Ağız ve Diş Bakımı

Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok

Alt ve üst çeneler, birbirinden ayrı olarak fırçalanmalıdır. Doğru diş fırçalama tekniği, fırçanın her iki çenede de dişetinden dişe doğru kullanılmasını ifade eder. Yani tek yönlü süpürme hareketi.
Fırça ağız içinde sırayla tüm dişleri dolaşmalıdır ve fırçalanmayan diş yüzeyi kalmamalıdır.
Sadece dişlerin çiğneme yüzeyleri ileri geri fırça hareketi ile temizlenmelidir.
Dilin üst yüzeyi de mutlaka fırçalanması gereken bir bölgedir. Dil, pütürlü yüzeyinden dolayı, ağız kokusuna neden olan çok sayıda bakteriye barınak oluşturur. Bu bakteriler en çok dilin boğaza yakın (sırt) kısmında bulunurlar. Bu nedenle dilin geriye doğru olan bölgeleri de fırçalanmaya çalışılmalıdır. Mide bulantısı refleksi olan hastalar nefes verip, tekrar nefes almadan fırçayı mümkün olduğunca geriye götürüp fırçalamalıdır. Zamanla bulantı refleksi azalacaktır.
Diş fırçası kullanımdan önce ıslatılmamalıdır ve üzerine nohut büyüklüğünde diş macunu sürülerek fırçalanmaya başlanmalıdır. (macun reklamlarındaki gibi tüm fırça yüzeyini kaplayacak şekilde değil)
Tüm diş yüzeyleri tarif edilen şekilde fırçalandığında zaten ideal olan iki dakikalık diş fırçalama süresi oluşmaktadır.

Diş ipi kullanımı
Diş ipi dişlerin ara yüzeylerini temizlemek için en etkili araçlardan biridir. Önemli olan sabırla günde en az bir kere ve genellikle gece yatmadan önce bu işlemi gerçekleştirmektir.İşaret parmakları arasında gergince tutalan diş ipi ile dişlerin ara yüzeyleri, diş ipini diş etine batırmadan rahatlıkla temizlenelebilir. Eğer diş ipi diş aralarına girmiyorsa bunun genellikle üç anlamı olabilir:

O dişler arasında diş taşı olabilir,
Dişlerden birinde çürük olabilir,
Dişlerdeki dolgularda kırılma/çatlama olabilir.
Su ile gargara
Su ağız sağlığı için yeryüzündeki en yararlı maddelerden biridir.
Su ile gargara, su içmek ya da ağaza su alıp tükürmek demek değildir. Suyun ağız içinde her bölgeye değecek şekilde dolaştırılmasıdır.
Su ile gargara günümüz insanının yoğun temposu ve temizlik alışkanlığına dönük gönülsüzlüğü için en iyi çarelerden biridir.
Yediğimiz içtiğimiz her şeyden sonra mümkünse ağzımızı su ile çalkalamak ağız sağlığı için yararlı olacaktır.
Kişi yanında küçük bir şişe su dolaştırarak bu alışkanlığı edinebilir.
Ilık su içine katılmış bir çay kaşığı tuz gargarası ise ağızdaki bakteri florasını azaltır. Ayrıca diş etleri ile dişler arasındaki ödem miktarını azaltarak diş etlerinde sıkılaşma sağlar.
Renklendiricileri engelleme
Günümüz dünyasında diş hekimliğinin ve ağız-diş sağlığının en önemli düşmanı renklendiricilerdir. Sigara-tütün kullanımı, çay, kahve türleri, kola vb. içecekler, çikolata vb. şekerlemeler ve birçok ürün dişleri olumsuz etkilemektedir. Kullanıyorsanız her türlü tütünlü içeceği filtreli ağızlıkla içmek önerilir. Çay ve kahvenin açık tüketilmesini, kola ve içeceklerin hafif (light) ve açık renkte olanlarının içilmesi tavsiye edilir. Çikolata ve şeker tüketiminden sonra ise su ile kuvvetlice ağzın çalkalanması ve mümkünse diş fırçalaması önemlidir.

Düzenli diş hekimi kontrolü
Diş fırçası üç ayda bir değiştirmelidir. Islak kalan fırçada mikrop üremesi kolaydır. Aynı anda en az 3 fırça kullanmanız yararınıza olacaktır. Diş fırçalarınızı başkalarının fırçalarından ayrı yerlerde tutmalısınız. Banyo aynasında, cüzdanınızda vb. kendinizi ağız bakımı konusunda motive eden işaret ya da simgeler bulundurmalısınız. 6 ayda bir diş hekiminize kontrole gitmeniz diş sağlınız için önemlidir.

Diş Fırçalamanın Püf Noktaları

Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok

Diş Fırçalamanın Püf Noktaları

Daha önce duydunuz belki ama buda son olaraq ingilizler tarafından bilimselleşmiş şekli dakika we basınç gramlarıyla

İngiliz bilim adamları, dişleri uzun süre ve sert şekilde fırçalayarak daha çok bakteri öldürüldüğü inancının yanlış, dişleri bu şekilde fırçalamanın zararlı olduğunu bildirdiler.

Newcastle Üniversitesi’nde görevli bilim adamı Peter Heasman ve ekibinin gönüllüler üzerinde 4 hafta süreyle yaptığı araştırmada, 2 dakikayı aşan fırçalamanın daha çok bakteri öldürmediği tespit edildi.

Dişlerin sert şekilde fırçalanmasının diş minesine ve etine zarar verebileceğini belirten Heasman, bakterilerin belirli bir süre içinde öldüğünü, dişlerin bu süreden daha uzun ve sert şekilde fırçalanmasının olumlu etkisinin bulunmadığını, hatta zararlı olabileceğini kaydetti.

Araştırmada 16 değişik diş fırçalama kombinasyonunun etkisi incelendi. 30, 60, 120 ve 180 saniye ile 75, 150, 225 ve 300 gramlık basınçları kombine eden bilim adamları, gönüllülerin basınç ve süreyi ölçmek için bilgisayara bağlı diş fırçaları kullandığını belirttiler.

Her uygulamadan sonra diş plağının ne kadar temizlendiği ölçüldü. Araştırma sonucunda, ideal sürenin 2 dakika ve dişlere uygulanan en uygun basıncın 150 gram olduğu ortaya çıktı. Sürenin kolaylıkla ölçülebileceğini kaydeden bilim adamları, basınç konusunda emin olmayan kişilere en uygun tekniği diş hekimlerinden öğrenmeyi, dişleri çok sert fırçalamamayı, diş ipi kullanmayı ve dişleri günde en az bir kez fırçalamayı önerdi.

Bilim adamları, deneyin elektrikli diş fırçalarıyla yapıldığını, fakat sonucun normal diş fırçaları için de geçerli olduğunu söylediler.

Diş Kırılması

Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok

Diş kırılması : Tedaviye yardımcı olabilir düşüncesi ile -mümkünse- kırılan diş parçası bulunarak koruma altına alınmalıdır. Diş kırılması sonrası 30 dakika içerisinde dişhekimine gidilmelidir. Bu arada bölgede kanama meydana gelmişse temiz bir gazlı bez ile basınç uygulanmalıdır. Basınç uygulamasına rağmen kanama 15 dakika içerisinde durmazsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Diş kırılmaları, dişlerin yerlerinde oynaması ya da çıkması, ağız dokularında yaralanmalar ve beyin sarsıntısı sıklıkla da basketbol, futbol vs. gibi kontak sporları yaparken oluşan çarpma ve düşmeler ile trafik kazaları sonucunda oluşmaktadır. Özellikle kontakt spor yapan çocuklarda oluşabilecek ağız yaralanmalarını ve diş kırıklarını önlemek için uygulanacak en uygun yöntem ağız koruyucusu (mounth guard) kullanmalarını sağlamaktır. Diş kırılması sonrası , diş darbe nedeni ile kendi yuvasında yer değiştirir ise hafif bir parmak basıncı ile diş eski pozisyonuna getirilmeye çalışılmalıdır.

Dişi yuvasına yerleştirirken kesinlikle zorlanmamalıdır. En geç 30 dakika içerisinde dişhekimine başvurulmalıdır.

Daimi dişin yerinden çıkması :
Diş kırılması sonrası yerinden çıkan diş bulunmalıdır. Bulunan diş taç (kuron) kısmından tutulmalıdır. Dişi kök kısmından tutarak buradaki dokuların daha fazla hasar görmesine neden olunmamalıdır. Eğer dişin kök kısmındaki dokular fazla hasar görürse dişin yuvasına tutunması mümkün olmaz. Kuron kısmından tutulan dişin üzerinde bulunan yabancı maddeler akan su altında yıkanmalıdır.

Diş yüzeyinin temizlenmesi sırasında ovalama işlemi yapılmamalı ve kesinlikle fırça kullanılmamalıdır
Öncelikle dişi yuvasına yerleştirmeye çalışılmalıdır. Dişi yerine yerleştirirken aşırı kuvvet uygulanmamalıdır. Aksi taktirde diş ve diş yuvasında ciddi hasarlara neden olunabilir. Diş yuvasına yerleştirilebilmişse yerinde sabit kalabilmesi için üzerine temiz bir gazlı bez koyularak ısırtılmalıdır. Bu şekilde en kısa zamanda dişhekimine başvurulmalıdır. Eğer diş yuvasına yerleştirilememişse diş hekimine gidinceye kadar süt ya da su içerisinde korunmalıdır.

Diş kırılması sonrası yerinden çıkmış dişi tekrar kazanılması için diş dokularının fazla zedelenmemesi ve mümkün olduğunca çabuk diş hekimine baş vurulması gereklidir.. Uygun şartlarda korunmuşsa ve en geç yarım saat içerisinde diş hekimine ulaştırılmışsa dişin tekrar kendi yuvasına yerleştirilerek (reimplantasyon) ile kurtulma şansı %90 dır.

Diş Ağrısı Tedavisi

Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok

Diş Ağrısı Tedavisi

Diş ağrısı tedavisi için ağrıyan diş üzerinde ve dişlerin arasında bulunan gıda birikintileri, diş fırçası ve diş ipi kullanılarak temizlenmeli ve yarım su bardağına yarım çay kaşığı tuz ilave edilerek elde edilen tuzlu su ile ağız iyice çalkalanmalıdır.

Diş ağrısı tedavisi için kesinlikle ağrıyan diş üzerine ASPİRİN ya da herhangi bir ağrı kesici ilaç uygulanmamalıdır. Kimyasal yapıları nedeni ile bu gibi ilaçlar diş etinde ve çevre yumuşak dokularda tahrişlere neden olabilmektedir. Bu da diş ağrısının yanında ikinci bir ağrının oluşmasına neden olacaktır.

Eğer iltihap nedeni ile yüzde şişlik oluşmuşsa diş ağrısı tedavisi için o bölgeye soğuk kompres yapılmalıdır. Dişhekimine gitmeden önce bir ağrı kesici ilaç alınabilir.

Diş üzerinde çürük nedeni ile oyuk oluşmuşsa diş ağrısı tedavisi için buraya çok az karanfil yağı (eugenol) emdirilmiş pamuk koyulabilir. Eugenol ağrının azalmasını sağlayacaktır.

Ancak, bu işlemi yaparken eugenol fazla kullanılarak diş etine sızmasına neden olunmamalıdır. Çünkü karanfil yağı da yumuşak dokuları tahrip edici özelliğe sahiptir. Diş ağrısı tedavisi için bir an önce dişhekimine başvurulmalıdır.

Diş ağrısı ve yapabilecekleriniz
Diş ağrısı insanların çaresiz kaldıkları ciddi sorunların başındadır.Bir çoğumuz diş ağrısını dindirebilmek için doğru veya genellikle yanlış olan uygulamaları deneriz.Dişhekimine ulaşamadığınız özellikle gece istirahat saatlerinde karşımıza çıkan amansız diş ağrıları zihinlerimizde kötü anılar olarak yer etmiştir.Diş ağrısının şiddeti dişte meydana gelen ve tedavisi ihmal edilmiş çürüklerin dişin pulpasına (sinirine) yakınlığı ile doğru orantılı olarak artmaktadır.Diş ağrısının dayanılmaz olduğu durumlar çürüğün pulpaya ulaşması ve dişin hissini veren sinirinin ağız ortamı ile ilişkide olmasıdır.Diğer dayanılmaz ağrıların sebebi ise uzun süre tedavi edilmemiş çürüklerin dişin kökünde ve yumuşak dokuda oluşturduğu enfeksiyondan kaynaklanan apse nedeniyledir.Her iki durumda da zonklar tarzda kulaklara yansıyan uyuşukluk hissi veren sert ağrılardır.

Tüm ağız içi problemlerde olduğu gibi diş ağrılarında da ilk adım zaman kaybetmeksizin Dişhekimine başvurulmasıdır. Dişhekimine gidilemediği durumlarda ise:

*Allerji yapmadığına emin olduğunuz ağrı kesiciyi tok karnına kullanmaktır.Unutmayın ki ağrı kesiciler içildikten 15-30 dakika sonra etkilerini gösterecektir.

*Diş ağrısı çürükten kaynaklanıyorsa ve dişinizin çürük kısmında birikmiş gıda artıklarının temizlenmesi yani dişlerinizin fırçalanması işe yarayabilir.

*Dişinizin ağrısı ile birlikte yüzünüzün veya çenenizin bir bölümde şişme belirtisini görüyorsanız bu bölgeye havluya sarılmış buz ile yapılacak soğuk kompres ağrının azalmasına, şişmenin engellenmesine yardımcı olacaktır.

*Ağrıyan dişinize kesinlikle Asprin veya benzer Kimyasal, alkollü maddeler tatbik etmeyiniz bu tür maddeler asidik olduklarından hem ağrıyı dindirmeyecek hemde o bölgede yumuşak dokuda yanıklara ve ikinci bir ağrının eklenmesine sebep olacaktır.

*Ağız içinde yapılacak ılık tuzlu bir gargara ağrınızın azalmasına yardımcı olabilir.

Diş Ağrısı Tedavisi
Diş ağrısı; dişin çürümesi, minesinin aşınması, dişetlerinin iltihaplanması veya bunlara benzer nedenlerden kaynaklanır.

Diş ağrısı , neredeyse her insanın hayatının bir veya birden fazla döneminde şikayet ettiği bir rahatsızlıktır. Genel kanı, diş ağrılarının basit ağrılar olduğu yönündedir ve bu nedenle dayanılmaz hale gelinceye kadar diş hekimine gitmek genellikle ertelenir. Ayrıca yine ayni kanı nedeniyle bilinçsiz ağrı kesici kullanımının ve çeşitli yöntemlerin en sık görüldüğü ağrı çeşitlerinden biridir.

Diş Ağrısı

Diş ağrılarının nedenleri
Diş çürükleri ve diş abseleri

Diş minesinin aşınması
Dişeti hastalıkları
Gömülü Dişler
Sinüzit gibi ağız dışı hastalıklar sıralanabilir.

Diş ağrıları nedenleri arasında en sık görülen diş çürükleridir. Toplumun %97’sinde diş çürüklerine rastlanmaktadır. Bu durum özellikle kötü veya yetersiz ağız hijyeninden kaynaklanır. Ağız içine yerleşen bakteriler şekerli ve unlu yiyecek kalıntıları ile asit oluşturur ve bu da dişin koruyucu tabakasını zayıflatarak çürüklere neden olur.

Diş ağrıları genellikle zonklama şeklinde ve oldukça rahatsız edici olarak duyulur. Ağrı gittikçe şiddetlenir ve bazen dayanılmaz bir hal alır. Özellikle abse gibi iltihabi bir durum varsa dışarıdan farkedilecek kadar şişliklere neden olabilir. Sıcak ‘ soğuk hassasiyeti ve dişe bastırınca hassasiyet artar. Dişlerde minik kırılmalar görülebilir.

Diş ağrısı başladığında vakit kaybetmeden bir diş hekimine gitmekte fayda vardır. Zira diş ağrısı nedenlerinden de anlaşılacağı gibi , ağrı kendi kendine geçme özelliği genellikle göstermez ve tedavi gerektirir.

Ancak diş sağlığını korumak ve diş ağrılarında en iyi tedavinin yapılmasını sağlamak için bazı noktalara dikkat edilebilir:

Diş Ağrısı Tedavisinde Nelere Dikkat Edilmelidir ?
Ağız hijyenine dikkat etmek
Diş ağrısı başladığında , diş aralarında kalmış yemek artığı,vb olup olmadığı kontrol etmek; varsa dişe zarar vermeden ve ağrıyı artırmadan temizlemek
Bilinçsiz ve aşırı ağrı kesici kullanımından kaçınmak
Bilinçsiz ağrı giderme yöntemlerinden kaçınmak ( ağrıyan diş üzerine ağrı kesici konması , alkollü pamuk uygulaması , vb.)
Diş hekimine ağrı ile ilgili ayrıntılı bilgi vermek ve varsa daha önce geçirilen diş operasyonlarından haberdar etmek.

Aranan kelimeler: Diş ağrısı, Diş ağrısı Hastalığı, Diş ağrısı Tedavisi, Diş ağrısı Hastalıkları, Diş ağrısı için Şifalı Bitkiler ve Ağız ve Diş Hastalıkları…

Ağız Kokusu

Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok

Ağız Kokusu : Çoğunlukla fena ağız kokusunun sebebi (%90 oranda) ağız içi kaynaklıdır. Diğer sebeb ise mide-barsak yada üst solunum yolu rahatsızlıklarıdır.Bunlara ilaveten özellikle çocuklarda barsak parazitlerine bağlı daha çok sabahleyin gözüken ağız kokusu oluşabilir.Bazı sistemik hastalıklardda da (diabet gibi) fena koku (ağız kokusu) görülmektedir.

Ağız kokusunun başlıca sebepleri;
1-Kokulu yiyecekler
2-Diş çürüğü
3-Periodontal(dişeti ve çevre kemik dokusu)hastalıklar
4-Sürekli ağız kuruluğu
5-Tütün kullanma
6-Tetersiz ağız hijyeni(kötü bakım)

Dişhekiminiz size ağız kokusunun sebebinin belirlenmesinde yardımcı olur eğer sebeb ağız içi kaynaklı ise bu sorununuzun giderilmesinde gerekli tedavi planlamasını yapar.

Ağız kokusunu neler yapar
Yediğimiz gıdalar solunumumuzu etkiler , özellikle soğan sarımsak gibi yiyecekler kan dolaşımımıza geçerler, oradan akciğerlere transfer edilir ve nefesimizle dışarı atılır. Diş fırçalama ,dişipi kullanımı ve ağız gargaraları ,sakız çiğneme ağız kokusunu sadece geçici olarak maskeler. Vücut gıdayı elimine edene kadar koku kalır.Diet yapanlarda düzensiz yemek yemeğe bağlı olarak fena ağız kokusu olur.

Düzenli ağız bakımı olmazsa,gıda artıkları dişler arasında ,dilin ve dişetlerinin üstünde
birikerek ağızda kalır ,belli bir süre sonra kokuya sebeb olur.Protezlerinde iyi temizlenememesi fena kokuya sebeb olur. Periodontal sağlığın bozulduğunun en önemli habercisi de fena ağız kokusudur.

Diş Sağlığı

Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok

DİŞ ÇÜRÜMESİ

Diş çürümesi, dişte bakterinin neden olduğu bir hastalıktır. Genel soğuk algınlığından sonra diş çürümesi, tüm insanlarda görünen en yaygın bozukluklardan biridir. Çoğu kişi için ömür boyu kalıcı olan bir sorun olsa da diş çürümesi en sık çocuk ve gençleri etkiler.

Tüm yaştaki kişiler için çürük, diş kaybının temel nedenidir. Diyet, flor kullanma ve doğru ağız hijyeni yoluyla diş çürümesini önlemede atılan önemli adımları bir kenara bırakırsak, günümüzde çocukların yarısından fazlasında 4 yaş hatta daha da önce diş çürümesi görülür.

Geçmişte, orta yaşı geçmiş çok az kişinin kendi dişleri olurdu. Günümüzde, flor kullanımı, daha iyi diş bakımı, beslenme ve hijyen, insanların kendi dişlerini daha uzun süre kullanmalarına izin veriyor. Bu ise, görece yeni bir sorun ortaya çıkarıyor, daha yaygın görülen diş kökü çürümesi Diş köklerinin çürümesi, yaşlı kişiler arasında gittikçe artan bir sorundur. Yaşam boyu sürecek uygun diş bakımı, iyi beslenme ve iyi bir ağız hijyeni, diş çürümesinin bu türüyle baş etmenin anahtar yollarıdır.

Diş Çürümesi Nasıl Gelişir?

Diş çürümesi birbirini etkileyen 3 faktörün sonucudur: Bakteri, diyet şekeri ve hassas diş yüzeyi.

Vücudunuzun diğer bölümleri gibi ağzınız da bakteri barındırır. Bu bakteriler, yediğiniz şeker ve karbonhidratların bir bölümünü aside dönüştürür. Bakteriler ve oluşturdukları asit, dişinizin yüzeyine yapışan ve diş plağı adı verilen yapışkan maddeyi oluşturur.

Bakterilere ek olarak, plak da mukus ve yiyecek parçacıklarından oluşur. Dilinizi dişinizi fırçaladıktan birkaç saat sonra diş yüzeyinin üstünde gezdirdiğinizde plağı hissedersiniz. Doku, hafif pürüzlüdür ve özellikle arka dişlerin yüzeylerinde daha iyi fark edilir. Plak, tam diş eti çizgisinin üzerindeki alanlarda ve diş dolgularının sınırlarında molar (azı) ve premolar dişlerin oyuk ve yarıklarına sıkıca tutunur.

Plakta oluşan ve çürümeye neden olan asit, dişin diş minesi yüzeyindeki minerallere saldırır. Plağın neden olduğu erozyon, diş minesinde küçük oyuklar (açıklıklar) oluşmasına yol açar. Bunu başlangıçta fark etmezsiniz. Çürümenin ilk belirtisi, tatlı, çok soğuk ya da sıcak bir şey yediğinizde hissettiğiniz ağrıdır.

Diş minesinde bir kez çürüme başladığında, altındaki daha yumuşak dentin zedelenmeye açık hale gelir. Dentin, dişin ortasında diş özüne giden küçük kanallar içerir. Bakteri hassas diş özüne erişirse iltihap meydana gelir. Diş özü içindeki kan damarları genişler ve buna bağlı olarak, dişte genişleyecek yer olmadığı için, ağrı hissedersiniz Buna ek olarak, vücudunuz dişten çevre dokulara bakteri istilasına karşı koymak için alyuvarları gönderir.
Bakterinin neden olduğu bu tür enfeksiyon diş apsesi olarak bilinir. Dişin çevresindeki kan damarları genişler. Genişlemiş damarlar, 0 bölgedeki sinirler üzerinde baskı yapar ve daha fazla ağrıya neden olur. Genellikle, vücudun bununla başa çıkma çabalarını bir yana bırakırsak, enfeksiyon diş özünü etkiler; sinirler ve kan damarları ölür. Diş ağrısı kesilir, ancak diş, daha sonra, bazen yıllar sonra apseye neden olur.

Kalıcı dişlerde, diş çürümesinin gelişimi bir ya da iki yıl alırken, süt dişlerinde süre daha kısadır. Asidin ilk oluşumu, bir şey yedikten sonra ilk 20 dakika içinde meydana gelir. şanslı olduğunuz bir nokta ise, bakteri, asit ve yediğiniz yiyeceklere karşı tamamen incinebilir, zedelenebilir durumda olmamanızdır Ağzın kimyası ve mekaniği belirli bir miktar koruma sağlar: tükürüğünüz ve dilinizin hareketleri yıkıcı ve bozucu maddelerden bazılarını temizleyebilir. Günümüzde, diş hekimliği de, diş çürümelerinin etkilerini azaltmak için koruyucu önlemler ve tedaviler sağlamaktadır.

DİŞ ÇÜRÜMELERİNİN ÖNLENMESİ

Başarılı bir diş çürümesini önleme planı üç aşama içerir: Dişinize iyi bakmanız, doğru diyet ve çocukların durumunda ve tüm dişlere florid uygulanması. Böyle bir plan, günlük temelde, baştan sona tam bir fırçalama ve diş ipiyle diş aralarını temizlemeyi, kontroller için diş hekimine düzenli olarak gitmeyi, diyetinizde aldığınız şeker ve karbonhidratı denetlemeyi ve çürüğü önlemek için florid kullanımını içerir. İdeal bir dünyada herkes her öğün ve atıştırmadan sonra dişlerini fırçalamalıdır. Daha gerçekçi bir hedef ise dişleri bir sabah ve bir gece yatmadan önce olmak üzere günde en az iki kez fırçalamak ve en az bir kez diş ipiyle diş aralarını temizlemektir. çürüme süreci çoğu kez, gece ağzınız tükürük yokluğundan kuruduğunda ve diliniz ağzınızı temizleme hareketleri yapma konusunda hareketsiz kaldığında başlar. Gece yatmadan önce dişlerinizi fırçalamanız ve diş aralarını temizlemeniz çok önemlidir, çünkü aksi halde çürümeye neden olabilecek yiyecek ve bakteriler dişlerin çevresinde birikir.

Diğer bir yöntem, atıştırmalardan sonra ağzınızı su ile çalkalamaktır.Yaşam boyu sürecek iyi alışkanlıkların kazanılması erken yaşlarda olur. çocuklarınıza. tam takım dişleri olmadan önce fırçalama alışkanlığını kazandırın. Benzer şekilde, çocuğunuzun diş hekimi de diş ipiyle dişlerin arasını doğru olarak temizlemeyi size ve çocuğunuza gösterecektir.

Aldığınız şeker ve Karbonhidrat Miktarını Denetleyin :

Şekerin, diş çürümesine katkısı olduğu düşüncesi yeni değildir. Ancak mayalı karbonhidratlar da buna neden olur. Mayalı karbonhidratlar şeker ve çoğunlukla pişirilmiş nişastayı içerir.

Karbonhidratlar, sağlıklı bir diyetin önemli bir bölümü olduklarından, karbonhidratı kesmeyin. Bunun yerine, diş çürümesini önlemek için aşağıdaki ipuçları yararlı olabilir. Bu, hiçbir zaman kendinizin ve çocuğunuzun dondurma, kek, turta ya da şeker yemesine izin vermeyin demek değildir. Yediğiniz şeker miktarı, nasıl ve ne zaman yendiğinden daha az önemlidir. öğünler arasında yenilen tatlılar öğünde yenenlere nazaran daha çok zarar verir.

Aşağıdaki önerileri, sizin ve çocuğunuzun yeme alışkanlıkları haline getirmeye çalışın:

1. Atıştırmalık yapışkan yiyeceklerden uzak durun. şeker, şeker kaplı fındık-fıstık, yapış-kan kuru tahıl, hamur ekmek, kuru üzüm, kurutulmuş meyva gibi yiyecekler dişlerinize yapışır. Kuru üzüm ve kurutulmuş meyve yemeye son vermeyin. Bunun yerine, bunları yedikten sonra 20 dakika içinde dişlerinizi fırçalayın (bakteri, diş çürümesine neden olan asidi bu süreden sonra üretmeye başlar) ya da ağzınızı su ile çalkalayın.

2. Atıştırdığınız yiyecekleri dikkatle seçin. Diş çürümesine neden olan yiyecekleri öğün aralarında yemek, aynı yiyecekleri öğünde yemekten daha zararlıdır. Gün boyunca azar azar atıştırmak bakterinin dişiniz üzerinde sürekli asit bulundurmasına izin verir. Sürekli şekerli içecekler içmeyin ya da şeker, şekerle tatlandırılmış nefes açıcı, öksürük tabletleri ya da sakız yemeyin ve çiğnemeyin.

Bebekler dahi diş çürümesi riski taşırlar. Biberonla (süt ya da meyva suyu) uykuya yatırılan bebekler, diş çürümesi riskine maruz kalırlar. Hem süt hem meyva suyu şeker içerir. Bebeğinizin yatışması için biberona gereksinimi varsa. biberonu su ile doldurun.

Yakın zamanlarda yapılan araştırmalar, karbonhidratlarla birlikte alındığında bazı yiyeceklerin diş üzerindeki şekerin etkisini nötralize ettiğini ileri sürmektedirler. Öğünlerde, genellikle çeşitli yiyecek bileşimleri olur. Bu bileşimler, bakterilerin etkisini değiştirebilir ve diş çürümesini azaltma potansiyeline sahiptirler.

Floridin Önemi

Belediye suyunun optimum düzeyde florid içerdiği yerlerde yaşayan kişilerde hemen hemen hiç diş çürümesi olmadığı ortaya çıkarılmıştır. Bazı yerlerde, içme suyundaki doğal florid içeriği o kadar yüksektir ki dişler üzerinde kahverengi lekeler oluşur. Floridin doğru miktarda kullanılmasıyla bu kozmetik risk giderilir, Floridin, su kaynaklarına da eklense, doğal olarak oluşsa da herhangi bir sağlık riski içerdiğinin bir delili yoktur.

Florid, özellikle dişleri gelişmekte olan çocuklar için yararlıdır. Florid. mineli yapıyla birleşir ve sürekli bir koruma sağlar.

Amerika Birleşik Devletlerinde birçok belediye, içme suyu tesislerine az miktarlarda florid eklemektedir. Bu yaklaşım hem güvenli hem de ekonomiktir. içme suyunuzu floridleme hakkında bilgi alabilirsiniz.Doktorunuz size reçeteyle florid tabletleri yazabilir.

Diş çürümesine karşı en hassas olanlar çocuklar, ergenlik çağındakiler ve yaşlılardır. Bunlar için, florid içeren diş macunları dahil olmak üzere florid uygulaması istenir. Ayrıca, floridli ağız çalkalama suları da etkili olabilir. Ayrıca, birçok diş hekimi çocukların dişierine,düzenli check-uplarının bir bölümü olarak florid uygularlar.

Florid, dişlerinizin pürüzsüz, çiğnemeyen yüzeylerindeki oyukları önlemenin en etkili yöntemidir. Sonuç olarak, oyukların çoğu çiğneyen yüzeylerde meydana gelir. Bunun nedeni, arka dişlerinizin (premolar ve molar) bir diş fırçası olmadan temizlenmesi imkansız olan yarık ve oyuklar içermesidir.

Diş Koruyucuları (Sealant)

İyi bir ağız hijyeninin yanında, arka dişlerin çiğneyen yüzeylerinin çürümesini önlemenin en iyi ve tek yöntemi diş koruyucularının kullanılmasıdır. Sealantlar çoğunlukla saydam ya da beyaz olan plastik benzeri ince bir kaplama sağlarlar. Uygulama ağrısız ve kolaydır. İlk önce, diş hekiminiz azı dişlerinin çiğneyen yüzeylerini temizler. Sonra, bu yüzeyler ayrı parçaların birbirine yapışmasının önlenmesi için hafif bir asitle yakılır. Dişler iyice yıkanır ve kurutulur. Daha sonra, diş hekiminiz aynı tırnağa oje sürer gibi dişinize kaplamayı sürer. Kaplama daha sonra sertleşir, çukur ve yarıklarda plağın oluşumunu önler.

Her ne kadar çeşitli koşullar etkinliklerini azaltsalar da diş koruyucuları 10 yıl dayanır. Diş hekimine düzenli giderek, bu koruyucuların ömrünü uzatmak için gerekli önlemleri alabilirsiniz. koruyucu kaplama düşerse, bunun yerine yenisi konabilir; zarar görürse, hiç kaplama yapılmamış dişten daha fazla çürük riskine maruz kalmaz.

Sealant koruması çocuklar için en uygundur. 6 yaş civarında, kalıcı azı dişleri ilk çıkmaya başladığında uygulanmalıdır. Yine, 11-13 yaşları civarında kalıcı ikinci azı dişleri çıktığında uygulanmalıdır.

Bakımevlerinde yaşayan sakat, yaşlı insanlar ve diş çürümesi olasılığı yüksek olan kişiler de sealantlardan yararlanabilir.

DİŞ ÇÜRÜMESİ VE FLOR

Bundan on, yirmi sene önce, bilim adamları floru eksik içme suyuna flor ekleyerek, bu suyu içen çocuk ve ergenlerde çürük sayısının azaldığını buldular. Günümüzde, bilim adamlarının delili ise kesin: içme suyuna ve diş macununa flor eklenmesi, özellikle çocuklar arasında çürükleri önlüyor. Özellikle çocukluk dönemi başlangıcında flor almak dişlerin gelişimine yarar sağlar. Flor, mine yapısı içine girer ve sürekli koruma sağlar.

Siz ve aileniz her zaman flor içeren diş macunu ile dişlerinizi fırçalamalısmız.
Çocuklara cazip kılmak için özel olarak tatlandırılmış olanlar da dahil çeşitli florlu diş macunları vardır.

Flor kullanımının sonuçları öyle etkileyicidir ki, günümüzde sadece diş macunları değil bazı içme suyu kaynaklan da florid içerir. Flor ucuz, güvenilir ve etkilidir. Yine de, insanların çok azı florlu su içmektedir. Eğer çocuğunuz varsa ve içme suyu şebekesi böyle bir işlem görmemişse, okullarınızda içme suyu için florlama isteyin. Buna ek olarak, florlu su içemeyen her yaştaki kişi, diş hekimi ya da doktor reçetesiyle elde edebileceği flor damlaları ya da tabletleri kullanarak yarar sağlayabilir.

Büyük yaştaki çocuklar, ergenler ve erişkinler diş çürümesine en duyarlı olanlardır. Bunlar için, diş hekimi tarafından uygulanacak flor tedavisi kadar, florlu ağız çalkalama sulan (diş suyu) da yararlı olabilir.

DİŞ ÇÜRÜMESİNİN TEDAVİSİ

Oyukların (çürükler) çoğunun farkına bir diş muayenesi sırasında varılır, çünkü çürümenin erken evreleri ağrısızdır. Diş çürümesini erken saptamak ve tedavi etmek ağrıyı, masrafı önler ve en önemlisi size dişinizi kazandırır.

Bir oyuk keşfedilir keşfedilmez, durum daha ağrısız gibidir, çünkü dişin dış bölümleri, diş minesi ve dentin ağrıya karşı diş özüne nazaran daha az hassastırlar. Çürüğünüz olup olmadığını saptamanın bir yolu diş röntgeni çekmektir. Diş hekiminiz, diş öykünüz ve dişlerinizin durumu temelinde röntgenin gerekli olup olmadığını ya da kaç röntgen çekilmesi gerektiğine karar verecektir.

Dişinizde çok ciddi bir çürük varsa, modern diş hekimliği, tedavi sürecinin rahatsızlığını gidermek için donanmıştır ve genellikle diş dolgusu (onarılma) ya da kanal tedavisi (dişin hastalıklı bölümünün alındığı ve etkilenmemiş kök ve dişlerin yerinde bırakıldığı) gibi işlemlerle diş kurtarılabilir.

Diş Dolguları

Çoğu kez, belirtileri fark etmişsinizdir. ancak düzenli muayeneniz için diş hekiminize gittiğinizde, diş hekiminiz çürüğü bulur. Ancak, bazı durumlarda: tatlı, çok sıcak ya da çok soğuk bir şey yediğinizde dişinizde hafif bir ağrı hissedebilirsiniz. Bu, diş çürümesinin en erken belirtisidir. Eğer, tatlı, sıcak ya da soğuk yiyecekler yerken keskin bir ağrı duyuyorsanız, bu daha ciddi bir çürümenin işaretidir. Bu durumların her birinde, çürüme süreci, dişin çürüyen kısmı temizlenerek (oyularak) ve bunun yerine dolgu konularak durdurulabilir.

Eğer çürüme yaygınlaşmış ise ya da siz özellikle çok hassassanız, ağrıyı kesmek için lokal anestezi (diş etlerine yapılan iğne yoluyla) uygulanabilir. Duruma göre bazı diş hekimleri rahatsızlık ve endişeyi azaltmak için diazot monoksit verebilirler. Eğer, ilaçla tedavi görüyor iseniz, herhangi bir anestezik almadan önce bunu mutlaka diş hekiminize söyleyin.çünkü, birlikte alınan belirli ilaçlar ve anestezikler ters reaksiyonlar doğurabilir.

Etkilenmiş bölüm bir kez temizlendiğinde, diş hekiminiz artık dişinizi iyileştirmeye hazırlanacaktır. Kullanılan dolgu tipi dişin konumuna ve işlevine bağlıdır çiğneme işlevinin çoğunu yapan azı dişleri daha fazla basınca maruz kalırlar ve ön dişlerden daha dayanıklı bir maddeye gereksinimleri vardır. Buna ek olarak, eğer mümkünse ön dişdeki bir dolgu, dişin kendi rengiyle uyumlu olmalıdır.

Bazen, çürüme yaygın olduğunda, dişinizin tedaviye reaksiyonu ve hassasiyetinin gözlemlenmesini sağlamak için geçici bir dolgu yapılabilir. Birkaç hafta sonra, ters belirti ya da şikayetler yoksa, diş hekiminiz dolguyu çıkarır ve yerine kalıcı dolguyu koyar.

En yaygın onarıcı malzeme gümüş amalgamdır ve arka dişlerde kullanılır. Bu tür dolgular aslında civa, gümüş ve diğer metal alaşımlarıdır. Standart alaşıma yakın bir zamanda eklenen bakır, günümüzün gümüş dolgularını birkaç yıl öncekinden daha dayanıklı bir hale getirmiştir.

Daha pahalı bir onarım olan altın dolgu, daha fazla kuvvet ve destek gerektiğinde amalgamın yerine kullanılır. Böyle bir dolgu kararmaz.

Ön dişlerdeki dolguların mümkün olduğu kadar görünmemesi gerekmektedir. Porselen sementin bir biçimi olan ve diş minesine benzeyen asit silisit tuzu, yakın geçmişe kadar standart bir seçimdi. Artık, daha sıklıkla plastik reçine kullanılmaktadır. Her iki biçim de doldurulan dişin rengiyle uyum sağlayacak biçimde renklendirilebilir Gelecekte, bileşik malzemeler azı dişleri ve köpek dişlerinin çiğneme yüzeylerinde kullanılabilecek kadar güçlü yapılabilir.

Ara sıra, ön dişlerdeki küçük oyuklar için onarım malzemesi olarak altın kaplama kullanılmaktadır. Porselen ya da plastik bileşik malzemelerden daha pahalı ancak daha dayanıklıdır.

Eğer dişiniz, birkaç dolguyu ya da bir büyük dolguyu kırma tehlikesi olmadan destekleyemeyecek kadar çürümüşse, diş hekiminiz çürüğü temizleyebilir, boşluğu sement ya da amalgama doldurabilir ve bir porselen kaplama, metal bir kron ya da bir birleşik metal ve porselen kron ile doldurabilir. Kalıp genellikle dişinize göre yapılır ve kron laboratuvarda imal edilir. Daha sonra bu kron yerine oturtulur, şekil verilir ve son olarak dişinizden geriye kalan parça üzerine yapıştırılır.

Kanal (diş kökü kanalı) Tedavisi

Eğer şiddetli biçimde çürümüş bir dişiniz varsa ya da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya gelecek kadar iltihaplanmışsa, diş hekiminiz ya da endodontist bir kanal tedavisi uygulayabilir. Bu işlem, sinir ve damar dokusunun (diş özü), kökten ve diş özü yuvasından ve ilişkili herhangi bir çürümüş diş yapısından temizlenmesini içerir. Kök ve dişin temelinin yerinde kalmasına izin verir.

Kanal tedavisi, bir muayenehane işlemidir ve lokal anestezi gerektirir. Bu çok aşamalı işlemde, diş özü temizlenir, yaratılan oyuk sterilize edilir ve hareketsiz bir malzeme (guttapercha) ve sement ile doldurulur. Diş yapısı artık öncekinden daha kolay kınlabiıir bir yapıdadır. Bu nedenle, genellikle kron gibi kalıcı bir onarım gerektirir.

Diş Beyazlatma Teknikleri

Sağlık Konusu: admin on Mart 3, 2009 | Yorum Yok

Diş Beyazlatma (Bleaching) teknikleri
Diş beyazlatma;hidrojen peroksit veya türevi maddelerin dişin tabakalarına nüfuz etmesi ile yapılan ağartma işlemidir.

Diş beyazlatma işlemi iki temel şekilde yapılır:
Diş Beyazlatma
1. Home Bleaching(evde yapılan beyazlatma); dişlerinizin ölçüsü alınarak şeffaf yumuşak bir plak hazırlanır.hekiminizin uygun gördüğü jel şeklindeki bleaching maddesi plağa konularak ağıza uygulanır.7-15 günlük kullanımdan sonra kontrol edilerek istenilen beyazlık elde edilinceye kadar uygulanır.Günde 2-8 saatlik uygulamanın gece uyku süresince yapılması tavsiye edilir.

2.Office Bleaching(muayenehanede yapılan beyazlatma); Klinik sartlarında hekimin 2-3 seansta ışınlı yada kimyasal olarak uyguladığı beyazlatma şeklidir.

NE ZAMAN UYGULANIR?

-herhangi nedenle dişlerin bir veya birkaçının sarı,gri,kahverengi olduğu durumlarda
-kanal tedavi sonrası grileşen cansız dişlere
-antibiyotik kullanımı kaynaklı lekeler
-gelişim defektlerine ve mine demineralizasyonuna bağlı lekelenmeler

UYGULAMA ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER

-Diş ve dişetlerinde gerekli tedaviler yapılmalı
-Nikotin,kahve,çay gibi lekeler temizlenmeli
-Mine defekti olan veya aşınmış dişler doldurulmalı

UYGULAMA SIRASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

-Beyazlatma işlemi sırasında veya sonrasında sıcak soğuk hassasiyeti oluşabilir.Geçici bir olaydır,zarar vermez.Doğru zaman ve ilaç konsantrasyonu kullanıldığı takdirde zamanla ortadan kalkacaktır.Gerekli durumlarda flor uygulaması yapılır.
-Beyazlatma jeli uygulandığı dönemlerde kahve,çay,sigara gibi renk verici maddelerin kullanılması sakıncalıdır. Diş beyazlatma.

ETKİ SÜRESİ

Uygulanan tekniğe ve konsantrasyona göre değişen etki süresi genellikle kalıcıdır.Bunun devamlılığını sağlamak amacıyla; 6 ayda bir home bleaching yapılarak pekiştirme tedavisi uygulanabilir. Diş beyazlatma.

 


Sağlık Fotoğrafları

Sağlık Video

Sağlık Siteleri

 Sağlık Sayfaları 1 den 1 e Kadar  1