Bu sayfayı gorebilmeniz icin javascript aktif olmalıdır..
Lutfen browser'ınızdan Java Scripti Aktif hale getiriniz.
Java Scripti Aktif hale getirdikten sonra Click here to go back to Sağlık Merkez
 

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ziyaretçi İstatistikleri

Bugün513
Dün905
Bu Hafta3459
Bu Ay10765
Toplam1024309

Son Yorum Yazıları

MS'de erken tedavi umut...
ms
insallah cözümü en kısa zamanda bulunur
21/01/08 17:57 Devamı...
Yazar: tomar

Sporcu çocuk nasıl beslenmeli?
sporcu çocuk nasıl beslenmeli?
ayyy çok güzel bir siteymiş bu site...
20/01/08 19:40 Devamı...
Yazar: sena

Ne kadar sağlıklısın? Mini...
Arka ayak
:grin İnsanlarda arka ayakmı var??
16/01/08 12:25 Devamı...
Yazar: Hasan Arsan

Türk kadınları kanseri...
meme kanseri
meme kanseri olmuş biri tedavi olduktan...
11/01/08 19:51 Devamı...
Yazar: aylin

Kanserin ilacı tütün!
kanserolduğunda yapılacaklar
meme kan seri olan tadavilerini...
11/01/08 19:43 Devamı...
Yazar: aylin



sağlık haberleri
İnternete 'bağlı' mısınız?
İnternete 'bağlı' mısınız?
Modern çağın getirdiği yeni bir hastalık hızla yayılıyor: ''İnternet Bağımlılığı'' Bir düşünün, gününüzün kaç saati bilgisayar ve internet başında geçiriyor?

Hiç kuşkusuz internet, yaygın olarak kullanılan ve hayatımızı kolaylaştıran çok önemli bir bilgi kaynağı. Ancak başta sorduğumuz soruya yanıtınız, hayatınızın büyük kısmında bir şekilde internetle iç içe olduğunuz hatta size doyurucu gelen sosyal ilişkiler kurabildiğiniz tek alanın internet olduğu yönündeyse, siz bir "internet bağımlısı" olabilirsiniz

Aslında bu konu hala tam olarak açıklığa kavuşmuş değil. Çünkü internet bağımlılığı henüz psikiyatri literatüründe kabul edilmiş bir tanı değil. Ama batı ülkelerinde 1995`ten, Türkiye`de 1999`dan bu yana bir sorun alanı oluşturuyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde toplumsal bir sorun olma yönünde hızla ilerliyor. Bugün Çin`de bağımlılık ciddi boyutlara ulaşmış durumda ve sadece internet bağımlılığının yarattığı sorunları çözebilmek için yataklı tedavi klinikleri kurulmak zorunda kalınmış. Ancak internet bağımlılığı konusunda henüz net araştırma verileri bulunmadığı için yaygınlık konusunda farklı rakamlardan söz ediliyor. Kimler bağımlı?

Haberin devamı...
 
Alkol uyuşturucudan tehlikeli
Alkol uyuşturucudan tehlikeli
Alkol ve tütünün, hint keneviri ve extacy gibi yasadışı uyuşturuculardan daha tehlikeli olduğu ortaya çıktı.

İngiltere'de yapılan ve sonuçları The Lancet dergisinde bugün yayımlanan bir araştırmada, sağlığa zararlı maddelerin tehlikesi, topluma verdikleri gerçek zarara göre yeniden derecelendirildi. Araştırmada alkol ve tütün topluma en çok zararlı 10 madde arasında yeraldı.

Araştırmayı yapan Bristol Üniversitesinden Profesör David Nutt ve arkadaşları, herhangi bir uyuştucunun topluma verdiği zararı derecelendirmek için üç ölçüt belirledi: Uyuşturucunun kullanıcıya verdiği fiziki zarar, bağımlılık yapma gücü ve kullanımının topluma etkileri. 
Araştırmacılar iki uzman grubuna, bağımlılık konusunda uzmanlaşmış psikiyatristler, bilimsel ve tıbbi uzmanlık sahibi hukukçular ile polis yetkililerine, eroin, kokain, Ekstasi, amfetamin ve LSD dahil 20 farklı uyuşturucuya bu ölçütlere göre puan vermelerini istediler, alınan toplam puanları hesapladılar.
 Hesaplamada eroin ve kokain en tehlikeli uyuşturucular olarak belirlenirken, onları uyku ilaçları ve sokakta satılan metadon izledi.Sıralamada alkol en zararlı 5. madde belirlenirken, tütün 9. oldu. Hint keneviri 11. sırada, Ekstasi ise listenin sonlarında yeraldı.    
Nutt ve arkadaşları, bu sonuçlar üzerine ''alkol ve tütünün ''İlaçların Kötüye Kullanımı yasası dışında tutulmasının keyfi olduğunu'' savundular.   
Nutt, ''bütün uyuşturucular tehlikelidir. Hatta insanların bildiği ve sevdiği ve hergün kullandığı uyuşturucular bile'' dedi ve insanların tehlikeler konusunda bilinçlendirilmesi için daha fazla eğitim verilmesi gerektiğini söyledi.

 
Fazla diş macunu zararlı
Fazla diş macunu zararlı
Yanlış diş fırçalama teknikleri ve aşırı diş macunu kullanımı diş eti hastalıklarına neden oluyor.

Edirne Selimiye Devlet Hastanesi Diş Hekimi Sercan Ulugöl, diş fırçalamanın belli bir tekniği olduğunu, fazla macun kullanmanın diş etini erittiğini söyledi.

Diş Hekimi Ulugöl, Diş fırçalanırken fırça fazla bastırılmamalıdır.  Fırçanızı 45 derecelik bir açı ile diş ve diş eti birleşiminde küçük daireler çizecek şekilde hareket ettirin ve bu işlemi her dişin iç ve dış yüzeyinde 10'ar saniyelik sürelerle uygulayın. Diş fırçanızı, diş- diş eti birleşiminde ve diş aralarında hissettiğinizden emin olun ve en arkadaki dişlere de ulaşıp temizlemeyi ihmal etmeyin. Eğer kanayan diş etine sahipseniz yumuşak diş fırçası kullanın dedi.

 
Sigarayı ışınla yenin
Sigarayı Işınla Yenin
Sigarayı bırakmak isteyip de bırakamayanlara üç seansta uygulanan ışın tedavisi nikotin isteğini azaltıyor.

Sigarayla Savaşanlar Vakfı Eğitim Danışmanı Hilal Arda, ışın tedavisi gören tiryakilerin yüzde 90'ının sigarayı bıraktığını söyledi.

Arda, Türkiye İnsan Kaynakları Vakfı ve Sigarayla Savaşanlar Vakfı'nın ortak çalışmasıyla, sigarayı bırakmak isteyip de bırakamayanlara ışın tedavisi uyguladıkları bildirdi.

Deri dışından el, yüz ve kulak bölgelerine kızılötesi ışınlar verildiğini ifade eden Arda, şöyle konuştu: "Bu ışınlar insan vücudunda bulunan enforminleri harekete geçirerek,nikotine olan isteği azaltıyor. Işın uygulaması 30 dakikalık 3 seans şeklinde yapılıyor. Bunun dışında bağımlıların el ve dudak alışkanlıkları var. Bu konuda da psikolojik destek veriyoruz. Bu yöntemler Türkiye genelinde 7-8 bin kişiye uygulandı. Işın tedavisi gören tiryakilerin yüzde 90'ı sigarayı bırakıyor."

 

ABD'de sigara içilenlerin sayısının yüzde 30 azaldığına dikkati çeken Arda, Türkiye'de sigaraya başlama yaşının 11'e kadar indiğini bildirdi.

Sigarayı bırakmak isteyenlerin öncelikle bu kararı kendisinin alması gerektiğini vurgulayan Arda, "Sigarayı yavaş yavaş değil de birden bırakmak gerekiyor. Sigaranın boşluğunu suyla doldurmak gerekir. Sigarayı bırakmak isteyen kişi sigara aklına geldiğinde bir miktar su içmelidir. Sigara içme isteği

olduğunda derin nefes alınmalıdır. Ayrıca spor veya yürüyüş yapılmadır. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek gerekir" dedi.

 
Midenizin stres alarmı
Midenizin Stres Alarmı
Stresle iç içe yaşıyor, yüksek miktarda kafein ve alkol tüketiyorsanız sindirim sisteminizin sizi uyaracağı alarmları tanıyın.


Globus; boğazda bir yumruk hissi olmasıdır. Hastaların çoğunda psikolojik bir travma öyküsü vardır. Depresyon, anksiyete sık olarak görülmektedir.

Fonksiyonel dispepsi;
kronik seyirli, yemeklerle ilişkili veya ilişkisiz, üst-orta karın bölgesinde rahatsızlık hissi, bulantı veya ağrı şeklinde tanımlanabilir. Erken doyma, bulantı, kusma, geğirme, yanma, dolgunluk, gerginlik, ağırlık hissi, şişkinlik, karında gurultu gibi değişik belirtiler görülebilir. Mide-barsak motor fonksiyon bozukluğu, duyusal algılama kusuru, psikolojik faktörler, stres hastalığın oluşumunda rol oynar.

Anksiyete (iç bunalımı), depresyon, uyku bozuklukları, stres; fonksiyonel dispepsi oluşumunu tetikleyebilir. Hastaların çoğunun stresle dispepsi arasında bir ilişki olduğunu bildirmesine karşın, aslında bu stres normal kişilere göre farklı değildir. Bu hastalarda stresin algılanması abartılıdır. Yani, bu kişilerde uyaranlara karşı mide-barsak duvar gerginliği sağlıklı bireylere göre abartılı algılanmaktadır.

Haberin devamı...
 
<< Başa Dön < Önceki 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 373 - 378 Toplam: 459

Arama