Okunma Sayısı : 2352  |
Bahar temizliğine yediklerinden ve yağlarından başlayanlara uzman görüşlerle sağlıklı yaşam kılavuzu.
Ece Baban
Hakkında en çok konuşabileceğiniz 3 kelime söyler misiniz?'' diye
sorduğunuzda alacağınız cevapların %70'inin içinde "diyet'' kelimesi
olacaktır.
Günümüzde
obezite ve sıfır beden tartışmaları yapıla dursun, yemek yiyebilmek ve
34 beden olabilmek uğruna hayatını tehlikeye atan insan sayısı gün
geçtikçe artıyor. Gelişim çağındaki gençlere kötü örnek olması
nedeniyle sıfır beden mankenlerin podyumlarda boy göstermesinin
yasaklandığı İngiltere, İspanya, İtalya gibi ülkelerde aşırı zayıflığa
karşı önlem alınırken, terazinin diğer ucundaki şişmanlık hastalığının
dünya üzerindeki seyri de endişe duyulacak rakamlarla karşımıza
çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün yaptığı araştırmaya göre Türkiye
şişmanlık sıralamasında 194 ülke arasında % 57'lik bir oranla 54. ,
Yunanistan % 68.5 ile 16. ve Amerika 74.1 ile 9. sırada yer alıyor.
Birincilik ise % 94.5 ile Nauru'da. Peki bunun bir orta noktası yok mu?
Önce küçük evinizi; "vücudunuzu'' tanıyın
Hepimiz
kataloglarda, reklamlarda gördüğümüz modeller gibi olmayı isteriz. Kim
vitrinde görüp iç geçirdiği giysilerin içinde pamuk prenses olmak
varken, ruhu bedenine dar gelen bir kahramanı oynamak ister ki? Peki
hayalimizdeki ölçülere kavuşurken, sağlıklı yaşamdan diskalifiye
olmamak için neler yapmalıyız? Yanlış yapılan diyet ile hayatımızı
tehlikeye atmamak ve ömrümüzün geri kalanını kalıcı sistematik
hastalıklarla mücadele ederek geçirmemek için yapmamız gereken tek şey;
vücudumuzu tanımak ve işin uzmanlarına kulak vermek.
Doç
Dr. Mesut Başak'ın yaptığı açıklamalara göre vücudumuzun %60'ını su,
geri kalan %40'lık bölümünü ise çokluk sırasına göre karbonhidratlar
(KH), yağlar ve proteinler oluşturuyor. Bu son 3'lüyü Redkit'teki "Dalton Kardeşler'e'' benzetmemiz mümkün. En uzun olanı
karbonhidratlar, ortanca olanı yağlar ve en küçük olanı da proteinler.
Bu
üç temel yapı taşı, en önemli enerji kaynağımızdır. İnsan vücudundaki
toplam enerjinin %50'si KH'lardan, %35'i yağlardan ve %15'i de
proteinlerden oluşur. 1 gr KH'dan ve proteinden 4 kalori, 1 gr yağdan
ise 9 kalori enerji elde edilir. Alınan enerji ile harcanan enerji
arasında terazi şeklinde bir denge vardır, eğer bu dengede alınan taraf
ağır basarsa kişi kilo alır, tersi olur da harcanan taraf ağır basarsa
kişi zayıflar. Yani aslında en önemli görevimiz, aldığımız kadarını
yakmak, daha fazlasını değil. Günlük hiç bir aktivite yapmadan
ihtiyacımız olan enerjiye bazal metabolizma enerjisi denir. Dengeli bir
beslenmede ağırlığımızın her yarım kilosu için 10 kalori almamız bazal
metabolizma ihtiyacımızı karşılar, ayrıca bu kalorinin üzerine günlük
aktivitemize göre ihtiyacımız olan 400-700 kaloriyi de almamız gerekir.
Diyet aracınız değil amacınız olsun
Yüzyılın
hastalığı olan 'obezite (şişmanlık)''ye yakalanmamak veya ondan
kurtulmak için günümüzde kabul edilen iki önemli unsur vardır; birisi
diyet, diğeri de egzersiz. İkisi sayesinde alınan enerji ile harcanan
enerji kontrol altına alınarak, kişinin zayıflaması veya kilo almaması
sağlanmağa çalışılır.
Sağlıklı bir şekilde kilo vermek
için ilk yapmamız gereken "Diyete girmek'', "Diyete başlamak'', "Diyette olmak'' gibi kavramları daha baştan reddetmek. Bu kavramlarla
zihnimizde bir "diyet öncesi'' bir de "diyet sonrası'' dönemin olduğunu
kabullenmiş oluyoruz . Yani bu kavramları kullandığınız anda, aynı
zamanda bir süre sonra bu diyeti bırakacağınızı da ifade etmiş oluyoruz.
Bunun
yerine uyku saatlerimiz, hafta sonu programlarımız, yıllık tatillerimiz
gibi yiyeceğimiz yemek miktarını ve saatlerini de hayatımızda bir
sistematiğe oturtmamız gerekiyor. Aksi takdirde girdiğimiz "diyet
tünelleri''nden yorgun düşüp, eski kilomuza kısa bir sürede geri
dönebiliriz.
Tarihi sırlar
Doymadan yemekten kalkmak
Sadece
bu prensibi hayat tarzımız haline getirsek kilo alma veya kilo verememe
problemimiz kalmayacaktır. Sebebi ise çok basit; midemizi ne kadar çok
doldurursak o kadar çok genişler ve büyür. Midenin büyümesi ve
genişlemesi de her defasında daha çok gıda doldurularak gerginlik hissi
ve dolayısıyla doyma hissi oluşmasına yol açar. Fakat doymadan yemekten
kalkarsak, midemizde büyüme ve genişleme olmayacak ve az miktarda gıda
alarak daha da erken doymaya başlayacağız.
Midenin 1/3'ini boş bırakmak
Bu prensipte de amaç mideye girecek olan yiyecek miktarını azaltıp, midenin büyümesini engellemektir.
Yemek masasında ideal oturuş
Sandalyede
otururken bir ayağımızı altımıza alıp, diğer dizimizi dikerek mide
bölgemizi bacağımıza yaslayarak oturmak; Bu oturma pozisyonunda midemiz
üzerine bacağımız tarafından dıştan baskı yapılıp, hacmi küçültülerek
(genişlemesi engellenerek) daha az miktarda yiyecek ile erken doymamız
sağlanır.
Az ve sık yemek
Sağlıklı
şekilde kilo verebilmek için diğer bir yöntem de az ama sık yemektir.
Böylece mideniz aç kalmayacak ve iştahınızı kontrol altına almış
olacaksınız
|
|
|