Okunma Sayısı : 488  |
Optimum beslenme ''minimum hastalık riski, maksimum sağlık'' dolayısıyla da maksimum sağlıklı yaşam demektir.
Tübitak MAM kongresinden günlük hayata kolayca uygulanabilecek
önemli sonuçlar çıktı. Prof. Dr. Ayşe Baysal ile Prof. Dr. Gökhan
Hotamışlıgil aynı noktada birleşerek ''optimal beslenme'' konusunun
altını tekrar çizdi. Tübitak MAM (Marmara Araştırma Merkezi)
Gıda Enstitüsü tarafından düzenlenen Uluslararası Gıda ve Beslenme
Kongresi'nin ikincisi geçtiğimiz hafta gerçekleşti. Her yıl farklı
temaların işlendiği kongrenin bu yılki ana teması ''Gelecek için gıda''
olarak seçilmişti.
Besin öğelerinin sağlık ile olan
ilişkilerini incelerken bilim adamları günlerce yıllarca laboratuvarda
çalışmalar yapıyor, gıda sanayine bu konuda önemli destek veriyor.
Oysa
bu besinleri tüketirken aklımızda kalan ilk şey ve tercihimizi
belirleyen en önemli nokta genelde lezzet oluyor. Yemek yerken bazen
hiç düşünmüyor olabilirsiniz ama aslında gelecek için önemli bir karar
veriyorsunuz. Besinlerin işlevsel özellikleri hastalıklara karşı
koruyucu ve sağlığı iyileştirici geliştirici özellikleri birçok
araştırmacı tarafından sürekli yenileniyor.
Kongrede
mesleğimizin Türkiye'deki kurucusu duayenemiz Prof. Dr. Ayşe Baysal
Hocam da vardı. Beslenmeye bu kadar âşık ve kendi hayatında da tüm
bildiklerini uygulayan başka birisi olamaz diye düşünüyorum. Bahçesinde
çeşitli otlar yetiştiren, her sabah sofrasından ceviz, yeşil biber ve
meyveyi eksik etmeyen hocamıza uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum. Ayşe
hocam bize beslenme ve hastalıklar ile ilgili çok değerli bilgiler
aktardı. Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ile Ayşe Hocam aynı noktada
birleşerek ''optimal beslenme'' konusunun altını tekrar çizdi. Bence
kongrenin en önemli tespitlerinden biriydi bu. Optimum beslenme yani
''minimum hastalık riski, maksimum iyi hal/sağlık'' dolayısıyla
maksimum sağlıklı yaşam. Bunun için organizmanın yeterli ve dengeli
yani optimum beslenmesi şarttır. Bunun sağlanamadığı durumda ise;
Yetersiz Beslenme = Bağışıklık sisteminde zayıflamaya sebep oluyor.
Aşırı Beslenme = Birçok hastalık için zemin hazırlama ve yaşam süresinde kısalma oluyor.
|
Beslenme ve hastalık ilişkileri |
| Yetersizlik |
Hastalık |
Aşırı tüketim |
| Potasyum, kalsiyum, magnezyum |
hipertansiyon |
tuz ve doymuş yağ |
| Flor |
diş çürüğü |
şeker |
| İyot |
guatr |
|
| Antioksidantlar |
meme kanseri |
yağ ve doymuş yağ |
| Folik asit,B12,B6,vit E,C antioksidantlar |
kalp hastalıkları |
yağ ve doymuş yağ |
| |
siroz |
alkol |
| C vitamini |
mide hastalıkları |
tuz,tütsülenmişbesin |
| Posa |
kalın bağırsak hast. |
rafine tahıl |
| Egzersiz |
şişmanlık |
yağ, şeker |
| Antioksidantlar |
kanser |
yağ, toksik besin |
| Kalsiyum, D vitamini, flor |
osteoporoz |
tuz, protein, kafein |
| Demir, folikasit, B12,protein |
anemi |
çay |
| Posa, egzersiz |
diyabet |
şeker, rafine tahıl |
Nar suyu damarları temizliyor
Kongreden çıkan bazı
önemli ipuçları şöyle; Soya ürünleri daha çok doğu kültürlerinde
tüketilmektedir. Ama ülkemizde de tüketimin gittikçe artması olumlu bir
gelişme olacaktır. Çünkü yüksek oranda isoflavonlar bulunmaktadır.
Lifli gıdalar ve baklagiller LDL (kötü) kolesterolü düşürmede yardımcı oluyor.
Tahılların en önemli bölümü kabuğundadır. Soyulduğu anda flavanoidler ve antioksidant kapasitesi azalıyor.
Omega
3 yağ asitleri depresyon, zihinsel bozukluklar için önemli. Omega 3 yağ
asitlerinden EPA ve DHA özellikle balıkta bulunuyor. DHA beyin, gözler
ve kalp sağlığı açısından önemlidir.
Antioksidantlar her gün
mutlaka diyetimizde bulunmalıdır. Hem hastalıklara karşı önleyici hem
de koruyucu özellikleri bulunmaktadır.
Nar suyu; damarları temizleyicidir. Bu sebeple kardiyovasküler hastalıklara karşı korur.
Tam
tahıl ürünlerinin rafinerizasyonu sırasında yüzde 66 lif, yüzde 92
selenyum, yüzde 62 folat ve yüzde 99,8 fitokimyasallarda kayıp
olmaktadır. Rafine edilmemiş olanları tercih edin.
Türkiye'de
bireylerin yüzde 43'ü kardiyovasküler hastalıklar, yüzde 11'i kanserden
ve yüzde yüzde 7,2'si diabetten ölüyor. Kanserle ilişkili hastalıkların
yüzde 30 - 40'ını sağlıklı beslenerek geri döndürme olanağı var.
Günlük tüketilen 10 gramlık lif kaynağı, kalp krizi riskini yüzde 30 oranında azaltıyor.
Tam tahıl tüketimi yüksek olan kişilerin vücut ağırlıkları daha düşük olmaktadır.
Acı biberin içinde bulunan ''capsaicin'' isimli madde, kansere karşı koruyuculuk gösteriyor.
Şarapta bulunan ''resveratrol'' isimli madde doğal bir antioksidant ve koruyucu rolü var.
Çok fazla omega 6 yağ tüketimi (ayçiçeği, mısırözü gibi) vücutta omega-3 dengesini bozuyor.
Doğal
olan her şey sağlıklı değildir, tüketilen doz çok önemlidir. Olumlu
etkiden bahsetmek için güçlü kanıtlar ve çok sayıda bilimsel araştırma
gerekir.
Sigara, diyabet ve vücut kitle indeksinin yüksek olması oksidatif stresi artırıyor.
Planlı gebelikler çok önemlidir. Gebelik öncesi ve ilk dört hafta folat alımı özellikle yeterli olmalıdır.
beslenme
diyet
nar
|