Okunma Sayısı : 737  |
Bebeğinizin ağlama nedeni yalnızca hasta olması, acıkması olmayabilir. Belki de ihtiyacı olan şey sevginizdir!
Ailelerin,
çocuklarıyla ilgili en fazla yakındıkları sorunların başında gelen
"ağlamanın", herhangi bir biyolojik rahatsızlık değil, sevgisizlikten
de kaynaklanabileceği bildirildi.Çukurova Üniversitesi
(ÇÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Acil Tıp Birimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hayri
Levent Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bebeklerin sadece
hastalandıklarında değil, duygusal yönden açlık hissettiklerinde ve
ilgisiz kalındığında da ağlayabildiklerini söyledi.Doç.
Dr. Yılmaz, hiçbir rahatsızlığı olmamasına rağmen günde 3 saatten daha
uzun süren, haftada 3 günden daha fazla tekrarlayan bebek ağlamasının
mutlaka dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Doç. Dr. Yılmaz,
"Ağlayan bebek yakınması, çocuk acil polikliniklerinde
sık karşılaşılan, hem anne ve babayı endişelendiren hem de
hekime dedektiflik görevinde genellikle faili meçhul dosyalar açıp
kapattıran bir yakınma" dedi.
Ağlamanın genellikle
fiziksel sağlık açısından sorun oluşturmadığını belirten Doç. Dr.
Yılmaz, "Bu durumlarda hekimin ağlayan bebeğin ağlama nedenini çok
dikkatli bir öykü, fizik inceleme ve yakın gözlemle bulması ve tedavi
etmesi gereklidir" dedi.
Doç. Dr. Yılmaz, ağlama
nöbetlerinin bebeklerde genellikle yaşamın 2 ve 3. haftasında
başladığını, saatlerce sürebildiğini, ağlamanın çoğunlukla ikindi
zamanı, akşamları ve gece yarısında tetiklendiğini, 4'üncü aydan sonra
ise genellikle ortadan kalktığını, ancak günde 3 saatten fazla süren
ağlamanın mutlaka nedeninin araştırılıp çözüm yoluna
gidilmesi gerektiğini kaydetti.
Dikkat çekme isteği
Hiçbir
neden bulunmamasına rağmen ağlayan bebeğin, sevgisiz kalıp dikkat çekme
isteğinde olduğunun akla getirilmesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr.
Yılmaz, şunları söyledi:
"Aileler, bebekleri
ağladığında önce hasta oldukları akıllarına geliyor, oysa sevgisiz
kalmış olabileceği düşünülmüyor. Bebeği rahatlatmak sadece altını temiz
tutmak, karnını doyurmakla olmaz, sevgiyi de hissettirmek zorundayız.
Bebeğin hafif dokunuşlarla saçının okşanması, vücuduna yine hafif
dokunuşlarla masaj yapılması ona inanılmaz bir mutluluk verir. Onunla
ilgilenmek, gülmesini sağlamak, küçük hediyelerle şaşırtmak ya da
ilgisini çekecek ortamlarda bulunmasını sağlamak bebeği duygusal yönden
besler."
Doç. Dr. Yılmaz, bebeğin gelişiminde uyku,
beslenme ve iyi bakım ne kadar önemliyse sevgi ve güven gibi ona ilk
yıllarda aşılanabilecek duyguların da büyük önemi bulunduğuna işaret
ederek, annelere şu önerilerde bulundu:
"Annenin
sıcaklığı, kulağa fısıldanan tatlı sözler, kucağa alınıp okşanması,
bebeğe hayattaki ilk dersi olan sevgiyi öğretir. Bebeğiniz daha ilk
doğduğunda, onu kollarınızın arasına aldığınızda, kendisine değer
verdiğinizi hisseder. Zaman içinde bu sıcak duyguları iyice öğrenen
bebeğiniz, sevginizi karşılıksız bırakmayacaktır. Sevgi bir annenin
bebeğine öğretebileceği en güzel duygudur. Aslında tanımlanması zor
olan bu duyguyu ona dokunarak, konuşarak, sarılarak öğretebilirsiniz.
Bu duygunun kendisi için önemli olduğunu anlayan bebeğiniz, sizin
yokluğunuzda bu duyguyu arayacak, sevgiyi böylece öğrenmiş olacaktır."
Doç. Dr. Yılmaz, bebeğin ilk aylarda öğrenebileceği bir başka duygunun ise güven olduğunu belirterek, şöyle dedi:
"Her
zaman yanında olduğunuzu bilmek, ağladığında kucağınıza almanız, onu
önemsediğinizi gösterir. İlk aylarda aşılanan bu güven duygusu, ileride
onun yaşantısını önemli ölçüde etkiler. Kendine güvenli bir birey
olarak yetişmek için, güven duygusunu hissetmelidir."
bebeğiniz çok mu ağlıyor
bebek
çocuk sağlığı
dikkat çekme isteği
|
|
|