Okunma Sayısı : 1584  |
Şişmanlık; vücut ağırlığının istenilenden fazla olmasıdır.Vücut ağırlığını,
gıdalarla alınan enerji ile harcanan enerjinin birbirine eşit olmasıyla dengede
tutabiliriz. Eğer alınan enerji harcanan enerjiden fazla ise vücutta fazla
miktarda yağ
depolanır ve bu da şişmanlığa neden olur.
Şişmanlığa; çok yemek yeme, fiziksel aktivitenin az olması, psikolojik
bozukluklar, metabolik ve hormonel bozukluklar sebep olabilir. Bunlar arasındaki
en büyük etmen de çok fazla yemek yemektir. Zayıflamak için kişinin harcadığı
enerjinin, aldığı enerjiden daha çok olmasına dikkat etmeli ve fiziksel
aktivitesini artırmalıdır.
Bireyin zayıflamaya karar verdikten sonra bazı kurallara dikkat etmesi
gerekmektedir;
· İlk etapta birey, diyette başarılı olmak istiyorsa beyin olarak
diyete hazır olup olmadığını düşünmesi gerekir. Eğer kişi buna hazır değilse
diyeti tam olarak uygulayamayacak, kaçamaklar yapacak ve başarısızlığa
uğrayacaktır. Başarısız oldukça da umutsuzluğa düşecektir.
· Bireyin hedeflerini, yani kaç kilo vereceğini ve bu kiloyu ne
kadar sürede verebileceğinin belirlenmesi gerekir. Kişi hiçbir zaman kısa sürede
kilo kaybetmeyi planlamamalı, bu şekilde uygulanan diyetlerle belki hedeflere
ulaşabilir. Fakat daha sonra koruma safhasına geçildiğinde başarılı olunamaz.
Hatta birey diyet yapmaya başladığı kilonun da üzerine çıkabilir.
· Standart diyet yoktur, her diyet kişiye özel olmalıdır. Bir
diyet uzmanı tarafından, o kişinin beslenme alışkanlıklarına,
yaşına,cinsiyetine, iş koşullarına, bazal metabolizma hızına ve sağlık
problemlerine (yüksek kolesterol, tansiyon, diyabet ) uygun diyet programı
belirlenmelidir. Herkesin aynı diyeti yapması söz konusu olamaz. Her bireyin
kişisel özellikleri farklı olacağından diyete vereceği cevap da farklı
olacaktır. Kimi sağlıklı bir şekilde kilo verirken diğer bir kişi hiç kilo
veremediği gibi metabolizmasına uygun olmadığı için birçok, geri dönüşü zor
sağlık problemleri ile karşılaşabilir.
· Diyette öğünler, azar azar ve sık tüketilecek şekilde
düzenlenmeli, öğün atlanılmamalıdır. Genelde diyet yapan bireyler tüm gün
boyunca aç kalıp, metabolizmalarını zayıflatırlar ve metabolizmanın en zor
çalıştığı akşam saatlerinde çok daha fazla yemek tüketirler, buna paralel olarak
hızlı bir şekilde kilo alırlar. Akşam yemekleri en geç 19.00-19.30 saatleri
arasında yenilmelidir.
· Diyetler genelde 3 ana ve 3 ara öğün olacak şekilde düzenlenir.
Fakat ana öğünler kadar önemli olan ara öğünler her zaman ihmal edilir ve
atlanılır. Kan şekeri, kişi öğününü tükettikten 2-2,5 saat sonra yavaş yavaş
düşmeye başlar ve böylece açlık hissi doğar. Buradaki ara öğünlerin amacı da kan
şekerinin düşmesini ve açlık duyulmasını engellemektir. Bu nedenle de ara
öğünlere gereken önem verilmeli.
· Diyet içersinde, her besin grubunda bulunan besinler dengeli
bir şekilde dağıtılmak koşulu ile bulunmalıdır. Tek tip besinlerle yapılan
diyetlerin çoğu en başta kilo kaybetmeyi sağlamakta fakat başlangıçtaki hızlı
kilo kaybından sonra eskisinden daha çok kilo alınmasına neden olmaktadır.
· Diyet sırasında en az 2 – 2,5 litre su içilmelidir. Herhangi
bir sağlık problemi yok ise, bu miktarın üzerinde içilen su böbrekleri gereksiz
yere çalıştıracaktır. Sular yemeklerden önce içilmeli yemek arası veya yemekten
hemen sonra içilmemelidir.
· Diyet sırasında koşullar el verdiği sürece spor yapmalıyız.
Ne yazık ki günümüz şartlarında spora pek vaktimiz kalmıyor. Bu nedenle günlük
hayatta mümkün olduğunca hareketli olalım. Mesela yürüyen merdivenler ve
asansörler yerine merdivenleri, çok yakın mesafelerde yürümeyi tercih edelim.
Genelde beyaz ekmek tüketenler diyet sırasında kalorisi azalacağı düşüncesi ile
ekmeği kızartırlar. Fakat bu şekilde sadece ekmekte su kaybı olurken,
kalorisinde hiç bir değişiklik olmamaktadır. Aynı zamanda bu uygulamayla protein
kaybı da söz konusudur.
· Yine aynı şekilde sabahları aç karnına içilen sıcak su veya
limonlu su gibi içeceklerinde vücuttaki yağları erittiği düşülür. Bunların
vücuttaki yağları eritmek gibi fonksiyonları yoktur ama aç karnına içilen bu
içecekler bağırsakları harekete geçirir ve kabızlığı ortadan kaldırır.
· Meyve ve sebzelere diyette çok daha fazla önem verilmelidir.
Bu besinler vitamin ve mineral açısından oldukça zenginlerdir. Aynı zamanda posa
içeriği yüksektir. Posa içeriğinin yüksek oluşu kişide kabızlık problemi varsa
onun tedavisine yardımcı olurken bir çok sağlık probleminin de tedavisine
yardımcı olacaktır.
· Kepekli ekmek, meyve ve sebzeler gibi posa oranı yüksek bir
besindir. Beyaz ekmek yerine tercih edilmesi birçok avantaj doğurur. Bağırsak
hareketlerinin düzenlenmesinde, kan şekerinin ve kan yağlarının dengelenmesinde,
midede şişerek tokluk hissinin artmasında etkilidir. Aynı zamanda kalori değeri
daha düşüktür.
· Kalorisi düşük olduğu için içeriğinde tatlandırıcı bulunan
ürünler diyet süresince fazlasıyla tercih edilir. Fakat bunlar zayıflama
diyetlerine yönelik ürünler değillerdir. Bu ürünler (reçeller, çikolatalar,
baklavalar... vb. ) diyabet (şeker) hastalığı olan insanlara yönelik
geliştirilmiş ürünlerdir.
· Yapılan en büyük hatalardan biri de zayıflama dönemi
bittikten sonraki dönemdir. Genelde kilonun korunması gereken bu dönemde, diyete
başlamadan önceki, şişmanlamaya neden olan kötü beslenme alışkanlıklarına geri
dönüş yapılır. Burada yapılması gereken, sağlıklı beslenme alışkanlığının bir
yaşam tarzı haline getirilmesi ve diyet süresince belirlenen ilkelerin bu
dönemde de benimsenmesidir. Bu beslenme alışkanlıklarını benimsenmesinin
yanında bazı davranış değişiklikleri de yapmak gerekir. Örneğin;
Alışverişe giderken liste yapıp onun dışına çıkmamak, her zaman tok karnına alış
veriş yapmak,
· Tabağı çok doldurmamak,
· Yemek yerken yiyecekleri çok çiğnemek ve gereksiz yere masa
başında vakit geçirmemek,
· Fast-food türü besinlere, hamur işlerine ve tatlılara ağırlık
verilmemek,
gibi örnekleri geniş tutmak mümkündür.
Beslenme ve Diyet Uzmanı
Şengül Sangu
|
|
|