır şeyler pis kokar vs. vs.
John Fante "Hayat Dolu" isimli romanında "Taş gibi aramıza girmişti
bebek" diyor. Karısının kendisinden bağımsızlaşmasını, güçlü ve sağlam
durmasını kıskançlıkla izleyen bir kocadır buradaki.
Demem o ki, anne-çocuk kitaplarını okumaya başlamadan önce, nasıl bir hamilelik istediğinize karar verin.
|
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|