Okunma Sayısı : 1049  |
Büyük
kentlerin mimari yapısında hava koridorlarının bulunmaması, gürültü,
ses, görüntü ve çöp kirliliği gibi çevre sorunları, "strese" neden
oluyor.Çukurova
Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ortaş,
çevreyle ilgili sorunların insanlık üzerindeki etkilerinin son 20
yıldan beri anlaşılmaya başlandığını söyledi.Önce su
ve hava kirlenmesi olarak görülen ve daha çok sanayi bölgelerinde
rastlanan çevre sorunlarının, toksit atıklardan, ozon tabakasının
incelmesine, doğadaki biyolojik zenginliğin yok olmasına ve diğer bir
deyişle bazı canlı türlerinin geri dönüşümü olmayacak şekilde yok
olmasına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Ortaş, iklim değişiklikleri,
deniz ve okyanusların kirlenmesinin de olumsuzluklar zincirinin diğer
halkalarını oluşturduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Ortaş,
medeniyet ve kültürel varlıkları tehdit eden kirliliğin, insanların da
ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediğini ifade ederek, "Globalleşen
çevre sorunları, tüm canlılarla beraber insanları da etkilemekte.
Toprakların amaç dışı kullanımı da çevre sorunlarını teşkil eden
başlıklar arasında yer almaktadır" dedi.
Tarım ve yeşil alanların başta belediyeler olmak üzere amaç dışı kullanıldığını öne süren Prof. Dr. Ortaş, şöyle konuştu:
"Büyük
kentlerdeki vatandaşların karşılaştığı birçok sorunun
temelinde, toplumun sağlık ve sosyal hakkı olan bu tür yeşil
alanların değerlendirilmemesinin de büyük etkisi bulunmakta. Artan
çevre kirliliği ve stres ile baş etmenin yollarından biri de insanın
yeşil ve temiz atmosferde dinlenmesinden geçmekte. Her türlü çevre
kirliliği, çağımızın hastalıkları arasında yer alan strese neden
olmakta. Sağlıklı kalmanın yolu, öncelikle sağlıklı ortamda yaşamaktan
geçmektedir. Bu ortamlar da gerekli düzenlemeler yapması gereken kent
yöneticileri tarafından sağlanmalı."
İstanbul�da yeşil
alan miktarının yok denecek kadar az olduğunu belirten Prof. Dr. Ortaş,
bu tür ortamlarda yaşayan insanların "ruh sağlığının", iyi olmasının
beklenemeyeceğini söyledi.
Hava koridorları
Prof.
Dr. Ortaş, Adana gibi düz ve düze yakın tarım toprakları
üzerinde kurulan kentlerdeki mimarı yapının "hava koridoru" olacak
şekilde planlanması gerektiğine dikkati çekerek, "Adana, hava
koridoru düşünülmeden yanlış kurulmuş bir kent. Hava koridoru olmayan
şehir merkezlerindeki hava sıcaklığının kent dışına oranla 4 ve 8
derece daha fazla olması, bu konunun ciddiyetini göz önüne seriyor"
dedi.
Uydu kentlerin, büyük parkları, yeşil alanları ve
çocuk oyun alanları düşünülerek ve kişi başına düşecek yeşil alan
miktarının dikkate alınarak planlanmasının, çağın gerekliliği olduğunu
bildiren Prof. Dr. Ortaş, şunları kaydetti:
"Hava
koridorlarının açılması kentleri ferahlaştıracak ve o
ortamlarda yaşayan insanların sağlığını olumlu yönde etkileyecektir.
Vatandaşların hafta sonları kentten adete kaçar gibi yazlıklara
gitmesinin tek nedeni, farkına varsalar da varmasalar da kentin
bunaltıcı sıcaklığı, yoğun stresi, gürültü, ses, hava, görüntü ve çöp
kirliliği gibi nedenlerden kaynaklanmakta. Bu olumsuzluklar,
vatandaşların doğa ile baş başa kalma ihtiyacını zorunlu kılmakta. Bu
nedenle doğru bir planlama ve doğru bir yönetim anlayışıyla hem
insanın, hem de doğa sağlığının birlikte düşünülerek sürdürülebilir bir
planlama yapılması gerekir."
Prof. Dr. Ortaş, çevre
psikologları, psikiyatrisler, sosyologlar ve diğer ilgililerin bu konu
üzerinde araştırma yapmasının, sağlıklı sonuçlar alınmasında önemli
adım olacağını bildirdi.
|
|
|