Okunma Sayısı : 634  |
Şeker
hastalığına "dur" demenin yolu dengeli beslenmeden geçiyor. Kanınızdaki
şekeri dengelemek için doğru besin, ilaç ve egzersiz üçlüsünün yanı
sıra bilinçli olmak da gerekiyor...
Dünya Sağlık Örgütü'nün geleceğin en yaygın hastalıklarından biri
olacağını vurguladığı şeker hastalığı ile ilgili veriler hayli
ürkütücü. Dünya nüfusunun yüzde 2.1'i diyabet hastası. 2010 yılında bu
oranın ikiye katlanacağı tahmin ediliyor. Şeker hastalığıyla ilgili ilk
bilgiler hayli eskilere dayanıyor. İlk yazılı kayıt, M.Ö. 1500'lü
yıllarda eski Mısır papirüslerinde bulunmuş. M.S. 100'lü yıllarda
Yunanlı doktorlar en önemli belirtilerinden biri sık idrara çıkmak
olduğu için bu hastalığa sifon anlamına gelen 'diyabetes' adını
vermişler. Kandaki şeker miktarı yükseldiği için şeker hastalığı olarak
da biliniyor. Binlerce yıl önce Hintli doktorlar şeker hastalığının
'dengesiz beslenen şişman' kişiler arasında yaygın olduğunu
belirtmişlerdi. Gerçekten de hızlı beslenme alışkanlıkları ve
şişmanlığın yaygın olduğu zengin ülkelerde diyabetli sayısı fakir
ülkelere oranla daha yüksek.
Şeker hastalığı nedir?
Kimbilir belki de adından
dolayı halk arasında yanlış bir kanı var; Sanılıyor ki çok tatlı yemek
şeker hastalığına yol açıyor. Oysa suçlu, şekerli yiyecekler değil,
şekeri enerjiye dönüştüren insülin hormonu. Kimi şeker hastalarında
pankreas hücreleri yeterince insülin üretemiyor, kimi hastalarda ise
bol insülin bulunuyor. Ancak pankreas hücreleri normal biçimde
çalışamadığı için insülini gerektiği gibi kullanamıyor. Bu durumda
enerji kaynağı olan glikoz, hücrelere giremiyor ve kanda aşırı şeker
birikmesi sözkonusu oluyor. Şeker sinsi bir hastalık. Bu hastalık
herhangi bir belirti göstermeden yıllarca sessiz kalabiliyor. Önlem
alınmazsa yüksek kolesterol, damar tıkanıklığı, kol ve bacakta kangren,
körlük ve böbrek hastalıklarına sebebiyet veriyor. Ayrıca cinsel
iktidarsızlığa, kişilik değişmesine, diş, deri, mide-bağırsak
hastalıklarına da yol açıyor. Kalıtım, şişmanlık, gebelik ve uzun
süreli ilaç kullanımı (diüretik, kortikosteroid gibi...) hastalığın
ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Tip I ve Tip II olmak üzere iki tür
şeker hastalığı var.
Tip
I yani insüline bağlı şeker hastalığı kalıtsal olup çocukluk ya da
gençlikte ortaya çıkıyor ve sürekli insülin tedavisini gerektiriyor.
Oysa Tip II yani insüline bağımlı olmayan diyabet yetişkinlikte ortaya
çıkıyor ve insüline gerek kalmadan diyet ve kilo kaybıyla kontrol
altına alınabiliyor. Ancak yetişkinlikte ortaya çıkan şeker
hastalığında ölüm riski çocuklukta oluşandan daha yüksek.
Şeker hastalığının belirtileri
*Aşırı susama ve acıkma
* Çok sık idrara çıkma
* Aşırı yorgunluk ve uyku hali
* Hızlı kilo verme
* Bulanık görme
* Ciltte kuruma ve kaşıntı
* El ve ayaklarda karıncalanma ve uyuşma
* Deride, vajinada ve mesanede iyileşmeyen enfeksiyonlar
* Açlık kan şekeri düzeyinin
*140 mg/100 ml'nin üzerinde olması
Hangi sporlar yararlı?
Fiziki aktivite yani spor vücuttaki şekerin hızla tüketilmesine
yardımcı olarak kan şekeri düzeyini dengeliyor.Spor ayrıcı kan
damarları ve kalp için de yararlı.Ancak spora başlamadan önce mutlaka
doktora danışarak tıbbi kontrolden geçmeli ve uygulanacak spora karar
verilmeli.Yürüyüş,bisiklet,yüzme gibi sporlar ideal olabilir.
Şeker hastasıysanız bunları ihmal etmeyin...
-
Beslenme ve spor konusunda mutlaka doktorunuza danışın.
- Tip I diyabet
hastası iseniz 3 ana ve 3 ara öğün olmak üzere toplam 6 öğünü her gün
aynı saatlerde yemeye özen gösterin. İnsülin aldığınız için
karbonhidratların günlük dağılımı çok önemli; günlük karbonhidratın
yüzde 15'ini kahvaltıda, yüzde 25'ini öğle, yüzde 30'unu akşam
yemeğinde yiyin. Kalanı ara öğünlere paylaştırın.
- Tip II diyabet
hastasıysanız, temel ilkeniz kilo kontrolü olmalıdır. Daha az yiyerek
ve daha fazla hareket ederek fazla kilolarınızı verin. Az ve sık yiyin.
Kesinlikle aç kalmayın, çünkü uzun süren açlık kan şekerinizde
dalgalanmalara yol açarak hastalığınızı artırabilir.
- Tansiyon, kan
şekeri ve kolesterolünüzü kontrol altında tutun.
- Diyabetli hastalarda
yiyeceklerin doğru miktarda yenilmesi çok önemli. Bu nedenle
yiyeceklerinizi diyetisyeninizin önerdiği miktarlara uygun olarak
ölçerek yiyin.
- C ve E vitaminleri ile krom minerali içeren besinleri
her gün düzenli olarak tüketin. Günlük C vitamini gereksinimi 2000-5000
mg arası, E vitamini 800-1200 IU arası olmalı. Bu konuda öncelikle
doktora danışıp gerekiyorsa takviye vitamin hapları da alabilirsiniz.
- C ve E vitaminleri ile krom minerali içeren besinleri her gün düzenli
olarak tüketin. Günlük C vitamini gereksinimi 2000-5000 mg arası, E
vitamini 800-1200 IU arası olmalı. Bu konuda öncelikle doktora danışıp
gerekiyorsa takviye vitamin hapları da alabilirsiniz.
- Beyaz ekmek
yerine kepekli ekmeği tercih edin.
- Öğünlerde mutlaka pişmiş sebze
yemeği ve salata yiyin.
- Meyveleri mümkün olduğunca kabuğu ile yiyin.
- Posalı yiyecekleri tercih edin.
- Kuru baklagillere, özellikle
fasulye, bezelye, mercimek, barbunya ve nohuta sofrada sıkça yer verin.
- Ölçülü miktarda zeytinyağı veya sıvıyağ kullanın.
- Kırmızı et yerine beyaz et yiyin.
- Etli yemeklere ayrıca yağ ilave etmeyin.
- Light süt ve yoğurdu tercih edin.
- Az yağlı peynir çeşitlerini tüketin.
- Krema,kaymak,tereyağı ve margarinden uzak durun.
- Şeker,tuz ve alkolden sakının.Tatlandırıcılı tatlılara tüketmeye çalışın.
- Düzenli spor yapın.Bu konuda mutlaka doktorunuza danışın.
- Günde en az 8 bardak su için.
Şeker hastaları nasıl beslenmeli?
JFK Hastanesi
diyetisyeni Özge Mergen, diyabet tedavisinde amacın kan şekerini normal
düzeyde tutmak olduğunu belirtirken, bu amaç doğrultusunda en önemli
hedefin dengeli beslenmek olduğunun altını çiziyor. Özellikle Tip II
diyabetlilerde dengeli beslenme ve düzenli egzersiz uygulamalarıyla
bireyin, uzun yıllar ilaç tedavisine gerek kalmadan yaşamını
sürdürebileceğini belirtiyor. Diyetisyen Özge Mergen, karbonhidrat,
protein, yağ, mineral ve vitaminlerin günlük öğünlere dengeli bir
şekilde paylaştırılmasını öneriyor.
- Karbonhidratlar, günlük kalorinin
yüzde 50-60'ını oluşturmalı. Yulaf, kuru baklagiller (özellikle
fasulye), meyve ve sebzelerde bulunan lif içeriği yüksek
karbonhidratlar, kan şekerinin yükselmesini önlerken, kolesterol
düzeyini de kontrol altında tutabiliyor. Soğan, şeker hastaları için
çok yararlı çünkü içeriğinde şeker düşürücü kimyevi maddeler bulunuyor.
Brokoli, içeriğindeki bol miktarda karbonhidrat ve krom minerali ile
kandaki şeker düzeyini kontrol altında tutabiliyor.
- Şeker hastaları
az yağlı yemekleri tercih etmeli. Çünkü bu hastalıkta, damar tıkanması
ve kalp hastalıklarına yakalanma riski yüksektir. Ancak A, D, E ve K
gibi bazı vitaminlerin vücutta kalmasını sağladığı için tamamen yağsız
bir diyet de düşünülemez. Katı yağlar yerine zeytinyağı ve diğer
bitkisel yağlar tercih edilmeli.
- Protein, vücuttaki doku ve
hücrelerin yapıtaşı olduğundan mutlaka alınmalı. Proteinli besinler kan
şekerini yükseltmiyor ama aşırı alındığında böbrek sorunlarına yol
açıyor. Süt ve sütlü ürünlerinin light versiyonlarını seçin. Kolesterol
içermeyen besinleri tercih edin.
- Şeker ve şekerli besinlerden uzak
durun. Bu tür besinler bağırsaklar tarafından hızla emildiği için kan
şekerini çok çabuk yükseltiyor.Şeker yerine tatlandırıcı kullanın.Bu
konuda aspartam,asesulfam,potasyum,sakkarin ve siklamat gibi enerji
değeri olmayanları seçebilirsiniz.Tatlandırıcı hakkında mutlaka
doktorunuza danışın.
*Vitamin ve mineralli sebze ve meyveler hazmı
kolaylaştırmanın yanı sıra içerdikleri posa sayesinde kan şekerinin
daha geç ve kontrollü yükselmesini sağlıyor. Bu nedenle şeker hastaları
için meyvenin kendisi meyve suyundan daha yararlıdır. C ve E
vitaminleri şeker tedavisinin en önemli besin maddeleridir. C vitamini,
insülinin hücrelere girmesine yardımcı olurken E vitamini, hastalığın
yol açtığı komplikasyonları giderip insülinin etkinliğini artırıyor.
Krom minerali, kan düzeyindeki dalgalanmaları önlüyor. Krom, tüm
tahıllar, mısırözü yağı, sütlü ürünler, et ve mantarda bulunuyor.
Hangi yiyecekler şekeri düşürüyor?
Her besinin,
yendikten sonra kan şekerini yükseltme hızı farklıdır. Yiyeceklerin,
kan şekerini yükseltme hızlarına "glisemik indeks" deniyor. Genellikle
posalı yiyeceklerin glisemik indeksleri düşük olur. Kuru fasulye,
nohut, mercimek, bulgur, kepekli ekmek, elma, armut,light süt ve
yoğurt,makarna ile portakal gibi besinlerin glisemik indeksleri
düşüktür.Buna karşılık patates,prinç,havuç,muz,kavunve üzümünki
yüksektir.Kuru üzüm,kuru kayısı ve kuru erik gibi kuru meyvelerin de
glisemik indeksi yüksektir.Şeker hastalarının mümkün olduğunca glisemik
indeksi düşük besinleri tüketmesi kan şekerinin kontrol altında
tutulmasını sağlayacaktır.
şeker hastalığı
|
|
|