|
Öğrenmesini Omega-3 ile destekleyin |
Düzenli olarak Omega-3 almak çocukların okuduğunu anlama, belirli konuya yoğunlaşma becerilerini ve hafızalarını geliştiriyor.
İngiliz
bilim adamları, 3 ay boyunca her gün düzenli olarak Omega-3 ve Omega-6
kapsülleri alan 8-13 yaş arasındaki çocukların beyinlerinde, normal
şartlar altında 3 yılda sağlanan bir gelişme elde edildiğini bildirdi.
Hammersmith Hastanesi uzmanlarınca yapılan araştırmada, Omega-3 ve
Omega-6 kullanan çocuklarda, beyinde zihni faaliyetin cereyan ettiği
bölge olan "gri madde"nin daha hızlı geliştiği saptandı. Uzmanlar, bu
gelişmeyle birlikte çocukların okuduğunu anlama, belirli konuya
yoğunlaşma becerileri ile kısa dönemli hafızalarında büyük ilerleme
gözlendiğini söyledi.
Araştırmacılar,
balık yağında yoğun olarak bulunan Omega-3 ve Omega-6 yağlarının
tüketiminin, yetişkinlerde de benzer etkiyi gösterdiğini belirtti.
|
|
|
Hazır gıdayla erken ergenlik |
|
Katkı maddeleri içeren hazır gıdalarla beslenmek çocukların ergenliğe erken geçmelerine neden oluyor.
Ergenliğe
erken geçiş, diyabet, alerji ve hatta tiroid kanseri, çocuklarda
giderek artıyor. Bu durumu, doğal gıdalar yerine, hazır, katkı
maddeleri içeren gıdaların tüketiminin artmasına bağlayan uzmanlar,
aileleri uyarıyor.
Acıbadem Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi,
Büyüme ve Ergenlik Bölüm Sorumlusu Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz şöyle
konuştu: "Belçika'da yapılan bir araştırma tarımda kullanılan bazı
ilaçların östrojenik etkiyi artırdığını kız çocuklarda erken âdet,
erkek çocuklarda meme büyümesi yaptığını ortaya koyuyor. Danimarka ise
erkek kısırılığının artışını bu ilaçlara bağlıyor. Kuzey ülkelerinde
yapılan bir çalışma bu bölgede özellikle dondurulmuş balık tüketiminin
çok fazla olduğunu, çocukluk çağı diyabeti görülme sıklığının yüz binde
45'ten 60'a çıktığını gösteriyor."
Aynı gıdadan çok fazla
miktarda çocuklara yedirilmemesi gerektiğini söyleyen Büyükgebiz,
"Örneğin kilololarca çilek yememek, her gıdadan az az almak gerekiyor"
diyerek, anne ve babaları uyardı.
|
|
Cep telefonunu çok fazla kullanmak kanserden tümöre birçok hastalığa yol açabiliyor.
İTÜ
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mine Kalkan, acil durumlar dışında hamilelikte
cep telefonu kullanılmaması gerektiğini belirterek, "Cep telefonunu
bebeklerin ve çocukların yakınında kullanmamak gerekir. Acil durumlar
dışında çocukların kullanmamasında yarar var" dedi.
Cep
telefonunu, yatak başucuna koyarak uyumanın sakıncalı olduğuna da
dikkati çeken Kalkan, otomobil, asansör gibi dar ve kapalı alanlarda
veya bodrum katı gibi erişimin zayıf olduğu alanlarda görüşme
yapılmamasını istedi. Kalkan, cep telefonlarının, yaydığı
elektromanyetik enerji nedeniyle insanda beyin tümörü, kısırlık,
hipertansiyon ve kansere yol açabildiğini savundu.
Tüm
canlıların elektromanyetik enerjiyi soğurduklarını, buna bağlı olarak
da hücre kimyalarında birtakım değişikliklerin gözlendiğini belirten
Kalkan, bu etkileri şöyle sıraladı: "Hücre proteinlerinde ve
enzimlerinde bozulma, hücre zarlarında yapışma, hücre dışına kalsiyum,
sodyum ve potasyum kaçışları, hücre zarında delinmeler ve DNA tahribatı
yaşanabiliyor. Cep telefonları kalp pilinde bozulma, dikkatin azalması,
geçici işitme bozuklukları, görüş alanında daralma, kulak çınlaması,
yorgunluk, baş ağrısı ve sersemlik hissine yol açıyor." Korunmak için ne yapmalı? Prof. Dr. Mine Kalkan,
alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı: "Kulaklık kullanmak, telefonu
kalp, beyin ve diğer yaşamsal organlardan uzak tutmak, harici antenli
cep telefonları ile SAR (özgül emilme oranı) değeri düşük cihazları
tercih etmek ve numara çevrildikten hat bağlanana kadar geçen sürede
telefonu vücuttan uzak tutmak."
|
|
|
Genç annelere depresyon tehditi |
Genç annelere depresyon tehditi
Genç yaşta hamile
kalmak depresyon riskini artırıyor. Eğitim düzeyinin yükselmesi ve
çalışmak ise bu riski düşüren faktörlerden...
7 Mart 2007 Çarşamba
EGE
Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu ve Çukurova Üniversitesi Tıp
Fakültesi Balcalı Hastanesi işbirliğiyle gerçekleştirilen 'Gebe
Kadınlarda Depresyon Durumu ve Bunu Etkileyen Etmenlerin İncelenmesi�
konulu araştırma genç yaşta gebe kalmanın depresyon riskini
arttırdığını ortaya çıkardı.
Araştırmanın Çukurova
Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve
Doğum Polikliniği'ne başvuran 15-49 yaş arasındaki 136 gebe üzerinde
gerçekleştirildiğini belirten Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu
Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı Prof.
Dr. Ahsen Şirin, fakülte ve yüksekokul mezunu gebelerde depresyon
ortalamasının, ilkokul, ortaokul veya lise mezunu olanlara göre daha
düşük olduğunu belirtti.z
yaşamaktadır'' diye konuştu.
|
|
Haberin devamı...
|
|
|
Nasıl bir hamilelik tasarlıyordunuz? |
|
Artık iki kişi olduğu halde kendisini yalnız hisseden hamilelere soruyorum: Nasıl bir hamilelik isterdiniz?
Tam 16
hafta oldu. Çalışma arkadaşlarımdan göbek farkıyla öndeyim artık.
Herkes şaşırıyor. Çünkü bu fark, son bir haftada "oluştu!" Asansörde
Çetin bey, yemekhanede de Şener abi göbeğimi kastederek önce
"Hayrola?", sonra da "Hayırlı olsun" dediler. Aile ve arkadaş
çevresinin bana karşı geliştirdiği yeni davranış modeli, göbeğimi
okşamak şeklinde.
Haftanın benim için bir diğer sürprizi, kendimle ilgili yeni bir keşif
yapmış olmamdır: Hayatımın hiçbir döneminde olmadığı kadar sık, çeşitli
markaların kataloglarına bakıyorum. Elbiseler şahane de olsa çoğu kez
elbiselere değil, mankenlere bakıyorsunuz. Hamile ama inceler çünkü!
Şükür, gerçekten hamile olduğuna hükmettiğim bir manken gördüm
kataloglardan birinde de rahatladım.
Bir de, hamileliğimin bitmesine sadece beş ay kaldığını fark edip
paniğe kapıldım. Hâlâ hayal ettiğim gibi bir hamile değilim! Sakin
olmak isterdim; etrafa derin bir huzurla bakmak isterdim. Ama...
|
|
Haberin devamı...
|
|
|