Kışın Cildinizi Korumanın Yolları

Sağlık Konusu: admin on Mart 5, 2009 | Yorum Yok

Kışın Cildinizi Korumanın Yolları

Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte cilt rahatsızlıklarının görülme sıklığı da artıyor. Rüzgar, düşük nem, kirli hava ve kapalı ortamlarda daha uzun süre vakit geçirme zorunluluğu hem sivilcelerin hem de sedef, egzama gibi cilt hastalıklarının artmasına neden oluyor.
Kışın cilt sağlığını bozan faktörler fazlalaşıyor
Cildimiz her an dış dünyayla irtibat halinde olduğundan fiziksel etkenlerden ciddi oranda etkileniyor. Özellikle kış mevsiminde cilt sağlığını tehdit eden faktörler çoğalıyor. Kışın soğuk ve kuru hava, düşük nem, rüzgar, kirli hava ve asit yağmurlarına özellikle dikkat edilmesi gerekiyor. Bu doğal etkenlerin yanı sıra kışın gelmesiyle birlikte kapalı ortamlarda geçirilen zamanın artması da cilt sağlığını olumsuz etkiliyor. Melatoin hormonunun güneşsiz ortamlarda daha fazla salgılanması insanların kış aylarını daha stressli ve depresyona eğilimli geçirmelerine yol açıyor. Bu faktörlerin birleşmesi; akne (sivilce) ve egzama gibi cilt hastalıklarının görülmesinin yanı sıra stresle tetiklenen sedef, vitiligo gibi önemli deri hastalıklarının da artmasına neden oluyor. Ayrıca soğuk havanın neden olduğu cilt kuruluğu cildin yaşlanma sürecini de kolaylaştırıyor.

Kuru cilt tipine sahip olanlar daha dikkat etmeli
Yaşlılar, çocuklar ve derisi kuru olanlar kış mevsiminden en çok etkilenen grubu oluşturuyor. Bu aylarda havadaki nem azalırken kalorifer, soba ve klima gibi cihazlar nem oranını daha da aşağıya çekiyor. Bu aşamada deri kuruluğuna bağlı gelişen veya şiddetlenen deri hastalıklarının önlenmesinde nemlendiricilerin kullanılması büyük önem taşıyor. Cilt temizliğinde, cildin PH değerine uygun tıbbi temizlik ürünleri kullanılmalı. El temizliği için kullanılan sabunların, yüz temizliği için kullanılması son derece yanlıştır. Çünkü el derisi, yüze oranla daha kalındır, bu yüzden cilt tipinize uygun temizleyicilerin kullanılması gerekmektedir. Günde birkaç kez duş almak, sık sabun kullanmak cilt kuruluğunu artıran faktörlerdir. Özellikle çok sık duş alan kişiler, cilt bakımlarını ihmal etmeyerek, banyodan sonra mutlaka nemlendirici kullanmalıdırlar. Ayrıca cildin yağlı olması, nemle karıştırılmamalı; yağlı cilde sahip kişiler de kış aylarında nemlendirici kullanmalıdırlar.
Cildinizin ihtiyacı nem
Soğuğun cilde olumsuz etkisini önlemek için nemlendirici dışında, sokağa çıkıldığında soğuktan koruyucu giysiler giyilmesi ve eldiven kullanılması yararlı olur. Evlerin nemlendirilmesi de cilt nemlendirilmesi kadar önemli. Kalorifer peteklerinin üzerine ıslak havlu konulması, soba kullanılıyorsa, sobanın üzerine su koyulması odanın nemlendirilmesi açısından faydalı olacaktır. Günde en az 1-1.5 litre su içilmesi de derideki nem oranını artıracaktır. Saçların kirli ve kuru havaya daha fazla maruz kalacağı için bere veya şapka kullanılarak korunması da faydalı olur.

 

Kategorisi: Sağlık Haberleri

Kilo verirken yağ yakmanın yolları

Sağlık Konusu: admin on Mart 5, 2009 | Yorum Yok

Beslenme konusunda genel ilkelere uyar ve doğru biçimde egzersiz yaparsanız yağ yakarak fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz
Gerçek anlamıyla kilo kaybı vücudumuzdaki yağları kaybetmekten geçer. Peki bunu nasıl başarabiliriz? Doğru beslenme ve doğru egzersiz yaparak. Önce genel beslenme ilkelerinden başlayalım…
Bol su için: Su metabolizmanın düzenlenmesinde ve vücut reaksiyonlarında görevlidir. Gün içinde içilen iki litre su vücutta enerji oluşumunu artırır ve zayıflamaya yardımcı olur. Aç karna içilen su vücuttan toksik maddelerin atılmasına yardım eder; karaciğer, böbrek ve bağırsaklarda toksin birikimini önler ve yağ yakımına yardımcı olur.

Altı öğün yiyin: Öğün sayısı arttıkça metabolik hızınız artabilir. Üç ana öğün yanında üç-dört ara öğün yapmak yağ yakılmasına yardımcı olur. Ara öğünler ana öğünlere açılan köprüdür. Vücuda sık aralıkla az miktarda yiyecek girerse metabolik hız artar, kan şekeri dengesi kurulur ve zayıflamaya yardımcı olur.

——————————————————————————–
Aminoasit alımı: Proteinler kas yapımında ve doku tamiri için gereklidir. Karbonhidrat ya da yağ açısından kısıtlı diyetlerde vücut, proteini bir enerji kaynağı olarak kullanır. Bu gerçekleştiğinde, kaslarda ve zayıf dokularda kayıp meydana gelebilir. Protein kas oranının azalmasını engelleyebilir. Protein ağırlıklı beslenme metabolizmayı hızlandırır, yağların yakılmasını kolaylaştırır ve iştahı düzenler.
Salatasız kalmayın: Çiğ besin tüketimiyle vücuttan toksin atımı artar. Fazla yağlardan kurtulmak için salata ve çiğ besin tüketimi çok önemlidir. Salata tüketerek daha çok posa ve antioksidan alınır.

Şeker-yağ ilişkisi: Şekerli besin alımıyla kan şekeri hızla yükselir ve pankreastan insülin hormonunun salgılanması uyarılır. İnsülin şekerin hücre içine girip enerjiye çevrilmesinde etkili bir hormondur. Enerjiye ihtiyacı olan hücreler gereksinimlerini insülin yardımıyla karşılarlar. Eğer alınan enerji gereksinimden fazla ise, insülin bu enerjiyi yağ dokusunda depolar.

Kaloriye dikkat: Diyet programlarında amaç kalori yakılmasını artırmaktır. Egzersizle birlikte vücudun harcadığı enerji miktarı artar. Harcamanın artmasıyla günlük beslenmeden alınan kalori harcanır ve yağ yakılması başlar. Günlük diyet programının kalori içeriği kadar besin öğesi içeriği de önemlidir. Vitamin ve mineralden, andioksidan bileşiklerden, posadan yana yeterli bir diyetle yağ yakmayı hızlandırabilirsiniz.

Atıştırmayın: Yağlı cips, çikolata, tuzlu bisküvi, kuruyemiş gibi baştan çıkarıcı besinler vücut yağının miktarını ve kiloyu artırır. Kaçamak anlarında yağsız, tuzsuz mısır patlağı, salatalık, yeşil erik gibi glisemik indeksi düşük besinleri tüketmek kilo vermeye yardımcı olabilir.

Doğru karbonhidratlar: Diyet yaparken kilo vermek ve yağ kaybını görebilmek için glisemik yükü az olan doğru karbonhidratlar seçilmelidir. Bu besinler vitamin, mineral ve posa açısından zengindir ve daha doyurucu olabilir. Düşük glisemik indeksli karbonhidratlarla kandaki insülin düzeyinizi düşük tutarak yemekten sonra vücutta yağ depolanmasını önleyebilirsiniz.

Lifli besinleri tercih edin: Vücuttaki yağ oranını düşürmek için lif miktarı yüksek besinler tercih edilmeli. Posa, yiyeceklerle alınan ve bağırsakta emilmeyen bitkisel liflerdir. Sindirim yolunu takip ederek vücuda girdikleri gibi terk ederler. Lifli yani posalı yiyecekler hem diyet hem de sağlıklı beslenme için çok önemlidir.

Yemeğinizi yavaş yiyin: Kilo alınmasının nedenlerinden biri hızlı yemektir. Yenilen besinin beyne ulaşıp tokluk sinyali vermesi yaklaşık 10 dakika sürer. Bu nedenle yavaş ve lokmaları iyice çiğneyerek yemeniz kilo vermenize yardımcı olabilir.

Fiziksel aktivite Aerobik egzersiz yapın: Yağ yakılmasını sağlamak için daha çok kardiyovasküler sistemi çalıştıran aerobik egzersizleri (yürüme, koşma, yüzme, kürek çekme, bisiklete binme) yapın. l Hızı ayarlayın: Yağlar yavaş yakılır ve bu sırada daha fazla oksijene ihtiyaç duyulur. Bu nedenle yeterli oksijeni sağlamak için çalışma yoğunluğunuza dikkat edin. l Süreye dikkat edin: Yağların yanmaya başlaması için egzersiz hiç durmadan en az 15-20 dakika sürdürülmelidir. Haftanın en az üç günü, 30-45 dakika süreyle egzersiz yapın. l Açık havayı tercih edin: Deniz kenarı veya ağaçlık alanlar gibi oksijenin bol olduğu ortamlarda egzersiz yapın.

Tags:  

Kategorisi: Sağlık Haberleri

Kendi doğanda huzur bul

Sağlık Konusu: admin on Mart 5, 2009 | Yorum Yok

Binlerce yıllık bir yaşam sanatı ve öğretisi olan ayurvedayla tanışmaya hazır mısınız?
Ayurveda nedir?

Ayurveda bir yaşam sanatıdır. Amaç, kişiyi iyileştirmek yaşam süresini ve kalitesini

yükseltmektir. Bu günlük yaşam sanatı pratik, felsefik ve spiritüel aydınlanmadan gelişmiştir ve kökeni yaradılışı anlamaya dayanır. Mutluluk ve sağlığın da temelinde bulunan, kişinin eşsiz beden tipini, ruhunu, zihnini ve elementlerinin birleşimini anlamamızı sağlar. Dengeli bir vücut, dengeli zihnin göstergesidir ve dengede olduğundan hastalıklara karşı da bağışıklığı vardır.

——————————————————————————–

Beyaz bulutların uçmasına izin verin

Çok stresli olan herkes için en önemlisi, aktivitelerle dolu dönem ile sakin dönem arasındaki dengenin sağlanmasıdır. Örneğin, dinlendirici bir uykuya daha iyi geçebilmek için küçük bir meditasyon iyi gelir. Zihinsel anlamda düşüncelerinizi

beyaz bulutun üstüne oturtun ve onun uçmasına izin verin. Bu size bazı düşüncelerinizi serbest bırakmanızda yardımcı olur. Bunu her akşam yapın, bu sayede zamanla birlikte iç huzurunuzu daha iyi yakalayabilirsiniz.

Seven eller

Ayurvedada yağ masajlarının adı “abbyanga”yani “seven eller” demektir. Yavaş ve okşayan hareketlerle omuzlarınızı, başınızı, kulaklarınızı ve yüzünüzü şımartarak kendinizi rahatlatın. En son, yağı vücudunuzdan çıkarmak için saçınızı önce şampuanlayın, daha sonra vücudunuzla birlikte durulayın.

Bir ağaç kadar güçlü

Yoga, eski bir ayurveda disiplinidir ve aynı zamanda ayurvedanın kardeş bilimidir. Yogadan bahsedildiğinde, gerinme ve spordan çok daha fazlası kastedilir. Vücudumuzla, nefesimizle ve duygularımızla yaptığımız çalışmalar sayesinde, yoga bizi içimizdeki güce götürür.”Asanas” (çalışmalar) ayurvedapratiğine aittir. Örneğin, “ağaç” sakinleşme ve yenileme etkilerine sahiptir.

 

Kategorisi: Sağlık Haberleri

Kemik erimesi erkeklerde de görülüyor

Sağlık Konusu: admin on Mart 5, 2009 | Yorum Yok

Uzmanlar daha çok kadınlarda görülen kemik erimesinin, az da olsa erkeklerde de görülebileceğini belirtiyor

Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen ”osteoporoz”un yalnızca kadınlarda görüleceğine dair yanlış bir kanı olduğunu belirten uzmanlar, hastalığın 3 kadına karşılık 1 erkekte görüldüğünü söylüyor.

Konuyla ilgili bilgi veren Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı, emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Tansu Arasıl, yaşlılıkta daha çok rastlanan hastalığın tek başına yaşlılık hastalığı olmadığını ifade etti.
Arasıl, hastalığın zamanında yakalanıp önlenmezse sakatlıklara ve ölüme neden olduğuna işaret ederek dünyada kalp-damar hastalıkları ve kanserden sonra bilinen 3. ölüm nedeninin osteoporoz olduğunu hatırlattı.

”30 YAŞINA KADAR KEMİKLERİNİ KORU”

”Kemiklerimizin kıymetini bilmiyoruz” diyen Arasıl, kemiklerin de kalp, beyin gibi canlı ve sürekli yapılanan bir sistem olduğunu belirterek, 30 yaşına kadar kemik yapısının ilerlediğini ve 30 yaşında doruk noktasına ulaştığını anlattı.

30 yaşında yeterli kemik kütlesine ulaşılmaması halinde hastalığın ortaya çıkmaya başladığını söyleyen Arasıl, kemiklerin korunmasında ve güçlü olmasında birinci adımın beslenme olduğunu vurguladı.

Hazır yemek, fast food tarzı beslenme ve kolalı içeceklerin fazla tüketilmesinin, kalp ve damar sağlığının yanı sıra kemikler için de zararlı olduğunu belirten Prof. Dr. Arasıl, bunun yerine, süt ve süt ürünleri ile sebze ve meyve tüketilmesini önerdi.

Türkiye’de yeterli miktarda süt ve süt ürünü ile sebze ve meyve bulunduğunu söyleyen Arasıl, ”Bu ülkede ilaçları kullanmadan doğal yollarla sağlıklı beslenmek mümkün. Bunları alan her Türk vatandaşının sağlıklı beslenmesi mümkün” diye konuştu.

Kemiklerin sağlıklı yapılanması için hareketin de önemli olduğunu ifade eden Arasıl, gelişen teknolojinin insanları giderek hareketsizliğe ittiğini, yürümenin, hareket etmenin unutulduğunu ifade etti. Arasıl, herkesin günde en azından yarım saat tempolu yürüyüşe ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Güçlü kemik yapısı için D vitaminin de önemine değinen Arasıl, ayda en az 1 hafta D vitamini içeren güneş ışınlarına maruz kalmasını önerdi.

Hastalığın kemik kırılıncaya kadar kendisini belli etmediğini, bu nedenle ”kemiklerin sessiz hırsızı” olarak adlandırıldığını belirten Arasıl, bir kırık oluştuktan sonra diğer kırıkların da geldiğini, bundan sonra sakatlıkların başladığını anlattı.

Hastalıkta, omur, bel kemiği gibi yerlerde görünmeyen kırıkların da meydana geldiğini kaydeden Arasıl, bel ve omur kırıklarının ardından kalça kemiği kırıklarının görüldüğünü ve kalça kemiği kırılan ileri yaş hastaların yüzde 40-50′sinin ilk 1 yıl içinde hayatını kaybettiğini söyledi.

30 yaşından sonra her kadının kemik ölçümü yaptırmasını öneren Arasıl, sigara ve alkolden uzak durulmasını, dengeli beslenme ve egzersiz yapılmasını istedi.

 

Kategorisi: Sağlık Haberleri

Kavun sakinleştiriyor!

Sağlık Konusu: admin on Mart 5, 2009 | Yorum Yok

Yaz meyvelerinden kavun, kansızlığı giderme ve idrar söktürme yanında, sinirleri yatıştırmada da etkili…
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mevlüt Mülayim, karpuzdan sonra pazar ve manavlarda yerini almaya başlayan kavunun Türkiye’nin hemen her yerinde yetişebilen son derece yararlı bir yaz meyvesi olduğunu söyledi. Sıcaklarda bolca tüketilen ve sindirimi kolay olan kavunun, içerdiği A vitamini ve madeni maddelerle kanı temizlediğini belirten Mülayim, kavunun antioksidan, yani vücudu temizleyici etkiye sahip olduğunu kaydetti. Böbrekleri rahatlatan kum ve taş dökmeye yardımcı olan kavunun yüksek miktarda su ve düşük miktarda kalori içerdiğini dile getiren Mülayim, ”Kansızlığı gideren ve idrar söktüren kavun, sinirleri yatıştırmada da etkilidir. İçindeki B vitamini krom ve iyot sinirleri teskin eder. Kişiyi sakinleştirir. Cildin taze ve pembe kalmasını sağlayan kavunun orta boyu günlük C vitamini ihtiyacını karşılamak için yeterlidir” dedi. Prof. Dr. Mülayim, özellikle karbonhidrat bakımından zengin olan kavunun yeteri kadar B ve C vitamini içermesi nedeniyle her gün tüketilmesi gereken bir besin maddesi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Mevlüt Mülayim, yazın en çok tüketilen meyvelerinden karpuzun ise kavuna göre daha fazla su ile sodyum, potasyum, kalsiyum gibi çeşitli mineral ve vitaminleri içeren faydalı bir besin maddesi olduğunu belirterek, ”Kavun gibi böbrekleri çalıştırarak kum ve taş dökmeye yardımcı olan karpuz, içindeki madeni tuzlar sayesinde vücudu zehirleyen çeşitli zararlı atıkların da kandan atılmasını sağlıyor” diye

 

Kategorisi: Sağlık Haberleri

 


Sağlık Fotoğrafları

Sağlık Video

Sağlık Etiketler

Sağlık Siteleri

Sağlık Sayfaları 1 den 23 e Kadar1234567891011121314151617181920212223