Sağlık Konusu: admin on Mart 4, 2009 | Yorum Yok
Hiç yağ içermeyen bir diyette, günlük enerjinin sağlanması için çok yemek gerekir. Diyetlerde yağlar günlük enerji ihtiyacının yüzde 30′unu karşılamalıdır
Kilo alırız diye yemeye korktuğumuz yağlar, aslında o kadar da korkutucu değil… Çünkü; 1. Günlük enerji ihtiyacımızın önemli bir kısmını,
2. Yağda çözülen vitaminlerin (A, D, E, K) alınmasını,
3. Vücüdumuzda sentezlenemeyen fakat sağlıklı olmamız için mutlaka besinlerimizden almamız gereken bazı yağları (esansiyel yağlar) sağlarlar.
Mısır, soya, pamuk, keten, fıstık ve bazı deniz balıkları (somon, uskumru, hamsi, sardalye), esansiyel yağlar açısından zengin gıdalardır. Dolayısıyla enerjinin başka kaynaktan sağlanması mümkün olsa da bazı vitaminlerin ve esansiyel yağların alınması için belirli bir miktarda yağın diyetimizde bulunması gerekir.
Ayrıca yağlar besinlerimize lezzet katar, doygunluk hissi yaratırlar. Hiç yağ içermeyen bir diyetten, günlük normal enerjinin sağlanması oldukça büyük miktarlarda gıda alınmasını gerektirir.
Yiyeceklerle aldığımız yağların % 98′inden fazlası trigliseritlerden oluşur. En çok tükettiğimiz yağlar olan tereyağ, margarinler, zeytinyağ, ayçiçek yağı, mısırözü yağı hepsi trigliseritlerden oluşur. Bu yağların yakılmasıyla elde edilen enerji miktarı yaklaşık aynıdır (9 kkal/gr). Bitkisel yağlarda kolesterol bulunmaz, ancak hayvansal yağlarda kolesterol bir miktar bulunur. Sağlıklı bir diyet için
Sağlıklı kişiler için ideal bir diyette yağlar günlük enerji ihtiyacının yüzde 30′unu karşılamalı ve çeşitli yağları (az doymamış, çok doymamış, doymuş) eşit oranda içermelidir. Diyetimizde bulunan trigliseritlerin içerdiği yağ asitleri, diğer yağların da metabolizmalarını etkiler. Örneğin, doymuş yağların (tereyağı) kolesterol düzeylerini yükselttiği, buna karşılık doymamış yağların (mısırözü, soya) düşürdüğü bilinir. Bu sebeple kalp-damar hastalığı bulunan veya risk taşıyan kişilere doymamış yağlar içeren diyet önerilir.
Özellikle balıklarda bulunan ve çok doymamış yağ asitleri içeren bir grup yağın (w-3 yağ asitleri ailesi) damar sağlığına olumlu katkıda bulunduğu bilinmektedir. Sadece hayvansal gıdalarla beslenen Eskimolarda kalp-damar hastalıklarının görülmemesi diyetlerinin bu yağlardan zengin olması ile açıklanmıştır.
Zeytinyağı nasıl saklanmalı?
Zeytinyağını buzdolabında veya soğuk ortamda muhafaza etmeyin.
Zeytinyağını, güneş ışığından uzak, oda sıcaklığında ve nem almayacak şekilde ağzı kapalı olarak saklayın.
Dumanlanma noktası düşük olduğundan, pişirilmemesi, genellikle salatalarda kullanılması, yemeklerde kullanılacaksa yemek pişip altı kapandıktan sonra eklenmesi önerilir.
Raf ömrü 18 aydır, baharatlı zeytinyağlarında ise 1 yıldır. Fakat natürel zeytinyağı 18- 20 derece sıcaklıkta ve ışıksız ortamda korunursa yıllarca değerlerini yitirmez.
TRİGLİSERİTLER VE BESLENME
Trigliseritler nedir?
Besinlerdeki margarin, mısır ve ayçiçek yağı genellikle trigliserit formundadır. Bu yağlar, vücut dokularında da trigliserit olarak depolanır. Besinlerle alınan trigliseritler, karaciğerde farklı yollardan metabolize olur. Bunlar:
Eğer çok fazla doymuş yağ tüketirseniz, karaciğeriniz çok fazla kolesterol üretir ve bu kolesterol kan dolaşımına katılır.
Eğer fazla miktarda besin tüketirsiz, karaciğeriniz aşırı tükettiğiniz bu besinleri trigliseritlere çevirir ve vücudunuzda yağ olarak depolanır.
Eğer alkol tüketiyorsanız, karaciğeriniz, kanınızda dolaşan alkolden daha fazlasını üretir.
Yüksek trigliserit bir sağlık problemi mi?
Kanda trigliseritlerin yüksek olması, diğer risk faktörleriyle bir araya geldiğinde kalp hastalığı oluşma riskinizi artırabilir. Yüksek trigliserit miktarını da içine alan diğer risk faktörleri; yüksek kolesterol, ailede kalp hastalığı öyküsü olması, sigara kullanımı, yüksek tansiyon ve obezitedir.
Normal trigliserit seviyesi ne olmalı?
Eğer kan kolesterolü normal seviyedeyse (200 mg/dl’nin altı), trigliseritler için 250 mg/dl’nin altı normal seviye olarak kabul edilmektedir.
Kan trigliserit düzeyi nasıl azaltılabilir?
Düşük yağ içeren besinler tercih edilmelidir. Yumurta sarısı haftada 3-4 kereden fazla tüketilmemelidir. Yanında posa miktarını artırması için, tam tahıllı ürünler veya sebzeler tüketilmelidir. Meyve suyu yerine kurutulmuş meyve tüketmek de trigliserit seviyenizi düşürmenize yardımcı olacaktır.
İdeal kilo hedeflenmeli ve ona ulaşılmalıdır. Kilo vermek de gerçekten etkili bir şekilde trigliserit seviyenizin düşmesine neden olacaktır.
Günlük fiziksel aktivite artırılmalıdır. İdeal kiloya sahip olmanız için de gerekli olan fiziksel aktivite, trigliseritlerinizin azalmasına yardımcı olacaktır.
Sigara içilmemelidir.
Alkol tüketiyorsanız, miktarı ve tüketim sıklığı ayarlanmalıdır.
Sağlık Konusu: admin on Mart 4, 2009 | Yorum Yok
Bir bardak sağlıklı sütle kalsiyum ve fosfor gibi mineral ihtiyacının yarısı karşılanıyor.
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tanju Besler, insan vücudunun hastalıklara karşı daha dirençli olması için her yaşta mutlaka süt tüketilmesi gerektiğini bildirdi.
Besler, Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü ile Tetra Pak Türkiye işbirliğiyle Mersin Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Sağlıklı Süte Çağrı” seminerinde, dünyada çocuk ölümlerinin büyük çoğunluğunun yetersiz ve dengesiz beslenmeden kaynaklandığını belirtti.
Toplumda beslenmenin bilinçli yapılması halinde çocuk ölümlerinin azalacağını ifade eden Besler, “ABD’de çok küçük yaşlardan itibaren beslenmenin önemini vurgulamak için okullarda ve okul öncesi eğitimde bilgilendirme programları yürütülmektedir. Dolayısıyla eğitim şart” dedi.
Besin değeri yüksek olan sütün yaşamın her döneminde vazgeçilmez olması gerektiğini ifade eden Besler, şöyle konuştu:
“Doğumdan itibaren yaşamın her evresinde süt içilmesi gerekiyor. Bir bardak sağlıklı sütle kalsiyum ve fosfor gibi mineral ihtiyacının yarısı karşılanıyor. Kemik sağlığı, diş sağlı ve vücudun enerji mekanizmasında kalsiyuma ihtiyaç vardır. İnsan vücudunun hastalıklara karşı daha dirençli olması için her yaşta mutlaka süt tüketilmesi gerekiyor.”
Araştırmadan çıkan sonuç
Tetra Pak Türkiye Kurumsal iletişim Müdürü Yasemin Ayginin de açıkta satılan sütün düşük olan vitamin değerinin, kaynatıldıktan sonra önemli oranda kaybolduğunu söyledi.
Uluslararası standartlarda, 1 mililitre sütte kabul edilebilir bakteri miktarının 5 bin iken, HÜ tarafından açık süt örneklerinde yapılan incelemede bu sayının 100 bine kadar yükseldiğinin belirlendiğini ifade eden Ayginin, şunları kaydetti:
“Yapılan saha araştırmasında, Ankara’nın 39 semtinden elde edilen 150 sokak, 109 UHT ve 41 pastörize süt örneği üzerinde yapılan laboratuvar analizlerine göre, UHT uzun ömürlü sütün insan sağlığı açısından tüm standartlara uygun özellikler taşıdığı açıkça ortaya çıktı.”
Sağlık Konusu: admin on Mart 4, 2009 | Yorum Yok
Egzersiz olmadan başlanan diyet bir yarar sağlamadığı gibi vücutta hoş olmayan görünümlere yol açabiliyor.
Konya Selçuk Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu Araştırma Görevlisi Fatma Arslan, yaz ayları öncesinde, özellikle kilolu kadınların, diyete, spor salonlarına ve plastik cerrahlara yöneldiğini söyledi.Kış aylarında kalın giysilerle fazla kiloların kamufle edebildiğini ifade eden Arslan, şunları kaydetti:
”Ama yazın aynı durum söz konusu değil. İnce elbiselerle fazla kilolar ortaya çıkıyor. Nisan ayının girmesiyle, kadınlar diyete ve spor aktivitelerine başlıyor. Ancak bilinçsizce yapılıyor. Diyet yapan sporu, spor yapan da diyeti hiç düşünmüyor.” Arslan, spor salonuna sağlıklı yaşam için gelenlerin yok denecek kadar az olduğuna dikkati çekerek, tek düşüncelerinin, yaz boyunca fazla kilolardan kurtulmak olduğunu söyledi.
Diyet yapan kişilerin mutlaka spor da yapmaları gerektiğini vurgulayan Arslan, ”Sporsuz diyetin hiçbir anlamı olmaz. Form tutmada egzersiz şart. Sporsuz yapılan diyet, vücutta hoş olmayan görüntülere yol açan sarkmaları meydana getirir. Bunu da hiç kimse istemez. En azından yolda bir yürüyüş bile diyete destek olabilir” dedi.
Kış dönemi boyunca haftanın belli günlerinde sınırlı sayıda gelenlere hizmet verdiklerini, ancak Nisan ayıyla birlikte yoğunluğun çok arttığını belirten Arslan, şu anda günde 2 seans yapmakla kalmadıklarını, bazı günlerde özel seanslar açtıklarını bildirdi.
Sağlık Konusu: admin on Mart 4, 2009 | Yorum Yok
Yazın gelmesiyle yoğunlaşan egzersiz ve diyet programları estetik görünüm için tek başına yeterli olmuyor.
Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç Dr. Yalçın Kaya, havaların ısınması ile özellikle kadınların kilodan kaynaklanan vücut kusurlarını yok etmek ve tatil sezonuna formda girebilmek çabası içinde olduğunu söyledi. Bunun için hemen herkesin spor salonlarında egzersiz çalışması yaparak ve çeşitli diyet programları izleyerek istediği estetik vücuda kavuşmaya çalıştığını dile getiren Kaya, ancak spor salonlarının ticari kuruluşlar olması nedeniyle genellikle sadece zayıflama kavramı üzerinde durduklarını ya da bilinçsiz çalışmalarla müşterilerinin estetik yapılarına, hatta sağlıklarına zarar verdiklerini öne sürdü.
Bilinçli egzersiz
İnsan vücudunun görünümünü etkileyen unsurların en önemlisinin kaslar olduğunu vurgulayan Kaya, şunları kaydetti:
”Estetik görünüm yalnız diyet ve egzersiz ile olmaz. Vücut simetrisi de şarttır. Kasların hemen hepsi vücutta simetrik olarak dizilmişlerdir. Kaslar bir dirence tabi tutulduğunda gelişir, yüklenme azaldığında ise çapları küçülür. İnsan günlük aktivitelerinin yoğunluğu gereği kaslarının bir bölümünü daha fazla çalıştırır. Vücudun belli taraflarındaki fazla kullanım sonucu beliren asimetrik yapı, uygun egzersizler seçilmeden gelişigüzel spor yapılması halinde iyice artar. Yaz ayları öncesinde ideal bir vücut için girilen bilinçsiz zayıflama ve spor çalışması, simetriyi bozarak vücut estetiğine zarar verir.” Günlük yaşamda vücudun belli bölümleri ve sağ ya da sol kol gibi belli organlarının aktivite gereği çok kullanılmasından doğan asitmetrik yapının hemen herkeste görülebildiğini anlatan Kaya, ”Bu daha çok omurlardaki eğilmelerde kendini gösteriyor. Hep aynı eli ile kitap taşıyan öğrenciden, teniste aynı kolu kullanan sporcuya ya da sürekli aynı eli ile yemek yiyen kişiye kadar simetri sorunlarını görmek mümkündür” dedi. Kaya, ancak uygun egzersizlerin kesinlikle anatomi bilgisi olan uzman kişiler tarafından belirlenmesi ve gelişigüzel spor aktivitelerine girilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Sağlık Konusu: admin on Mart 4, 2009 | Yorum Yok
Sıcak havalarda sebze ve meyvelerin saklanması da başlı başına bir sorun. Peki, yiyeceklerin bozulmasını önlemek için ne yapmalı?Uzmanlar, aşırı sıcaklarda gıdaların sağlıklı tüketimi için meyvelerin doğrudan, sebzelerinde haşlandıktan sonra dondurularak saklanması gerektiğini belirtiyorlar.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Arsan Bilişli, meyve ve sebzelerin yaşayan canlı materyaller olduğunu hatırlatarak, ”Meyve ve sebzelerin yapısında, enzim adı verilen bozulma etmeni olan biyolojik katalizörler bulunmaktadır. Bunlar canlı olmayıp mikroorganizmalar gibi faaliyet göstermekte, sıcaklarda faaliyetleri artarak gıda maddelerinin bozulmasına neden olmaktadır. Enzimler, haşlama ve kaynatma işlemleri ile inaktive olmakta, soğuk ortamlarda ise faaliyetleri yavaşlamaktadır” dedi.
Prof. Dr. Bilişli, yüksek sıcaklıkların, meyve ve sebzelerde özellikle vitamin kaybına neden olduğunu belirterek, ”Sıcaklıklar suyun buharlaşarak besinlerin buruşmasına ve kurumasına, doğal renginin açılmasına neden olmaktadır. Bu nedenle meyve ve sebzeler üzerinde, sıcaklıkların olumsuz etkilerini önlemek için yaz günlerinde 10 dereceyi geçmeyen soğuk ortamlarda korunması, uzun süreli muhafaza içinde meyvelerin doğrudan, sebzelerin de haşlandıktan sonra dondurularak saklanması gerekir” diye konuştu. Sıcaklıkların meyve ve sebzeler gibi et ve et ürünleri üzerinde de bozulmaya neden olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Bilişli, ”Et ve ürünleri, sıcak hava koşullarının olumsuz etkilerinden korunmak için ”0” derece ile ”-1” derecelerde 2 haftaya kadar, ”-18” derecede donmuş yapıda ise 6 aya kadar saklanabilmektedir. Balıkların ”0” derecede muhafaza süresi en çok 12-14 gün olup, uzun süreli sağlıklı koruma için iç organları alınıp ”-18” derecede dondurulması, sağlıklı tüketim için önemlidir” dedi.
Eski Konular