Yıllar boyunca fazla kilolarımızın tek suçlusuydu yağlar. Ama
günümüzde anlaşıldı ki sağlıklı ve uzun yaşayabilmemiz için "azı karar
çoğu zarar" misali belirli bir miktar yağ tüketmemiz lazım. Aslında
önemli olan sağlıklı yağları seçebilmek ve ideal miktarı aşmamak...
Formda kalmak, sağlıklı ve uzun yaşamak için yağlardan uzak mı
duruyorsunuz? Haksız da değilsiniz, çünkü yağlar uzun yıllar fazla
kilolarımızın baş sorumlusu olarak suçlandı. Kanserden tutun da kalp
damar hastalıkları hatta obeziteye kadar pek çok hastalığın sorumlusu
hep yağlardı. Fakat geçen zaman içinde yağlar artık tabiri caizse
"temize çıktı, aklandı." Günümüzde tıp otoritelerinin hemen hepsi
yağların yaşamsal açıdan çok önemli besin kaynağı oldukları konusunda
hemfikir. Doğal olarak şu satırları okurken aklınıza ilk gelen soru "Ne
oldu, ne değişti hayatta?" olabilir. Uzmanlar yaptıkları uzun vadeli
çalışmalarla yeterli miktarda yağ almadığımızda vücudumuzun A,D, E ve K
vitaminlerini özümseyemediğini gördü. Hepsinden önemlisi yağlar aynı
zamanda bir enerji kaynağı. Sağlıklı ve uzun bir ömrün anahtarı olan
omega yağ asitlerinin vücuda alımını da sağlıyorlar. Bildiğiniz gibi
güçlü bir bağışıklık sistemi için omega yağ asitleri çok önemli.
Özellikle yaşamsal önem taşıyan bu yağ asitlerini vücudumuz kendi
üretemiyor. Dolayısıyla hücrelerin gelişmesinde, sinir sistemi ve
hormonların fonksiyonlarını gerçekleştirmesinde önemli rol üstlenen
yağları besinlerden almamız gerekiyor.
|
|
Haberin devamı...
|
|
|
Diyet bozmayan yılbaşı sofrası! |
Yılbaşı sofrası - menüsü
Yeni yıla, bir gece önce alınan fazla kalorilerin vicdan azabıyla girmek istemiyorsanız bu yazıyı okuyun!
Yılbaşı gecesi, sofralar daha bir zenginleşir ki bu da alınan kalori
miktarını artırır. Alkol fazla alınır, daha yağlı ve zararlı besinler
tüketilir. Ancak yeni yıla, lezzetli, zengin ve sağlıklı bir sofrayla
girmek de mümkün. İşte sırları:
Yılbaşı sofralarında şarküteri ürünlerini mümkün olduğunca az
tüketin. Bu besinlerin içeriğindeki doymuş yağ asitleri özellikle kalp
damar sağlığını olumsuz etkiler.
Şarküteri ürünlerini illa
tüketmek istiyorsanız da miktarını minimumda tutun ve beraberinde C
vitamininden zengin yiyecekleri de bulundurun. Şarküteri ürünlerinin
içeriğindeki nitrit ve nitratın etkilerini minimuma indirmek için
domates, limon, yeşil biber, maydanozdan oluşan bir salata, en uygun
seçenek olacaktır.
Kırmızı et yerine balık, tavuk ve hindiyi tercih edin. Ancak yediğinizin miktarlarına ve pişirme şekline dikkat edin.
Yağ tüketiminizi azaltın. Katı yağlar yerine sıvı yağları, özellikle zeytinyağı kullanın.
|
|
Haberin devamı...
|
|
|
Tamamen yağsız diyet sağlıklı değil |
Hiç yağ içermeyen bir diyette, günlük enerjinin sağlanması için çok
yemek gerekir. Diyetlerde yağlar günlük enerji ihtiyacının yüzde 30'unu
karşılamalıdır

Kilo alırız diye yemeye korktuğumuz yağlar, aslında o kadar da korkutucu değil... Çünkü;
1. Günlük enerji ihtiyacımızın önemli bir kısmını,
2. Yağda çözülen vitaminlerin (A, D, E, K) alınmasını,
3. Vücüdumuzda sentezlenemeyen fakat sağlıklı olmamız için mutlaka
besinlerimizden almamız gereken bazı yağları (esansiyel yağlar)
sağlarlar.
Mısır, soya, pamuk, keten, fıstık ve bazı deniz balıkları (somon,
uskumru, hamsi, sardalye), esansiyel yağlar açısından zengin
gıdalardır. Dolayısıyla enerjinin başka kaynaktan sağlanması mümkün
olsa da bazı vitaminlerin ve esansiyel yağların alınması için belirli
bir miktarda yağın diyetimizde bulunması gerekir.
Ayrıca yağlar besinlerimize lezzet katar, doygunluk hissi yaratırlar.
Hiç yağ içermeyen bir diyetten, günlük normal enerjinin sağlanması
oldukça büyük miktarlarda gıda alınmasını gerektirir.
Yiyeceklerle aldığımız yağların % 98'inden fazlası trigliseritlerden
oluşur. En çok tükettiğimiz yağlar olan tereyağ, margarinler,
zeytinyağ, ayçiçek yağı, mısırözü yağı hepsi trigliseritlerden oluşur.
Bu yağların yakılmasıyla elde edilen enerji miktarı yaklaşık aynıdır (9
kkal/gr). Bitkisel yağlarda kolesterol bulunmaz, ancak hayvansal
yağlarda kolesterol bir miktar bulunur.
|
|
Haberin devamı...
|
|
|
Horlama hastalığı umutsuz değil |
Normal erişkin insanların en az %45'i zaman zaman horlamaktadır.
%25'i sürekli olarak horlamaktadır. Horlama problemi en sık şişman
erkeklerde görülür ve yaşla birlikte her geçen gün artar
A.B.D. de 300 den fazla firma horlamaya karşı cihaz geliştirmiştir.
Bazı modeller pijama arkasına tenis topu yapıştırmak gibi eski bir
modelin modifikasyonlarıdır (Sırt üstü yatarken horlama daha çok
artar.). Çene ve boyun askıları, boyunluklar ve ağız içine
yerleştirilen cihazlar hiçbir yarar sağlamamıştır. Horlama sesi ile
çalışıp hastayı uyandıran elektronik cihazlar bulunmuştur. Bütün bunlar
hastanın horlamadan uyuma alıştırmaları olarak düşünülmüştür. Ancak
maalesef horlama kişinin kontrolünde olmayan bir problem olup tüm bu
cihazlar hastayı sadece uyutmamaya yöneliktir.
HORLAMANIN NEDENİ NEDİR?
Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan
gürültü biçiminde ki sese horlama denir. Dilin arkası ve yumuşak damak
ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden
daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla
birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır. Horlayan biri
aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir.
|
|
Haberin devamı...
|
|
Diyabet hastalığı tüm dünyada milyonlarca kişinin sağlığını
etkiliyor. Uzmanlar, Türkiye'deki sorunun ise gizli şeker olduğunun
altını çiziyor
Ömür boyu süren bir rahatsızlık olan diyabet, bugün dünyada 200 milyon
kişinin hastalığı. Her yıl 10 milyon kişinin diyabetli nüfusa katıldığı
tahmin ediliyor ve bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü'nce (WHO) bir
numaralı mücadele edilmesi gereken hastalık olarak isimlendiriliyor.
Hasta sayısının 2020'de 250, 2030'da 366 milyon olması bekleniyor.
Türkiye'de gizli şekerle birlikte 6 milyon diyabetli bulunuyor.
Dünya Diyabet Günü'nün bu yılki sloganı; "Herkes için diyabet bakımı".
Tüm dünyada çok sayıda kişi diyabeti olduğunun farkında değil.
Türkiye'deki diyabetlilerin de 1.5 milyonunun hastalıklarının farkında
olmadığı bildiriliyor. Diyabet, müdahale edilmediğinde körlük, kalp ve
damar hastalıkları, felç, böbrek yetmezliği ve sinir sisteminde
tahribata yol açabiliyor. Avrupa'da 20 yaş üstü körlük nedenleri
arasında birinci sırada yer alan diyabet, ABD'de de yılda 90 bin
kişinin ayağının kesilmesine neden oluyor.
Türkiye'nin öncelikli sorununun gizli şeker olduğunu kaydeden Türk
Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, ülkemizdeki diyabet
hastalarının yarısının (3 milyon kişi) gizli şeker hastası olduğunu
söyledi.
|
|
Haberin devamı...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 409 - 414 Toplam: 459 |