Selülit ve Selülit Tedavisi

Sağlık Konusu: toz66 on Haziran 22, 2009 | Yorum Yok

Bayanların başlarını ağrıtan ve büyük bir sorun olan selülit konusu oldukça dikkat edilmesi gereken bir husustur. Bireyler özellikle yaz aylarında giyilen elbiselerden ötürü daha çok belli olan selülitlerini örtmeye yönelik büyük bir çaba içerisine girmektedir. Ya da bunun yerine daha farklı yöntemleri yaz aylarından hemen önce uygulayan ve olumlu sonuç alan birçok bayan bulunmaktadır.

Selülit Nedir?

Selülit, halk arasında su toplanması olarak da bilinmektedir. Selülit, bilimsel olarak deri altında bulunmakta olan yağ doku ve derinin arasında kalan bölgede oluşan su toplanması ve bu su toplanmasının oluşturduğu basınç etkisinin sonuçlarıdır. Selülit olan bölgede portakalımsı bir renk değişimi gözlenebilmektedir. Selüliti giderebilmek için ise yağ doku ve deri arasında oluşan su birikintisinin sebep olduğu ödem oluşumunu engeleyebilmek gerekmektedir.

selülit

selülit

Selülit Tedavisi Mümkün Müdür?

Selülit bir rahatızlık olmakla birlikte, birçok rahatsızlıkta olduğu gibi oluşmadan önce önlemleri alınarak bu istenmeyen durum engellenebilir. Her zaman olduğu gibi düzenli sporun selülit konusuna da olumlu etkileri vardır. Vücutta yağ oluşumunu engelleyen ve fazla suyu dışarı ter olarak atan vücut, selülit oluşumuna izin vermeyecektir. Bu açıdan düzenli spor yapmaktan vazgeçmemeli ve konu hakkında daha bilinçli olmaya çalışmalıyız. Selülit tedavisi konusunda ise bize bazı kremler yardımcı olacaktır, selülit kremleri olarak adlandırabileceğimiz bu ürünler selülit oluşumunu engelleyecek ve var olan selülitleri giderecektir.

Selülit Kremi

Düzenli spor ile selülit oluşumu engellenebildiği gibi, yine düzenli spor yapılarak selülit tedavisi sürecine yardımcı olabiliriz. Fakat bu süre içerisinde bize yardımcı olacak bir diğer faktör ise selülit kremi olacaktır. Selülit kremi, masaj ile uygulanan noktada yağ deposundaki su birkimini engelleyecek ve metabolizmayı hızlandıracaktır. Hızlanan metabolizma, suyun fazlasını kullanacak ve u birikimi engellenmiş olacaktır. Su birikimi ve ödem oluşumunu engelleyici selülit kremi kullanmak bu süreci hızlandıracaktır. Fakat yine selülit kremi kullanımı da bir uzman hekim eşliğinde gerçekleştirilmelidir. Sağlık bakımından bu nokta oldukça önemlidir…

Türk Doktorun Başarılı Çalışması Amerika’da

Sağlık Konusu: admin on Mart 16, 2009 | Yorum Yok

Op. Dr. Yakup AVŞAR’ın burun estetiği ameliyatlarında geliştirdiği mikro kesme yöntemi Amerikanın ‘Aesthetic Surgery Journal’ bilimsel dergisinde ocak ayında yayınlandı. Bu dergi ‘American Society of Aesthetic Plastic Surgery (ASAPS)’ ın resmi dergisi olup dünyanın en değerli estetik plastik cerrahi dergilerinden biri sayılmaktadır. Doktor Yakup Avşar’ın bu makalesi ‘Nasal Hump Reduction with Powered Micro Saw Osteotomy’ adı altında derginin orijinal makaleler bölümünde yer aldı.

Dr. Yakup Avşar bu makalede burun kemerini kırmadan mikro kesme – mikro törpüleme sistemi ile şekillendirdiğini bilim dünyasına anlatıyor. Bu ameliyat sistemleri İsviçre’de yine dünyanın en iyi tıbbi mikromotor sistemlerini üreten firmalardan biri olan Bien Air kaynaklıdır ve Dr. Avşar da kendisine ait olan mikro-kesme başlık tasarımlarında firma ile iş birliği içerisinde olup, bu zarif sistemleri burun estetiğinde kullanmaktadır.

Dr. Avşar endonasal burun estetiği ile burun ucunda kesi oluşturmadan, bu sistemi burun kemiğinin şekillendirilmesinde kullanıyor. Bu sistem sayesinde de, kırmaktan kaynaklanan oyulmalar ve çökmelerin riski ortadan kalkıyor ve burun estetiğinde ölçülü tasarımlı ameliyat yapmanın başarısı artıyor. Milimetrik kesimler yapılması mümkün olduğu için de, hem zarif yapılı burunlarda başarı sağlıyor hem de, büyük kemerli burunlarda serial kesiler ile istenilen ölçüde burnun küçültülmesi ve ideal burun şeklinin sağlanması mümkün oluyor.

Tasarım başarısının artması dışında, bu sistemdeki hassasiyet ve kullanılan yıkama-soğutma sayesinde dokularda tahribe yol açan ısı artışı engellenip hızlı bir iyileşme söz konusu oluyor. Eski yöntemlerde kullanılan törpüleme kabalığı ve ona bağlı ameliyat sonrası oluşan şişlik ve morluklar önlenmiş, zarif törpüleme ile de kemik düzensizlikleri yok edilmiş ve operasyon sırasında cerrahın sonucu değerlendirme şansı artmış oluyor.

Dr. Avşar ameliyattan sonra daha az şişlik, yok denilecek kadar az acı ve sızı, tampon konulmamasının rahatlığını endonasal cerrahinin avantajlarından saymaktadır.
Ayrıca bu yöntem sayesinde; başarısızlık oranının düşmesi nedeni ile revizyon cerrahisinin çok az olduğu ve özellikle de; eğriliği olan burunlarda, darbe almış burunlarda, orta yaş üzerinde yapılan burun estetiklerinde, bu sistemin avanytajları Dr. Avşarın makalesinde vurgulanmıştır.

Liposuction - Yağ Aldırma Estetik Operasyonu

Sağlık Konusu: admin on Mart 16, 2009 | Yorum Yok

Rahatsız olduğumuz fazla yağlarımızdan kurtulmak amacıyla çoğu zaman sistemli olarak egzersiz yapar ve farklı çeşitlerde rejim ve diyet yollarına başvururuz.Ama her zaman istediğimizi elde ettiğimiz söylenemez . Liposuction denilen tekniğin bu safhada bize yardımcı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.Rejim ve egzersiz ile alınamayan sonucu bu teknikle kolay bir şekilde almak mümkündür.

Yapılacak ilk iş bu tekniğin uygulamasına sahip bir uzmanla görüşüp vucüttaki fazla yağın dağılışını inceleyip ilk önce nerden alınmasının uygun olacağına karar vermektir.Dediğimiz gibi Liposuction kolay ve zahmetsiz bir tekniktir.İstenmeyen yağlı bölge belirlendikten sonra yağlar dışarı alınır,yağların alınması sonucu oluşan boşluk ise korse ile desteklenir.Kısa bir zaman dilimi içersindede alınan bölge iyileşir.

Genel olarak Liposuction ameliyatının ıslak ve kuru olarak iki farklı yöntemle gerçekleştirildiği bilinsede aslında uzmanlar ıslak ameliyatı yöntemini kullanmayı tercih eder.
Islak yöntemiyle alınacak bölgedeki yağ miktarı hesaplanır ve alınacak yağın yaklaşık iki katı civarında alana sıvı verilir.Bununla birlikte olası bir kanama olayını engellemek amacıylada bir çok ilaçta ameliyatın güvenli ve başarılı geçmesi için kullanılır.Damarlardaki kan dolaşımları ameliyat esnasında kontrol altına alınır ve ameyaliyattaki risk faktörü minimum düzeye indirgenmeye çalışılır.

Şunu önemle belirtmeliyiz ki Liposuction estetik ameliyatı kısa aralıklarla ve sıklıkla yapıldığında tehlike sonuçlarda doğurabiliyor.Bu ameliyatın tarihine bakıldığında ölüm olaylarınada rastlanmıştır.Fakat 60’lı yıllardan sonra gerek teknolojideki gelişimler gerek bu gelişimlerin tıp dünyasına etkileri Liposuction ameliyatındada büyük yeniliklere zemin hazırlamıştır.

Sadece ameliyat esnasında gereken titizlik ve duyarlılık gösterilmelidir.Onun dışındada bu ameliyata karşı önyargılı olma gibi bir tutum içersine girecek olumsuz bir yanı olduğu düşünülemez.Çoğu insanın geçirdiği ufak çaplı kulak burun boğaz ameliyatlarından farklı olduğuda söylenemez.Herkes bilir ki her ameliyat kendi etrafında ufak riskler taşır ve bu riskler doğal risklerdir.Endişelenecek bir durum söz konusu değildir.Sadece biraz duyarlılık ve teşhislerdeki doğruluk sizin kurtulmak istediğiniz yağlarınızdan güvenle kurtaracaktır.

Op. Dr. Yakup Avşar
Soru ve sorunlarınız için Este Klinik: 0212 270 09 93

Yazı Güzel Karşılayın

Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | 1 Yorum

Güneşli günlerin sıcaklığı teninize değerken, kendinizi iyi ve güzel hissetmek için vücudunuzun yanında ruhunuzu da yaza hazırlamalısınız.
Bu sezonun gözde rengi sarının temsilcisi limon, anayurdu Kuzey Hindistan’da keşfedildikten sonra tarihteki yolculuğuna Akdeniz ülkelerinde devam etti. Akdeniz iklimi ile özdeşleşen limonun faydalarının büyük olduğunu biliyoruz.

Selülitlerden kurtulun

İlk olarak yapmanız gereken selülitlerden kurtulmanın yolunu bulmak olmalıdır. Kumsalda bikini ile dolaşırken kötü görünümlü selülitlerden kurtulmak için yağlı yiyeceklerden uzak durmalı, bol bol su içmelisiniz. Spor yapmak da selülitin düşmanlarından biridir. Bunun yanında kozmetik kremlerden yararlanabilir ya da selülite karşı geliştirilen lpg, mezoterapi gibi tedavilerden destek alabilirsiniz.

Bikini ve mayo seçimi

Vücut tipinize göre mayo ya da bikini seçiminizi yapmalısınız. Bu sezonun modası olan çiçekli ve renkli modellerden birini seçebilirsiniz. Fazla kilolarınızdan rahatsızsanız bikini ya da mayonuza uygun bir pareo almayı ihmal etmeyin.

Bronz bir ten

Kumsala ilk indiğiniz gün bembeyaz olan görüntünüzden rahatsız oluyorsanız güneşe çıkmadan birkaç gün önce bronzlaştırıcı kremlerden birini sürebilir ya da eğer isterseniz solaryum vücudunuzu bronz bir tene önceden hazırlamış olursunuz. Ancak fazla solaryumun yarardan çok zarar getirebileceğini de göz ardı etmeyin.

Güneş kremi

Özellikle bu yıl oldukça tehlikeli olan güneş ışınlarından yüksek koruma faktörlü kremler ile korunabilirsiniz. Aksi takdirde ileride cilt hastalıkları problemleriyle karşılaşabilirsiniz. Güneş ışınlarının çok etkili olduğu saatlerde ise sağlığınız için güneşe çıkmamaya özen göstermeli ve gölgede kalmayı tercih etmelisiniz.

Gardırobunuzu hazırlayın

Kışlık kıyafetleri kaldırma vakti geldi. Yazlıklarınızı raflara dizerken sezonun modası olan canlı renkleri ve desenlileri elinizin altında olacak yerlere koymaya başlamalısınız. Beyaz ve sarının çok moda olduğu yaz günlerinde eğer bu renklerde bir kıyafetiniz yoksa bir tane almanızı tavsiye ederiz.

Cildinizi hazırlayın

Cildinizi güneşe hazırlarsanız yaz aylarından en az zararla kurtulursunuz. Güneş ışınlarından kuruyacak olan cildinize güneşlenmeden önce peeling yapmalı, kremlerle nemlendirmelisiniz. Evde kendinizin hazırlayacağı maskelerden yardım alabileceğiniz gibi kozmetik ürünlerin de yardımına başvurabilirsiniz.

Kilolara veda

Yaz aylarında kapalı kıyafetler altında sakladığımız vücudumuzun güneşe çıkama vakti geldiğine göre kilolardan da bir an önce kurtulmak gerekir. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeye başlamalı, sıcak havalardan yararlanarak düzenli yürüyüşler yapmalısınız.

Saçlara bakım

Güneş ışınlarından çok çabuk etkilenen saçlarınızı şimdiden koruma altına almalısınız. Kırılmalara karşı bakım kremlerinden ve maskelerden yardım alabilir, eğer ihtiyacınız varsa saçınızın uçlarından biraz kestirebilirsiniz.

Pozitif düşünün

Mutlu bir yaz dönemi geçirmek için ruhunuzu da sıcak günlere hazırlamalısınız. Küçük şeylerden mutlu olmayı öğrenir ve pozitif düşüncelere sahip olursanız istediğiniz mutluluğu yakalayabilirsiniz. Havaların güzelleşmesiyle birlikte yaza hazırlanmak için açık havada keyifli zaman geçirmeye bakın. Ailece hafta sonlarınızı parklarda geçirebileceğiniz gibi piknik yapabilir ya da dışarıda brunch yapabilirsiniz.

Ayaklara bakım

Kış aylarında saklandıkları yerden çıkma vakti gelen ayaklarınızın bakım zamanı da gelmiştir. Açık ayakkabılar ile dikkat çekecek olan ayaklarınıza özen göstermeli, düzenli olarak pedikür yapmaya ya da yaptırmaya başlamalısınız.

Yaşam boyu güzel bir cilt

Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok

Unutmayın ki güzel bir cilt için, doğuştan getirdiğiniz iyi genlerin yanı sıra kendinize iyi bakmanız da gerekiyor.
Cilt bakım teknikleri ve ürünleri yaşlara göre değişiklik göstermekte. 20′li, 30′lu, 40′lı, 50 ve üstü yaşlarda uygulayacağınız basit tekniklerle yaşınıza göre güzel görünmeniz mümkün. Beslenme insan hayatının en önemli olgularından biridir. Anne karnında başlar ve hayatımızın sonuna kadar her dönemde farklılık göstermekle beraber devam eder. Beslenme kişinin sosyal, psikolojik, ekonomik, cinsiyet ve sağlık durumlarına göre farklılık gösterebilen bir değişkendir. Yaşamın kaliteli olabilmesi için beslenmenin de kaliteli olması gereklidir. Bu nedenle kişilerin doğru beslenme sistemlerini yaşamlarına adapte etmeleri önemlidir. Yaş dönemlerine göre beslenmeyi ayarlamak hem birçok hastalığın önlenmesine yardımcı olacaktır hem de yaşam kalitesinin arttırılmasında önemli bir paya sahip olacaktır.

Beslenme uzmanı Deniz Sezgin, belirli yaş gruplarına özel beslenme yöntemlerini anlattı. ‘20-30′lu yaşlarla beraber yaşam şekillenmeye başlar. Kişi artık sosyal ve ekonomik seviyesine yön verecek eğilimlere başlamıştır. Bu dönemlerde metabolizma hızı ilk yıllarda yüksek iken son yıllara doğru azalma gösterecektir. 30 yaşından sonra metabolizma hızı her sene yaklaşık yüzde 3′lük bir düşüş sergiler. Bu dönemde var olan kilo problemi ilerleyen yıllarda diyabet (şeker hastalığı) ve kalp hastalıkları için zemin hazırlayabilir. Beslenme tercihlerinde özellikle fastfood tarzında şekillenebilir. Düşük yağ ve düşük doymuş yağ içeriği olan gıdaları tercih etmek gereklidir. Et tüketimlerinde balık, hindi ve tavuk öncelik verilmesi gereken gıdalardır. Herhangi bir tersi durum söz konusu değilse haftada 1-2 defa yumurta kullanılması kaliteli protein açısından olumlu olacaktır. Tatlı tüketimleri olabildiğince haftada 2 defa ile sınırlandırılmalıdır. Üzüm, nar, kivi, portakal, greyfurt gibi antioksidan özellikli meyvelerin tüketilmesinde fayda vardır. Tatlı ihtiyacının yüksek olduğu dönemlerde kuru meyve tercih edilebilir. Süt ve/veya yoğurt her gün 200-300 ml şeklinde kullanılmalıdır. Bu dönemde tam yağlı veya yarım yağlı olarak kullanılabilir.

Sağlık kontrolleri önemli

40 ve 50′li yaşlarda bazı hastalıklar baş göstermeye başlayabilir. Birçok hastalık ön belirtisini vermeye başlamıştır. Yükselmeye başlayan kan yağları, bozulan kan şekeri profili ortaya çıkabilir. Düzenli kontroller yaptırmak önemlidir. Ailede hastalık öyküsü varsa belirli aralıklarla doktor kontrolünden geçilmelidir. Sebze meyve tüketimi ön plana çıkar. Her öğünde mutlaka koyu yeşil yapraklı gıdalar tüketilmelidir. İçeriğindeki likopen’den dolayı domates kullanılması faydalı olur. Bu dönemlerde mutlaka esmer ekmek türevleri kullanılmalıdır. Et tüketiminde sadece haftada 1-2 defa kırmızı et şeklinde olmalıdır. Kan yağlarını kontrol altında tutmak için günde 2-3 adet ceviz veya 8-10 adet fındık, badem kullanılmalıdır. Kuru baklagillerin haftada 2-3 defa kullanılması gerekir. Rafine gıda tüketimi mutlaka sınırlandırılmalı, tatlı tüketimi 10 günde 1 defa sütlü tatlı şeklinde gerçekleşebilir. 60 ve üzeri yaşlarda önceki yılların yaşam tarzı davranışları meyvelerini vermeye başlar. Beyaz et tüketilmeli, haftada 3-4 defa balık kullanılmalıdır. Balık yeteri kadar kullanılmıyorsa balık yağı kullanılabilir. Meyveler gün içinde 3-4 defa tüketilmelidir. Metabolizma hızı oldukça düşüş gösterir. Bu nedenle enerji kısıtlaması gerekir. Kalsiyum ihtiyacı arttığı için kalsiyumdan zenginleştirilmiş süt ve süt ürünleri kullanılmalıdır. Bağışıklık sisteminin yüksek tutulması gerekir. Bu nedenle C vitamininden zengin meyveler kullanılmalıdır. Kuşburnu doğadaki en zengin C vitamini kaynaklarındandır

Sağlıklı bir yaşam

Kalp ritmi üzerine olumsuz etkileri olabileceğinden çay ve kahve kullanımı sınırlandırılmalıdır. Gün içinde 1 fincan yeşil çay içilmesinde fayda vardır. Unutmayın, yaşınıza ve sağlık durumunuza göre doğru beslenmeyi hayata oturtmak ilerleyen yıllarda daha sağlıklı bir yaşam için atılacak ilk adımlardandır. Size uygun beslenme sisteminizi oluşturması için bir diyetisyenle görüşmek yeni yaşam tarzınız için iyi bir fırsat olacaktır.

Yapılması Gerekenler

20′li Yaşlar

Cildinizin en sağlıklı ve en parlak olduğu dönemlerdir. Ergenlik çağının getirdiği akne ve ufak sivilcelerin olması çok normaldir. ‘ Günde 2 kere cildinize uygun bir temizleyici veya toniği masaj yaparak uygulayın. Ardından hafif bir nemlendiriciyle temizliğinizi tamamlayın.
‘ Güneşten korunmak için cilt tipinize uygun 15 ya da 20 faktörlü bir güneş kremi kullanın.
‘ Aknelere karşı en az haftada bir cilt tipinize uygun peeling uygulayın.
‘ Cilt temizliğinizi yapmanızın yanında sigaradan uzak durmalı, sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmelisiniz. ‘ Yüksek miktarda omega-3 içeren ceviz, keten tohumu ve somon balığı tüketin.
‘ Sigaradan uzak durun.
‘ A ve B6 vitamini almaya özen gösterin. B complex vitaminlerinden de faydalanabilirsiniz.

30′lu Yaşlar

Cildiniz yaşla birlikte matlaşmaya ve yirmili yaşlardaki parlaklığını kaybetmeye başlar. Hormon değişimleri ve stresle birleştiğinde ciltte dönemsel bozulmalar meydana gelir. ‘ 20′li yaşlarla birlikte getirdiğiniz alışkanlıkları devam ettirin.
‘ Cildinizi güçlendirmek için retinol içeren cilt bakım ürünleri kullanın. ‘ Kırışmaların ilk başladığı yer, boyun ve göğüs olduğu için güneş ışınlarından koruyun.
‘ Göz çevresinde çizgileri önlemek için antioksidan vitaminler A, C, E vitamini ve çinko takviyeleri kullanın.
‘ Antioksidan etkisi bulunan yeşil çay ve kırmızı şarap için. Taze siyah üzüm tüketin.

40′lı Yaşlar

Cildiniz elastikiyetini ve dayanıklılığını kaybetmeye başlar. Menopoz öncesi östrojen eksikliği başlar. Cilt görünümü değişmeye ve kırışıklar fark edilmeye başlar. Göz çevresi ve ağız çevresinde kırışıklar oluşur. ‘ Cilt yapınıza uygun ürünler kullanın ve cilt temizliğinizi ihmal etmeyin.
‘ Coenzyme Q10 içeren kremler kullanın.
‘ 30′lu yaşlardan getirdiğiniz yeşil çay, kırmızı şarap içme alışkanlıklarını sürdürün. ‘ Menopoza yaklaşılan bu yıllarda, cildiniz kurumaya başlar. Günde en az sekiz bardak su için.
‘ Diyet ve egzersizlerinize dikkat edin.
‘ Özellikle B2 ve B complex vitamin takviyeleri kullanın. Belirgin olmayan ufak estetik müdahalelerle de yaşlanmayı geciktirebilirsiniz.

50′li Yaşlar

Menopozla birlikte cildinizin tonu değişir. Cilt elastikiyetini kaybeder. Eğer genetik açıdan şanslıysanız ve 20′li yaşlardan itibaren sağlıklı alışkanlıklarınız devam ediyorsa on yaş genç gözükmeniz mümkün. ‘ Cildiniz nemini kaybettiği için kremli temizleyiciler ve alkolsüz tonikler kullanmalısınız.
‘ 50′li yaşlara gelmiş hanımların yaptıkları en büyük hatalardan biri, yaşlılık psikolojisine girip kendilerine ve ciltlerine gereken önemi vermemeleridir. Oysa düzenli ve sağlıklı bir yaşamı sürdürürseniz, yaşıtlarınızdan çok daha genç ve güzel görünebilirsiniz. ‘ C, E vitamini, Coenzyme Q10 ve selenyum kullanın.
‘ Stresten uzak, temiz havada yaşamaya özen gösterin.

Tags:  

Kategorisi: Cilt Sağlığı ve Estetik

Uçuk Nedir

Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok

Uçuk Nedir?

Uçuk genellikle dudak, ağız ve burun delikleri çevresinde çıkan Herpes simplex adı verilen virüsün sebep olduğu hastalıktır.

Uçuk Ciddiye Alınması Gereken Bir Sağlık Sorunu mudur?

Yapılan araştırmalar, dünya nüfusunun %80′inin yaşamları boyunca en az bir defa uçuk geçirdiğini göstermektedir. Günümüzde Türkiye’de her yıl 8 milyon kişinin uçuk nedeniyle sıkıntı ve acı çektiği tahmin edilmektedir.

Uçuğun Belirtileri ve Oluşum Evreleri Nelerdir?
Uçuk çıkacak bölgede 0-24 saat önceden gıdıklanma, karıncalanma, kaşınma, yanma, sızlama hissedilir.
Bunu o bölgenin kızarması, şişmesi ve daha sonra da içi sıvı dolu kabarcıkların ortaya çıkışı izler. Bu kabarcıklar konuşurken, gülerken, yiyip içerken acı ve ızdırap verir.
Kabarcıklar patlayarak ülserler oluşur ve bu dönemde uçuk cok ağrılıdır.
Zamanla kuruyup çatlar, sızıntı yapar ve açılarak görüntüyü bozan çirkin bir yara haline gelir.
Kabuklanma başladığında uçuk küçülmeye başlar.
İyileşme döneminde uçuk üstünde oluşan kabuk düşer, yerine kuru ve gergin bir doku oluşur.

Uçuk Bulaşıcı mıdır? Nasıl Bulaşır?

Uçuk, ön belirtileri ile açık yaranın kapanması süresi arasında bulaşıcıdır. Uçuğu olan bir kişinin kullandığı havlu, bardak, çatal, kaşık vb. eşyalarla ve uçuklu kişinin öpmesi sonucu bulaşır. Eğer uçuğa dokunulursa yüzün diğer bölümlerine, göze ve vücudun diğer bölgelerine (genital bölge gibi) de bulaştırılabilir.

Dikkat ! Uçuk Bulaşıcıdır.

Uçuk virüsü (Herpes simplex) ile insan genellikle ilk defa küçükken (0-5 yaş) tanışır. Uçuğu olan aile bireylerinden birinin “Sevgi dolu” öpücüğü sonucunda uçuk virüsü vücuda girer. Çoğunlukla farkedilmeyen küçük kızarıklıklar şeklinde ortaya çıkar; ağız içi, diş etleri ve dudaklar (gingivostomatit) enfekte olur. Ama kimi hassas bünyelerde ciddi enfeksiyonlar şeklinde de görülebilir. Tıbbi yayınlar arasında uçuklu bir kişiden bulaşan virüs sonucu yeni doğan ölümlerine ait vakalar vardır.
Uçuğa dokunulmamalıdır. Dokunulursa eller çok iyi yıkanmalıdır.
Uçukluyken kesinlikle gözlere dokunmaktan kaçınılmalıdır. Bayanlar makyajlarını temizlerken dikkat etmelidir.
Özellikle bebekler, çocuklar ve diğer insanlar öpülmemelidir, yakın temastan kaçınılmalıdır.
Uçuklu insanın kullandığı havlu, bardak, çatal, kaşık vb. eşyalar ayrılmalı ve başkalarının kullanmasına izin verilmemelidir.
Uçuk ve uçuk yarasının kabuğu ile oynanmamalıdır. (Parmaklara uçuk virüsü bulaştırılır, aynı zamanda uçuk yarasına da diğer mikroplar bulaştırılmış olur)

Uçuk Neden Nükseder / Tekrarlar?

Uçuğa neden olan Herpes simplex virüsü vücuda girip ilk enfeksiyonunu yaptıktan sonra o bölgeye yakın sinir düğümüne yerleşir ve uçuk oluşmasını tetikleyen faktörler devreye girene, yani vücudun zayıf düştüğü ana kadar orada kalır.

Uçuk Oluşumunu Tetikleyen Faktörler Nelerdir?
Stres
Ateş, soğukalgınlığı, grip
Aşırı güneş ışınları ve ultraviyole ışınlar
Hormonal değişimler (hamilelik, adet dönemi)
Aşırı yorgunluk ve uykusuzluk
Dişe yapılan müdahaleler (diş çekimi dolgu vb.)
Diğer enfeksiyonlar
Aşırı alkol

Uçuktan Nasıl Korunulur?

Öncelikle uçuğun nüks etmesine sebep olan durumlardan sakınmak gerekir.
Strese bağlı olarak gelişiyor ise; stresimizi azaltacak gevşeme tekniklerini öğrenmek.
Yorgunluk ve uykusuzluk sebep ise; dinlenmek ve iyi uyumak.
Güneş sebep oluyor ise; dudaklar için koruyucu krem ya da yüksek koruma faktörlü güneş yağı kullanmak ve şapka ile yüzü güneşten korumak gerekir.
Tüm alınan önlemlere rağmen uçuk yine de nüksedebilir. Ön belirtiler (karıncalanma, kaşınma, yanma, sızlama) hissedildiğinde o noktaya kısa aralarla bir antiviral krem uygulamak gerekir. Uçuk ya hiç çıkmayacaktır ya da çıksa bile hafif seyredecektir.

Eğer bağışıklık sisteminiz zayıfsa veya sıklıkla uçuk geçiriyorsanız doktorunuzla görüşerek antiviral tabletlerden koruyucu olarak yararlanılabilinir.

Uçuktan uzak kalabilmek için sağlıklı beslenmek de önemli. Yapılan araştırmalar bazı yiyeceklerin uçuk oluşumunu azaltırken, bazılarının da uçuğun tekrarlanmasını kolaylaştırdığını göstermektedir. Araştırmacılar diyet yapanlarda uçuk virüsünün harekete geçmemesi için Lisin içeren besinleri almalarını, Arjinin içeren besin maddelerinden de uzak durmalarını önermektedirler. Bu amaçla diyetlerde Lisin içeren tavuk, patates, süt, bira mayası, fasulye ve balık besinleri alınmalı, Arjinin içeren çikolata, yer fıstığı, bira, üzüm, mısır gevreği gibi yiyeceklerden uzak kalınmalı.

Selülit Nedenleri ve Tedavisi

Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok

Kozmed Güzellik ve Bakım Uzmanı Nebiye Olcar, selülit her 10 kadından 9’unda görülen bir hastalık olduğunu belirterek, tıptaki adının hidrolipodistrofi olduğunu kaydetti. Nebiye Olcar selülit hakkında şu bilgileri verdi.
Selülit nedir?
Dolaşım ve hormonal bozukluklar sonucu bağ dokusunda lokal olarak sıvı toplanmasıdır. Bu hastalığın oluşumunda küçük damar dolaşımı yavaşlar ve damar duvar bütünlüğü bozularak dışarı, doku içine sıvı sızar, burada yağ dokusu su hücreleri arasında birikir. Daha sonra vücudun geliştirdiği savunma reaksiyonu ile bu sıvı, bağ dokusu tarafindan çevrelenir. Zamanla nodüller oluşur.
Portakal kabuğu görünümlü cilt nasıldır?
Bu sıvı tutma olayı üst derinin hemen altında bulunan bağ doku liflerinin yuvarlak birikintiler meydana getirmesi ve bu ilmikler arasında yağ birikintisi tutması ile oluşur. Ciltteki bu kalınlaşma, cildin hareketliliğinin azalmasi ve sertleşmesi ile kendini gösterir. Elle dokunulduğunda ciltte pütürlü, sertleşmis ve muntazam olmayan, “portakal kabuğu” şeklinde bir görüntü izlenir. Selülitin zayıf bayanlarda bile görülmesi, bunun genel yağlanmadan farklı bir oluşum olduğunun göstergesidir ve bir güzellik kusuru olarak kabul edilmektedir.

Oluşma evreleri
1.Dönem : Ayaktayken ve yatarken selülit belirtisi gözlenmez. Cilt sıkıştırıldığında portakal kabuğu görüntüsü izlenir.
2.Dönem : Yatarken herhangi bir portakal kabuğu görüntüsü gözlenmez. Ayakta iken portakal kabuğu görüntüsü oluşur.
3.Dönem : Ayakta ve yatarken ciltte sıkıştırılmasına gerek kalmadan portakal kabuğu görüntüsü olur.
Sebepleri
Hormonal nedenler; vücudumuzun salgıladığı hormon miktarları, çeşitli sebepler ile değişebilir ve bu durum hücre aralığında biriken sıvı miktarının artışına sebep olur. Östrojen hormonundaki artışlar selülit oluşumunda en önemli rollerden birini oynar.
Beslenme; sağlıksız beslenme de selülit oluşumunu hızlandırır. Fast food ve hazır gıdalara dayalı beslenme şekli cilt yapımızı kötü yönde etlkiler.Hayvansal yağlar, tuz ve şeker dokularda su tutulmasını sağlar ve toksik maddelerin atılımını zorlaştırır. Sigara ve alkol kullanımı da doku yenilenmesindeki negatif etkisi ile selülit oluşumuna katkıda bulunur.
Dolaşım bozuklukları; lenfatik ve kan dolaşımındaki bozukluklar, hücrelerin yeterince oksijen ve besin alımını ve toksik maddelerin atımını yavaşlatır.
Selulit oluşumunu engellemek için
Beslenme: Dengeli ve sağlıklı beslenmek şarttır. Kalori ve yağ oranı yüksek gıdalardan uzak durmalı, tuz ve seker tuketimi azaltılmalıdır. Bunun yanında bol sebze ve meyve tuketılmelidir. Zehirli ve atık maddelerin vücuttan atılması için bol su içilmelidir.
Spor: Kan dolaşımını düzenlemek ve durağan olmaktan kaynaklanan deformasyonu gidermek için spor yapılmalıdır. Egzersiz yapılarak vücudun fazla yağlarını yakması sağlanmalıdır.
Duruş ve giyim tarzı: Duruş bozuklukları ve giyim tarzı, dolaşım sisteminin ritmini bozar. Yanlış duruş halinizde sıkışan iç organlar toksik maddeleri atamaz. Yüksek topuklu ayakkabılar ve dar giyisileri tercih etmek dolaşım sistemini etkileyeceğinden selülit oluşumunu hızlandırır.
Selülit tedavisi; Selülit tedavisinde en etkin yöntem masajdır. Çünkü masaj kan ve lenf dolaşımını harekete geçirerek dokuların oksijenlenmesini sağlar. Lenfatik dolaşımın artmasıyla toksik maddeler vücuttan daha kolay atılır. Masajın hem elle hem de cihazlarla uygulama şekli vardır. Elle olan masajlar yüzeysel olur, ancak aletli masajların etkisi derinlemesinedir.

Selülit tedavisinde FDA belgeli tek cihaz: LPG
LPG Endermolojisi aspirasyon (emme) ve dönme aksiyonlarının birlikte kullanılarak deri ve deri altı dokulara negatif basınç uygulanması prensibine dayanan bir masaj metodudur. Dünyanın selülit tedavisinde etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) belgeli tek endermoloji cihazı LPG’dir. Endermoloji, esas olarak selüliti tedavi etmekle birlikte uygulanan alanlarda lokal incelmeler de sağlamaktadır.

Selülitle baş etmenin yolları

Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok

Yaz mevsimi yaklaştıkça üstümüzdeki ağırlıktan kurtulmak için büyük bir çaba harcıyoruz. Sadece palto ve kazakları değil, bacak ve kalçalarda oluşan selülitlerimizi de gardıroba kaldırabilsek ne güzel olurdu, değil mi? Bunu yapamayacağımıza göre selülitle baş etmenin yollarını öğrenmeye ne dersiniz?

Özellikle kadınlarda görülen ve deri altı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımını bozmasıyla oluşan selülit, deride çöküntülerle ve portakal kabuğu görünümüyle kendini gösteriyor. Selülit daha çok ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi hormonların daha çok değişime uğradığı dönemlerde ortaya çıkıyor olmasına rağmen, kişinin genetik yapısı, metabolizma hızı, dolaşım sistemi, sindirim ve boşaltımda yaşadığı sorunlar, doğum kontrol hapları, alınan hormon ilaçları, dengesiz ve düzensiz beslenme, aşırı hareketsizlik, stres, sigara ve
alkol tüketimi de selülit oluşumunda etken faktörlerdir.
Sıklıkla bölgesel olan selülit, kilolu, zayıf, balık etli, uzun, kısa her yaştaki erişkin kadında görülebiliyor. Selülit nadiren erkeklerde de oluşuyor, ancak kadınlarda daha büyük sorun olması, östrojen hormon düzeyinin onlarda daha fazla olmasıyla ilgili.

Selülitin tek nedeni östrojen değil; başka tetikleyiciler de var. Sigara damarların en büyük düşmanı. Güçlü bir damar daraltıcı özelliğe sahip olan sigara, cildin yeterince beslenmesini engelleyerek selülite neden oluyor. Hareketsiz yaşam biçimi, sürekli bacak bacak üstüne atarak oturmak, çok dar pantolon ve diz altı çorap giymek de dolaşım sistemini ve lenf sisteminin düzenli çalışmasını engelleyerek selülite yol açabiliyor. Bunlar, kişinin yaşam tarzı ve alışkanlıklarına bağlı etkenler. Ancak selülitin, kan dolaşımındaki bozukluklar, ailesel yatkınlıklar ve hormonal etkenler gibi elimizde olmayan nedenleri de var. Beslenme ve yaşam biçimi sağlıklı bir şekle dönüştürüldüğünde, selüliti azaltacak yoğun tedavilere genellikle gerek kalmıyor.
Selüliti önlemek için ilk alınacak önlem, sigarayı bırakmak. Düzenli spor yapmak yalnızca genel vücut sağlığı için değil, selüliti önlemek için de çok önemli. Günde 30-60 dakika yapılan yürüyüş, bisiklete binmek veya merdiven inip çıkmak kan dolaşımını düzenleyerek selülit oluşumunu engelliyor. Yalnızca kilo vererek selülitten kurtulmak mümkün değil. Beslenme alışkanlığını değiştirip, bilinçli beslenmeye geçmek önemli. Beslenme ne kadar tek yönlü olursa, selülit de o kadar çabuk oluşuyor. Özellikle fast food ve hazır yemekler dokuları kötü yönde etkiliyor. Hayvansal yağlar, fazla şeker ve tuz da oldukça zararlı. Bunlar yağ hücrelerini şişiriyor, dokularda su birikmesine yol açıyor ve vücudun atıklardan temizlenmesini önlüyor. Günlük beslenme programında tuz, şeker ve yağdan fakir, sebze ve meyvelerden zengin bir diyet kan dolaşımını artırıp bağırsakların düzenli çalışmasını sağlıyor. A ve C vitamini alımını artırmanın selüliti azalttığı düşünülüyor. Bu nedenle, mutlaka günlük meyve tüketimine özen göstermek gerekiyor. Bol lifli gıdalar ve çinko alımı da selüliti engelliyor. Selülit önlemekte bol su içmek de önemli. Su, idrar oluşumunu artırarak vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlıyor.

Alınacak önlemler

Günde en 2,5 litre su içilmeli.

Rafine şekerlerden uzak durulmalı ve günlük tuz tüketimi azaltılmalı.

Yemeklerde kullanılan yağ miktarı azaltılmalı.

Alkol, sigara, koyu çay-kahve ve gazlı içeçek tüketimi minimuma indirilmeli.

Yemekleri pişirirken kızartma yerine haşlama ya da buğulama yöntemi tercih edilmeli.

Mümkün olduğunca mevsiminde ürünler tüketmeye özen göstermeli, dondurulmuş ve konserve ürünlerden kaçınılmalı.

Metabolizmanın düzenli çalışması için öğün atlamamaya özen gösterilmeli.

Çok sık kilo alıp vermekten kaçınılmalı.

Günlük alınan posa miktarı artırılmalı, posanın en iyi kaynakları sebze, meyve ve kurubaklagiller mutlaka beslenme sisteminin içerisinde yer almalı.

Kafeine duyarlılık kişiden kişiye değişir

Kafein merkezi sinir sistemini uyaran bir tür maddedir. Kana mideden karışır.
15 dakika sonra etkileri hissedilir hale gelir. Kahve, çay, kola, çikolata, bazı uyarıcı haplar, bazı ağrı kesiciler ve çeşitli reçeteli ilaçlarda bulunmaktadır. Kafeinin kısa dönemde yaygın olarak hissedilen etkileri, vücudun enerji seviyesinin artması, uyanık ve dinç olma durumu, keyif ve rahatlık hislerinde artıştır. Bu madde bazı ağrı kesiciler ve migren ilaçları ile birleştiğinde ise ilaçların tepki süresini ve etki alanlarını artırır. İlaç kullanımı sırasında kafein alım miktarına çok dikkat edilmelidir. Bu maddeyi içeren diğer besin maddelerive içeceklerde bulunan kafein miktarları iyi hesaplanmalı hatta bir uzmana danışılmalıdır.
Kafeine karşı duyarlılık; tüketim sıklığı, düzenli olarak alınan miktar, vücut
ağırlığı ve fiziksel koşullar gibi pek çok etmene bağlıdır. Kişisel duyarlılığın yanı sıra hamileler, çocuklar ve yaşlılar tüketilen kafeinin kısıtlanmasının gerektiği grup içersindedir. Kafeinin normal miktarı kişiye göre değişir. Pek çok çalışmada, yetişkinler için güvenli olarak tüketilebilecek kafein miktarı günde
300 mg. (yaklaşık üç-dört fincan kahve ya da beş-altı büyük bardak çay) olarak belirlenmiştir.
Düzenli olarak kullanılan kafeinin kesilmesiyle kişide ortaya çıkabilecek belirtiler şunlardır: Baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, uykusuzluk veya uykulu olma hali, konsantrasyon eksikliği, işte karşılaşılan zorluklar (motivasyon ve dikkat eksikliği, düşük performans), huzursuzluk (mutsuzluk, can sıkıntısı, huysuzluk, diken üstünde olma), depresyon (üzüntü, halsizlik, endişe, isteksizlik, küskünlük), sinirlilik, mide bulantısı, kusma, eklem ağrıları.

Su kaybına dikkat!

Özellikle yaz sıcaklarının yoğunlaştığı bugünlerde vücudumuzdan su kaybı artıyor. İnsan bedeninin yüzde 60-70′i sudur ve bu suyun üçte ikisi hücreler içinde, geri kalanı dokular arası sıvıda ve kanda bulunur. Su yaşamımız için çok önemlidir. Bir insan yemek yemeden dört hafta yaşayabilirken, su içmeden yaşayabilme süresi ise sadece üç-dört gündür. Eğer vücutta az su bulunursa, kanın yoğunlaşmasına yol açıyor ve bu da organlara çok az miktarda oksijen ve besin maddesi taşınmasına neden oluyor. Eğer aşırı miktarda su içilirse, bu da vücut için olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Çünkü bu durumda böbrekler aşırı çalışıyor ve sık sık tuvalete çıkılmasına neden oluyor, bunun sonucunda da vücudumuzdan kalsiyum minerali atılıyor. Vücudunuzun su alımının yeterli olup olmadığını anlamanın en etkili yolu, idrara dikkat etmektir. Açık renkli idrar, su ihtiyacını doğru karşıladığınızı gösterir. Eğer idrarınız koyu renkli ise, bu yeterince su alınmadığı anlamına gelir.
Suyun vücudumuza faydaları: Besinlerin sindirimi, emilimi ve metabolizma sonucu oluşan artık ürünlerin atılması için gereklidir. Hücre ve kas dokularını güçlendirir, cildi gerginleştirir, parlaklık kazandırır, vücudun ısı ve tuz dengesini sağlar.

Onların da estetik kaygıları var!

Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok

Çocuklarda estetik sorunlar zamanında tedavi edilmezse derin psikolojik sorunlara neden olabiliyor.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, çocuklarda estetik sorunların zamanında tedavi edilmediğinde psikolojik etkilerinin çok derin olabileceğini söyledi. Karacalar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuklarda doğumsal kusurların yanı sıra doğum sonrasında oluşan estetik sorunların tedavilerinin mümkün olduğunu kaydetti.

Kepçe kulak, yarık dudak, burunda şekil bozukluğu, yüzde doğumsal lekeler, göz kapağı düşüklükleri, tırnak bozuklukları, yüzde yerel yağ birikimleri gibi estetik problemlerin okul çağında çocuklar için, diğer çocuklar tarafından alay edilme nedeni olarak kullanılabildiğini anlatan Karacalar, bu durumun çocuklarda ciddi psikolojik sorunlara yol açabileceğini ifade etti. “Çocuklarda estetik sorunlar zamanında tedavi edilmediğinde psikolojik etkileri çok derin olabilir” diyen Karacalar, “Çevre ve diğer çocuklar tarafından alay edilme nedeni olan estetik sorunlar giderilmelidir.

Özellikle görünen yerlerdeki estetik sorunların giderilmesi çok önemlidir” dedi. Çocuklara estetik ameliyat yapılamadığı yönünde bir inanış olduğunu belirten Prof. Dr. Karacalar, şu bilgileri verdi: “Estetik burun ameliyatının çocuklarda güvenli bir şekilde yapılabileceği artık kabul edilmektedir. Özellikle solunum sıkıntısına da neden olan burunlar için ileri yaşların beklenmemesi önerilmektedir.

Genellikle kabul edilen okul çağından önce çocukla ilgili estetik sorunların giderilmesidir. Aksi halde çocukta ciddi psikolojik sorunlar, öğrenme sorunları, davranış sorunları çıkabilmekte ve bunların bir bölümü çocuğun tüm yaşamı boyunca kişiliğinin bir parçası olarak kalabilmektedir.”

Çocukların iyileşme seyri ve kapasitesinin erişkinlere göre daha hızlı ve güçlü olduğunu da vurgulayan Karacalar, bazı estetik girişimlerin çocukluk çağında yapılmasının daha kolay olduğunu belirterek, “Kepçe kulak ameliyatları buna örnektir. Kulak kıkırdağı henüz yumuşak olduğu için sertleşmiş erişkin kulağına göre çocukların kulağına daha kolay şekil verilebilir” diye konuştu. Prof. Dr. Ahmet Karacalar, çocuklardaki estetik sorunlar için bir estetik cerraha başvurulmasını önererek, okulların tatil olduğu ayların çocuklardaki estetik problemlerin giderilmesi için uygun bir dönem olduğunu da sözlerine ekledi.

Tags:  

Kategorisi: Cilt Sağlığı ve Estetik

Makyajınızı tazeleyin!

Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok

Son kullanma tarihi geçen ürünler gözde ve ciltte enfeksiyon yaratabilir.
Kadınların 3′te 2’sinin aynı makyaj malzemelerini 2 yıldan uzun süre kullandığını açıklayan uzmanlar uyardı: Son kullanma tarihi geçen ürünler gözde ve ciltte enfeksiyon yaratabilir İngiltere’de yapılan bir araştırma, son kullanma tarihi dolan makyaj malzemelerinin kullanılmasının sağlık açısından riskli olduğunu ortaya koydu. Bilim adamları, ruj ve maskaraların bakteri üremesine uygun ortam sağladığı ve makyaj malzemesinin kullanıldığı alanda enfeksiyon gelişmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Londra’daki “College of Optometrists” uzmanları, araştırmaya katılan kadınların 3′te 2’sinin makyaj malzemelerini iki yıldan daha uzun süre kullandıklarını söylediklerine dikkat çekti.

Paylaşmayın!

Bu konudaki en yanlış davranış biçimini sergileyen kadın grubunun 30′lu yaşlarının sonunda, 40′lı yaşlarının başındaki grup olduğunu belirten bilim adamları, bu grubu oluşturan kadınların 5′te birinin makyaj malzemelerini 5 yıldır kullandıklarını bildirdi.

Uzmanlar, kadınların makyaj malzemelerini bir başkasıyla paylaşma alışkanlıklarının da tehlikeli olduğuna, özellikle 24 yaşın altındaki grubu oluşturanların 3′te birinin bunu sıkça yaptığına dikkat çekti.

Dr. Susan Blakeney, “En sık rastlanan, maskaranın taşıdığı bakteriler yüzünden kadınların gözlerinin sıkça kaşınması, sulanması ve kızarmasıdır. Makyaj malzemeleri sık sık değiştirilmelidir” dedi.

Tags:  

Kategorisi: Cilt Sağlığı ve Estetik

Eski Konular  


Sağlık Fotoğrafları

Sağlık Video

Sağlık Siteleri

 Sağlık Sayfaları 1 den 2 e Kadar  1  2 »