Su çiçeği hastalığı

Sağlık Konusu: admin on Nisan 27, 2009 | Yorum Yok

Suçiçeği virüs dediğimiz yüksek mikroplarla oluşan çok bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık % 90 oranında 10 yaşın altında görülür. En sıklıkla rastlandığı yaşlar ise 2-8 yaş grubudur. Bununla beraber suçiçeği herhangi bir yaşta ortaya çıkabildiği gibi, yenidoğan evresinde ve yaşımın ilk yılında da görülebilir. Kuluçka devri 14-21 gündür. Hastalık genellikle Ocak ile Mayıs aylarında ortaya çıkar.

Suçiçeğinde bulaşma, hastalarla doğrudan yakın ilişkiye geçmekle ve hastanın öksürük ve aksırıkları ile etrafa saçılan virüs yüklü damlacıklarla olur. Hastalığın bulaşma süresi, döküntülerden 24 saat önce ve döküntülerin kepeklenmesinden 6-7 gün sonrasına kadardır.

Suçiçeği, hafif ateş, iştahsızlık gibi belli belirsiz ön belirtilerle başlar. Arkasından göğüsten ve sırttan başlayan kaşıntılı ortası soluk çevresi kırmızı, başlangıç döküntüleri ile ortaya çıkar. Bunlar kısa sürede kabarır, içi berrak sıvı ve hastalık etkenleri (virüsler) ile dolu inci tanesi gibi ortası göbekli içe çökük oluşumlara dönüşürler. Kısa zamanda koyulaşarak kabuklanıp, kepeklenirler. Genellikle yerinde nedbe bırakmadan dökülürler. Göğüs ve sırttan başlayan değişik yaştaki döküntüler, kollara, boyuna, yüze kulak içlerine, ağıza, damaklara, göze ve saçlı deri içine yayılırlar. İltihaplanan deri döküntüleri bazen deride derin izler bırakabilir.
Suçiçeği genellikle, kalıcı bir bağışıklık sağlar. Tekrarladığı söylenilen hallerde ilk hastalığın suçiçeği olup olmadığını araştırmak gerikir. Suçiçeği geçirmiş bir annenin bebeği yaşamın ilk üç ayında bu hastalığa karşı geçici bir korunmaya sahiptir.

Suçiçeğinde etkene yönelik bir sağıtma şekli ve aracı yoktur. Bakımda tüm çaba, belirtilere yöneliktir. Ateş yükselmelerinde, uygun dozlarda aspirin, kaşıntıya karşı ağızdan kaşıntı gidericiler ve deriye uygulanan losyonlarla yetinilir. Bebeklerin tırnaklarının kesilmesi de deri oluşumunlarının iltihaplanmasını önleme yönünden gerekli bir önlemdir. Derideki oluşumların iltihaplanmasında gereğinde uygun antibiyotiklere başvurulur.

Genç annelere depresyon tehditi

Sağlık Konusu: admin on Mart 14, 2009 | Yorum Yok

Genç yaşta hamile kalmak depresyon riskini artırıyor. Eğitim düzeyinin yükselmesi ve çalışmak ise bu riski düşüren faktörlerden… 7 Mart 2007 Çarşamba EGE Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi işbirliğiyle gerçekleştirilen ‘Gebe Kadınlarda Depresyon Durumu ve Bunu Etkileyen Etmenlerin İncelenmesi konulu araştırma genç yaşta gebe kalmanın depresyon riskini arttırdığını ortaya çıkardı.

Araştırmanın Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği’ne başvuran 15-49 yaş arasındaki 136 gebe üzerinde gerçekleştirildiğini belirten Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahsen Şirin, fakülte ve yüksekokul mezunu gebelerde depresyon ortalamasının, ilkokul, ortaokul veya lise mezunu olanlara göre daha düşük olduğunu belirtti.z yaşamaktadır” diye konuştu.

Çalışmayan hamile kadınların depresyon puan ortalamalarının çalışanlara göre daha yüksek bulunduğunu açıklayan Prof. Dr. Şirin, Gebelik sırasında özellikle düşük sosyo-ekonomik koşullara sahip kadınlarda depresif semptomlar daha yaygın olarak görülmekte, bunda çoğunlukla çevresel faktörler etkili olmaktadır” dedi.

Düşük veya ölü doğum yapmış kadınların yüzde 36’sında ciddi depresyon belirtilerine rastlandığını vurgulayan Prof. Dr. Şirin, Gebelerin depresyon puan ortalamaları ile doğacak çocuklarının cinsiyeti hakkındaki beklentileri de incelenmiştir. Gebelerden çocuğun cinsiyeti fark etmez cevabını verenlerin depresyon puan ortamaları 16.60, kız bebek beklentisi olanların puan ortalamaları 11.91, erkek bebek beklentisi olanların puan ortalaması ise 11.00 olarak bulunmuştur. Genellikle cinsiyetin fark etmediği ilk gebeliklerde depresyon düzeyi yüksek olmaktadır” dedi.

 


Sağlık Fotoğrafları

Sağlık Video

Sağlık Siteleri

 Sağlık Sayfaları 1 den 1 e Kadar  1