Okunma Sayısı : 1667  |
Yüksek tansiyonu doğal yollardan düşüren gıdalardan biri de siyah çikolata.
Köln Üniversitesi Hastanesi'nde yapılan bir çalışmanın sonucuna
göre, günde 30 kalori kadar siyah çikolata yemek yüksek tansiyonu
düşürebiliyor. Araştırmacıların tavsiye ettiği siyah bitter çikolata,
yüzde 70'ten fazla kakao ihtiva ediyor. 30 kalorilik çikolata, takriben
altı - yedi gramlık küçücük bir çikolata parçası demektir. Hafif
tansiyon yüksekliği dışında başka sağlık sorunları bulunmayan ve
tansiyon düşürücü ilaç kullanmayan 24 kadın ve 20 erkek, iki gruba
ayrılmış. Gruplardan birine 18 hafta süreyle, akşam yemeğinden iki saat
sonra günde 30 kalori dozunda siyah çikolata verilmiş. Çalışmaya
katılan kişilerin normal beslenme, egzersiz ya da başka
alışkanlıklarında değişiklik yapılmamış.
Çalışma sonunda, siyah
çikolata grubundaki katılımcıların kan basınçlarında çalışmanın
başlangıcına göre azalma olduğu saptanmış. Araştırmacılar, bu düşüşün
küçük olmakla birlikte klinik açıdan değerli olduğunu söylüyorlar.
The
Journal of the American Medical Association dergisinde yayımlanan bu
çalışmadan, kan basıncını düşürmek için tek yapılması gereken şeyin
çikolata yemek olduğu sonucunu çıkarmak, kuşkusuz çok yanlış olur.
Sağlıklı bir diyet, egzersiz ve fazla kiloların verilmesi kan basıncını
normal sınırlara çekmek için önemli ama her gün az miktarda çikolata
yenilmesi ''uyulması kolay'' bir tavsiye olduğundan bir çok yüksek
tansiyon hastasının hoşuna gidebilir.
Çalışma, siyah çikolatanın
kan basıncı üzerinde nasıl etkili olduğunu göstermiyor ama kakaonun
içindeki flavonol adlı bileşiklerin rolü oynayabileceği sanılıyor.
Gerçekten
de siyah çikolata çok iyi bir flavonoid, yani antioksidan kaynağı.
Çikolatanın kalp damar hastalıkları üzerinde yararlı olabileceğini
düşündüren çalışmaların sonuçları aşağıdaki noktalarda odaklanıyor:
Çikolata flavonoidleri kanın pıhtılaşmasında artışa neden olan
trombositlerin birbirine yapışmasını önleyerek damarlarda pıhtı
oluşumuna engel olabilir.
Çikolatada nitrik oksit üretimi için gerekli olan bol miktarda arginin
var. Nitrik oksit kan damarlarını genişleterek kan akımının ve
tansiyonun düzenlenmesine yardımcı olur.
Çikolata zengin bir antioksidan kaynağı olması nedeniyle, damar
sertliğine karşı koruyucu rol oynayabilir. Kakaoda bulunan bitki
sterolleri sitosterol ve stigmasterol gıdalarla alınan kolesterolün
emilimini azaltabilir.
Meyvelerin renkleri
Birçok meyveye renklerini
flavonoid denen maddeler verir. Flavonoidler aslında bitkilerin
kendilerini parazitlere, bakterilere ve hücre hasarına karşı
korudukları maddelerdir. Bu işlevleri onların insandaki etkileri
hakkında ipucu veriyor. Çünkü yediğimiz meyvelerin, bizim için çok
yararlı olan güçlü antioksidan aktivitelerinden onlar sorumlu. C ve E
vitaminleri, beta-karoten, selenyum ve çinko gibi antioksidan
özellikleriyle bilinen vitamin ve minerallerle karşılaştırıldığında,
flavonoidler daha güçlü ve daha geniş bir antioksidan etkiye sahip.
Bunlar güçlü antioksidan etkileriyle serbest radikal denen vücudumuzda
oluşan zararlı maddeleri toplayarak, bunların dokulara zarar vermesini
önlüyorlar.
Yaban
mersini, böğürtlen, ahududu, siyah üzüm, kırmızı erik, çilek, elma,
kiraz gibi meyvelerin hem kabuğunda, hem de etinde bulunan flavonoidler
olan ''Antosiyanidinler'' ve ''Proantosiyanidinler'' hücrelerimizin
içindeki C vitamini düzeyini yükseltiyor, küçük kan damarlarından
sızıntıyı önlüyor, serbest radikal hasarına karşı korunma sağlıyor ve
eklem yapılarının sağlamlığını artırıyorlar. Bu son nokta, yani
flavonoidlerin eklemlerdeki kirişler, bağlar ve kıkırdak yapısında
bulunan kolajen üzerindeki faydalı etkisi, romatoid artrit gibi
iltihabi eklem hastalıklarında önem taşıyor.
Damar sertliğine karşı koruyorlar
Flavonoidlerin
damar sertliği üzerindeki etkisi de biliniyor. Bu süreci yavaşlatıyor,
korunma sağlıyor ve hatta tersine çeviriyorlar. 10 bini aşkın erkek ve
kadın üzerinde yapılan bir araştırmada flavonoidlerden zengin
beslenenlerde kalp hastalığı, inme, akciğer ve prostat kanseri, tip 2
diyabet ve astım gibi birçok kronik hastalığa yakalanma ve ölüm
riskinin daha düşük olduğu saptanmış.
Birçok meyve ve sebzede
özellikle soğanda bulunan quercetin gibi flavonoidler ise alerjiyi
tetikleyen maddelerin salınmasını önleyen anti-alerjik bileşiklerdir.
Alerjik durumlara karşı kullanılan ilaçların molekül yapısı ile
flavonoid moleküllerinin yapısı arasında yakın bir benzerlik var.
Besin
kaynaklarından günde 300 miligram flavonoid alınması öneriliyor.
Manavınızdan alabileceğiniz taze mevsim meyveleri normalde bu
ihtiyacınızı karşılar. Ama bu saydıklarımı seyrek yiyorsanız, turunçgil
bioflavonoidleri, üzüm çekirdeği özütü, quercetin ve yaban mersini
özütü, alıç meyvesi özütü gibi çeşitli flavonoid desteklerini
önerebilirim.
|
|
|