Sağlık Konusu: admin on Haziran 1, 2009 | Yorum Yok
Yaz mevsiminde bir cok diyet önerisi, diyet tarifi, zayiflama tabletleri, zayiflama kremleri vb. bircok zayiflama ile ilgili seyler arastirilir ve denenmektedir..
Gelen yaz mevsimi ile birlikte zayiflama hedefi olanlariniz icin faydali bilgiler olacagina emin olabilirsiniz. Yinede hatirlatmak gerekirse ozellikle bir diyete baslamadan once diyetisyen ya da doktorunuzlada gorusmenizde fayda olacaktir.
Zayiflama Urunleri:
1- Elma Krom : Suan piyasadaki en cok ragbet goren urun, kullanan bir cok kisi kilo verdigi icin mutlu tabi kilo vereyenlerde var Elma Krom ile. Bence urun bunyeye gore farklilik gostermekte ayrica nasil kullanildigida onemli eger Elma Krom iciyorum zayiflarim diye dusunulup borek, tatli vb, yenmeye devam ediliyorsa cok basarili sonuclar alinmayacagi kanisindayim
2- Lahana Kapsülü : Elma Krom ile birlikte en cok ragbet goren zayiflama urunu. Lahana corbasinin tablet olmus hali. Lahana Kapsülü kullananlarin bir cogu ayni sekilde urunden ondukca memnun, hatta yorumlara bakilinca hedefledigi kilolara ulasmis kisi sayisi gercekten iyi bir oranda, ancak yukarida da belirttigim gibi her kiside ayni etkiyi gostermiyor ve kullanim da cok onemli. Duzenli ve yediklerimize dikkat ederek Lahana Kapsülü kullanirsak genellikle basarili sonuclar almak mumkun.
3- Apple30 : Piyasaya yeni cikmis bir zayiflama urunu. Elma Krom benzeri, elma sirasi sirkesi ozlerinden elde edilmis bir zayiflama urunu. Suan cok yeni bir urun ama yaz aylarinda Apple30 ismi cok duyulacak gibi…
4- Mooi Jel : Bir zayiflama kremi selulit giderici ve bolgesel zayiflamaya yardimci oluyor. Mooi Jel piyasaya daha cok yeni cikan bir urun.
5- Extra Jel zayıflama jeli : Mooi jel benzeri bir urun yine ayni sekilde bolgesel inceltici ve sikilastirici zayiflama jeli. Hollanda’dan ithal saglik bakaligi onayli bir urun. Suan cok yeni olmasina ragmen gercekten populer zayiflama urunleri arasinda x-tra gel zayıflama jeli.
Yaz icin Diyet Tavsiyeleri:
Dondurmali Diyet: Dondurmali diyet ile ayda 4 kilo verebilmeniz mumkunmus, simdi sizlerle dondurma diyet menulerinden 1200 kalorilik olanini paylasacagiz:
Sabah: Cay (sekersiz), 2 kibrit kutusu peynir, bir dilim kepekli ekmek, domates ve salatalık.
Öğlen: 2 adet ızgara köfte, 4 yemek kaşığı sebze yemeği, salata, 1 cay bardağı yoğurt, bir dilim kepekli ekmek.
İkindi: 100 gram dondurma.
Akşam: 1 kepçe çorba, 2 adet biber dolma, salata.
Gece: Meyve (200 gr), 1 çay bardağı süt.
Anti selulit Diyeti: Yaz mevsiminde kurtulmak istediginiz selulitleriniz icin hazirlanmis yaz diyeti:
Kahvaltı: 1 tam yumurta (yağsız her şekilde pişirilmiş olabilir), 1/ 2 su bardağı yulaf ezmesi (Müsli- sade), 1.5 yemek kaşığı keten tohumu (öğütülmüş), 2 yemek kaşığı kuru üzüm, 1 su bardağı yağsız süt, Kahve (şekersiz ve kremasız)
Ara ogun: 1 su bardağı yağsız süt 14 gr (yaklaşık çeyrek su bardağı) whey proteini ve buz karışımı.
Öğlen yemeği : Sebze ve tavuk sote; sebzeler: soğan, sarımsak, zencefil, kereviz, yeşil biber, brokoli, mantar ve 100 gr. Tavuk (derisiz), 2 tatlı kaşığı fıstık yağı ve bir miktar soya sosu (tuzu azaltılmış), 3 yemek kaşığı esmer pirinç pilavı, 1 portakal, Yeşil çay
Ara ogun : 1su bardağı sebze suyu, Kavrulmuş soya fasulyesi (tuzsuz) ½ su bardağı, Su
Akşam : 120 gr. somon ızgara, Sebze kavurma; kuşkonmaz, brokoli, soğan, sarımsak, domates, limon suyu, hint safranı ve baharatlarla kavrulmuş, 1 bardak ananas suyu
Ara ogun: 1 bardak kakaolu süt (1 tatlı kaşığı kakao)
Yaz Diyeti: Tatil hazirliklariniz hiz kazandiginda tatile cikmadan 1 hafta once uygulayacaginiz yaz diyeti:
>> 1. gun <<
Saat 07.00 - 10.00 : 1 rafadan yumurta, 1 diyet etimek,
Saat 10.00 - 14.00 : 1 tavuk dönerli sandviç, 1 kutu ayran
Saat 14.00 - 18.00 : 1 su bardağı domates suyu, 2 grisini
Saat 18.00 - 21.00 : 1 porsiyon haşlanmış karışık sebze, 1 tabak şehriye çorba
Saat 21.00′den sonra : 1 su bardağı süt, 1 muz
>> 2. gun <<
Saat 07.00 - 10.00 : 2 dilim macar salam, 1 ince dilim ekmek
Saat 10.00 - 12.00 : 1 elma
Saat 12.00 - 14.00 : 1 kaşarlı tost, 1 kutu light ice - tea
Saat 14.00 - 16.00 : 1 porsiyon patates salatası (yağsız)
Saat 16.00 - 18.00 : Yarım paket diyet bisküvi, 1 domates
Saat 18.00 - 20.00 : 1 küçük salkım üzüm
Saat 20.00 - 22.00 : 1 tabak kıymalı pırasa yemeği, 1 kâse cacık, 1 diyet etimek
Saat 22.00′den sonra : 1 muz
>> 3. gun <<
Saat 07.00 - 10.00 : 1 poğaça, 1 fincan tek şekerli çay
Saat 10.00 - 12.00 : 1 fincan tek şekerli çay,
Saat 12.00 - 14.00 : 2 haşlanmış havuç, 1 kâse yoğurt, 2 diyet etimek, 1 portakal
Saat 14.00 - 18.00 : 1 küp light kaşar peyniri, 1 diyet etimek,
Saat 18.00 - 20.00 : 1 küçük boy çipura balığı, 1 tabak çoban salata, 1 ince dilim ekmek,
Saat 20.00′den sonra : 1 elma
>> 4. gun <<
Saat 07.00 - 10.00 : 1 ölçü light kaşar peyniri, 1 diyet etimek,
Saat 10.00 - 12.00 : 1 muz
Saat 12.00 - 14.00 : 2 küçük boy haşlanmış patates, 1 su bardağı süt
Saat 14.00 - 18.00 : 1 dilim kek, 1 fincan kafeinsiz kahve
Saat 18.00 - 22.00 : 1 porsiyon mantarlı et sote, 1 tabak mevsim salata, 3 diyet etimek
Saat 22′den sonra : 2 kivi
>> 5. gun <<
Saat 07.00 - 10.00 : 1 tatlı kaşığı reçel, 1 diyet etimek
Saat 10.00 - 12.00 : 1 su bardağı ayran
Saat 12.00 - 14.00 : 1 sosisli sandviç, 1 fincan kafeinsiz sütlü kahve,
Saat 14.00 - 18.00 : 1 armut, 1 çay bardağı leblebi
Saat 18.00 - 20.00 : 2 küçük dilim ızgara biftek, 1 tabak mevsim salata, 1 diyet etimek
Saat 20.00′den sonra : 1 muz
>> 6. gun <<
Saat 07.00 - 10.00 : 1 elma, 1 grisini
Saat 10.00 - 14.00 : 1 hamburger, 1 kutu light kola - gazoz,
Saat 14.00 - 18.00 : 2 tatlı bisküvi, 1 su bardağı süt
Saat 18.00 - 21.00 : 1 dana pirzola, 1 tabak çoban salata, 2 diyet etimek
Saat 21.00′den sonra : 1 su bardağı domates suyu
>> 7. gun <<
Saat 07.00 - 10.00 : 1 su bardağı süt, 1 grisini
Saat 10.00 - 14.00 : 1 tabak haşlanmış havuç, kabak, brokoli, 350 gram yoğurt, 1 ince dilim ekmek
Saat 14.00 - 18.00 : 1 yumurta, 1 diyet etimek
Saat 18.00 - 21.00 : 2 haşlanmış sosis, 1 orta boy haşlanmış patates, 1 tabak turp ve kırmızı lahana salatası
Saat 21.00′den sonra : 1 kâse tatlandırıcılı ayva kompostosu
Evet yaz diyeti ile ilgili ilk paylasimlarimiz bu kadar ilerleyen gunlerde yeni diyet onerilerini sizlerle paylasmaya devam edecegiz. Unutmayin diyet ya diyet urunu kullansaniz bile azimli ve dikkatli olamdiginiz surece istemediginiz kilolar hep sizinle birlikte olacaktir. Diger dikkat etmeniz gereken konu ise mutlaka bir diyetisyen ya da doktordan fikir almadan diyete baslamayin, her bunyenin ihtiyaci olan diyet farkli olmaktadir.
Sağlık Konusu: admin on Mart 5, 2009 | Yorum Yok
Zayıflamak için semizotu ve havuç yiyin
Kanserden böbrek taşına, her türlü sağlık sorunu için sebzelere güvenebilirsiniz. Tabii fazla kilolar için de!
TAYLAN KÜMELİ / bir kibrit kutusu lezzet
SEMİZOTU: Kanı temizler, idrar söktürür, sinir krizleri ve beyin yorgunluğunu geçirir, böbrekteki kum ve taşı döker. Tüm bunların yanı sıra şeker hastalarının susuzluğunu azaltır, kilo vermeye yardımcı olur.
HAVUÇ: Kilo alıp vermemizde temel olan kan şekeri dengemizin korunması, aldığımız besinlerin glisemik endekslerine bağlıdır. Havuç, yüksek glisemik endeks içeren bir besin olmakla birlikte belli aralıklarla ve doğru şekilde tüketildiğinde sağlıklı beslenmede yerini alabilir. En doğrusu çiğ ya da haşlayarak tüketmektir. Gözler için çok faydalı olan havuç, mide ve bağırsak kanamalarında da etkilidir. Ayrıca damar sertliğini engeller, akciğer kanseri riskini düşürür.
BROKOLİ: Brokolinin içerdiği beta karoten, yemek borusu, mide, bağırsak kanserlerinin riskini azaltıcı etkiye sahiptir. Brokoli ayrıca, B1 ve C vitaminleri, kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerir.
PATLICAN: Kalp çarpıntısını giderir. Patlıcanın ayrıca pankreas, karaciğer ve böbrekleri kuvvetlendirici, idrar söktürücü etkileri bulunmaktadır. ENGİNAR: Karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginar, kanı temizler ve yorgunluğu giderir. Ayrıca kalp adalelerini kuvvetlendirir, kolesterolü düşürür, mide ve bağırsakları dezenfekte ederek ishali durdurmaya yardımcı olur.
BEZELYE: Kansızlığı gideren ve pekliği geçiren taze bezelyenin, kan kanserine karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır. Tıpkı havuç gibi glisemik endeksi yüksek bir besindir.
FASULYE: Taze fasulye, pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirdiği gibi, albümin ve şeker hastalığına karşı etkilidir.
ISPANAK: Demir yönünden zengin ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içerir. Ispanak suyu, soğuk algınlıklarına karşı direnç sağlar, hemoroid rahatsızlığına iyi gelir, kalp adelelerini güçlendirir. Ispanak ayrıca, kemikleri ve dişleri sağlamlaştırır.
TÜRLÜ YEMEĞİ
Bu hafta meyve ve sebzeler dünyasındaki yolculuğumuza bunların birleşiminden oluşan hem besleyici hem de lezzetli bir yemekle nokta koyalım istedik.
Malzemeler
1 adet kabak, 1 adet patlıcan, biber, bamya, fasulye, sarmısak, soğan, tuz ve baharatlar…
Yapılışı
1 yemek kaşığı sıvı yağda 1 adet soğanı ve sarmısakları kavurduktan sonra domates (salça yerine) ve biberi ekleyin. Daha sonra sebzelerinizi de tencereye atıp üzerine bir miktar su ve tuz (isterseniz baharat) ekleyin.
Sağlam hafıza için ıspanak
Sebze ve meyvelerde bulunan antioksidan maddeler sinir hücrelerinin zedelenmesini önler. Araştırmalara göre diyetlerinde özellikle ıspanak ve böğürtlen bulunan kişilerde yaşıtlarına göre daha az hafıza kaybı görülmektedir.
Lahana midenin dostu çıktı
B, C, E vitaminleri ve potasyum içeren lahananın, şeker ve romatizma hastalıklarına karşı faydalı olduğu biliniyordu. Yapılan son araştırmalarda lahanada bulunan U vitamininin de mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruduğu ve yaraların iyileşmesini sağladığı ortaya çıktı.
Sağlık Konusu: admin on Mart 5, 2009 | Yorum Yok
Bahar temizliğine yediklerinden ve yağlarından başlayanlara uzman görüşlerle sağlıklı yaşam kılavuzu.
Ece Baban Hakkında en çok konuşabileceğiniz 3 kelime söyler misiniz?” diye sorduğunuzda alacağınız cevapların %70′inin içinde “diyet” kelimesi olacaktır.
Günümüzde obezite ve sıfır beden tartışmaları yapıla dursun, yemek yiyebilmek ve 34 beden olabilmek uğruna hayatını tehlikeye atan insan sayısı gün geçtikçe artıyor. Gelişim çağındaki gençlere kötü örnek olması nedeniyle sıfır beden mankenlerin podyumlarda boy göstermesinin yasaklandığı İngiltere, İspanya, İtalya gibi ülkelerde aşırı zayıflığa karşı önlem alınırken, terazinin diğer ucundaki şişmanlık hastalığının dünya üzerindeki seyri de endişe duyulacak rakamlarla karşımıza çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı araştırmaya göre Türkiye şişmanlık sıralamasında 194 ülke arasında % 57′lik bir oranla 54. , Yunanistan % 68.5 ile 16. ve Amerika 74.1 ile 9. sırada yer alıyor. Birincilik ise % 94.5 ile Nauru’da. Peki bunun bir orta noktası yok mu?
——————————————————————————–
Önce küçük evinizi; “vücudunuzu” tanıyın
Hepimiz kataloglarda, reklamlarda gördüğümüz modeller gibi olmayı isteriz. Kim vitrinde görüp iç geçirdiği giysilerin içinde pamuk prenses olmak varken, ruhu bedenine dar gelen bir kahramanı oynamak ister ki? Peki hayalimizdeki ölçülere kavuşurken, sağlıklı yaşamdan diskalifiye olmamak için neler yapmalıyız? Yanlış yapılan diyet ile hayatımızı tehlikeye atmamak ve ömrümüzün geri kalanını kalıcı sistematik hastalıklarla mücadele ederek geçirmemek için yapmamız gereken tek şey; vücudumuzu tanımak ve işin uzmanlarına kulak vermek.
Doç Dr. Mesut Başak’ın yaptığı açıklamalara göre vücudumuzun %60′ını su, geri kalan %40′lık bölümünü ise çokluk sırasına göre karbonhidratlar (KH), yağlar ve proteinler oluşturuyor. Bu son 3′lüyü Redkit’teki “Dalton Kardeşler’e” benzetmemiz mümkün. En uzun olanı karbonhidratlar, ortanca olanı yağlar ve en küçük olanı da proteinler.
Bu üç temel yapı taşı, en önemli enerji kaynağımızdır. İnsan vücudundaki toplam enerjinin %50’si KH’lardan, %35′i yağlardan ve %15′i de proteinlerden oluşur. 1 gr KH’dan ve proteinden 4 kalori, 1 gr yağdan ise 9 kalori enerji elde edilir. Alınan enerji ile harcanan enerji arasında terazi şeklinde bir denge vardır, eğer bu dengede alınan taraf ağır basarsa kişi kilo alır, tersi olur da harcanan taraf ağır basarsa kişi zayıflar. Yani aslında en önemli görevimiz, aldığımız kadarını yakmak, daha fazlasını değil. Günlük hiç bir aktivite yapmadan ihtiyacımız olan enerjiye bazal metabolizma enerjisi denir. Dengeli bir beslenmede ağırlığımızın her yarım kilosu için 10 kalori almamız bazal metabolizma ihtiyacımızı karşılar, ayrıca bu kalorinin üzerine günlük aktivitemize göre ihtiyacımız olan 400-700 kaloriyi de almamız gerekir.
Diyet aracınız değil amacınız olsun
Yüzyılın hastalığı olan ‘obezite (şişmanlık)”ye yakalanmamak veya ondan kurtulmak için günümüzde kabul edilen iki önemli unsur vardır; birisi diyet, diğeri de egzersiz. İkisi sayesinde alınan enerji ile harcanan enerji kontrol altına alınarak, kişinin zayıflaması veya kilo almaması sağlanmağa çalışılır.
Sağlıklı bir şekilde kilo vermek için ilk yapmamız gereken “Diyete girmek”, “Diyete başlamak”, “Diyette olmak” gibi kavramları daha baştan reddetmek. Bu kavramlarla zihnimizde bir “diyet öncesi” bir de “diyet sonrası” dönemin olduğunu kabullenmiş oluyoruz . Yani bu kavramları kullandığınız anda, aynı zamanda bir süre sonra bu diyeti bırakacağınızı da ifade etmiş oluyoruz.
Bunun yerine uyku saatlerimiz, hafta sonu programlarımız, yıllık tatillerimiz gibi yiyeceğimiz yemek miktarını ve saatlerini de hayatımızda bir sistematiğe oturtmamız gerekiyor. Aksi takdirde girdiğimiz “diyet tünelleri”nden yorgun düşüp, eski kilomuza kısa bir sürede geri dönebiliriz.
Tarihi sırlar
Doymadan yemekten kalkmak
Sadece bu prensibi hayat tarzımız haline getirsek kilo alma veya kilo verememe problemimiz kalmayacaktır. Sebebi ise çok basit; midemizi ne kadar çok doldurursak o kadar çok genişler ve büyür. Midenin büyümesi ve genişlemesi de her defasında daha çok gıda doldurularak gerginlik hissi ve dolayısıyla doyma hissi oluşmasına yol açar. Fakat doymadan yemekten kalkarsak, midemizde büyüme ve genişleme olmayacak ve az miktarda gıda alarak daha da erken doymaya başlayacağız.
Midenin 1/3′ini boş bırakmak
Bu prensipte de amaç mideye girecek olan yiyecek miktarını azaltıp, midenin büyümesini engellemektir.
Yemek masasında ideal oturuş
Sandalyede otururken bir ayağımızı altımıza alıp, diğer dizimizi dikerek mide bölgemizi bacağımıza yaslayarak oturmak; Bu oturma pozisyonunda midemiz üzerine bacağımız tarafından dıştan baskı yapılıp, hacmi küçültülerek (genişlemesi engellenerek) daha az miktarda yiyecek ile erken doymamız sağlanır.
Az ve sık yemek
Sağlıklı şekilde kilo verebilmek için diğer bir yöntem de az ama sık yemektir. Böylece mideniz aç kalmayacak ve iştahınızı kontrol altına almış olacaksınız
Sağlık Konusu: admin on Mart 5, 2009 | Yorum Yok
Uzmanlar, pek çok konuda avantaj olan zayıflığın, osteoporoz konusunda dezavantaja dönüştüğünü belirtiyorlar.
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Oral, ”Şişman kadınlara, göre, zayıf ve uzun boylu kadınlarda osteoporoz görülme riski daha fazla” dedi.Yaşlanan nüfusla birlikte osteoporozun büyük bir sorun haline geldiğini, hastalığın kemiklerin kırılganlığını arttığını belirten Prof. Dr. Oral, ”Bizi en çok korkutan kalça kırıkları. Kalça kırığı yüzde 25 ölümle sonuçlanabiliyor” diye konuştu.Engin Oral, vücutta östrojenin bulunmadığı menopoz döneminin osteoporoz için zemin oluşturduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:”Kemik döngüsü 35 yaş civarında tamamlanıyor. 35′e kadar ne aldıysa onunla kalıyor ve bu yaştan sonra vücuttan yemeye başlıyor.
Menopozdan sonra bu yeme daha da artıyor. Özellikle ailede osteoporoz bulunan, sigara içen, zayıf ve uzun boylu kişilerde osteoporoza daha sık rastlanıyor.Zayıflık her şeyde avantaj olduğu halde, osteoporoz konusunda dezavantaj. Şişman kadınlara göre, zayıf ve uzun boylu kadınlarda osteoporoz görülme riski daha fazla. Zayıf kadında yağ dokusu daha az. Menopozal dönemde yağ dokusunun östrojen üretme yeteneği var. Şişman kadında bu şans var, ama zayıf kadında bu etki yok.”
Ev kadınında osteoporoz riski
Egzersizin osteoporozun etkilerini yavaşlatma bakımından önemli etkisi bulunduğuna dikkati çeken Oral, kalsiyum ve süt ürünlerinin de osteoporozun etkilerini yavaşlattığına değindi. Prof. Dr. Oral, şunları kaydetti:”Türk insanı süt ve süt ürünlerini yeteri kadar alıyor. Ancak D vitamini de önemli. Türkiye güneşli bir ülke olduğu halde osteoporoza olması gerekenden daha fazla rastlanıyor. Güneşten gerektiği gibi yararlanamıyoruz. Türk kadını güneşi pek görmüyor. Bunda toplumsal yapı da etkili. Evinden dışarı çıkamayan ve bu yüzden yeteri kadar güneş göremeyen kadınlar süt ve süt ürünlerini çok alarak, evlerinde bulunacak bir koşu bandında yürüyerek ve sigara içmeyerek osteoporozun etkilerini azaltabilirler.”
Sağlık Konusu: admin on Mart 5, 2009 | Yorum Yok
‘Yaz’ için sağlığınızı tehlikeye atmayın!
Yazın formda görünmek, fazla kilolardan kurtulmak için değil, ömür boyu sağlıklı olmak için kendinize özel bir program izleyin
Yazın gelmesine çok az kaldı, işte bu zamanlarda her yıl olduğu gibi herkes yaza formda girebilmek için değişik diyet planları peşinde koşmaya başladı.
Spor salonları hızla yaza hazırlanan forma girmek isteyenlerle dolup taşıyor. “Şu tarihten önce acaba nasıl kilo veririm?” sorusu zihinlerde dolaşıyor. Unutulmaması gereken önemli bir nokta ise yaşamımız boyunca sağlıklı ve formda olmayı başarabilmenin yolunu bulmamız gerekliliği…
Sadece yazın formda görünmek ve yazın fazla kilolardan kurtulmak için değil, ömür boyu sağlıklı beslenmek ve formda olabilmek adına beslenmemize dikkat etmemiz gerekiyor. Ayrıca zayıflamak isteyen herkes aslında tıbbi anlamda şişman olmayabilir veya bireyin bulgularının ve özelliklerinin değerlendirilmeden takip ettiği bir program onun için çok zararlı bile olabilir. İşte bizim “bize özel” bir program takip etmemizi gerekli kılan önemli maddeler:
Genetik faktörler
Kişinin kan bulguları
Beslenme alışkanlıkları
Sosyal yaşam
Neden bu maddeler önemli? Çünkü tüm bu faktörler hemen her bir birey için birbirinden değişik ihtiyaçlar ve çözümler bulunmasını gerektirir. Bireyin beslenme alışkanlıkları bir kişiden başka bir kişiye uçurumlar kadar fark taşıyabilir. Kış boyunca beslenmenize dikkat etmediniz. Yaz aylarına çok az kaldı. Uzmanlar da size bireye özel ve ömür boyunca uygulamanız gereken bir program öneriyor. Ama mutsuzsunuz, fazla kilolarınızla yaza girmek istemiyorsunuz. Ne yapacaksınız şimdi?
Kendinizi yıpratmayın
Varsayın ki dünyaya yeniden geldiniz. Şimdi hayatınıza uyarlayacağınız beslenme disiplini ve hareketli hayat tarzı, bir süre sonra kendinizdeki olumlu değişiklikleri gözlerinizin önüne serecektir. Öncelikle bir öğrenci gibi sağlıklı beslenme ilkelerini öğrenmeniz ve doğru beslenme şeklini hayatınıza sokmanız şarttır. Bu en temel adımdır. Beslenme bir uzmandan öğrenilmelidir. Bunun sonunda kilo verdiğinizi de görürsünüz , daha sağlıklı hissettiğinizi de…
Bu nedenle kısa sürede kilo vereceğim diye kendinizi yıpratıp, sağlığınızı tehlikeye atıp, bir de üstüne başarısız olup daha fazla umutsuzluğa kapılmanıza hiç gerek yok…
Diyetisyenlerin kontrolü altında diyet yapın.
Sabırlı olun, diyetisyenin önerileri ile hareket edin.
Her besinden az ama sık aralıklarla yiyin.
Yemek tabaklarınız küçük olsun.
Küçük lokmalar alıp çok iyi çiğneyin.
Kendinize hiçbir şeyi yasaklamayın. Yasak her zaman caziptir.
Sabah kahvaltısına mutlaka vakit ayırın.
Çay ve kahveyi şekersiz için.
Bol bol su için.
Yürüme mesafesindeki her yere yürüyerek gidin.
Akşam yemeklerini yedikten sonra uyumak için bünyenize en az iki saat ayırın. Akşamları hafif yemekleri tercih edin.
Çilek
Her biri farklı tat, boyut ve yumuşaklıkta 600′den fazla çeşidi bulunan çilek, içerdiği besin öğeleri ile sağlığı koruyucu besinlerden biridir. C vitamini yönünden zengin olan çilek, aynı zamanda K vitamininin, manganezin, diyet posasının da önemli bir kaynağıdır. Çilekte bulunan fenollerden çileğe parlak kırmızı rengini veren antosiyaninler aynı zamanda antioksidandırlar. Bu etkileri ile organ sistemlerimizi oksijenin zararlı etkilerine karşı korurlar, kanserli hücrelerin çoğalmasını engellerler.
Sağlık Konusu: admin on Mart 5, 2009 | Yorum Yok
Karpuz, düşük kalori değerinin yanı sıra çeşitli kanser türlerine karşı etkili maddeler içermesiyle de doktorlarca tavsiye ediliyor.
İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi beslenme ve Diyet Uzmanı Erkan Erdal, bol miktarda C vitamini barındıran karpuzun aynı zamanda antioksidan özelliği olduğunu ve çeşitli kanser türlerine karşı etkili olan betakaroten içerdiğini kaydetti.
Karpuzda bulunan yüksek miktarda potasyumun ise kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olduğunu ifade eden Erdal, aynı zamanda iyi bir lif kaynağı olduğu için karpuzun bağırsak hareketlerini de düzenlediğine dikkati çekerek, bağırsak kanserini önlemede de karpuzun rol oynadığını söyledi.
——————————————————————————–
Çekirdekleri de yararlı
Karpuz çekirdeklerinin de içinde bulunan “cucurbocitrin” adlı maddenin kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğunu ifade eden Erdal, çekirdeklerin içinde yer alan bu maddenin böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine de yardımcı olduğunu kaydetti.
Erdal, karpuzu yaz aylarında hazırladıkları diyet programlarına mutlaka dahil ettiklerini belirterek, “Yağ ve kolesterol içermediğinden ve kalorisi düşük olduğundan, yaz aylarında yapılan diyetlerde karpuzun özel bir yeri var” diye konuştu.
Kalorisinin düşük olmasına karşın, karpuzun “sınırsız” tüketilmesinin de söz konusu olmadığını belirten ve diyet yapanları tüketecekleri karpuzun miktarının ölçülü olması konusunda uyaran Erdal, orta büyüklükte bir karpuzun 8�de bir diliminde yaklaşık 45 kalori olduğunu ifade ederek, bu miktarın bir porsiyon için yeterli olduğunu kaydetti.
Karpuz seçerken olgun, koyu renkli çekirdekli olmasına dikkat edilmesi gerektiğini anlatan Erdal, karpuzun çekirdeklerinin kurutulup ezilerek yenilebileceğini söyledi.
Sağlık Konusu: admin on Mart 5, 2009 | Yorum Yok
Yemek yemeden haftalarca yaşayabilirsiniz ama susuzluğa ancak birkaç gün dayanabilirsiniz. Sağlıklı bir hayat sürdürmek için her gün 2,5-3 litre su içmelisiniz.
Su yaşam için vazgeçilmezdir. İnsan yemek yemeden haftalarca yaşayabilirken, susuzluğa ancak birkaç gün dayanabilir. İnsan vücudunun büyük bir kısmı (yüzde 50-60′ı) sudan oluşmuştur. Bu oran yaşa ve cinsiyete göre değişir. Su oranı yaşa paralel olarak azalır, yerini yağ dokusu alır. Kas dokusuyla vücuttaki su oranı arasında pozitif bir ilişki vardır. Çizgili kaslar diğer doku ve kaslardan daha fazla su içerir. Kanın yüzde 92’si, kemiklerin yüzde 22’si, beynin yüzde 75′i ve kasların yüzde 75′i sudur.
——————————————————————————–
Su dengesi
Yetişkin bir insan bir kısmı yiyeceklerden karşılanmak üzere günde 2-3 litre suya ihtiyaç duyar. Kalori ve besin değeri olmamasına rağmen su beslenme açısından çok önemlidir. Yüzde 2′lik azalma ısı dengesinin değişmesine neden olurken, yüzde 7′lik azalma aşırı yorgunluğa, yüzde 10′luk azalma ise dolaşım ve böbrek yetmezliğiyle ölüme neden olur.
İnsan bedeninin kemik, deri, bağ dokusu ve yağ dışındaki tüm öğeleri vücut suyu içinde çözelti halindedir. Vücudun yaşamsal en küçük birimi hücrelerdir. Hücrelerdeki yaşam için gerekli olan bütün biyokimyasal tepkimeler bu çözelti içinde oluşur. Hücrelerin yaşamsal faaliyetleri ve bu sayede vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi su dengesinin korunması ile mümkündür.
Vücudun su dengesi içilen su, içecekler ve yiyecekler içindeki su miktarları ile solunum yoluyla, idrarla, terle ve dışkıyla kaybedilen su miktarları arasındaki dengeyle sağlanır. Vücut ihtiyacı olduğundan daha az suya sahip olduğunda denge bozulur, bu ödemlerin oluşmasına neden olur.
Kahve, çay ve kola gibi kafeinli içecekler, verdiklerinden fazla su atımına neden oldukları için, vücudun sıvısını azaltır. Alkollü içecekler de aynı şekildedir. Su vücudun sıvı ihtiyacının karşılayan en iyi öğedir.
Sıcak havalarda fazla fiziksel aktivite yapıldığında, fazla proteinli ve tuzlu besinler tüketildiğinde, terleme ve idrarla, vücut ısısını artıran ateşli hastalıkların geçirildiği durumlarda, özellikle yaz aylarında sık görülen bağırsak enfeksiyonu ve ishal gibi hastalık durumlarında sıvı kaybı artar. Bu durum vücudun su gereksinmesinde de artışa neden olur.
Ne kadar su?
Su temiz, sağlığı bozmayan kaynaklardan karşılanmalı. Dolayısıyla içilen suyun hijyenik olmasına dikkat edilmeli.
Vücudun büyüklüğü, ne kadar aktif olunduğu, iklim, hastalık gibi çeşitli etkenlere bağlı olarak su ihtiyacı değişiklik gösterir. Kilo başına 35 mililitre su alımı önerilmekle birlikte genel olarak, sağlıklı bir kişi her gün kaybedilen vücut sıvılarını yeniden yerine koymak için 2,5-3 litre su içmelidir.
Haftanın öğüdü
İyi yıkayın
Sebze ve meyve gibi besinlerin yıkama ve hazırlanma koşulları oldukça önemlidir. İyi yıkanmama nedeniyle oluşabilecek enfeksiyon risklerine karşı dışarıda tükettiğiniz sebze, salata gibi besinlerin hijyenik açıdan uygunluğuna dikkat edin. Ev koşullarında ise tüketeceğiniz sebze veya meyvenin tükettiğiniz su miktarını da gözeterek iyi yıkanmasına özen gösterin.
Sağlık Konusu: admin on Mart 5, 2009 | Yorum Yok
Yıllar boyunca fazla kilolarımızın tek suçlusuydu yağlar. Ama günümüzde anlaşıldı ki sağlıklı ve uzun yaşayabilmemiz için “azı karar çoğu zarar” misali belirli bir miktar yağ tüketmemiz lazım. Aslında önemli olan sağlıklı yağları seçebilmek ve ideal miktarı aşmamak…
Formda kalmak, sağlıklı ve uzun yaşamak için yağlardan uzak mı duruyorsunuz? Haksız da değilsiniz, çünkü yağlar uzun yıllar fazla kilolarımızın baş sorumlusu olarak suçlandı. Kanserden tutun da kalp damar hastalıkları hatta obeziteye kadar pek çok hastalığın sorumlusu hep yağlardı. Fakat geçen zaman içinde yağlar artık tabiri caizse “temize çıktı, aklandı.” Günümüzde tıp otoritelerinin hemen hepsi yağların yaşamsal açıdan çok önemli besin kaynağı oldukları konusunda hemfikir. Doğal olarak şu satırları okurken aklınıza ilk gelen soru “Ne oldu, ne değişti hayatta?” olabilir. Uzmanlar yaptıkları uzun vadeli çalışmalarla yeterli miktarda yağ almadığımızda vücudumuzun A,D, E ve K vitaminlerini özümseyemediğini gördü. Hepsinden önemlisi yağlar aynı zamanda bir enerji kaynağı. Sağlıklı ve uzun bir ömrün anahtarı olan omega yağ asitlerinin vücuda alımını da sağlıyorlar. Bildiğiniz gibi güçlü bir bağışıklık sistemi için omega yağ asitleri çok önemli. Özellikle yaşamsal önem taşıyan bu yağ asitlerini vücudumuz kendi üretemiyor. Dolayısıyla hücrelerin gelişmesinde, sinir sistemi ve hormonların fonksiyonlarını gerçekleştirmesinde önemli rol üstlenen yağları besinlerden almamız gerekiyor.
Diyet yapılan dönemlerde de aynı özeni göstermeliyiz aslında. Çünkü vücudumuz sağlığını koruyabilmek için aynı miktarda yağa gereksinim duyuyor. Bu nedenle siz siz olun, diyet yapsanız bile, yağ tüketmekten kaçınmayın. Çözüm olarak da daha az tüketmek yerine daha sağlıklı yağ tüketmeyi öneriyor uzmanlar. Pek çok bitkisel üründe, balıkta ve fındıkta bol miktarda bulunan yağlar, kırmızı et ile süt ürünlerindeki yağlara oranla çok daha sağlıklılar mesela. Ama yine de yağları dikkat ederek tüketin. Zaten gün içinde yemeklerle birlikte aldığımız yağlar bize hemen hemen yetecek nitelikte. JFK Hospital’den Beslenme ve Diyet Uzmanı Sedef Süsoy’dan aldığımız bilgiler doğrultusunda yaşamsal önem taşıyan yağ asitlerini araştırdık. Tekli doymamış yağ, çoklu doymamış yağlar ne demek, “Omega 3″ yağ asidi ile “Omega 6″ yağ asidinin sağlığımız üzerinde ne gibi etkileri var, hangi besinlerde bulunur gibi soruların yanıtlarını sorduk…
Tekli doymamış yağlar
Yağlar, yapı taşlarına göre gruplara ayrılıyor. Yağları oluşturan yağ asitleri “doymuş”, “tekli doymamış” ve “çoklu doymamış” olmak üzere üçe ayrılıyor. Tekli doymamış yağlar, kolesterol içermiyor. Bundan dolayı, örneğin zeytinyağı kolesterol oranını kontrol altında tutuyor. Dolayısıyla uzmanlar kalp sağlığı için tekli doymamış yağ içeren ürünleri her gün ideal miktarda almamızı öneriyor. Uzmanlar, Akdeniz Bölgesi’nde kalp damar hastalıklarına daha az rastlanmasının, bu bölge halkının ağırlıklı olarak zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar tüketmesine bağlıyor.
Oleik Asit: en önemli tekli doymamış yağ asididir.
Nelerde bulunur? Özellikle zeytin, zeytinyağı, kolza yağı, fıstık yağı, badem ile diğer kuruyemişlerin çoğunda ve avokadoda yüksek miktarda bulunur.
Nasıl etki ediyor? Kötü huylu kolesterol LDL’nin düşmesini sağlıyor ve damarları plak oluşumundan koruyor. Yapılan araştırmalara göre, tekli doymamış yağ asitleri aynı zamanda hücrelerde bulunan kanser uyarıcı genlerin aktivitelerini de önlüyor.
Omega 3
Omega 3 yağ asidinin en önelmi işlevi kalp dolaşım sistemimizi koruması. İdeal miktarda alındığında kandaki kolesterol seviyesini düşürerek kalp sağlığını koruyor, kalp ve damar hastalıkları riskini azaltıyor. Kanın akışkanlığına yardımcı olan omega 3 yağ asitlerinin dengeli alımı, vücudun tüm fonksiyonlarını başarıyla gerçekleştirmesine de zemin hazırlıyor. Bunun dışında vücudun bağışıklık sistemini güçlendiriyor, retina, beyin ve sperm hücrelerinin işlevini hatasız olarak yerine getirmelerini sağlıyor. Araştırmalar balıkta bulunan omega 3 yağ asitlerinin insülinin işlevini artırdığını ve özellikle tip 2 diyabeti geciktirdiğini ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlıklı bir yaşam için her gün 1 gr. omega 3 yağ asidi alınmasını tavsiye ediyor.
Linolenik asit:Bitkisel yağ asidi olan linolenik asit vücudumuz için yaşamsal önem taşıyor.
Nelerde bulunuyor?Keten tohumu yağı, kolza, ceviz ve yeşil yapraklı sebzeler.
Nasıl etki ediyor? Kanın akışkanlığını sağlayarak, kalp tarafından kolayca pompalanmasına yardımcı oluyor. Bu sayede damar tıkanıklığı (tromboz) ya da arterioskleroz olarak adlandırılan damarlarda yağ birikimini önlüyor. Kalp krizi ve felç riskini en aza indiriyor.
EPA: Eicosapentoenoik asidin kısa adı.
Nelerde bulunuyor?En çok ringa, ton ve uskumru gibi yağlı balıklarda.
Nasıl etki ediyor? Kanın pıhtılaşmasını önlüyor. Kan ne kadar akışkan olursa, kalp krizi geçirme riski de o denli azalıyor. Omega 3, enfeksiyonları önleyici etkisi sayesinde damarları ve beyindeki sinir sistemini yaşlılığın olumsuz değişimine karşı koruyor.
DHA:Docosahexaenoik asidin kısa adı.
Nelerde bulunuyor? Somon, ton ve uskumru gibi pek çok yağlı balıkta.
Nasıl etkiliyor? Bu yağ asidi kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarından koruyor. Aynı zamanda beyin ve sinir sisteminin önemli yapı taşlarından. Özellikle hamilelik döneminde bebeklerin beyin gelişmesi için ihtiyaç var. Alzheimer’i önlediği de iddia ediliyor.
Omega 6 yağ asidi
Son yıllarda tüm dikkatlerin zeytinyağı ve omega 3 yağ asidinin üzerine çevrilmesi nedeniyle, omega 6 yağ asidi neredeyse unutulur oldu. Oysa omega 6 ya asidi de sağlığımız üzerinde son derece önemli bir rol üstleniyor. Omega 6 yağ asidi ideal miktarda alındığında kandaki kolesterol seviyesini düşürerek kalbi koruyor, kalp ve damar hastalıkları riskini azaltıyor. Beynin gelişimine, sağlıklı büyümeye ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı oluyor. Ayrıca vücudumuzda bulunan kötü huylu hücreleri baskı altında tutabilmek ve yok edebilmek için bağışıklık sistemi omega 6 yağlarından güç alınıyor. Araştırmalar, göğüs, kolon ve prostat kanseri başta olmak üzere pek çok kanser türünde omega 6 yağ asitlerinin yararlı olduğunu gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü, özellikle kalp sağlığımız için her gün 5-10 gr. omega 6 yağ asidi alınmasını öneriyor.
Linolenik asit: Yaşamsal önem taşıyan ve vücut tarafından üretilemeyen yağ asidi.
Nelerde bulunuyor? En çok ayçiçek yağı gibi bitkisel sıvılarda bulunuyor. Bunun yanı sıra uskumru, sardalye, hamsi ve somon balığı, ceviz, badem, soya filizi, soya fasulyesi, keten tohumu, lahana, brokoli ve yeşil yapraklı sebzelerde.
Nasıl etkiliyor? Kötü huylu kolesterol LDL’yi düşürüp, iyi hiyli kolesterol HDL’yi artırıyor. Kandaki trigliserid seviyesini azaltarak kan basıncının düşmesini ve kalp ritminin normale dönmesini sağlıyor. Ayrıca linolenik asit içeren besinleri daha fazla tüketenlerin vücuttaki yağ oranlarının daha az olduğu da yapılan araştırmalarla kanıtlanmış.
Araşidonik asit: Yaşamsal önem taşıyan bu yağ asidi, ette veya bitkisel besinlerde yer almıyor.
Nelerde bulunuyor? Yumurta ve peynirde bolca yer alıyor. Sütte ve yoğurtta da az miktarda bulunuyor.
Nasıl etki ediyor? Böbrek, idrar kesesi ile yumurtalıklarda yer alan ve kontrol altında tutamadığımız kaslar üzerinde olumlu etkisi var. Mide asidinin salgılanmasında ve enfeksiyon gelişiminin önlenmesinde etkili olan prostaglandin hormonunun oluşumunu sağlıyor.
Sağlıklı yağlar
Besinlerde bulunan sağlıklı yağların yüzdesini bilerek tüketmek, vücudunuz için sağlıklı olacaktır.
Besin Doyumuş yağ Tekli
doymamış yağ Omega 3 Omega 6
Zeytinyağı 15 74 1 10
Kolza yağı 13 54 10 21
Avocado 10 80 1 9
Zeytin 13 78 2 7
Amerikan fıstığı 15 83 - 2
Antep fıstığı 14 72 1 13
Ceviz 11 18 13 58
Badem 8 72 1 19
Fındık 15 51 2 32
Keten tohumu 15 18 53 14
Sardunya 30 28 40 2
Ringa balığı 34 40 25 1
Somon balığı 24 42 29 5
Uskumru 32 43 22 3
Ringa (füme) 47 27 25 1
Ton balığı 38 26 32 4
Buğday tanesi 22 15 4 60
Mısırözü yağı 16 22 5 57
Ayçekirdeği 11 29 60 -
Üzüm çekirdeği 10 19 1 70
Sağlıklı beslenmek için omega3, omega 6 ve tekli doymamış yağların eşit miktarda tüketilmesi gerekiyor. Örneğin yalnızca omega 3 ağırlıklı beslenmenin de zararlı olacağını vurguluyor uzmanlar.
Sağlık Konusu: admin on Mart 5, 2009 | Yorum Yok
Enerjimizi, güzelliğimizi hatta yaşamımızı borçlu olduğumuz vitamin ve mineraller konusunda neler biliyoruz? Dilerseniz ‘Vitamin ve Mineral Tablosu’ nu inceleyin!
Vitamin ve Mineral Tablosu
Vitamin ve mineraller konusunda bilmek istediğiniz her şey…
|
Adı
|
Yararları
|
Eksikliğinde
|
Fazlalığında
|
Nelerde bulunur?
|
|
A Vitamini
|
-Antioksidan özelliği vardır, serbest radikallerin olumsuz etkilerini engeller
-Vücut dokularını yeniler
-Cildi güzelleştirir
-Bağışıklık sistemini güçlendirir
-Bazı kanser türlerine karşı korur
|
-Gece körlüğü, gözde kuruma
-Deride kuruma
-Kemik ve dişlerde bozukluk
|
-Baş ağrısı
-Kusma
-Deride sarılık
|
Yeşil yapraklı sebzeler, havuç, ıspanak, domates, kayısı, şeftali, deniz ürünleri, karaciğer, süt ve süt ürünleri, yumurta
|
|
D Vitamini
|
-Kemik gelişimi ve kemiklerin güçlenmesi
-Kalsiyumun kas içinde taşınmasında etkilidir
|
-Kemiklerde yumuşama ve çeşitli kemik bozuklukları
|
-Kan içindeki kalsiyum miktarının artması
-Böbrek rahatsızlıkları
-Kabızlık
-Bulnatı
-Kusma
|
Deniz ürünleri, karaciğer, yumurta, süt ve süt ürünleri
|
|
E
Vitamini
|
-Antioksidan özelliği vardır
-Anemiyi önler
-Hücre ve dokuları dış etkenlerden korur
-Kanserden koruyu etkisi vardır
|
Kesin olarak bilinmiyor
|
-Baş ağrısı
-Kaslarda güçsüzlük
-Yorgunluk
|
Bitkisel yağlar, deniz ürünleri, kuruyemişler, yumurta
|
|
B1 Vitamini
|
-Hücrelerin, sinir ve sindirim sisteminin işleyişi için gereklidir
-Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesini sağlar
|
-Sinir ve sindirim sistemi bozuklukları
-İştahsızlık
-Yorgunluk
-Kilo kaybı
-Mide bulantısı
-Adale ağrıları
|
Diğer B vitaminlerinin alımını olumsuz etkiler
|
Buğday tohumu, ciğer, yerfıstığı, bezelye, kuru üzüm, portakal, kuru fasulye
|
|
B2 Vitamini
|
-Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesinde yardım eder
|
-Deride kuruma ve çatlama -Görme problemleri
-Işığa duyarlılık
-Yeme güçlüğü
|
B1 ve B6 vitaminlerinin emilimini engeller
|
Ciğer, yağsız süt, yoğurt, tavuk, ıspanak
|
|
B3 Vitamini
|
-Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesinde yardım eder
-İştahı artırır, hazmı kolaylaştırır
-Sinir sisteminin düzenli çalışmasına yardım eder
|
-İshal
-Ağızda yaralar
-Aşırı eksikliğinde pellegra hastalığı
|
-Ülser
-Karaciğer fonksiyonlarını bozabilir
-Yüksek kan şekeri ve ürik asit görülür
-Kalp atışlarını bozabilir
|
Tavuk, sombalığı, yerfıstığı, bezelye, patates
|
|
B6 Vitamini
|
-Yiyecekleri vücudun kullanımına hazırlar
|
-Depresyon
-Ağız kuruluğu
-Ciltte kaşıntı
|
Ender olarak görülür
|
Muz, tavuk ve balık, patates, ceviz
|
|
Folik Asit
|
-Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardımcı olur
-Büyüme ve gelişmeye yardım eder
|
-Anemi
-Hücre bölünmesinde sorunlar
-Dişeti kanamaları
|
Aşırı dız çinko emilimini engelleyebilir
|
Tavuk ve hindi, yeşil yapraklı sebzeler, portakal, greyfurt, muz
|
|
C Vitamini
|
-Direnci artırır
-Yara ve iltihaplara karşı etkilidir
-Dişetlerinin sağlığını korur
-Damarları güçlendirir
|
-Dişetlerinde kanama
-Yorgunluk ve iştahsızlık
-Yaraların geç iyileşmesi
|
-Eklemlerde şişme
-Böbrek taşı oluşumu
-İshal
|
Portakal, yeşil biber, çilek, brokoli, greyfurt, domates
|
|
Kalsiyum
|
-Kemik ve dişlerin oluşumu için gereklidir
-Kanın pıhtılaşmasını sağlar
-Sinir sistemi ve kasların sağlıklı çalışmasına yardımcı olur
|
-Çocuklarda raşitizm
-Kemiklerde yumuşama
-Osteoporoz
|
-Böbrek taşları
-Yumuşak dokularda yüksek yoğunlukta kalsiyum
-Kas ve mide krampları
|
Süt, yoğurt, peynir, badem, brokoli
|
|
Fosfor
|
-Sağlıklı kemik oluşumu için gereklidir
-Besinleri enerjiye dönüştürür
|
Çok ender rastlanır
|
Kandaki kalsiyumu düşürür
|
Baklagiller, yağsız yoğurt, tavuk, süt, tonbalığı, yumurta sarısı
|
|
Demir
|
-Hemoglobinyapımı için gereklidir
-Kanda oksijen taşınmasını sağlar
|
-Yorgunluk
-Güçsüzlük
-Baş ağrısı
-Nefes darlığı
-Anemi
|
Karaciğerde ve pankreasta zehirli birikim
|
Ciğer, kırmızı et, kuru kayısı, ıspanak, kuru fasulye
|
|
İyot
|
-Tiroit bezlerinin normal fonksiyonu için elzemdir
|
Guatr
|
Bozuk tiroit fonksiyonları
|
İyotlu tuz
|
|
Çinko
|
-Sindirim sistemi ve metabolizmaya gereklidir
-Alkolün karaciğerdeki zehirli etkisini giderir
|
-Yaraların yavaş iyileşmesi
-Çocuklarda yavaş büyüme
-Anemi
|
-Kusma
-Mide ağrısı
-Hamilelerde erken doğum
|
Hindi eti, ciğer, kuru fasulye
|
|
Selenyum
|
-Kırmızı kan hücreleriyle hücre zarlarını korur
-Romatizmaya neden olan bazı maddeleri ortadan kaldırır
|
Kesin olarak bilinmiyor
|
-Mide bulantısı
-Mide ağrısı
-İshal
-Yorgunluk
-Saç ve tırnaklarda hasar
|
Sakatat, deniz mahsulleri, yumurta
|
Sağlık Konusu: admin on Mart 5, 2009 | Yorum Yok
Şekerli gıdalar ilk yediğinizde kendinizi iyi hissettirir. Ancak kısa süre sonra, daha fazla acıkmanıza neden olurlar.
Karbonhidratlar günlük diyetimizin büyük kısmını oluşturur. Çünkü vücudumuz için gerekli ve önemli enerji kaynağıdır. Ancak basit karbonhidrat dediğimiz şeker ve ürünlerini aşırı tüketmek dengeli beslenme açısından çok doğru bir davranış değil. Bunun yerine tam tahıllara ağırlık vermek ve karbonhidratı protein ile dengeleyebilmek çok önemli. Örneğin aç karnına içtiğiniz şekerli bir içecek önce kan şekerinizi yükseltir kendinizi iyi hissedersiniz ancak daha sonra insülin hormonunun aşırı uyarılması ve kan şekerinde dengesizlik sebebiyle daha fazla acıkmanıza ve canınızın tatlı istemesine sebep olabilir. Mümkün olduğunca şeker ve şekerli yiyecekleri hayatınızdan uzaklaştırın. Şeker tüketiminiz ne seviyede merak ediyorsanız bu testle kendinizi ölçebilirsiniz.
——————————————————————————–
Hangi tür tatlıları tercih ettiğinizi kontrol etmek için işte size bir şans. Yediğiniz tatlılar diğer besin öğelerinden de zengin mi? Yoksa enerji değeri yüksek, besin öğelerinden fakir olanları mı tercih ediyorsunuz? Yandaki sütunda yer alan soruların karşısına size uygun olan ‘Her zaman’, ‘Çoğunlukla’, ‘Bazen’ ya da ‘Hiçbir zaman’ seçeneklerinden birini işaretleyin.
Şekerli gıdalarla aranızı test edin
1 - Ara öğünde şekerli kurabiye yerine meyveleri tercih eder misiniz?
2 - Öğle veya akşam öğünlerinde şekerli içecekler yerine ayran tercih eder misiniz?
3 - Çay / kahve içerken şeker kullanma alışkanlığından vazgeçtiniz mi?
4 - Kek, krep, kurabiye gibi yiyecekleri şurup yerine meyvelerle tatlandırmayı tercih eder misiniz?
5 - Dondurmayı karamel veya çikolata sos yerine meyve salatasıyla yer misiniz?
6 - Ara öğünde simit veya tostla birlikte meyve suyu veya şekerli gazozlar yerine ayran sipariş eder misiniz?
7 - Tatlı olarak hamurlu, şuruplu tatlılar yerine meyveli tatlıları tercih eder misiniz?
8 - Pasta veya kek yerken büyük bir dilim yerine en ince dilimi seçer misiniz?
9 - Ara öğünlerde sadece 5 - 6 tane kurabiye veya şekerli bisküvi yerine sütle birlikte şekersiz yağsız kraker seçer misiniz?
10 - Sıcak çikolata yaparken yalnızca su kullanmak yerine sütle yapmayı tercih eder misiniz?
DEĞERLENDİRME
Her yanıtı aşağıdaki puana göre değerlendirin
Her zaman 4 puan
Çoğunlukla 3 puan
Bazen 2 puan
Hiçbir zaman 1 puan Toplam puanınız;
30 puanın üzerindeyse:
Dengeli beslenmeye çok dikkat ediyorsunuz, şeker almak yerine besin değeri daha yüksek meyve ve protein içeren seçimler yapıyorsunuz. Bu beslenme şeklini korumaya devam edin.
20 - 29 puan arası:
Dengeli bir diyetle besleniyorsanız ve gereksiniminiz kadar enerji tüketiyorsanız, büyük bir ihtimalle tatlı seçimleriniz doğru. Eğer kilo fazlanız varsa tatlı seçimlerinizi tekrar gözden geçirin ve azaltmaya çalışın, tercihlerinizi şekeri azaltacak yönde değiştirin.
10 - 19 puan arası:
Basit şeker tüketiminiz artmış görünüyor. Yediklerinizi dengelemek için günlük beslenmede sebze, meyve ve protein dengesine dikkat edin, tatlıları azaltıp meyve ve besin değeri daha iyi olan süt/yoğurt seçimlerine de yer verin. Şeker oranı yüksek besinleri azaltın.
Diyabetikler için küçük bir adım
Diyabet hastalığının artışı sürekliliğini koruyor, hiç bitecek gibi de görünmüyor. Amerikan Diyabet Derneği, diyabetin görülme sıklığının 1990 yılından 2005 yılına kadar, bin kişide 26.4 iken 54.5 seviyesine çıkarak neredeyse iki kat artış gösterdiğini belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü ise 2025 yılında diyabetli birey sayısının neredeyse 330 milyona ulaşabileceğini düşünmekte.
Yapılan birçok çalışma, diyabetli bireylerin yani şeker hastalarının haftada en az üç gün olacak şekilde 35 - 40 dakika orta tempolu yürüyüş yapmaları gerektiğini gösteriyor. Çünkü diyabet hastalığı vücut fonksiyonlarının çoğuna zarar veren etkiler gösteriyor. Bu nedenle 21. yüzyılın hastalığı da denilen diyabetten korunmada fiziksel olarak aktif olmanın önemine dikkat çekilmeli, böylece kalp hastalıklarına karşı da önlem alınmalıdır.
Daha çok yetişkinlerde görülen diyabet hastalığı son zamanlarda sıklıkla çocuklarda da karşımıza çıkan bir sağlık problemi olmaya başladı. Çocuk obezitesinin son 10 yılda yüzde 10 - 15′lik artışıyla diyabete yakalanma sıklığı çocuklarda da yaklaşık olarak aynı değerde arttı.
Bu nedenle kendiniz için yapacağınız yürüyüşlerin çocuğunuz için de koruyucu olduğunu bilerek ailece yapılacak fiziksel aktivitelere yönelmelisiniz.
Diyetisyen Sanem Apa
Geç saatlerde yemek sakıncalı
Yaz aylarında günler daha uzun, güneş etkisini uzun saatler gösteriyor. Tüm gün sıcağın ardından akşam yemeğini daha serin ve keyifli yemeyi tercih edenler bu sebeple daha geç saatlerde yemeğe başlıyorlar. Eğer bir de geç saatlere kadar plaj, havuz, deniz keyfi yapanlar varsa duş almak, dinlenmek, giyinmek ve yemeğe hazırlanmak oldukça gecikiyor.
Geç saatlere kadar aç kalmak, akşam yemeğinde ihtiyacınızdan daha fazla yemek yemenize sebep olabilir. Akşam metabolik hızımız daha düşük oluyor çünkü dinlenme ve uyku sırasında metabolizma daha az kalori harcıyor. Bu sebeple de gece yenilen yemeklerin yağa dönüşmesi daha çabuk olabiliyor. Geç yemek yediğinizde tersine daha tokluk hissedebilirsiniz ama siz yine de kahvaltıyı atlamayın. Bir adet meyve veya 10-15 fındık veya 1 bardak süt bile olsa kahvaltı edin, aksi takdirde akşamüzeri daha fazla acıkır ve gece yine yemek yersiniz. Bu kısır döngü sağlıksız ve hızlı kilo almanıza sebep olur. Eğer akşam yemeğini geç yemeyi planlıyorsanız; Yemeğe çok aç başlamayın, ara öğün tüketmeye gayret edin.
Yemeğe geçmeden 1-2 saat önce 1 meyve veya 10-15 fındık yiyin.
Yemek öncesi kokteyl var ise çiğ sebze ve meyveler ile oyalanın.
Bol su için. Sizi uzun süre tok tutacak lifli gıdaları tercih edin.
Yemeğe başlarken mutlaka masada bol yeşillik ve sebze bulunmasına özen gösterin.
Masada oturma süresi uzadıkça bir şeyler yemenize engel olamıyorsanız, naneli şeker ile yemeği sonlandırın.
Çok geç bir saat ise tatlı yemeyi reddedin ve geceyi meyve ile bitirin.
3. gün Yaz Diyeti
Sabah
2 dilim çavdar veya kepek ekmeği (ekmeğin 1 dilimi akşam yemeğine kaydırılabilir)
1 dilim az yağlı dil veya kaşar peyniri
1 dilim karpuz veya kavun Şekersiz çay
Öğle
1 lahmacun (erkekler için 2 olabilir)
1 bardak ayran
Bol salata
Ara öğün
2 top dondurma
Akşam
Izgara balık
1 dilim beyaz peynir
Bol salata
4-5 kaşık zeytinyağlı sebze
Ara öğün
2 porsiyon meyve Tatil keyfi: 2 meyve ve 1 dilim ekmek yerine, 1 duble rakı veya 2 kadeh şarap içilebilir.
Diyeti uygularken
Gün boyunca 4-5 fincan açık ve şekersiz siyah çay, daha fazla miktarda şekersiz bitki çayı ile en fazla 2 fincan kahve içilebilir.
Su tüketimi kadınlar için günlük en az 8-10 bardak, erkekler için ise en az 10-12 bardak olmalıdır. Gerekli durumlarda alkol tüketimi kadın için haftada 2-3 kadeh, erkek için 4-5 kadeh ile sınırlandırılmalı ve şarap tercih edilmelidir.
Salatalara 1 tatlı kaşığı zeytinyağı yeterlidir. 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile 5 adet zeytin değişebilir.
Sebze yemeklerinde 1 kg için 2 çorba kaşığı zeytinyağı kullanılmalıdır. Bu programlar Sağlıklı Beslenme ve Diyetetik biliminin temel ilkeleri göz önünde bulundurularak düşük aktiviteye sahip sağlıklı yetişkinler için örnek olarak hazırlanmıştır.
Kronik rahatsızlığı olanlar ile hiç sağlık muayenesinden geçmemiş olanların, hamilelik, emzirme dönemi gibi özel bir beslenme programı içinde olanların hekime danışmadan veya bir beslenme uzmanı ile şahsen görüşmeden uygulamamaları önemlidir.
Eski Konular