Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok
Günümüzde yüze genç ve dinamik bir görünüm kazandırmak için pek çok yöntem uygulanıyor. Bunlar birleştirildiğinde daha kalıcı, az riskli ve az komplikasyonlu sonuçlara ulaşılabiliyor.
Yüz germe ameliyatı denilince hemen aklımıza tüm yüz derisinin, deri altı yapılarından ayrılıp bütün kırışıklıkları giderecek şekilde gerilmesi gelebilir. Ama yüzdeki kırışıklıkların hepsini sadece deriyi gererek ortadan kaldırmaya çalışmak mimiksiz bir ifade ortaya çıkarır, bu da yüze bir maske görünümü verebilir. Oysa alın, göz ve dudak etrafındakı kırışıklıklar ilave metotlarla ayrıca tedavi edilebilir.Yüz germe ameliyatında derinlik olarak üç tabakada işlem yapılabilir: En üstteki tabaka deridir ve sadece bunun tek başına fazla gerilmesi ile “rüzgara karşı yürüyen bir insanın yüz görünümü” ortaya çıkabilir.
Önemli olan ikinci tabaka, yani yüze uyum ve istikrar sağlayan, SMAS denilen tabakadır. Bu tabakayla birlikte boyun ve alın adalelerinin ayrı olarak gerilmesi, daha doğrusu sarkmış durumdaki yerlerinden eski pozisyonlarına getirilmesi, yüze eski doğallığını ve dinamizmini kazandırır.
Üçüncü tabaka ise periost denilen, kemik üzerindeki tabakadır. Bu tabakanın lifting’i genellikle endoskopi tekniği ile yapılır. Bazı otoriteler bu metodu uygulayarak yüzü gençleştirmenin yanında yüzde aşikar ifade değişikliklerinin meydana gelmesine sebep olmuşlardır. Bu değişiklik ihtimali ameliyattan önce hastayla mutlaka konuşulmalıdır.
Yüz gerdirmede neler uygulanıyor?
Face styling: Face lifting ile bütün yüz kırışıklıklarını gidermek mümkün değildir, dolayısıyla başka ilave yöntemlerle kombine etmek gerekir. Ekzodermpeeling, laserpeeling, dermabrazyon, yağ veya diğer dolgu maddeleri ile doldurma işlemleri gibi. Dünyada bazı plastik cerrahlar son zamanlarda popüler olan bu kombinasyon yöntemini “Face styling” olarak adlandırıyor.
Midface-lifting: Klasik face lifting’de genellikle yüzün sarkmış olan orta bölümünü etkin bir şekilde germek mümkün değildir. Yüzün orta kısmının sarktığı durumlarda “midface-lifting” denilen orta yüz germe yöntemiyle bu kısımlar, alt göz kapağının kenarından yapılan kesiyle tamamen kemik üzerinden sıyrılıp yukarı asılır. Deri ve onun altındaki SMAS tabakasının çekilmesiyle yüzün sadece üçte ikilik alt kısmı gerilir. Alın ve göz bölgeleri için ayrı bir işlem yapmak gerekir.
Alın germe: Kaşların devamlı kaldırılması ile alında ortaya çıkan yatay çizgilenmeler, yüzün kırışık olmayan diğer kısımlarıyla tezat yaratabilir. Ayrıca devamlı kaş çatmadan veya güneşten gözü koruma refleksinden dolayı kaşlar arasında ortaya çıkan dikey derin çizgiler de yüze sert bir ifade verebilir. Günümüzde botoks enjeksiyonları ile bu kırışıklıklar sadece geçici olarak ortadan kaldırılabilmektedir. Devamlılık ise sadece alın germe ameliyatı ile sağlanabilir. Klasik olarak alın saç sınırından 3-4 cm. kadar içeriden, bir şakaktan öbür şakağa kadar uzanan bir kesiyle alın derisi alın adalesiyle birlikte alın kemiğinden sıyrılır, fazla aktif olan alın ve kaş çatma adaleleri kısmi olarak zayıflatılır veya kesilerek pasif hale getirilir. Aşağıya sarkmış kaşlar eski pozisyonlarına getirilir ve saçlı deriden 1-2 santimlik bir şerit çıkarılarak alın gerilir.
Endoskopik alın germe ve kaş kaldırma: Bilhassa gençlerde, alınları fazla gevşememiş, çok fazla deri çıkarılması gerekmeyen hastalarda 3-5 mini kesi ile bütün alın derisini mobilize etmek ve endoskopik kamera yardımıyla görerek kaş arası adalelerini zayıflatmak ve kaşları normal pozisyonlarına getirmek mümkündür. Endoskopik alın germenin kalıcılık süresi klasik alın germe ameliyatının kalıcılığı kadar uzun değildir.
Kaş kaldırma: Alın germe gibi büyük ameliyat işlemi arzu etmeyen hastalarda ve bilhassa erkeklerde, kaşın üst sinirinden yapılan kesiyle elips şeklinde deri çıkartılması ve bu şekilde kaşların normal pozisyonlarına getirilmesidir. Ayrıca kaş ve şakak arasında deri altından tünel açılarak mini kesilerle kaşı asmak da çok sıklıkla uygulanan bir tekniktir.
Şakak liftingi: Genellikle tek bir ameliyat olarak genç hastalarda uygulanan bir metottur. Çökmeye başlamış yanak bölgesinin yukarıya kaldırılması ve göz etrafındaki kırışıklıkların hafifletilmesi sağlanır.
Mini-lifting: 40 yaş civarındaki, boyun sarkıklığından ziyade yanağın sarktığı durumlarda uygulanan, fazla kesi gerektirmeyen, genellikle sadece derinin gerdirildiği bir yöntemdir. Birçok cerrah tarafından da “Model-lifting” diye adlandırılır. Kalıcılığı çok uzun süreli değildir.
Midi-lifting: Mini-lifting’e ilave olarak derin tabakaların da gerildiği bir metottur. İşkadınlarının ve erkeklerin çok rağbet ettiği bir yöntem olmaya başlamıştır. İyileşme sürecinin kısalığı ve kalıcılığının mini-lifting’e nazaran daha uzun olması avantajlarıdır. Boyun gerilmesinin gerekmediği durumlarda kısa kesilerle uygulanması mümkündür.
Bu konularda ayrıntılı bilgi için 0212 270 09 93 no.lu randevu hattını arayabilirsiniz..
Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok
Yüksek topuklu ayakkabıların, sıkı pantolon ve çamaşırların selülit oluşumunu tetiklediği açıklandı.
Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermotoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neslihan Şendur,”Yüksek topuklu ayakkabılar, sıkı pantolon ve çamaşırlar selülit oluşumunu tetikliyor” dedi. Şendur, kan dolaşımının azalmasıyla vücudun belirli bölgelerinde yağ dokusunun birikmesi sonucu selülitin oluştuğunu belirterek, selülitin bir hastalık olmadığını, uylukların dış ve arka tarafında, kalça ve kolların üst kısımında portakal kabuğu şeklinde oluşan kozmetik bir bozukluk olduğunu söyledi.
Selülitin tüm kadın ırklarının yaklaşık yüzde 85-90′ında görüldüğünü kaydeden Şendur,”Toplumda selülitin sadece şişmanlarda ve kadınlarda oluştuğu şeklinde yanlış bir kanı var. Androjen hormonu (erkeklik hormonu) eksik olduğu zaman erkeklerde de selülit görülebilir. Genetik faktörler, yanlış beslenme, alkol ve sigara kullanımı selülitin oluşmasına neden olurken, yüksek topuklu ayakkabılar, sıkı pantolon ve çamaşırlar selülit oluşumunu tetikliyor” diye konuştu.
Çok ilerlemiş selülit vakalarının tedavisinde olağanüstü sonuçlar beklenilmemesi gerektiğinin altını çizen Şendur, şunları söyledi:
“Selülit tedavisinde mezoterapi uygulamaları ve çeşitli masajlar başta olmak üzere birçok yöntem kullanıyor. Ama önemli olan selülit oluşmadan önce yapılacaklar… Selülit oluşumunu engellemek için düzenli beslenilmeli, bol su tüketilmeli, uzun yürüyüşler ve egzersizler yapılmalı, kan dolaşımının engellenmesine neden olan alkol ve sigara kullanılmamalı.”
Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok
Yanlış yapılan makyajın, kadınlarda erken yaşlanmaya neden olduğu bildirildi.
Grand Termal Oteli’nde SPA Güzellik Merkezi Güzellik Uzmanı Meral Mailoğlu, Türk kadınının makyaj yapmasını bilmediğini savundu. Bir genç kızın 22 yaşından önce makyaj yapmaması gerektiğini vurgulayan Mailoğlu, bu yaşa kadar bir kadının cildinin bebek cildi gibi olduğunu söyledi.
İlk makyajın en erken 23 yaşında bir uzman kontrolünde yapılması gerektiğine dikkati çeken Mailoğlu, şunları söyledi:’Her kadın evde makyaj yapabilir. Ancak bunu nasıl yapacağı, makyaj ürünlerini nasıl seçeceği konusunda mutlaka bir uzmana danışmalı. Önce yüzündeki nem oranını, cildinin hangi tip olduğunu bir uzmandan öğrenmeli ve hangi makyaj ürünlerini kullanacağı konusunda da öneriler almalı. Genç kızımız veya kadınımız daha sonra da kendi makyajını aldığı öneriler ve cildinin türüne göre kendisine önerilen ürünleri kullanarak yapabilir.’
Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok
Etrafımızda sıkça duymaya alışkın olduğumuz o güzellik sırlarının bazıları birer söylentiden ibaretse!? Gerçeklerle karşılaşmaya hazır mısınız?
İtiraf edin! ‘Daha güzel, daha bakımlı, daha kıskanılır, daha havalı olmak için bütün güzellik sırlarını uygulamaya her zaman hazırsın. Keyif aldığın pek çok şeyden sırf güzel görünmek uğruna vazgeçmeye de! Peki ya, etrafımızda sıkça duymaya alışkın olduğumuz o güzellik sırlarının bazıları birer söylentiden ibaretse’ Merak etmeyinhemen hepimiz bu tür yanılgılara bazen düşüyoruz. Ağızdan ağza dolaşan güzellik mitlerinin perde arkasında bakın neler var!
Yatmadan önce makyajı silmemek sivilcelere yol açar
DOĞRU
Geceleri yatmadan önce makyajını temizlemeye üşenenler, pek çok sivilceye, genişlemiş gözeneklere ve kırılan kirpiklere sahip olmayı göze alıyorlar demektir. Sıkça yapılan diğer bir hata da, saçları bozmamak için makyajı saç diplerine kadar temizlememek. Bu durumda makyaj kalıntıları saç diplerinde zamanla birikerek burada bulunan gözeneklerin tıkanmasına ve siyah noktaların oluşmasına yol açar.
Önerimiz: Makyajınızı temizlerken saç bandı kullanabilirsiniz.
Yüzüstü yatmak kırışıklıklara neden olur
DOĞRU
En yumuşak çarşaf ve yastıkla bile, göz çevresinde ve yanaklarda kırışıklıkların oluşmasına yol açar. Uyurken mümkün olduğunca sırtüstü yatmaya çalışın. İlk geceler zorlansanız da bir süre sonra bu yatış pozisyonunu alışkanlık haline getirebilirsiniz. Ancak bu şekilde hiç uyuyamıyorsanız, kendinizi çok fazla zorlamayın. Çünkü uykusuz kalmanız cildinize çok daha fazla zarar verecektir.
Boyun bakımında vücut losyonu kullanmak yeterli
YANLIŞ
Boyun bölgemiz çok narin ve korunmaya ihtiyaç duyulan bir bölgedir. Bu bölge ilk bakışta yüzümüze ait değilmiş gibi gelse de, aslında tam tersidir. Yüzünüz için kullandığınız kremleri boynunuza da kullanmayı ihmal etmeyin.
Önerimiz: Yüz kreminizi yoğum bir şekilde boynunuza ve dekoltenize de sürün. Üzerini streç filmle kaplayın. 20 dakika kadar kremin emilmesini bekleyin.
Şeker bağdokusunu olumsuz etkiler
DOĞRU
Şekerli gıdalar sadece fazla kilolara değil, aynı zamanda cildin de zarar görmesine neden olur. Fazla şeker aldığımızda cilt elastikiyetini kaybetmeye başlar. Vücuda günde 6 ila 10 kaşık şeker alımı idealdir. 60 gramlık çikolata yaklaşık 7, asitli içecekler ise (0.33 litre) 10 çay kaşığı şeker içerir.
Önerilerimiz: İşlenmemiş şeker ve bal en iyi alternatiftir.
Yüz egzersizleri cildi gerginleştirir
YANLIŞ
Mimik kaslarımız biz farkında olmasak da her gün fazlaca çalışır, sonucunu zamanla ‘kırışıklıklar’ olarak görmeye başlarız. Yüz egzersizleri ince çizgileri rahatlatsa da derinleşmiş çizgilerde çok da fazla etkili olmazlar.
Önerimiz: Eğer mimik kırışıklıklarınız sizi çok rahatsız ediyorsa, botoks yaptırmayı deneyebilirsiniz.
Uzun süre emzirmek göğüslerin sarkmasına neden olur
YANLIŞ
Hamilelik döneminde göğüsler biraz deforme olmuş gibi görünür. Çünkü yağdokusu süt bezleri için bastırılır. Aslında bu geçici bir durumdur ve hamilelik sonrasını takip eden birkaç ay içinde göğüsler tekrar eski formunu kazanır.
Önerimiz: Emzirme döneminden sonra hızlı kilo vermemeye dikkat edin.
V-B ışınları gözler için zararlıdır.
DOĞRU
Özellikle dağ ve deniz kenarlarında UV ışınları o kadar yoğundur ki, gözleriniz kırışmaktan da öte zarar görür. Bu ışınlar daha bulanık görmeye neden olur. Güneş gözlüğü kullanmak aslında be nedenle her mevsim şarttır. ‘Ne kadar koyu, o kadar iyi mantığı güneş gözlüklerinde her zaman geçerli değildir, aynı şekilde açık renkli camlar da ışınlardan en iyi şekilde koruyabilir.
Önerimiz: Gözlük alırken, UV korumalı olup olmadığını gözlüğün üzerinde bulunan ‘CE’ yazısından anlayabilirsiniz.
Bacak bacak üzerine atmak çatlaklara yol açar
DOĞRU
Biz kadınların en sevdiği oturma şekli değil midir bu? Ama maalesef bacak bacak üstüne atarak varislere ve çatlaklara davetiye çıkarırız. Çünkü bu şekilde kan, damarlardan rahatça akamaz ve kendine yeni yollar arar. Aynı zamanda bize göre rahat olan bu oturma pozisyonunda omurilik zorlanır ve bu da zamanla sırt ağrılarına yol açar.
Önerimiz: Otururken çantanızı veya ceketinizi bacaklarınızın üzerine koyun. Böylece bacak bacak üzerine atma ihtiyacı duymazsınız.
Çok fazla uyuyanlar daha çabuk şişmanlar
YANLIŞ
Çok uyuyanlar az uyuyanlara göre normalde daha zayıftır. Sanılanın aksine, az uyuyanlar uykuculara göre çok daha fazla kilo alma riski taşırlar. Bu gerçeğin arkasında iki neden yatıyor. Bunlardan biri açlığı bastıran leptin, diğeri açlık hissi veren ghrelin hormonları. Az uykuyla geçirilen gecelerde kandaki leptin miktarı azaldığı ve ghrelin seviyesi arttığı için vücut daha çok kalori ihtiyacı hisseder.
Yağ yakmaya egzersizin ilk 30 dakikasından sonra başlarız
YANLIŞ
Yıllardır bu gerçeğe inanıp egzersiz yaparken kıvranıp durduk. Oysa yürürken bile atılan her adımda yağ depoları harekete geçiyor. Buna rağmen yağ yakmak için kesinlikle maksimum nabızdan hareket etmemeniz gerekiyor. En ideali nabzınızın dakikada 130 olmasıdır. Ayrıca egzersizi temiz, açık havada yapmak da önemlidir.
Önerimiz: Yürüyüş yaparken koşu ayakkabılarını tercih edin ve olabildiğince yumuşak bir zeminde hareket etmeye çalışın. Çünkü aşırı engebeli yollarda, yanak ve çene bölgesindeki elastikiyet kaybolabilir.
Selülit kremi vücudun her bölgesi için kullanılabilir
YANLIŞ
Selülit kremlerinin içinde yağı ve suyu vücuttan atmaya yarayan maddeler bulunur. Bu maddelerin kesinlikle boyun ve göğüs bölgesinde işi yoktur! Çünkü dekolteyi gergin ve yumuşak tutan şeyi zaten yağ ve nemdir. Bunlar da selülit kremlerinin içinde bulunmaz.
Sıcak banyo cildin diriliğini kaybetmesine neden olur
DOĞRU
Her gün saatlerce sıcak banyo yapan kişiler, sadece ciltlerindeki yağ ve nem oranlarını azaltmakla kalmazlar, aynı zamanda kollajen dokularına da zarar verebilirler. Bu nedenle sıcak banyo keyfinizi haftada iki ile sınırlayın. Ayrıca koruyucu olarak da banyo yağı kullanın ve banyodan sonra cildinizi soğuk suyla serinleyin.
Çinko sivilceleri azaltır
DOĞRU
Kendinize ekstra özen göstermek istediğiniz düğün, nikah, parti gibi organizasyonların öncesinde sanki anlaşmış gibi, cildinizde sevimsiz sivilceler belirir kötü haberi hemen vermek gerekirse, onların acilen yok edilebilmesi için herhangi bir sihirli madde maalesef yok! Ama çinko kapatıcı oldukça işe yarar. Çünkü çinko anti bakteriyeldir ve tedavi sürecine yardımcı olur. Ayrıca kızarıklıkları kapatır ve UV ışınlarından dolayı reaksiyona karşı korur.
Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok
Kimi bayanlar bakım ve makyajını kuaför veya güzellik merkezlerinde yapmayı tercih edirken, kimileri ise bu ihtiyaçlarını evde kendi başına karşılamayı tercih ediyor. Tercihini evden yana kullanan kadınlar için, yanlışları ve doğruları ile güzellik ve bakım bilgileri ile püf noktaları…
Tırnak Güzelliği
Yanlışlar:
- Tırnak makası kullanmak, tırnakta çatlama ve kırılmalara neden olabilir.
- Doktora göstermeden çıkmayan tırnakları kesmeye çalışmak.
- Nasırları kesmeye çalışmak.
- Tırnakları çok kısa kesmek, acı vereceği gibi enfeksiyonlara da sebep olabilir.
Doğrular
- Ayak tırnaklarınızı ılık suda yumuşatın.
- Tırnaklarınızın etrafındaki ölü derileri geriye itmek için bir krem veya losyon sürün.
- Ölü derilerden kurtulmak için ayağınızı bileğinize kadar bir fırça ile temizleyin.
- Tırnaklarınızı hep aynı yönde törpüleyin.
- Eski ojeleri tırnaklarınızdan aseton ile çıkarın.
- Tırnaklarınızın tamamiyle kuru olduğuna kanaat getirinceye kadar asetonun fazlalıklarını alın ve parmaklarınızın arasına pamuk koyun.
- Tırnaklarınıza önce aseton sürün.
- Baş parmağınızdan başlayarak sırayla oje sürün. Tırnaklarınızın kuruması için 4 dakika bekleyin.
- Küçük bir pamukla pedikürünüz bittikten sonra taşan ojeleri temizleyin.
- Asit cildinizin pH dengesini korur. Yaklaşık 3.5 lt suyun içine 1 bardak sirke koyarak, ayaklarınızı içinde bekletin. Nasırlarınız yumuşayacak ve ayak kokusundan da kurtulacaksınız.
Cımbız nasıl kullanılır?
Kaşlar yüzdeki en dikkat çekici odaklardan birisi olup yüz hatlarını ortaya çıkarır. Aynı zamanda güzelliğinize gölge düşürebilecek kadar da etkilidir. “Kaş yapayım derken göz çıkarmak” istemiyorsanız, önerilere kulak verin.
Yanlışlar
- Asla bir kerede birden fazla kaş telinden fazlasını almayın. Farkında olmadan, kaşınızın şeklini değiştirebilir, arada boşluklar oluşmasına neden olabilirsiniz.
- Kaşlarınızın altından fazla almaya çalışın, yoksa kaşlarınız birbirinden çok uzak görünür.
- Kaşlarınızı mutlaka aynanın karşısındayken alın ve sık aralıklarla aynaya bakıp kontrol edin.
Doğrular
- Gün ışığı, kaş almak için en iyi ışıktır. Bu nedenle bir cam kenarında olmalısınız. Küçük bir el aynası kullanmalısınız.
- Eğer saçlarınız kıvırcık ise,kaşlarınızdaki kıvrımları jöle ile düzeltikten sonra kaşlarınızı almalısınız.
- Hassas bir cımbız kullanmalı ve ilk önce dağınık kaşları almalısınız.
- Önce kaşınızın olması gerektiği şekli belirleyin. Kaş şekillerindeki en önemli nokta, iyi konumlandırılmış bir kubbedir. İdeal kaş stillerinde kubbenin en yüksek kısmı, gözbebeği hizasındadır. Kaşınızın ortasından başlayın ve kulaklarınıza doğru ilerleyin.
- Kaş kemiğinizi kendinize rkehber olarak alın ve kaşlarınızı o hizada alın.
- Taradığınızda kaş kemiğinizi geçen kaş tellerini kesin.
Evde Yüz Bakımı
Yanlışlar
- Yüzünüzdeki akneleri sakın sıkmaya çalışmayın. Cildinize zarar verir ve cildinizin mikrop almasına neden olabilirsiniz.
- Sivilcilerinizi sıkmayın ve benlerinizi koparmayın. Çeşitli enfeksiyonlara neden olabileceği gibi daha fazla sivilce ile karşılaşabilirsiniz.
- Peeling maskelerini tercih etmemelisiniz. Çünk üdaha fazla derinin soyulmasına neden olur.
- Günşeten sonra cildinizi fırça ile temizlemeyin. Cildiniz daha hassas ve şiştir.
Doğrular
- Ellerinizi antibakteriyel bir sabunla yıkayın.
- Bir göz makyajı çıkarıcısı ile göz etrafınızı temizledikten snora yine bir makyaj temizleyicisi ile tüm cildinizi silin.
- Kaynayan bir sudan 20 cm uzakta durarak, buharın etkisiyle yüzünüzü tüm kirlerden arındırabilirsiniz.
- Buhar banyosunun ardından, yüzünüze yuvarlak daireler çizerek nemlendirici bir kremle masaj yapın.
- Ardından cilt tipinize uygun bir yüz maskesi kullanın. Karma ciltler “T bölgesi” ve kuru bölgeler için ayrı kremlere ihtiyaç duyar.
- Tüm cilt tipleri için en uygun nemlendirici yoğurttur. 1 çay kaşığı limon suyuyla, bir yemek kaşığı yoğurdu karıştırarak yüzünüze sürün. Daha sonra ılık suda beklettiğiniz pamukla cildinizi temizleyin.
- Akneye sebep veren tuzlu, ekşili, baharatlı, yağlı yiyeceklerden ve et ürünlerinden kaçınmanız gerekiyor. Daha çok sebze, salata ve meyve ile soğuk içecekleri tercih edin.
- Bitkisel ürünlerle hazırlanmış kremler ya da nohut maskesi yüze dışarıdan uygulanabilecek medikal tedavi yöntemleridir.
- Uzmanlar günde 10 bardak su içilmesini tavsiye ediyor.
Kusursuz Bacaklar İçin
Yanlışlar
- Bacaklarınızdaki tüyleri aldıktan sonra sıcak tuştan, güneşlenmekten ve deeodorantlardan uzak durmalısınız.
- Bacaklarınızdaki tüylerden kurtulmanın bir çok yolu var. Eğer ağdayı tercih ediyorsanız, ağdanın çok sıcak olmamasına dikkat etmelisiniz. Kullanmadan önce avucunuzun içi ile ağdanın sıcaklığını kontrol edin.
- Kısa tüyler için ağda kullanmayın. Ağdayı tüyleriniz uzadıktan sonra yaparsanız, daha pürüzsüz bir cildiniz olur. Yoksa cildinizde bazı morlukların oluşmasına sebep olabilirsiniz.
Doğrular
- Bacaklarınızı yıkayın, bir havlu ile kurutun ve nemlendirici sürün. Ardından pudra dökün. Bir süre bekledikten sonra ağda yapmanız gereken yerleri sarışın bile olsanız rahatlıkla görebilirsiniz.
- Ağdayı kaynatmamalısınız. Ilık olmalı. Soğuk olarak uygulanabilenleri tercih etmelisiniz.
- Ağda yaparken yanınızda buz bulundurmanızda fayda var. Herhangi bir kızarıklık ya da morluğa karşı, üzerine hemen buz sürmeniz yararlı olur.
- Ağda bittikten sonra kan dolaşımını sağlamak için bacağınızı soğuk suyla yıkamalısınız.
- Son olarak bacağınıza bir nemlendirici sürmeyi ihmal etmemelisiniz.
Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok
Gergin, sert, diri ve biçimli kalçalar… Özellikle, bikinilerin ve kısa şortların vazgeçemediğimiz kıyafetler arasında yer aldığı yaz mevsiminde biz kadınların ortak hayalini süslüyor.
Sıkı ve biçimle kalçalara sahip olabilmek için; bol miktarda su tüketmeli, beslenmenize özen göstermeli, aşırı tuz tüketiminden ve sürekli oturmaktan kaçınmalısınız hiç kuşkusuz. Ancak, kalçalarınızı düzgün bir şekle sokabilmenin ilk kuralı, bu bölgedeki kaslarınızı çalıştırmaktan geçiyor.
Topuk hareketi
Vücudunuz dik, ayakta durun. Kollarınızı ensenizde birleştirin. Sağ bacağınızı arkaya doğru kırın ve topuğunuzla kalçanıza değmeğe çalışın. Bu sırada vücudunuzun üst kısmı dik durmalı. Egzersizi önce yavaş, sonra hızlı hareketlerle 30 kez uygulayın. Hareketi diğer bacağınızla da tekrarlayın.
Twist
Ayaklarınız bitişik halde ayakta durun. Kollarınızı göğsünüzün önünde birleştirin. Bacaklarınızı bükün, kalçanızı arkaya doğru çıkarın ve dizlerinizi birbirine yapıştırın. Şimdi, dizlerinizle sağ yöne doğru twist yapın. Bu hareketi uygularken kalçanızı bilinçli olarak kasın. Ardından aynı işlemi sol tarafa doğru uygulayın, kalçanızı kasın. Hareketi önce yavaş, ardından hızlı bir tempoyla uygulayın. Egzersizi 20 kez tekrarlayın.
Doğrulma
Bacaklarınızı dizlerinizden kırın, kollarınızı öne doğru uzatın. Kalçanızı, sanki bir yere oturmak istiyormuş gibi arkaya doğru çıkarın. Bavula temas etmeden durun ve bacaklarınızla yeniden doğrulun. Egzersizi uygularken vücudunuzun üst kısmı daima dik olmalı. Egzersizi 20 kez tekrarlayın.
Dizüstü eğilme
Dik durun. Sandalyenin başını sıkıca kavrayın. Sağ bacağınızı hafifçe bükün. Sol bacağınızı arkaya doğru gerdikten sonra 5 kez yukarıya doğru alçalıp yükselin. Bu sırada vücudunuzu dik tutun. Sol ayağınızı zemine yerleştirin. Şimdi her iki bacağınızla bükülme hareketi uygulayın. Egzersizi 3 kez tekrarladıktan sonra bacak değiştirin.
Yükseğe basınç
Yere sırtüstü uzanın. Ellerinizi başınızın arkasında birleştirin. Sağ bacağınızı göğsünüze doğru yaklaştırın. Sol bacağınızı 90 derecelik bir açıyla kırarak ayağınızı zemine yerleştirin. Kalçanızı, sol bacağınızdan güç alarak, zemine değdirmeden yavaşça yukarı doğru kaldırın ve indirin. Egzersizi uygularken karnınızı iyice kasın.
Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok
Günümüzde birçok kadının korkulu rüyası olan selülit, genelde bacaklarda ve baldırlarda görülen bir sorun olmakla birlikte nadiren kollarda da oluşabiliyor.
Selülit nedir?
Yağ hücrelerinin su ve tuz tutarak hormonal( östrojen ve progesteron) değişikliklerin de etkisi ile ciltte portakal kabuğu görünümüne selülit adı verilir.Selülit, şişmanlıktan farklı olarak sadece kilolu veya kilo almaya yatkın bireyleri etkilememektedir.Selülit, zayıf vücutlarda da oluşabilir. Selülit bir kadın sorunudur ve selülitin sadece kadınlarda görülüyor olmasının sebebi; kadın cildinin erkek cildine nazaran daha hassas ve narin olmasının yanı sıra; kadınlık hormonlarından kaynaklanmaktadır.
Selülitin oluşum nedenleri; hormonal değişiklikler, dolaşım görülen bozukluklar, stres ve duygusal durum,yeterli sıvı almamak, hareketsiz yaşam tarzı ve dengesiz beslenmedir Yeterli ve dengeli beslenmek, vücudun dengeli çalışmasını sağlar. Dengeli calısan bir vucutta dolaşım bozukluğu sorunu olmayacağı için selülit oluşma riski azalır.Vücudun tüm fonksiyonlarını tam anlamı ile yerine getirebilmesi için, ihtiyacı olan besin öğelerinin vücuda düzenli olarak alınması gerekir. Bu durum, ancak yeterli ve dengeli beslenme ile sağlanabilir. Yeterli beslenme; vücudun ihtiyaç duyduğu besin öğelerinin yeteri miktarda vücuda alınması; dengeli beslenme ise vücudun besinsel ihtiyaçları karşılanırken besin çeşitliliği sağlanması olarak tanımlanır. Günlük besin ihtiyaçlarının karşılanması için, yeterli miktarlarda süt ve ürünleri, et ve ürünleri, tahıl ve ürünleri, sebze ve meyve tüketilmeli, günlük yağ ihtiyacı doğru kaynaklardan karşılanmalıdır. Yetersiz beslenme, vücutta su tutulumuna neden olacağından dolayı, selülite davetiye çıkarabilir. Aşırı beslenme ise, vücutta yağ dokusu miktarını arttırarak, selülit oluşumunu kolaylaştırabilir. Yeterli miktarda su içtiğinizden emin olmalısınız’ Su, vücudumuzda birçok işlevin yerine getirilmesini ve kan dolaşımının gerçekleşmesini sağlar. Vücuda yeterli miktarda su alınmadığında, dolaşım olumsuz etkilenmektedir. Yetişkin bir kadının günde yaklaşık 1,5′2 litre kadar su tüketmesi gerekir. Yaz aylarında deri yolu ile artan (ter) sıvı kaybı nedeni ile günlük su ihtiyacı artabilir.
Aşırı miktarda kafeinden uzak durmalısınız’ Kafein aşırı miktarda tüketildiğinde, idrar yapıcı (diüretik) etkisi nedeni ile vücuttan sıvı atımını arttırarak vücudun sıvı dengesini bozabilir. Bu nedenle; çay, kahve ve asitli içecekler gibi kafeinden zengin içerikli içeceklerin tüketim miktarlarına dikkat edilmelidir. Tuz tüketimine dikkat etmelisiniz’ Sofra tuzunun gereğinden az veya aşırı miktarda tüketimi vücut işlevlerinin bozulmasına neden olur. Tuzun aşırı tüketimi, vücutta su tutulmasına ve şişkinliğe yol açar. Günlük tuz tüketiminin, 6 gramı aşmaması genel sağlığın korunması açısından önemlidir. Aşırı miktarda tuz tüketiminin engellenmesi için, sofrada tuzluk bulundurmamak pratik bir yöntemdir. Yüksek oranda tuz içeren; turşu, salamura besinlere ve konservelere sofralarda daha az sıklıkta yer verilmelidir.
Boş kalorilerden uzak durmaya özen gösterin. Besin kalitesi düşük ve enerji içeriği yüksek besinlerin, vücut işlevlerine katkıları minimal seviyededir ve vücudun enerji alımını arttırarak; vücut ağırlığında ve vücut yağ dokusunda artışa neden olurlar. Vücut yağının artmaması ve formda bir beden için abur cubur olarak tabir edilen atıştırmalıklardan mümkün olduğunca uzak durmak gerekir Pişirme yöntemlerinizi doğru seçin’ Kızartma ve kavurmalardan uzak durarak, dolaşımınızı olumsuz etkileyecek serbest radikallere karşı önlem almış olursunuz. Sağlıklı pişirme yöntemleri olan ızgara, fırında pişirme ve haşlama metotlarından vazgeçmeyin.
‘Alkol tüketiminde aşırıya kaçmayın’
Aşırı miktarda tüketilen alkolün selülit oluşumunu kolaylaştırdığı bilinmektedir. Bu nedenle alkol tüketiminde aşırıya kaçmamak gerekir. Kadınlar için günlük tüketilebilecek maksimum bir birimdir. Bir birim alkol, yaklaşık olarak 1-2 şişe bira, 1-2 kadeh şarap veya 1 duble rakıya eşittir. Alkolün olası zararlarını en aza indirmek için; alkollü içecekleri tokken veya yemeklerle birlikte tüketmeye ve içtiğiniz alkole eşit miktarda su içmeye özen göstermelisiniz. Sigaradan uzak durun’ Genel sağlığın baş düşmanı olan sigara, vücuttaki kan dolaşımında bozukluklara neden olarak, selülit oluşumunu kolaylaştırır. Sigaradan uzak durmak, bacaklarınızdaki rahatsızlık verici görüntüyü azaltmakla kalmaz, sağlığınızda da inanılmaz değişiklikler yaratır. Hareket, sağlıklı bir beden için gereklidir’ Yağ doku miktarının azalması, vücutta kaslı doku miktarının artışı ve dolaşımın düzgün gerçekleşmesi için hareketli bir yaşam tarzı gerekir. Haftada 3 kez günde 30′45 dakika yapılacak egzersiz veya günde 10.000 adım atmak, sizi selülit kâbusundan uyandıracağı gibi sağlıklı ve dinç kalmanızı da sağlar.
Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok
“Moufarrege Meme Küçültme Tekniği” sayesinde meme küçültme ameliyatları sorunsuz bir şekilde gerçekleştiriliyor.
ADÜ Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Eray Copcu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, memenin bir kadın için en önemli organlardan biri olduğunu söyledi.ADÜ Tıp Fakültesi’nde haftada en az iki meme ameliyatı yaptıklarını, bunlarda da en çok talebin küçültme ameliyatlarına geldiğini ifade eden Copcu, küçültme operasyonlarında günümüze kadar 200′den fazla tekniğin tanımlandığını ve halk arasında en çok bilinenin, ters T harfi şeklinde iz bırakan yöntem olduğunu belirtti.
Copcu, bu yöntemin hem çıkan izlerin kişileri mutsuz etmesi hem de kişileri yeterince çekici göstermemesinden ötürü son dönemlerde çok kullanılmadığını ifade etti.
1990′lı yılların başında ‘Lejour’ adında Belçikalı bir profesör tarafından sadece iki izli olan bir teknik tanımlandığını belirten Copcu, bu teknikte de oluşan izin uzunluğunun, erken dönemde bu izin birbiri üzerine katlanır şekilde olması ve meme projeksiyonları ile ilgili ciddi sıkıntılar ortaya çıktığını anlattı.
Copcu, şöyle konuştu:
“Böyle olunca, bende meme küçültme ameliyatlarında uygun sonuç elde etmek için bir arayışa girdim. 2005 yılında Kanada Montreal Üniversitesinden Prof. Dr. Richard Moufarrege ile tanıştım. Öncelikle kendisiyle internet ortamında karşılaştık ve kendisinin geliştirdiği tekniği tartışma fırsatı bulduk. Daha sonra kendisi beni yanına davet etti. Uzun süre yanında kaldım. Bütün ameliyatlarına girdim. Moufarrage yeni bir teknik tanımladı. Bu tekniğin adı ‘Total Pasterior Pedikürlü Meme Küçültme Tekniğidir’. Tekniğin çok ciddi avantajları var. Bugün çok ciddi problemlerin çözümünü sağlıyor. Şu anda dünyada tanımlanmış en iyi teknik. Bu tekniği dünyada Kanada dışında uygulayan tek ana bilim dalı, bizim ana bilim dalımız. Türkiye’de sadece biz uyguluyoruz.”
Süt kanalları, sinirler ve kan damarları korunuyor
Bugüne kadar meme küçültme ameliyatları yapılırken meme dokusunun süt kanallarının etkilenmesinden korktukları için kişilere (Doğurganlığınız bitirin, memeler iyice sarksın. Çünkü biz bu ameliyatı yaparsak meme dokunuz etkilenir. Çocuğunuza yeterli süt veremezsiniz) dediklerini dile getiren Copcu, şöyle devam etti:
“Moufarrege’ın geliştirdiği bu yöntemde, süt kanallarına dokunulmuyor. Süt kanalları maksimum derecede korunuyor. Bunun anlamı, 18 yaşından sonraki her yaş döneminde, kişi istediğinde bu ameliyatı olabiliyor. Bir diğer konu inervansiyon dediğimiz duyarlılığı etkilenmiyor. Çünkü, sinirler korunuyor. Ama en önemli özelliği ise memenin kanlanması etkilenmiyor. Tümüyle memeye giden kan damarları korunarak geliştirilmiş bir yöntem. Bu yöntem şu an en güzel, en estetik, projeksiyonu en fazla, süt kanalları etkilenmediği için fonksiyonel sonuçları en iyi olan meme küçültme yöntemi olarak tanımlanır.”
Copcu, Prof. Dr. Richard Moufarrege’ın 17-20 Ekim tarihlerinde Eskişehir’de yapılacak olan 29. Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ulusal Kongresinin konuklarından biri olduğunu sözlerine ekledi.
Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok
Gittikçe ağırlaşan makyaj çantalarına el atma zamanı çoktan geldi. Yapmamız gereken içindekileri bir masaya boşaltmak ve içlerinden yalnızca beş tanesini seçip çantaya geri koymak.
1.Rimel:
Sabah sürdüğün rimelden gün içinde ne kadarı kalabilir ki? Bu yüzden olmazsa olmazların ilki rimel. Gün içinde yapacağın küçük bir rötuş gözlerine canlılık katacaktır.
2.Ruj:
Özellikle kış aylarında kuruyan dudaklarımızı nemlendirmesi için sıksık ruj kullanırız. Aplikatörle uygulanan sıvı rujları tercih edebilrisin. Hem dudağının nemlilik süresini uzatır hem de aplikatörle dudak çevreni rahatça belirlersin.
3.Pudra:
Doğru seçilmiş kaliteli bir pudra pürüzsüz görünen bir cildin vazgeçilmezidir! Kış aylarında kuruyan cildinin üzerinde pul pul bir görüntü olmasını istemiyorsan toz pudra kullanmamalısın. Olabildiğince kompakt, kremsi ya da süngeri ıslattığında fondöten kıvamına gelen pudraları tercih edebilirsin.
4.Nemlendirici:
Yaz aylarında pudradan önce en faydalı makyaj altı bazı nemlendiricidir. Cilt tipimize uygun nemlendiricimizi bütün kış yanımızdan ayırmamalıyız. Üzerine süreceğin pudranın rengini kuvvetlendirmek ve daha pürüzsüz bir görüntü vermek için ten rengindeki nemlendiricileri deneyebilirsin.
5.Allık:
Cildin pul pul olmaması için kremsi allıklar kullanabilirsin. Eğer iki farklı rengin olduğu allıklardan kullanıyorsan diğer rengi de gözlerinin üzerine far olarak uygulayabilirsin. Parfümerilerde hem ruj, hem allık, hem de far olarak kullanılabilen ürünler satılmaktadır. Bunlar çok amaçlı olması bakımından son derece pratiktir.
Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok
Lazer Epilasyonla İlgili Tüm Bilgileri Bu Yazı dizimizde bulabilirsiniz.
İstenmeyen tüylerden kurtulma konusunda yeni bir boyut yaratan lazer epilasyon tekniğinde, lazer ışını cilde herhangi bir zarar vermeksizin doğrudan kıl kökü tarafından emiliyor ve kıl kökünü yok eden yüksek ısıya dönüşür. Lazer ışınının röntgen veya UV ışınlarıyla ilgisi yok, yani, kansorejen değil.
Diğer epilasyon yöntemlerine göre çok daha pratik olan bu teknikle duyulabilecek ağrı minimale iner. İğneli epilasyona kıyasla çok daha ağrısız olan lazer epilasyonda, seans periyodları 2 - 3 ay arasında değişir. Bu nedenle tedavi oldukça rahat yürütülür. Lazer epilasyon yöntemiyle ilgili bilgileri, Lazer Epilasyon uzmanlarına sorduk.
Lazer Epilasyon Nedir?
Lazer epilasyon, lazer teknolojisi kullanılarak, minimum sürede minimum ağrı ve minimum yan etkisiyle istenmeyen tüylerden güvenilir ve etkin bir şekilde kurtulma yöntemidir.
Kullanılan lazer ışını birbirine paralel giden tek renk ve tek dalga boyunda, gözle görülmeyen ışık demetidir. Etkili olmasının ana prensibi, seçici fototermolizdir. Dalga boyu ve atış genişliği ayarlanmış olan lazer ışını, melanin pigmenti tarafından emilir ve kıl folikülünde ısı enerjisine dönüşür. Bu seçici emilim sayesinde cildin üst tabakaları etkilenmeden kıl folikülü tahrip edilmiş olur. Lazeri diğer metodlardan ayıran ana özellik, kılı çevreleyen dokunun zarar görmemesi ve sadece kıl kökünün etkilenmesidir. FDA, 1997 yılında lazer epilasyon tedavisinin güvenir, etkin ve kalıcı bir yöntem olduğunu onayladı.
Lazer epilasyonun avantajları neler?
Lazer epilasyon vücudun tüm bölgelerinde rahatça uygulanır. Diğer epilasyon türlerine göre işlem oldukça kısa sürer ve epilasyondan sonra hastalara herhangi bir kısıtlama yapılmaz (duş almamak,denize girmemek v.b.). Lazer epilasyonun başarıya ulaşma süreci kişisel faktörlere bağlı olarak değişir. Beyaz tenli ve koyu renk tüylenmesi olanlar, esmer ve açık renk tüylenmesi olan kişilere kıyasla daha kısa sürede sonuca varabilirler. Ayrıca yapılan çalışmalar 35 yaş üstü olan kişilerde epilasyonun daha başarılı olduğunu gösterir.
Lazer epilasyon, lazer teknolojisi kullanılarak, minimum sürede minimum ağrı ve minimum yan etkisiyle istenmeyen tüylerden güvenilir ve etkin bir şekilde kurtulma yöntemidir.
Kullanılan lazer ışını birbirine paralel giden tek renk ve tek dalga boyunda, gözle görülmeyen ışık demetidir. Etkili olmasının ana prensibi, seçici fototermolizdir. Dalga boyu ve atış genişliği ayarlanmış olan lazer ışını, melanin pigmenti tarafından emilir ve kıl folikülünde ısı enerjisine dönüşür. Bu seçici emilim sayesinde cildin üst tabakaları etkilenmeden kıl folikülü tahrip edilmiş olur. Lazeri diğer metodlardan ayıran ana özellik, kılı çevreleyen dokunun zarar görmemesi ve sadece kıl kökünün etkilenmesidir. FDA, 1997 yılında lazer epilasyon tedavisinin güvenir, etkin ve kalıcı bir yöntem olduğunu onayladı.
Lazer epilasyonun avantajları neler?
Lazer epilasyon vücudun tüm bölgelerinde rahatça uygulanır. Diğer epilasyon türlerine göre işlem oldukça kısa sürer ve epilasyondan sonra hastalara herhangi bir kısıtlama yapılmaz (duş almamak,denize girmemek v.b.). Lazer epilasyonun başarıya ulaşma süreci kişisel faktörlere bağlı olarak değişir. Beyaz tenli ve koyu renk tüylenmesi olanlar, esmer ve açık renk tüylenmesi olan kişilere kıyasla daha kısa sürede sonuca varabilirler. Ayrıca yapılan çalışmalar 35 yaş üstü olan kişilerde epilasyonun daha başarılı olduğunu gösterir.
Tedavinin süresini kısaltmak için, hastaların seans aralarında çıkan tüylere ağda, ip, cımbız gibi yöntemler uygulamamaları gerekir.
Lazer epilasyon, ciltte kalıcı izler bırakmaz. İşlem sonrası uygulama yapılan bölgede hafif bir pembeleşme olması doğal sayılır. Bu renk değişikliği birkaç dakikadan birkaç saate uzayabilir. Bunun dışında ciltte herhangi bir etki yaratmıyor.
Gebelik ve emzirme dönemlerinde lazer tedavisine ara vermek gerekir. Lazer epilasyon tedavisi yaptırmayı düşünen kişilerin dikkat edecekleri tek nokta, istedikleri bölgenin bronzlaşmasını tedavi süresince en aza indirmek. Çünkü bronz tene yapılan işlemde lazer dozu çok düşük tutulmak zorunda. Bu da tedavi etkinliğini azaltan bir faktör. Son derece pratik, güvenli, ağrısız olan bu yöntemde infeksiyon riski kesinlikle yok. Yeni sayılabilecek bir yöntem olmakla birlikte, bugüne kadarki araştırmalar, lazer epilasyon tedavisinin herhangi bir yan etki veya kalıcı zarar yaratmadığını gösteriyor.
Bu yöntem ne kadar zaman alır?
Tedavi, seri şekilde lazer atışlarından oluşur. Her bir lazer atışı yaklaşık 1 santimetre karelik bölgeyi etkiler. Bu da yaklaşık 10 kıl kökünün etkilenmesi demektir. Tedavi edilecek alanın genişliğine göre seans süreleri değişir.
Bu yöntemle istenilen sonuca ulaşmak, tekrarlanan seanslarla mümkündür. Tedavi süresinin uzunluğu uygulanan bölge, hastanın yaşı, cilt rengi, hormonal durumu gibi birçok faktöre bağlı olarak farklılıklar gösterir. Cilt rengi açık, kıl rengi koyu olan kişilerde sonuç daha kısa sürede elde edilir. Çünkü koyu ciltli insanlarda (cildinde daha çok melanin olanlarda) cilt lazer ışınını absorbe etme konusunda kılla benzerlik gösterir. Bu nedenle koyu ciltlere daha düşük dozda enerji uygulanır. Bu da tedavi süresini uzatır. Melanin pigmenti yönünden zengin olan koyu renk kıllarda emilim çok yüksek olacağı için, sonuç kısa sürede elde edilebilir.
Kişilerin hormanal dengeleri, tedavi seyri açısından önemli bir faktördür. Aktif hormonal bozukluğu olan kişilerde vücut yeni kıl kökleri üretebileceği için, bu tedaviden fayda görmeleri çok uzun sürebilir. Bu nedenle önce hormonal denge sağlanmalı, daha sonra lazer epilasyona geçilmelidir. Zira lazer epilasyonla varolan kıl kökleri tahrip edilebilir. Yeni kıl köklerinin oluşmasının önüne geçilemez. Tedaviden faydalanmada yaş önemli bir faktördür. Vücudun kıl kökü yaklaşık 20 yaşında son bulduğundan dolayı, bu yaştan sonra tedaviye başlanmalıdır.
Yapılan istatistiki çalışmalara göre kadınlar bu tedaviden, erkeklere göre daha kısa sürede sonuç alıyor.
Kalıcı Epilasyon
Kalıcı epilasyon IPL ( Intense Pulse Light ) sistemi ile çalışan Plasmalite cihazı ile yapılmaktadır
IPL (Plasmalite) teknolojisinin alışılmış lazer terapisinden farkı nedir?
IPL tekniği (Intenses Pulsed Light), lazer teknolojisinin sürekli olarak gelişmesi ile ortaya çıkmıştır. Yüksek enerjili empülsiyona sahip bir flaş ışığı elde etmek için burada da lazerle bağlantılı bir ışık demeti kullanılır.
Alışılmış lazer ışığının aksine IPL teknolojisi kişiye özel deri özelliklerini algılayabilir ve bu nedenle çok daha az yan etkiye sahiptir.
Özel etki mekanizmasi sayesinde (deri üzerinden de tüy köküne doğru) lazerli epilasyonun aksine (sadece tüyün üzerinden tüy köküne) her türlü tüy ve deri tiplerine tedavi uygulanabilir.
Plasmalite nasil çalışır?
Plasmalite epilasyon sistemi, benzersiz ve patentli bir floresan teknolojisiyle yüksek enerjili ışık kullanır. Bir atım kırmızı yoğun ışık deriye penetre olur. Kıl gövdesi ve kıl kesecikleri, etrafını saran dokulardan daha fazla pigment taşır. Bu nedenle, ışığı daha fazla emer, bu da sıcaklık derecesini yükseltir. Sıcaklık derecesi 70°C civarına çıktığında, aktif hücrelerdeki proteinler yıkılır ve kıl kesecikleri (kökleri) ölür. Atım süresi tek değiştirilebilir ayardır. Geri kalan her şey atım süresine bağlı olarak otomatik bir biçimde ayarlanır. Bu kadar kolay bir taşıma ve operasyonla, her zaman tüm hastalarda mükemmel sonuçlara ulaşmak mümkündür.
Tedavi nasıl hissedilir?
Tedavi süreci hemen hemen tamamen ağrısız ve acısızdır. Derinin üst yüzeyinde (epidermis) bulunan hücreler ısınarak dermisi ısıtır. Atım vuruşundan önce soğutucu bir jelin topikal olarak uygulanması, ince epidermisin soğuk kalmasını sağlar, bu da ağrı duygusunu en aza indirger. Çoğu hasta minimal düzeyde bir rahatsızlık hisseder, ancak bu rahatsızlık hissi de hafif bir yanma sızlama ya da karıncalanma hissinden öte bir şey değildir.
Kaç tedavi seansına ihtiyaç vardır?
En dramatik değişiklikler genellikle ikinci tedaviden sonra ortaya çıkar. Hastaların çoğunda 3-5 tedaviye gerek duyulur, fakat çok az sayıda hastada ekstra tedavi seansları gerekebilir.
Seans sayısındaki farkların nedeni nedir?
Gerekli tedavi seansıı sayısı, kıl büyümesinin yoğunluğuna ve yerine bağli olarak çeşitlilik gösterir. Vücut kıllarının yaklaşık %30′u normal olarak büyüme fazında bulunur. Geri kalanı uykudadır, henüz daha geri aşamalardadır ve ışığı ememez. Her tedavi seansında büyümekte olan kılların %60-95′i temizlenebilir.
Tedavi hızı nedir?
Her bir atım, 10×20 mm deri alanını kapsar, bu alan etkililik ve pratik sorunlar bakımından dengeyi sağlamak açısından optimal düzeyde bir alandır. Her 2 saniyede bir yeni bir atım ateşlenebilir. Böylece, bir bıyık alanı 30 saniyeden az zaman alırken, erkek sırt ya da kadın bacagi 30 dakikadan 1 saate kadar değişen zamanlarda tamamlanabilir.
Kıl kalınlığı etkili midir?
Aslında, kalın kıllar, ince kıllardaki sonuçlara ulaşılabilmesi için daha fazla ışık gerektirir. Bununla birlikte, kalın kıl ışığı atım süresi içerisinde daha hızlı bir biçimde emer. Plasmalite “Dengeli Isık” adı verilen benzersiz bir özelliğe sahip olduğundan, aynı atımdan bütün kıllar etkilenir. Genelde, kıl ne kadar koyu renkli olursa tedavi de o kadar etkili olur. Bununla birlikte, açık renkli kıl tedaviye genellikle iyi cevap vermesine rağmen, erken bir düzelme beklemek fazla iyimserlik olacaktır.
Derinin görünümü hakkında neler söylenebilir?
En kolay tedavi edilebilen kombinasyon siyah kıl ve beyaz deri kombinasyonudur. Bununla birlikte, bir çok klinik çalışma beyaz olmayan deride (örn. Hispanik, Orta Dogu ya da Pakistan/Hindistan orijinli insanlarda) kıl gövdesi/kökü ile etrafındaki deri dokusu pigmentasyonu arasındaki farkın genellikle iyi sonuçlara ulaşmak kadar büyük olduğunu göstermiştir.
Plasmalite nasıl işler?
Plasmalite, kıl gövdesi ve keseciklerinde dogal olarak bulunan melanin pigmentini hedefleyen ışık gücünü kullanır. Klinik araştırmalar, kırmızı ışığın melanin tarafından tercih edilerek emildiğini göstermektedir. Her bir kırmızı ışık atımı, kıl gövdesi ve keseciğindeki sıcaklık derecesini artırır. Sıcaklık derecesi +70°C’a çıktığında, hücrelerdeki proteinlerin yapısı bozulur ve aktif kıl keseciği ölerek, tekrar büyüme kapasitesi yitirilir.
Hangi alanlar tedavi edilebilir?
Plasmalite, vücudun herhangi bir alanında ve herhangi bir deri tipinde kullanılabilir. Bununla birlikte, tam tedaviye başlamadan önce küçük bir alan testi yapılmasi önemlidir.
Tedavi neleri içerir?
Hasta epilasyon tedavisi için geldiğinde, eğitimli bir terapist hastaya Plasmalite’in nasıl çalıştığını anlatır ve hasta için uygun olup olmadığını değerlendirir. Hastaya nasıl etkili olduğunu görmek amacıyla, küçük bir alanda test yapılır. Deneme yapılacak olan alana ince bir tabaka optik temas jeli sürülür. Daha sonra bu alana dalga-kılavuzu uygulanır ve her bir alanda bir seri kısa ışık flaşı verilir. Hasta genellikle herhangi bir ani değişiklik görmez. Bununla birlikte, her tedaviden sonra 2-3 hafta içerisinde kesin bir etki, yani kılların çoğunluğunun yok olduğu görülür.
Bu tedavinin yan etkileri var mıdır?
Vücudun bazı kısımları diğer kısımlarından daha duyarlı olup, kızarabilir, hafifçe şişebilir, fakat bunlar da birkaç saat içinde kaybolur. Aşırı uçtaki vakalarda büllenme olabilir, bu da normal olarak bir iki gün içerisinde kaybolur. Deri pigmentasyonunda geçici azalma ya da çoğalmalar olabilir, ancak bu tip olgulara da sık rastlanmaz ve genellikle birkaç ay içerisinde normale döner.
Hastanın bilmesi gereken bir şey var mı?
Bazı hastalar ışıga karşı diğerlerinden daha duyarlıdır. Bu nedenle, hastanın değerlendirme formunu doldururken dürüst olması önemlidir. Hastanın tedaviye uygun olup olmadığının anlaşılabilmesi için test yamalarının uygulanması gerekir. Bununla birlikte, test yamalarından alınan sonuçların tedaviden alınacak sonuçlarla aynı olmasının gerekmediği de unutulmamalıdır. Eğer hasta tedavi sırasında herhangi bir rahatsızlık hissederse ya da soğutma jeli ısınmaya başlarsa, hastanın terapiste hemen haber vermesi gerekir. Tedavi seansları arasında ağda yapılması önerilmemektedir, ancak traş yararli bile olabilir. Tedavi alan kişinin tedaviden önce ve sonra 4 hafta süreyle güneşe çıkmaması gerekir.
Plasmalite tedavisi güvenli midir?
Plasmalite’dan çıkan ışık tüm yönlere dağılır, fakat gözleri fotoğraf makinesinin flaşından daha fazla etkilemez. Bu nedenle, lazerden çok daha güvenlidir.
Tedavi Esnasında Nelere Dikkat Edilmeli?
Tedavi edilecek bölgenin bronzlaşmamış olması gerekir. Tedavi süresince solaryuma girilmemeli ve işlem yapılacak bölge yüksek koruma faktörlü güneş sütleriyle korunmalı. Ayrıca tüy rengini açıcı kimyasal maddeler kullanılmamalı.
Lazer epilasyon uygulanan bölgeye, seans aralarında ağda, cımbız gibi yöntemler kesinlikle uygulanmamalı.
Seanslar Arasındaki Süre Ne Kadar?
Lazer uygulanan bölgedeki kılların yüzde 60 - 70 kadarı seans esnasında dökülür. Kalan kılların dökülmeleri 1-2 hafta sürebilir. Kılların tekrar çıkma süreleri, kişiden kişiye değişiklik gösterir. Ancak genel olarak vücut bölgelerinde 4 - 8 hafta, yüzde 4 - 6 hafta kadardır.
Tedavi Sonrası Nelere Dikkat Etmeli?
Tedavi edilen bölgere hassas davranılmalı. Cildi tahriş edici temizleyiciler ve topical sivilce kremleri kullanılmamalı. Banyo yapılmasında bir sakınca yoktur. İşlemden hemen sonra makyaj yapılabilir.
Lazer Epilasyonun Yan Etkileri Neler?
luslararası sağlık örgütü tarafından yapılan araştırmalar şunu gösteriyor; lazer epilasyon sadece geçici yan etkilere sebep oluyor. Çoğunlukla önemli cilt değişiklikleri gözlenmez. Nadiren hafif kızarma, soyulma olabilir. Meydana gelen kızarıklıklar 24 saatte kaybolur. Çoğu vakada meydana gelen deri reaksiyonları 1 - 2 saatte yok olur. Deri rengi çok koyu olan kişilerde hypo ve hyperpigmentasyon alanları oluşabilir. Bu açık veya koyu renk lekeler kesinlikle kalıcı değil. Cildin en üst tabakasının dökülmesiyle zaman içinde kaybolur.
Kullanılan lazer ışını sadece kıl folikülü tarafından emildiği için, sistematik yayılım yok. Sadece uygulanan bölgedeki kıl folükülüne etkiler. Vücudun diğer bölgelerine yayılmaz. Bu ışın UV veya radyoaktif ışınlarla karıştırılmamalı. Yapılan araştırmalar sonucu, bu uygulamada kansorejen herhangi bir etki saptanmamış.
Tekrar Kıllanma Olabilir mi?
Tedavi edilen bölgede, tekrar tüylenme ihtimali beş yıl içinde yüzde 5’den azdır. Tekrar tüylenme kesinlikle eskiye dönüş tarzında değil, tek tük tüylenme şeklinde olabilir.
Lazer Epilasyon Kimlere Uygulanmaz?
Yeterli klinik çalışma olmadığı için, gebelik ve süt verme döneminde uygulanmaz. Ayrıca yapılacak bölgede lokal enfeksiyon bulunuyorsa, işlem yapılamaz. Bunun dışında, epilepsi hastalarına ve kronik deri hastalığı olanlara tedavi uygulanamaz.
Fazla Tüylere Laserli Epilasyon
Fazla tüylenme problemi artık laserle yapılan epilasyonla dert değil.
Kadınlar için en ciddi estetik sorunlardan biri olan aşırı tüylenme kalıtım, hormonal sorunlar ya da kullanılan bazı ilaçlardan kaynaklanabiliyor.
Tüylerden kurtulmak için kullanılan ağda, traş ve kimyasal dökücülerle ise istenilen sonuç elde edilemiyor. Örneğin kimyasal kıl dökücülere bağlı alerjik reaksiyonlar gelişebiliyor. Son yıllarda kullanıma giren laserle epilasyonda ise tüylerin kalıcı bir biçimde yok edilmesi mümkün oluyor.
Acıbadem Carousel Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan uygun vakalarda, uygun dozda kullanıldığında laserin tüylenme tedavisinde ilk seçenek olduğunu belirtiyor. Laserle epilasyon uygulamasının birçok önemli üstünlüğü var. Dr. Okan, “Sonuçların uzun vadeli olması, büyük alanlarda yapılabilmesi, uygulama öncesi ve sonrası aktivitelerde kısıtlamaya neden olmaması yöntemin popülerliğini artırıyor” diyor.
Kıl Kökleri Yok Ediliyor
tüylenmede en etkin laser türü olan Ruby laser ile kıl kökleri yok ediliyor. Dr. Gökhan Okan, laserle yapılan uygulama hakkında şu bilgiyi veriyor:
“Ruby laserin dalga boyu 694 nanometredir. Kıl köklerinde bulunan melanin pigmenti, laser için bir hedef görevi görmektedir. Laser ışını kıl kökü çevresindeki ana hücreyi etkileyerek bu hücrenin büyümesini durdurur. Laserle epilasyon uygulamasının etkili olması için 5-6 seans uygulaması gerekiyor. “
Laserle yapılan epilasyonunun süresini cilt rengi, kılın derinliği, cildin kalınlığı, kılın melanin içeriği belirliyor. Örneğin seans aralığı yüz için 4 hafta, vücut için 8-10 haftaya kadar uzayabiliyor. Dr. Gökhan Okan, laserin güvenirliğiyle ilgili şöyle konuşuyor:
“Laser epilasyon güvenilir bir yöntemdir. Özellikle uygun cilt tipi ve cilt rengi olan hastalarda çok iyi sonuçlar elde edilmektedir. Cilt rengi de lazer epilasyonda önemli bir belirleyici kriter olmaktadır. Derinin yüzeysel tabakalarına yerleşmiş olan keratinosit ve melanosit hücrelerinin de laser ışığını emebilme özelliği vardır. Laserden sonra güneş koruyucu kullanılmalıdır.”
Her Şey Kusursuz Bacaklar İçin
Mükemmel bacaklara sahip olmayı kim istemez? Ama bu sadece istemekle olmuyor, biraz da çaba göstermek gerekiyor. Bu yazımızda masajdan peeling’e, tüy dökücü yöntemlere kadar bacak güzelliğinizle ilgili merak ettiğiniz birçok konuyu bulabilirsiniz.
Canlılık…
Buz gibi soğuk bir duş kan dolaşımınızı hızlandırmak için ideal. Soğuk bir duş derken tüm vücudunuzdan değil, sadece bacaklarınızdan söz ediyoruz. Önce soğuk suyu açın, sonra da duş telefonunu bacağınızın alt bölgesinden yukarı doğru gezdirin. Bu uygulama bacaklarınızın dirilmesini ve kan dolaşımının hızlanmasını sağlıyor. Teniniz pembe bir görünüm alana kadar bacaklarınıza soğuk su tutmaya devam edin. Soğuk duştan sonra dizlerinizi ve ayaklarınızı bakım yağıyla ovun. Çünkü özellikle bu bölgeler, kurumaya elverişlidir. Saf soya, jojoba veya avokado yağı cildinizin kurumasını engellemek için çok uygun. Duştan veya banyodan sonra nemli ve ıslak cildinize vücut yağını uygulayıp masaj yaparak yedirin. Böylece yağ cildiniz tarafından daha kolay emilir ve iz bırakmaz.
Dirilik…
Biberiye içerikli bitkisel banyolar, kan dolaşımını güçlendiriyor ve cildi elastik bir görünüme kavuşturuyor. Mineral, aminoasit ve vitamin içerikli yosun banyoları ise metabolizmayı hızlandırıyor. Banyo suyuna damlatacağınız birkaç damla biberiye yağı aynı zamanda rahatlamanızı da sağlayacak.
Tazelik…
Bacaklara yapılan peeling mükemmel sonuçlar doğuruyor. Özellikle de nasır bağlamış dizlerle, pul pul olmuş deride. Peeling’ten sonra cildinizin daha yumuşak ve canlı olduğunu göreceksiniz. Peeling’in ardından cildiniz iyi bir nemlendiriciye ihtiyaç duyar. Peeling jelleri ve kremleri sadece cildinizi arındırmakla kalmıyor, aynı zamanda derideki yağları ve nemi de çözüyor. Peeling yapmak için zamanınız yoksa bacaklarınıza vücut losyonu ve fırçayla masaj
yapın. Fırça, ölü deri hücrelerini temizliyor ve bakım kremlerinin deriye iyice işlemesini sağlıyor.
Sık Sorulan Sorular
Soru: Lazer ışınları cilde ya da diğer organlara zararlı mıdır? Kanser yapıcı etkisi var mıdır?
Cevap: Tıpta ve özellikle Dermatolojide 1960’lardan beri çeşitli amaçlarla kullanılan lazer ışınları son derece güvenli olup, uzun vadede hiçbir yan etkiye yol açmaz. Kanser oluşturmaz. Lenf, ter, yağ, süt bezleri, üreme organlarına bir etkisi yoktur.
Soru: Lazer kimlere uygulanabilir?
Cevap: Hamileler ve güneş ışığı ya da solaryumla bronzlaşmış kişiler dışında 7’den 70’e herkese uygulanabilir. Güneş banyosundan sonra 3-4 hafta geçmeden uygulama yapılmaz.
Soru: Tedavi kaç seans sürecektir?
Cevap: Kişinin hormonal durumu, yaşı, cilt tipi, tüylerinin rengi ve yoğunluğu ile lazerin uygulandığı bölgeye göre değişmekle birlikte, ortalama 5-7 seans yüz güldürücü bir sonuç doğuracaktır.
Soru: Seanslar ne kadar sürer, seans araları ne kadardır?
Cevap: Lazer epilasyonunun kesin etkili olması yanında jilet, ağda, cımsız ve elektroliz (iğneli epilasyon) gibi geleneksel yöntemlere en büyük üstünlüğü; seansların kısa, seans aralarının ise uzun olmasıdır. Dudak üstü, çene bölgeleri 2 dakika, koltukaltları ve bikini bölgeleri 5-10 dakika, her iki kol 20-30 dakika, bacaklar 20-45 dakika içinde tümüyle taranabilir. Seans araları ile bölgeye göre değişmekle birlikte 1-4 ay gibi uzun sürelidir. Prensip olarak yeni bir seans, hasta gereksinim duyduğunda yapılır.
Soru: Uygulamada ağrı olur mu? Öncesi ve sonrası özel bir bakım gerektirir mi?
Cevap: Merkezimizde kullandığımız Gentle LASE Plus epilasyon lazerine özel Aktif Soğutma Sistemi (DCD) sayesinde uygulamalar ağrısızdır. Hiçbir özel bakıma gerek yoktur. Yalnızca yaz aylarında yüksek koruyucu faktörlü (SPF: 25) güneş kremleri ve nemlendirici losyonlar önerilir. Banyo, makyaj, parfüm kısıtlanmaz.
Soru: Tedaviye başlarken tüylerin durumu nasıl olmalıdır?
Cevap: İlk uygulamaya tüylerin tümü hiç değilse 1 mm yüzeydeyken başlamak uygun olur. Bu nedenle lazer uygulamasından 2-4 hafta önce her türlü müdahale kesilmelidir. Tüyler çok usunsa, tüm enerjinin köklere gitmesini sağlamak üzere kısaltma işlemi uygulayacı tarafından yapılacaktır.
Soru: Seanslar arasında tüylü dolaşmak zorunlu mudur?
Cevap: Açıklayıcı bir neden bulunmamakla birlikte lazer epilasyon tedavisine en çabuk ve iyi yanıt verenler seans aralarında tüylerine hiçbir şekilde müdahale etmeyenlerdir. Bununla birlikte yüz fgibi çok göz önünde olan bir bölgede tüyleri kısaltma mümkündür.
Soru: Uygulamadan sonra cilt ne durumdadır?
Cevap: Kişinin günlük yaşantısını sürdürmesini engellemeyecek kadar hafif bir kızarıklık ve kabaraklık mevcut olabilir ve bu durum çok kısa sürer. 7-14 gün sonra yeniden çıkmış gibi görünen tüyler cansız olup yumuşakça silindiğinde dökülecektir.
Notlar
Epilasyon lazerleri: Alexandrite, ruby, diod, Nd yağ lazer türlerinde olabilir. Yoğunlaştırılmış kaynaklar (fotoepilasyon) ise non-lazer ışık kaynağı olup dalga boyu filtreler aracılığıyla değiştirilebilir.
Günümüzde Alexandrite lazer tarafından yapılan uygulamanın kalıcı olduğu FDA onayı almıştır. Lazer epilasyon endikasyonları, hormonal ve ailevi tüylenmeler yanı sıra plastik cerrahi uygulamalarına hazırlıktır.
Eski Konular