Op. Dr. Yakup AVŞAR’ın burun estetiği ameliyatlarında geliştirdiği mikro kesme yöntemi Amerikanın ‘Aesthetic Surgery Journal’ bilimsel dergisinde ocak ayında yayınlandı. Bu dergi ‘American Society of Aesthetic Plastic Surgery (ASAPS)’ ın resmi dergisi olup dünyanın en değerli estetik plastik cerrahi dergilerinden biri sayılmaktadır. Doktor Yakup Avşar’ın bu makalesi ‘Nasal Hump Reduction with Powered Micro Saw Osteotomy’ adı altında derginin orijinal makaleler bölümünde yer aldı.
Dr. Yakup Avşar bu makalede burun kemerini kırmadan mikro kesme – mikro törpüleme sistemi ile şekillendirdiğini bilim dünyasına anlatıyor. Bu ameliyat sistemleri İsviçre’de yine dünyanın en iyi tıbbi mikromotor sistemlerini üreten firmalardan biri olan Bien Air kaynaklıdır ve Dr. Avşar da kendisine ait olan mikro-kesme başlık tasarımlarında firma ile iş birliği içerisinde olup, bu zarif sistemleri burun estetiğinde kullanmaktadır.
Dr. Avşar endonasal burun estetiği ile burun ucunda kesi oluşturmadan, bu sistemi burun kemiğinin şekillendirilmesinde kullanıyor. Bu sistem sayesinde de, kırmaktan kaynaklanan oyulmalar ve çökmelerin riski ortadan kalkıyor ve burun estetiğinde ölçülü tasarımlı ameliyat yapmanın başarısı artıyor. Milimetrik kesimler yapılması mümkün olduğu için de, hem zarif yapılı burunlarda başarı sağlıyor hem de, büyük kemerli burunlarda serial kesiler ile istenilen ölçüde burnun küçültülmesi ve ideal burun şeklinin sağlanması mümkün oluyor.
Tasarım başarısının artması dışında, bu sistemdeki hassasiyet ve kullanılan yıkama-soğutma sayesinde dokularda tahribe yol açan ısı artışı engellenip hızlı bir iyileşme söz konusu oluyor. Eski yöntemlerde kullanılan törpüleme kabalığı ve ona bağlı ameliyat sonrası oluşan şişlik ve morluklar önlenmiş, zarif törpüleme ile de kemik düzensizlikleri yok edilmiş ve operasyon sırasında cerrahın sonucu değerlendirme şansı artmış oluyor.
Dr. Avşar ameliyattan sonra daha az şişlik, yok denilecek kadar az acı ve sızı, tampon konulmamasının rahatlığını endonasal cerrahinin avantajlarından saymaktadır.
Ayrıca bu yöntem sayesinde; başarısızlık oranının düşmesi nedeni ile revizyon cerrahisinin çok az olduğu ve özellikle de; eğriliği olan burunlarda, darbe almış burunlarda, orta yaş üzerinde yapılan burun estetiklerinde, bu sistemin avanytajları Dr. Avşarın makalesinde vurgulanmıştır.
Rahatsız olduğumuz fazla yağlarımızdan kurtulmak amacıyla çoğu zaman sistemli olarak egzersiz yapar ve farklı çeşitlerde rejim ve diyet yollarına başvururuz.Ama her zaman istediğimizi elde ettiğimiz söylenemez . Liposuction denilen tekniğin bu safhada bize yardımcı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.Rejim ve egzersiz ile alınamayan sonucu bu teknikle kolay bir şekilde almak mümkündür.
Yapılacak ilk iş bu tekniğin uygulamasına sahip bir uzmanla görüşüp vucüttaki fazla yağın dağılışını inceleyip ilk önce nerden alınmasının uygun olacağına karar vermektir.Dediğimiz gibi Liposuction kolay ve zahmetsiz bir tekniktir.İstenmeyen yağlı bölge belirlendikten sonra yağlar dışarı alınır,yağların alınması sonucu oluşan boşluk ise korse ile desteklenir.Kısa bir zaman dilimi içersindede alınan bölge iyileşir.
Genel olarak Liposuction ameliyatının ıslak ve kuru olarak iki farklı yöntemle gerçekleştirildiği bilinsede aslında uzmanlar ıslak ameliyatı yöntemini kullanmayı tercih eder.
Islak yöntemiyle alınacak bölgedeki yağ miktarı hesaplanır ve alınacak yağın yaklaşık iki katı civarında alana sıvı verilir.Bununla birlikte olası bir kanama olayını engellemek amacıylada bir çok ilaçta ameliyatın güvenli ve başarılı geçmesi için kullanılır.Damarlardaki kan dolaşımları ameliyat esnasında kontrol altına alınır ve ameyaliyattaki risk faktörü minimum düzeye indirgenmeye çalışılır.
Şunu önemle belirtmeliyiz ki Liposuction estetik ameliyatı kısa aralıklarla ve sıklıkla yapıldığında tehlike sonuçlarda doğurabiliyor.Bu ameliyatın tarihine bakıldığında ölüm olaylarınada rastlanmıştır.Fakat 60’lı yıllardan sonra gerek teknolojideki gelişimler gerek bu gelişimlerin tıp dünyasına etkileri Liposuction ameliyatındada büyük yeniliklere zemin hazırlamıştır.
Sadece ameliyat esnasında gereken titizlik ve duyarlılık gösterilmelidir.Onun dışındada bu ameliyata karşı önyargılı olma gibi bir tutum içersine girecek olumsuz bir yanı olduğu düşünülemez.Çoğu insanın geçirdiği ufak çaplı kulak burun boğaz ameliyatlarından farklı olduğuda söylenemez.Herkes bilir ki her ameliyat kendi etrafında ufak riskler taşır ve bu riskler doğal risklerdir.Endişelenecek bir durum söz konusu değildir.Sadece biraz duyarlılık ve teşhislerdeki doğruluk sizin kurtulmak istediğiniz yağlarınızdan güvenle kurtaracaktır.
Op. Dr. Yakup Avşar
Soru ve sorunlarınız için Este Klinik: 0212 270 09 93
Yüzdeki güzelliği dışa yansıtan en önemli organ, doğal, simetrik ve kişinin yüzü ile uyumlu bir burun şeklidir. Ancak güzel burun bu tanımla sınırlandırılamaz. Nasıl ki, çok kısa bir süre önce kişinin kendisine özgü tasarımını yaparak doğallığı yakalamaya çalıştığımız burun şekli burun estetiğinde son trend olarak tariflenmişse, günümüzde artık bu tanıma fonksiyonel yönden de kişiyi mutlu eden burun olması eklenmiştir.
Nedir fonksiyonel yönden kişiyi mutlu eden burun terimi?
Fonksiyonel yönden kaliteli burun; kişinin nefesini burnundan rahatça alması, spor yaparken efor kapasitesinde, kitap okurken okuma kalitesinde bir sıkıntısı yaşamaması, zaman zaman ya da her zaman gripli dönemdeymiş gibi burun tıkanıklığının olmayışı, konuşmasında olumsuzluk yaşamama ve burundan nefes alamamaya bağlı olarak geceleri ağızdan nefes alma, horlama, ağız kokusu - ağızda kuruma şikayetlerinin yaşanmamasıdır.
Eğer bu bahsettiğimiz şikayetlerden bir tanesinin dahi varsa kişinin yaşam kalitesi olumsuz etkilenir.
Her kişiliğe göre burun şekli değişir mi?
Kişilik yapısına göre belirlenen burun şekli, sağlıklı ruh hali olan ne isteğini bilen ve hekiminde uygun gördüğü ölçüde tasarlanmış olan burun şekildir. Örneğin, ucunun hafif kalkık olmasını, ucunu tamamen burun sırtı seviyesinde olmasını, burun sırtının düz ya da hafif oyuk olmasını isteyebilir. İşte, burun tasarımındaki bu küçük nüansları belirlemede kişilik yapısının rolü vardır.
Tek bir operasyonda, hem burun estetiği hem de nefes probleminin giderilmesi nasıl çözümleniyor?
Nefes problemini yaratan kabaca etkenler, burun orta bölmesi olan septum dediğimiz duvardaki eğrilikler, yada her iki burun tarafındaki konka dediğimiz burun etlerindeki büyümelerdir. Bunların düzeltilmesinde septum cerrahisi dediğimiz, burnun ana duvarının düzeltilmesi çok önemlidir. Septum cerrahisinde hekimin tecrübesi ve yaklaşımı önem arz eder. Çünkü bu bölgeye yapılacak hatalı bir uygulama nefes problemini düzeltmeye çalışırken burun estetiğinde de telafisi çok güç problemler yaratabilir. Ben operasyonlarımda öncelikle nefes problemi yaşayan ya da fark etmediği şekilde burun iç yapısında problemleri olan hastamın problemini çözüyor, ardından buruna istenen şekli veriyorum.
Burun operasyonları sonrası görülen morluk ve şişliklerin sebebi iki operasyonun birlikte yapılmasımıdır?
Hayır, morluk dediğimiz ekimoz ve şişlik denilen ödemin nedeni tamamen teknikle ilgilidir. Ben operasyonlarımı burun kemiklerini kırmadan, mikromotor sistemi ile keserek ve törpülüyerek yaptığım için dokuda travma minimal oluyor. Buda iyileşme süresini kısalttığı gibi, ekimoz ve ödemin oluşumunu engelliyor. Kullandığım teknoloji harikası cerrahi malzemelerimde operasyon süremi kısaltarak, hem nefes problemini tam olarak çözmemi hemde buruna istetiğim şekli vermemi sağlıyor.
Yapmış olduğunuz bu tekniğin hastaya sundukları olağanüstü konforlu ve güzel gözüküyor, hasta hemen rahat nefes albiliyor mu ve burnunun şekilllenmesi için bir süreye ihtiyaç var mı?
Uygulamış olduğum bu tekniğin diğer bir artısı, ameliyat sonrası burun içine tampon koymadığım için, hasta henüz ameliyat masasında iken dahi burnundan nefes alabiliyor. Yıllardır burundan nefes alma sıkıntısı yaşamış bir kişi için bundan daha güzel bir mutluluk olabilir mi? Ardından hep korkulan acaba tampon çıkarılırken acıma olacak mı sorusu zaten onda oluşmadığı içinde ameliyat sonrası hiç bir sıkıntı yaşamıyor.
Ortalama 5. günde burnun dışındaki küçük ateli çıkarıp yeni burnunun, ameliyat öncesi yapmış olduğum bilgisayar tasarımındaki burun şekli ile de bire bir aynı olmuş olmasının verdiği sevinç bir hekim olarak inanılmaz haz veriyor.
Burun estetik operasyonlarında hem istenen şekle ulaşmak, hemde nefes probleminin tek operasyonda çözümlenme imkanı var mıdır?
Tabi ki evet. Hedef günümüzde dediğim gibi, tek bir operasyonda her ikisinide çözümlemektir. Ben hastalarıma estetik burun operasyonlarınındaki son trendi, nefes problemi yaşamayacağınız, hatta ameliyat öncesi nefes probleminiz varsa onunda giderilmiş olduğu, yüz yapınız ve kişiliğinize en uygun karakterdeki doğal burun şekline kavuşmanız olarak tanımlıyorum
Kişilik yapınıza uygun burun şekli’ ifadesini kullanıyorsunuz, burun şeklinde kişilik yapısının önemi var mıdır?
Kesinlikle var diyebiliriz. Benim gibi bu konuda tecrübeli bir çok hekim arkadaşımda buna katılacaktır ki, hastalarımızın genetik özellikleri, yetişme tarzları ve meslekleri yaptıracakları burun şeklinde etkili olmaktadır. Estetik olan, yüz ölçüleriyle uyumlu ve natürel burun şeklidir. İşte, tasarımdaki nüansları belirleyen ise kişilik yapılarındaki farklılıklardır. Buna dikkat edildiğinde, kişiyi daha mutlu eden ve doğasına daha uyumlu bir burun şekli yapılabilir.
Hastanın normal hayata dönüşüde çok daha kısa mı olmuş oluyor?
Evet, bir gece hastanede yatan hastam ertesi gün evine dönebiliyor ve ortalama 1. haftada herşey bitmiş oluyor.
Nefesini rahatça burundan alabilen, istediği burun şekline kavuşmuş olan hastama da güzelliklerin keyfini yaşamak kalıyor.
Uzman Diyetisyen Dr. Ender Saraç ile ilgili diyet haberleri konumuzun devamına yer almaktadır. Zayıflamanın uzmanı olan doktorumuzun bilgileri işinize yarayacaktır.
Sizce zayıflamanın en önemli kriteri nedir?
En önemli şey, bu fikre hazır ve zayıflamaya kararlı olmak. Bana zayıflamaya gelenlere, ilk önce şunu soruyorum: “Hazır mısınız, kararlı mısınız?” Eğer gerçekten hazırsanız ve kararlıysanız bu işe başlayın. Şişmanlıkta şöyle bir şey saptıyorum: İnsanın sinir
sistemine bir virüs bulaşmış gibi oluyor, bilgisayar virüsü gibi… Bu virüs sizin kilo vermeniz için gerekli olan doğru davranış, beslenme ve hareket alışkanlıklarınızı olumsuz etkiliyor. “Boş ver şimdi yürüme, sonra yürürsün”, “Bu çikolatalı kek çok güzel; bir
dilim daha ye” gibi uyaranları gönderiyor adeta. Onun için ilk başta bu virüsleri silmek lazım.
Zayıflamaya karar verenlere destek olacak, cesaretlerini artıracak destek yöntemler de var mı?
Evet, bitki çayları, doğal ve bitkisel zayıflama preparatları…
Doğal bitki özlü çayların hepsi zayıflama sürecinde tüketilebilir mi?
Piyasada tanınmış firmaların hazırladıkları form çaylarının formülleri güzel. Günde iki-üç fincan içilebilir. Birkaç hafta içip, ondan sonra ara vermek gerekir. Bunun dışında, mesela gazımız varsa rezene çayı, iştahımız çok fazlaysa ıhlamur çayı, sindirimimiz zayıfsa zencefil çayı, hormon krizlerinden dolayı daha çok yiyorsak adaçayı, metabolizmayı canlandırmak için yeşil çay, bağırsakları çalıştırmak için sinameki çayı, şekerimiz çok yük****e kekik çayı gibi bitkisel çayları tüketebiliriz.
Diyetlerde baharatların yeri nedir?
Baharatlar çok önemli. Mesela zencefil yağları yakar, zerdeçal karaciğerden toksin attırır,
biberiye iyi bir antioksidandır, kekik şekeri düşürür, sarmısak zayıflamaya yardımcı olur. Bir de özel ayurveda tabletleri var. Bunlar, zayıflamaya yardımcı, yan etki oranı son derece düşük olan, güvenilir doğal preparatlar. Bu tabletler de metabolizmayı
canlandırıyor, aynı zamanda kişinin incelmesine ve iştahının azalmasına katkıda bulunuyor.
Kişi zayıflamak istiyor, öğün saati değil ama çok acıktı. Açlığını bastırmak için yapabileceği bir şey var mı?
İştahı azaltan ve zayıflamaya yardımcı bir ipucu şudur: Zerdeçal, nane ve yeşil elma
kokularını günde 25-30 kere derin derin içinize çekerek, iştah merkezini rahatlatabilirsiniz.
Siz hastalarınıza kilo verdirmek için beden tiplerinden yola çıkıyorsunuz. Bunu biraz açıklar mısınız?
Standart diyetleri doğru bulmuyorum ben. Uzmanlık alanım olan Ayurvedaya göre, belli beden tipleri var. Mesela birçok insan “Ender bey, bütün günü aç geçiriyorum, sadece salata yiyorum, bir türlü zayıflayamıyorum” diye geliyor bana. Yediklerine ve vücut tipine bir bakıyorsunuz; aslında tere, roka gibi yeşil salataları hiç yememesi gerekiyor. Yani aç
kalıyor ama vücut tipine uygun olan gıdaları yemediği için zayıflayamıyor. Halbuki, doğru bir sisteme geçtiğinizde, tıkır tıkır, sağlıklı bir şekilde kilo vermeye ve sağlığına kavuşmaya başlıyor.
Sizce zayıflama konusunda yaptığımız en önemli yanlış hangisi?
Zayıflama işi biraz disiplin ister. Türk toplumundaki en büyük problem ise, disiplin eksikliği. Diyetleri nisan mayıs aylarında, iki aylık bir heves şeklinde yapıyoruz. Ondan sonra uzun kollu, kat kat giyilmeye başlandığı anda, olayı rafa kaldırıyoruz. Ve sonra
tekrar dengemiz bozuluyor. Doğru yaşam biçimini edinmez veya doğru beslenme felsefesini benimsemezseniz, en iyi diyetisyenlere, en iyi doktorlara, merkezlere bile gelinse, bir yere kadar işe yarar. Şunu kabul etmek gerek: İki ay çok yoğun diyet yapıp, bıkıp, yorgun düşmek yerine, yılın 12 ayına daha az kurallı, doğru, boğucu olmayan
bir yaşam biçimi ve doğru beslenme felsefesi şeklinde yaymak daha sağlıklı.
Sadece bilinçli beslenme yeterli mi?
Bilinçli beslenme işin en önemli ayağıdır. Fakat sadece doğru beslenmeyle olmaz; mutlaka düzenli egzersiz de gerekir. Şok diyetler, açlık rejimleri, zamana karşı yarışan diyetler, tek gıda rejimleri, 10 gün lahana çorbası, karpuz diyeti, karbonhidrat diyeti, sadece protein diyeti, bütün bunlar yanlış. Dengeli beslenilmeli. Ama sadece bilinçli diyetle de olmaz, düzenli egzersiz, yürüyüş yapılmalı. Haftada üç- dört gün,
bir buçuk saat civarında orta sporlar; mesela tempolu yürüyüş, hafif koşu, fitness, aerobik, yüzme, neden zevk alınıyorsa, o spor
yapılmalı.
Spor yapılan saatin herhangi bir önemi var mı?
Evet, var. Ayurvedaya göre, sabah 6 ile 10 ya da 18.00 ile 22.00 saatleri arasında daha çok yağ yakıyoruz. Çünkü bunlar Ayurveda’ya göre vücudun ‘kapha’ saatleri, yani daha çok biriktirme, yağlanma saatleri. Bu saatlerde metabolizmayı ısıttığınızda daha iyi sonuç alınıyor. Egzersizden bıkmamaya çalışın. Çılgınca egzersiz yapmayın, sporu zamana yayın. Çok ağır egzersiz ve çok ağır spor yanlış. Çünkü vücudu hem çok aç olmak savunmaya sokar, hem de aşırı ağır egzersizler savunmaya sokar. Çünkü vücut bunları bir tehdit olarak ele alır. Bu nedenle, mutlaka düzenli yapılan egzersizlere ağırlık vermek lazım.